Veysel Fırat

BİR OKUL SALDIRISININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Veysel Fırat

Bir öğrencinin arkadaşlarını ve öğretmenini katletmesinin ardından ülke genelinde bir infial oldu ve aynı anda aynı olay için farklı tepkileri gördük. Her kesim kendi doğrusuyla tepkisini gösterdi. Aynı mekânda, aynı anda, aynı olay için farklı tepkiler sergilendi. Farklı tepki gruplarının aynı alanda birbirlerine karşı gösterdikleri hoşgörü ve tahammül seviyesi toplum adına sevindiriciydi.
Okullardaki Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin Patronu Öğrenci Velisi.
    Okullarımızda, normal öğrenciler arasındaki katliam yapacak derecede ruhsal durumu bozuk olan bir öğrencinin fark edilmemiş olması eğitim sistemimizdeki bir açıktır. Okul Psikolojik Danışma ve Rehberlik Hizmetlerinin bir öğrencinin tanılanması amacıyla Rehberlik ve Araştırma Merkezine yönlendirme kararı alması durumunda, veli izni zorunludur. Okul rehberlik servisleri, davranış bozukluğu tespit ettikleri öğrencilere veli rızası olmadan tanılama yapamaz ve bu kapsamda müdahalede bulunamaz. O açıklardan bir tanesi de budur. Saldırıyı gerçekleştiren öğrencinin, velisi tarafından rehberlik servisine karşı korunduğu açıkça görülmektedir. Rehberlik servisi veliden bağımsız çalışmalıdır.
On İki Yıllık Zorunlu Eğitim Öğrencinin Ayıklanmasını Engelliyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın, herkesin okumak zorunda olmadığı gerçeğini göz ardı ederek politika geliştirmesi hâlinde, benzer üzücü olayların artması kaçınılmazdır. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıları gerçekleştiren öğrencilerin, zorunlu eğitim uygulaması olmasaydı okul sıralarında bulunmayacakları dikkate alındığında, bu olayların nedenini anlamak zor değildir.
    On iki yıl zorunlu eğitimde öğrenciyi sınıfta bırakmak neredeyse imkânsız hâle gelmiştir. Mevcut kanun ve yönetmelikler, sınıf tekrarının önünü büyük ölçüde kapatmıştır. Devamsızlık yapan öğrenciler için dahi sınıf tekrarı uygulamak son derece güçtür. Bu durum, her profilden öğrencinin 18 yaşına kadar eğitim sistemi içerisinde kalmasına yol açmaktadır.
Eğitim almak isteyen öğrenciler ile eğitim almak istemeyen öğrencilerin aynı ortamda bulunması; eğitimde kaliteyi düşürmekte, okullardaki asayişi olumsuz etkilemekte ve öğrenmek isteyen öğrencilerin eğitim ortamını bozmaktadır. Eğitime ilgisi olmayan öğrenciler, zamanla davranışsal açıdan olumsuz örnek hâline gelmekte; dikkat çekmek amacıyla aykırı davranışlar sergileyebilmektedir. Bu davranışların bir kısmı okul içinde tolere edilebilse de bazıları da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki gibi kamuoyuna yansımaktadır. 
Bugün yaşanan sorunları konuşuyorsak, çözümü de açıkça ortaya koymak zorundayız. Öncelikle zorunlu eğitim süresi yeniden ele alınmalı ve beş yıla düşürülmelidir. Bu sürecin sonunda öğrenciler, ilgi ve yeteneklerine göre doğru alanlara yönlendirilmelidir.
Beş yıllık temel eğitimin ardından uygulanacak yönlendirme sistemiyle, öğrencilere erken yaşta meslek kazandırma imkânı sunulmalıdır. Elbette ortaokul ve lise eğitimine devam etmek isteyen öğrenciler için kapılar açık olmalıdır. Ancak buradaki temel ilke ‘’Sınıf geçmek kolay değil, hak ederek kazanılan bir süreç.’’ olmalıdır.  

Öğretmenler Veli Baskısından Kurtarılmalı ki Öğretmenlik Yapsın.
Veli baskısı öğretmenler üzerinde büyük sorun oluşturmaktadır. Öğretmen öğretmenliğini yapamamakta öğrenciye müdahale etmeye çekinmektedir. Bakanlığın veli baskısına pirim veren politikası öğretmenin elini kolunu bağlamakta, eften püften sebeplerle soruşturma geçiren öğretmenin tutumu nemelazımcılığa evrilmektedir. 
Öğretmenin saygınlığı ve mesleğin kutsallığı toplumun algı havuzunda yerlerde sürünmektedir. Öğretmenleri velinin önüne atmanın sonucunda ‘’öğretmen’ ’değil de geçimini sağlamak için çalışan insana sahip oluruz. Öğretmenin itibarının olduğu okulda öğrencinin davranışına etki olur. Unutulmamalıdır ki; Öğretmenin itibarı, eğitimin ve toplumun kalitesidir.
 

Yazarın Diğer Yazıları