Okullarda Ramazan Genelgesi
Veysel Fırat
Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı Ramazan Genelgesini, kimi çevreler aldı benimsedi kabul etti, kimi çevrelerde anlaşılmaz bir tepki gösterdi. Herkes kendi ideolojik çerçevesinden baktı ona göre tepki gösterdi ama kimse topluma neleri getirip, toplumdan neleri götüreceği konusuna hiç bakılmadı.
Toplumun gündelik hayatında Ramazan coşkusu yaşanırken, toplumun bir parçası olan eğitim kurumlarında ramazan coşkusunun yaşanmamasını istemek neyle açıklanabilir acaba? Dini ve milli değerlerimizi, kültürümüzü, tarihimizi, dilimizi ve duygusal genlerimizi okul sıralarındaki çocuklarımıza öğretmekten daha olağan bir şey yokken, bunlar biz büyüklerin göreviyken buna karşı çıkmak kimlerin görevi oluyor? Toplumu bir arada tutan dil, din ve kültür bağlarını sağlam tutmak, ülkesini seven her ferdin üzerine düşen görevdir.
Toplumu bir arada tutan bu ulvi değerleri çocuklarımızın dimağlarına yerleştiremez isek, üzerinde yaşamaları için bırakacağımız vatanın kıymetini bilemeyeceklerdir. Vatansız kalan çocuklarımız başkalarının insafı altında köle olarak yaşamaya mahkûm olacaklardır. Dil din ve kültürel birliği sağlanmamış toplumların başına gelenlerden ders alamayanların olduğunu görmek ülkemin geleceği için kaygı vericidir.
Değer yargılarımızın gelecek nesillere aktarılmasına karşı çıkanlar, çocuklarımıza hangi değer yargılarını vermemiz gerektiğini söylesinler de biz de seçim yapalım.
Ramazan genelgesiyle toplumun kültüründe var olan bir ritüeli yaşatıp yaşatmaya çalışılıyor. Hristiyanlığın ya da Yahudiliğin öğretileri yaşatıp yaşatılmaya çalışılmıyor. Paskalya, Noel, Şabat ya da Cadılar Bayramı gibi bizden olmayan değerler okullarımızda yaşatılmaya çalışılsa, birlik beraberliğimiz bozulacak diye beraber karşı çıkalım. Ancak ben şunu görüyorum, Ramazan genelgesine karşı çıkan insanlar bizden olmayan bir ritüle, karşı çıkmak şöyle dursun ellerinden geldiğince destek veriyorlar. Hal böyle olunca değerlerimize karşı çıkanların niyetleri hakkında güzel şeyler düşünemiyorum.
1739 sayılı kanununun genel amaçlarıarasında ‘’…Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek.’’ vardır. Bu genelge de buna dayanıyor. Hem yasal hem de toplumsal zeminde yeri olan Ramazan etkinliklerinin toplumsal ve bireysel faydalarının olduğunu aklı başında her vatandaş bilir.
Laiklik adına toplumsal değerlerimize savaş açanların yaptıkları Donkişotluktan başka bir şey değildir. Bir araya gelip bildiri yayınlayanlar, faşizan özlemleri içinde barındıranlar, ülkenin kültürel genlerine yabancılaşanların yaptıkları toplumu kutuplaştırmaya çalışmaktır. Laiklik söylemleri ile yıllarca toplumla savaşanların artıkları son demlerini yaşarken, milletimiz özüne dönmenin şahlanışını yaşamaktadır. İslami değerlere karşı laik ve faşist olan bu acayip tayfa, çocuklarını kilise okullarında okutan batılılara karşı kedi gibi sinip kör ve sağır oluyorlar. Çünkü bunun adı laiklik değil İslam düşmanlığıdır.
Veysel FIRAT