Bazı renkler vardır; sadece göze değil, kalbe de dokunur. Yeşil de böyledir. O, baharın dirilişidir, rahmetin habercisidir, umudun rengidir. İslam medeniyetinde ise yeşil, aynı zamanda huzurun, teslimiyetin ve cennet özleminin sembolüdür.
Belki de bu yüzden yeşil, asırlardır mümin gönüllerde yalnızca bir renk değil; bir hissediş, bir aidiyet ve bir muhabbet olarak yaşamıştır.
Bu muhabbetin en güzel tecellilerinden biri de Ehl-i Beyt sevgisidir.
Ehl-i Beyt... Âlemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek hanesi... Hz. Ali'nin cesareti, Hz. Fatıma'nın iffeti, Hz. Hasan'ın hilmi ve Hz. Hüseyin'in hak uğruna gösterdiği eşsiz sadakat... Onlar, ümmetin ortak sevdası, ortak duası ve ortak emanetidir.
Ehl-i Beyt'i sevmek, bir gruba veya mezhebe ait olmak değildir. Bilakis, Resûlullah'ı sevmektir. O'nun sevdiğini sevmek, O'nun emanetine sahip çıkmaktır. Çünkü sevgi, ayrıştıran değil; birleştiren en güçlü bağdır.
Ne acıdır ki zaman zaman Ehl-i Beyt sevgisi üzerinden ayrılıklar üretilmiş, gönüllere mesafeler konulmuştur. Oysa Resûlullah'ın ümmeti olmak; aynı kıbleye yönelen, aynı Kur'an'a sarılan ve aynı Peygamber'in ümmeti olmanın şerefini taşımaktır. Bizleri birbirimize yaklaştıracak olan şey; öfke değil muhabbet, itham değil hikmet, ayrılık değil kardeşliktir.
Yeşilin sırrı da tam burada saklıdır.
Yeşil, toprağa düşen tohumun yeniden hayata kavuşmasıdır. Kalbe düşen Ehl-i Beyt sevgisi de ruhu yeniden diriltir. Kalbinde bu sevgi filizlenen insan; kibri bırakır, merhameti kuşanır. Nefreti terk eder, affetmeyi öğrenir. Kırmayı değil, onarmayı ister. Çünkü Ehl-i Beyt'in mirası; sevgi, edep, sabır ve güzel ahlaktır.
Bugün ümmet olarak birbirimize her zamankinden daha fazla sarılmaya ihtiyacımız var. Birbirimizi ötekileştirmeden, incitmeden, kırmadan... Farklılıklarımızı zenginlik bilerek aynı rahmet sofrasında buluşmaya ihtiyacımız var.
Ehl-i Beyt sevgisi; kalpleri birbirine yaklaştıran ilahî bir iklimdir. O iklime giren gönüller, kin yerine muhabbeti, öfke yerine rahmeti, ayrılık yerine vahdeti seçer.
Rabbimizden niyazımız odur ki; kalplerimizi Resûlullah sevgisiyle nurlandırsın, Ehl-i Beyt muhabbetiyle yeşertsin ve bizleri birbirini seven, birbirine dua eden, birbirini Allah için kucaklayan kullarından eylesin.
Çünkü inanıyoruz ki; ümmeti ayakta tutacak olan şey, sert sözler değil, yumuşak gönüller; kırıcı diller değil, şefkatle konuşan kalplerdir.
Yeşilin sırrı; Ehl-i Beyt muhabbetidir. Bu muhabbet ise bizi Allah Resûlü'nün rahmet iklimine ulaştıran en güzel yollardan biridir.
Allah, gönüllerimizi Ehl-i Beyt sevgisinden mahrum bırakmasın. Muhabbetimizi bereketlendirsin, kardeşliğimizi daim kılsın ve ümmet-i Muhammed'i yeniden sevgi, rahmet ve vahdet çatısı altında buluştursun.
Erkan Can Akan
Yazar
Kaynakça
- Kur'ân-ı Kerîm, el-Ahzâb 33/33.
- Kur'ân-ı Kerîm, eş-Şûrâ 42/23.
- , Fezâilü's-Sahâbe (Hadîsü's-Sekaleyn rivayetleri).
- , Menâkıb bölümü.