Bir toplumun geleceği, yetiştirdiği çocukların kalitesinde gizlidir. Çocuk; anne ve babasının yalnızca biyolojik bir emaneti değil, aynı zamanda ahlâkının, psikolojisinin, inancının ve davranışlarının da aynasıdır. Bu sebeple ebeveynlik, sadece çocuğu büyütmek değil; bir karakter, bir vicdan ve bir gelecek inşa etmektir. Bilinçli ebeveynlik ise tam bu noktada başlar: Çocuğun bedenini değil, ruhunu da besleyebilmek…
Modern çağda çocuk yetiştirmek geçmişe göre daha karmaşık hâle gelmiştir. Teknolojinin kontrolsüz kullanımı, sosyal medya etkileri, aile içi iletişimsizlik, hızlı yaşam temposu ve tüketim kültürü; çocukların ruh dünyasını derinden etkilemektedir. Böyle bir çağda ebeveynin görevi sadece “korumak” değil, aynı zamanda “rehber olmak”tır.
Çocuk, ilk eğitimini anne ve babasının davranışlarından alır. Çünkü çocuklar nasihatten çok hâli taklit ederler. Sürekli öfkeli bir evde büyüyen çocuk, sakinliği öğrenemez. Sevginin eksik olduğu bir ortamda yetişen çocuk ise merhameti anlamakta zorlanır. Bu yüzden bilinçli ebeveynlik, önce kişinin kendi iç terbiyesini inşa etmesiyle başlar.
Psikoloji bilimi de göstermektedir ki çocukluk döneminde görülen ilgi eksikliği, değersizlik hissi ve sevgisiz iletişim; ilerleyen yaşlarda kaygı bozuklukları, öfke problemleri ve kimlik karmaşasına yol açabilmektedir. Özellikle bağlanma kuramı üzerine çalışan psikologlar, ebeveyn ile çocuk arasındaki güven ilişkisinin bireyin bütün hayatını etkilediğini ifade etmektedirler.
Bilinçli ebeveyn, çocuğunu başkalarıyla kıyaslayan değil; onun istidadını keşfetmeye çalışan kişidir. Her çocuk farklıdır. Kimi sanatla gelişir, kimi ilimle, kimi sporla… Anne babanın vazifesi çocuğu kendi hayallerinin kalıbına sokmak değil; onun fıtratını anlayıp doğru yönlendirebilmektir.
Ne yazık ki günümüzde bazı aileler çocuklarına maddî imkân sunmayı yeterli görmektedir. Oysa pahalı oyuncaklar, eksik sevgiyi telafi edemez. Bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, dinlenmek ve değer görmektir. Çünkü çocuk, kendisini değerli hissettiği yerde gelişir.
İslam medeniyetinde çocuk eğitimi büyük bir hassasiyetle ele alınmıştır. Hz. Muhammed’in çocuklara karşı merhameti, sabrı ve şefkati bugün bile bütün ebeveynler için örnek niteliğindedir. Bir hadis-i şerifte:
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir miras bırakamaz.”
buyrulmuştur. Bu ifade, ebeveynliğin aslında bir ahlâk ve karakter inşası olduğunu açıkça göstermektedir.
Bilinçli ebeveynlik; sadece çocuğun ders başarısıyla ilgilenmek değil, onun kalbini de eğitmektir. Çocuğa dua etmeyi öğretmek, teşekkür etmeyi öğretmek, özür dilemeyi öğretmek; en az akademik başarı kadar önemlidir. Çünkü ahlâkı kuvvetli olmayan bir zekâ, toplum için faydadan çok zarar doğurabilir.
Aile içindeki iletişim dili de neslin karakterini belirler. Sürekli eleştirilen çocuk içine kapanır; sürekli baskılanan çocuk ya korkak olur ya da öfkeli… Fakat sevgiyle büyüyen çocuk, dünyaya güvenle bakmayı öğrenir. Bu yüzden anne babanın kullandığı her kelime, çocuğun ruhunda bir iz bırakır.
Teknoloji çağında ebeveynlerin en büyük sorumluluklarından biri de dijital farkındalıktır. Çocukların sınırsız ekran maruziyeti; dikkat dağınıklığı, yalnızlık hissi ve sosyal kopukluk oluşturabilmektedir. Bilinçli ebeveyn, çocuğun eline sadece tablet vermek yerine onun gönlüne dokunmayı bilen kişidir. Birlikte geçirilen kaliteli vakit, çoğu zaman en pahalı eğitim araçlarından daha değerlidir.
Unutulmamalıdır ki çocuklar geleceğin mimarlarıdır. Bilinçli aileler olmadan güçlü toplumlar kurulamaz. Bugün anne babaların ev içinde kullandığı dil, yarının toplum düzenini belirleyecektir. Merhametli çocuklar yetişirse merhametli toplumlar doğar; öfkeli nesiller yetişirse huzursuz toplumlar meydana gelir.
Bu nedenle ebeveynlik sıradan bir görev değil; insan yetiştirme sanatıdır. Ve her anne baba bilmelidir ki yetiştirdiği çocuk, yalnız kendi evinin değil; toplumun da geleceğidir.
Kaynakça
İhyâu Ulûmi’d-Dîn
Mektubat
Sözler
John Bowlby
Jean Piaget
Lev Vygotsky
Çocuk Eğitimi
Kur’ân-ı Kerîm ve hadis kaynakları
Erkan Can Akan