"İlim bir nokta idi; onu cahiller çoğalttı."
Hz. Ali'ye nispet edilen meşhur bir hikmet sözünde böyle buyrulur. Bu sözün isnadı kesin olarak doğrulanmış olmamakla birlikte, ifade ettiği derin mana asırlardır ilim ehlinin üzerinde düşündüğü önemli bir hakikati dile getirmektedir. Özellikle günümüzde bilgiye ulaşmanın kolaylaştığı, fakat hikmete ulaşmanın zorlaştığı bir çağda bu söz çok daha anlamlı hâle gelmektedir.
Peki gerçekten ilim bir nokta mıydı? Cahiller onu nasıl çoğalttı? Bu söz neyi anlatmaktadır?
Hakikatin Özeti Bir Noktadır
"Nokta", tasavvufta başlangıcın, özün ve hakikatin sembolüdür. Nasıl ki bütün harfler noktadan doğar, bütün yollar da tek bir hakikate çıkar. O hakikat ise insanın Rabbini tanımasıdır.
Kur'ân-ı Kerîm'in ilk emri "Oku!" olmuştur. Ancak bu emir yalnızca satırlardaki yazıları okumayı değil; kâinatı, insanı, vicdanı, ölümü, hayatı ve Allah'ın kudret tecellilerini okumayı da içine alır.
Gerçek ilim, insanı Allah'a yaklaştıran ilimdir. Bunun dışındaki bilgiler, ne kadar faydalı olursa olsun, insanı hakikate ulaştırmıyorsa eksik kalır.
Cahiller İlmi Nasıl Çoğaltır?
Burada kastedilen çoğaltmak, ilmi geliştirmek değildir. Bilakis, hakikatin etrafını gereksiz tartışmalar, taassuplar, gösteriş ve nefsî yorumlarla doldurmaktır.
Bugün din adına konuşanların sayısı hiç olmadığı kadar fazladır. Fakat kalplerde huzur, ihlas ve teslimiyet aynı ölçüde artmamaktadır.
Herkes konuşuyor...
Herkes yorum yapıyor...
Herkes hüküm veriyor...
Ama dinlemeyi bilenlerin sayısı azalıyor.
Bilgi çoğaldıkça tevazu artmıyorsa, o bilgi insanı olgunlaştırmıyor demektir.
Bilgi ile Hikmet Aynı Şey Değildir
İmam Gazâlî ilmi yalnızca öğrenilen bilgiler olarak görmez. Ona göre asıl ilim, insanın kalbini Allah'a yaklaştıran ilimdir.
Nice insanlar vardır ki binlerce kitap okur; fakat bir gönül kırmaktan çekinmez.
Nice insanlar vardır ki az bilir; fakat bildiğiyle amel ettiği için Allah katında kıymet kazanır.
Çünkü ilmin değeri ezberde değil, hayata yansımasındadır.
Risale-i Nur'un Bakışı
Said Nursî, Risale-i Nur'da ilmin yalnız aklı değil, kalbi de aydınlatması gerektiğini ifade eder:
"Vicdanın ziyası ulûm-u diniyedir. Aklın nuru fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder."
Yani hakikat; akıl ile kalbin, ilim ile imanın birlikte yürümesiyle ortaya çıkar.
İlim insanı kibirli yapıyorsa, orada hikmet eksiktir.
İlim insanı merhametli yapıyorsa, işte o ilim bereketlidir.
Sosyal Medya Çağında İlmin İmtihanı
Yaşadığımız çağda bilgiye ulaşmak son derece kolaydır. Birkaç saniyede binlerce makale okunabiliyor, yüzlerce vaaz dinlenebiliyor.
Ancak bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, doğru bilgiye ulaşıldığı anlamına gelmez.
Bugün birçok insan araştırmadan hüküm veriyor, okumadan konuşuyor, dinlemeden eleştiriyor.
Hakikatin yerini gürültü, ilmin yerini gösteriş almaya başladığında ise "ilim bir nokta idi" sözünün ne kadar derin olduğu daha iyi anlaşılıyor.
Bizim Değerlendirmemiz
Kanaatimizce bu söz, ilmin azaltılmasını değil; özüne döndürülmesini tavsiye etmektedir.
İnsanlık bugün bilgi bombardımanı altında yaşamaktadır. Fakat asıl ihtiyaç duyduğu şey daha fazla bilgi değil, daha fazla hikmettir.
Bir meseleyi karmaşık hâle getirmek kolaydır. Zor olan ise onu hakikat çizgisinde sadeleştirebilmektir.
Gerçek âlim, her konuda konuşan değil; konuşacağı yeri, susacağı zamanı bilen kişidir.
Hakiki ilim, insanı tevazuya ulaştırır.
Hakiki ilim, insanı Allah korkusuyla buluşturur.
Hakiki ilim, insanı insan eder.
Belki de "ilim bir nokta idi" denilirken anlatılmak istenen budur: Bütün ilimlerin özü Allah'ı tanımak, O'na kulluk etmek ve güzel ahlak sahibi olmaktır. Bunun dışındaki her bilgi, bu hakikate hizmet ettiği ölçüde kıymetlidir.
Rabbimiz bizlere ilmiyle amel eden, bildiğini yaşayan, bilmediği hususta susmasını bilen ve ilmini ihlasla süsleyen kullarından olmayı nasip eylesin.
Âmin.
Kaynakça
Kur'an-ı Kerim
Risale-i Nur Külliyatı
İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn
Mektûbât
el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye
Fütûhu'l-Gayb
Kaleme Alan
Erkan Can Akan
Aile Danışmanı | Manevî Danışman