Eğitimde Görünmeyen Vesayetin Adı Fulbrıght
Veysel Fırat
Bir millete kötülük yapmak istiyorsan o ülkenin eğitim politikalarını başka devletlerin ellerine vereceksin. Zamane cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ ve başbakanı Şemsettin GÜNALTAY tarafından 27 Aralık 1949 yılında yapılan Fulbright Anlaşması ile Türkiye’nin eğitim politikaları ABD’nin ellerine verilerek ülkeye milenyumun ihaneti yapılmıştır.
Türkiye’nin ABD’ye teslimiyeti Truman Doktrini, Marshall Planı ve Fulbright Anlaşması’yla olmuştur.
James William Fulbright ABD’li senato üyesidir ve uzun süre ABD dış politikasında belirleyici rolü olmuştur. Fulbright 2. Dünya Savaşı’ndan sonra SSCB’nin yayılma politikasına karşı, Amerika’nın hegemon güç olması adına, Amerikan toplumunun değerlerine uygun toplum yetiştirilmesi adına bir formül geliştirmiştir. Bu formüle göre öncelikle hedef ülke borçlandırılacak. Borçlandırılan ülkeyle eğitim ve kültür işbirliği adı altında anlaşmalar yapılarak eğitim faaliyetlerine müdahale edilecektir. Nihayetinde Türkiye ile de Fulbright Anlaşması yapılmış ve kararların oy çokluğuna göre alındığı 8 kişilik eğitim komisyonu kurulmuştur. Komisyonun 4’ü ABD’li 4’ü Türk üyeden oluşmakta, oyların eşitliği durumunda ise Amerikan büyük elçisinin oyu belirleyici olmaktadır.
O günden bugüne geldiğimizde batıya hayran tarihine düşman kitlelere sahip olmamız tesadüf olmasa gerek.
Türkiye Cumhuriyeti yüz yıl önce emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı vererek kuruldu. Ancak ne acıdır ki yıllar sonra bazı alanlarda yabancı etkilerin önünü açan anlaşmalarla karşı karşıya kaldık. Fulbright Anlaşması da bu metinlerden biridir.
Bir milletin ordusunu ele geçiremezseniz eğitimini etkilersiniz. Çünkü eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en güçlü araçtır. Bugün Türkiye'nin eğitim sisteminde yaşanan kimlik bunalımlarını, sürekli değişen müfredatları, yabancı dil hayranlığını ve kendi değerlerinden uzaklaşan nesil tartışmalarını konuşuyorsak, geçmişte yapılan anlaşmaları da sorgulamak zorundayız.
Fulbright Programı savunucuları bunun sadece bir burs ve kültürel değişim programı olduğunu söylüyor. Ancak milletimiz şu soruyu sormaktadır: Türkiye'nin eğitimine ilişkin süreçlerde neden yabancı temsilciler bulunmaktadır? Eğitim gibi stratejik bir konuda neden dış aktörlerin etkisine kapı aralanmıştır?
Bağımsızlık yalnızca sınırları korumak değildir. Bağımsızlık, evlatlarının zihnini ve geleceğini de koruyabilmektir. Eğer eğitim politikalarınız üzerinde başka ülkelerin etkisi olduğuna dair bir şüphe oluşmuşsa, bu durum bile başlı başına millî güvenlik meselesidir.
Türkiye artık eski Türkiye değildir. Savunma sanayiinde kendi İHA'sını, SİHA'sını, savaş gemisini üreten bir ülke; eğitim sistemini de kendi aklıyla, kendi öğretmeniyle, kendi akademisyeniyle şekillendirebilmelidir. Türk milletinin çocuklarını nasıl yetiştireceğine Washington'da, Brüksel'de ya da başka bir başkentte karar verilemez.
Bugün yapılması gereken, Fulbright Anlaşması'nın tüm yönleriyle yeniden masaya yatırılmasıdır. Türk milletinin geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda en küçük bir vesayet gölgesine dahi izin verilmemelidir. Çünkü eğitimde bağımsız olmayan bir milletin geleceği de bağımsız olamaz. Türk milletinin değerlerinden beslenen, Türk milletinin hedeflerine hizmet eden eğitim politikalarına ihtiyacımız vardır. Bunun için geçmişten bugüne uzanan bütün tartışmalı yapıların cesaretle raflardan indirilmesi gerekmektedir.
Veysel FIRAT