Erkan Akan

BİR İNANÇTAN NE İSTİYORSUNUZ? ALİYEV, BU YANLIŞTAN DERHÂL DÖNMELİDİR!

Erkan Akan

Başörtüsüne yönelik kısıtlamalar özgürlüğe, vicdana ve insan onuruna vurulmuş bir darbedir.

Bir kız çocuğunun başındaki örtüden rahatsız olmak, onu eğitim hakkıyla inancı arasında tercihe zorlamak hangi vicdana sığar? Bir öğrenciyi sırf inancının gereğini yerine getirdiği için okul kapısında bırakmak hangi adalet anlayışıyla açıklanabilir?

Azerbaycan'da okullarda uygulamaya konulan ve başörtülü öğrencileri fiilen etkileyen kıyafet kısıtlamaları karşısında sessiz kalmak mümkün değildir. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in imzaladığı düzenlemeler sonrasında ortaya çıkan bu tablo, yalnızca bir kıyafet meselesi değil; inanç özgürlüğü, eğitim hakkı ve insan onuru meselesidir.

Bu kararı en sert biçimde eleştiriyor ve kınıyoruz!

Laiklik, insanların inançlarını hayatlarından silmek değildir. Devletin görevi, farklı inançlara sahip vatandaşlarını korumak, eğitim ortamında adaleti sağlamak ve kimseyi inancı nedeniyle dışlamamaktır. Laiklik, bir insanın inancını yaşamasına engel olmanın bahanesi hâline getirilemez.

Eğer bir kız çocuğu okul formasını giydiği hâlde başörtüsü nedeniyle eğitimden mahrum bırakılıyorsa burada sorgulanması gereken çocuğun inancı değil, uygulanan kuralın adaletidir.

Eğitim bir lütuf değil, haktır!

Hiçbir öğrenci, eğitim alabilmek için inancından vazgeçmeye zorlanmamalıdır. Bir çocuğun geleceğiyle inancı arasında duvar örmek, onu sınıf kapısında bırakmak ve ailesini çaresizlik içinde görmek, toplumsal vicdanda derin yaralar açar.

İşte tam da bu nedenle bu uygulamaya karşı çıkıyoruz. Çünkü mesele yalnızca başörtüsü takanların meselesi değildir. Mesele, devletin bireyin temel haklarına ne ölçüde saygı göstereceği meselesidir. Bugün bir öğrencinin inancına müdahale eden anlayış, yarın başka bir insanın farklı bir hakkını da tartışma konusu yapabilir.

Sayın İlham Aliyev'e açık çağrımızdır: Bu yanlıştan derhâl dönün!

Devlet yönetmek, yalnızca kanun çıkarmak ve kararname imzalamak değildir. Devlet yönetmek, alınan kararların insan hayatında neye yol açtığını görmek, toplumun vicdanını duymak ve gerektiğinde yanlıştan geri adım atabilmektir.

Bir yönetimin büyüklüğü, eleştirilere ne kadar sert cevap verdiğiyle değil, vatandaşlarının haklarını ne kadar koruduğuyla ölçülür. Güçlü devlet, inançlı bir öğrenciyi okul kapısında bırakan değil; onun eğitim hakkını güvence altına alan devlettir.

Azerbaycan halkıyla aramızdaki tarihî, kültürel ve kardeşlik bağları da bu konuda susmamızı gerektirmez. Tam tersine, kardeşlik doğruyu söylemeyi, yanlış gördüğümüz bir uygulamaya itiraz etmeyi ve insanların haklarını savunmayı gerektirir. Kardeşlik, her kararı sorgusuz sualsiz alkışlamak değildir.

Azerbaycan bizim için kıymetlidir. Azerbaycan halkının huzuru, refahı ve özgürlüğü bizim için önemlidir. Ancak bir ülkeyi sevmek, o ülkede yanlış olduğunu düşündüğümüz uygulamalara sessiz kalmak anlamına gelmez. Bizim itirazımız Azerbaycan halkına değil; başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını zedeleyen yasakçı anlayışadır.

Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: İnanç özgürlüğünü savunmak suç değildir. Başörtülü öğrencilerin hakkını savunmak kimsenin iç işlerine düşmanca müdahale etmek değildir. İnsan haklarını, vicdanı ve adaleti gündeme getirmek evrensel bir sorumluluktur.

Aliyev yönetimi, bu uygulamanın doğurduğu mağduriyetleri gidermeli, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını güvence altına almalı ve inanç özgürlüğünü kısıtlayan hükümleri gözden geçirmelidir.

Çünkü hiçbir siyasi gerekçe, bir çocuğun eğitim hakkından daha kıymetli değildir. Hiçbir idari düzenleme, insan onurunun üzerinde tutulamaz. Hiçbir yönetim, toplumun vicdanını görmezden gelerek bu meselenin üzerini örtemez.

Son sözümüz nettir: Başörtülü öğrencileri eğitim hakkından mahrum bırakan uygulamaları şiddetle kınıyoruz. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i bu yanlış politikadan geri dönmeye, mağduriyetleri gidermeye ve herkesin inancına saygı gösteren bir yaklaşım benimsemeye çağırıyoruz.

Adalet, insanları kalıba sokmak değil; farklılıklarıyla birlikte haklarını korumaktır. Vicdan, güçlünün kararını sorgulamadan kabul etmek değil; haksızlığa uğradığını düşündüğümüz insanın yanında durmaktır.

Unutulmamalıdır ki makamlar geçicidir, kararlar değişebilir; fakat insanların kalbinde bırakılan adalet veya adaletsizlik izi uzun süre yaşar.

İnanç özgürlüğü pazarlık konusu değildir. Eğitim hakkı cezalandırma aracına dönüştürülemez. Bu yanlış uygulamadan derhâl vazgeçilmelidir!

---

Erkam Can Akan
Aile Danışmanı -Yazar

Kaynakça

1. İstanbul Post, Azerbaycan'da okullarda başörtüsü yasağı: Aliyev ve kararname süreci, 25 Eylül 2026. https://istanbulpost.tr/haber/azerbaycan-okullarda-basortusu-yasagi-aliyev-kararname
2. KARAR, 28 Şubat Bakü’de hortlatılıyor: İstanbul’da Azerbaycan’daki başörtüsü yasağına kitlesel protesto, 3 Ekim 2026. https://www.karar.com/guncel-haberler/28-subat-bakude-hortlatiliyor-istanbulda-azerbaycandaki-basortusu-2076105
3. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Azerbaycan: İnsan hakları ve ifade özgürlüğü raporu. https://www.amnesty.org/en/location/europe-and-central-asia/eastern-europe-and-central-asia/azerbaijan/report-azerbaijan/

Yazarın Diğer Yazıları