Malatya Ticaret Borsası’nda seçim heyecanı yaşanıyor.
Ancak bu kez seçim atmosferinin en dikkat çekici tarafı, yarışın kendisinden çok yarışın olmaması.
Mevcut Başkan Ramazan Özcan’ın üçüncü dönem için rakipsiz şekilde yoluna devam etmesi bekleniyor. Nitekim kamuoyuna yansıyan bilgilere göre seçimlere kısa süre kala başka bir aday çıkmış değil.
Bu tablo, Ramazan Özcan açısından elbette önemli bir güven göstergesidir.
Fakat tam da burada başka ve çok daha önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Rakibin olmadığı bir seçimde, üyelerin karşısına sadece ziyaret fotoğraflarıyla çıkmak yeterli midir?
Bence değildir.
Çünkü Malatya Ticaret Borsası sıradan bir meslek kuruluşu değildir.
Burası, Malatya ekonomisinin kalbinde yer alan; üreticinin, tüccarın, ihracatçının ve kayısı sektörünün doğrudan temas ettiği önemli bir kurumdur.
Malatya ekonomisinin kayısıya bağımlılığı yıllardır herkes tarafından biliniyor. Üstelik bugün sektör yalnızca klasik üretim sorunlarıyla değil; iklim değişikliği, zirai don, yüksek girdi maliyetleri, ihracat pazarlarının daralması, Özbekistan ve Tacikistan gibi ülkelerden gelen rekabet, kalite, markalaşma ve katma değer sorunlarıyla da karşı karşıya.
TBMM'deki bir komisyon toplantısında Ramazan Özcan'ın kendisi de Özbek ve Tacik kayısısının rekabet baskısına, ihracat rakamlarındaki gerilemeye ve maliyet sorunlarına dikkat çekmişti.
O halde mesele yalnızca “Başkan kim olacak?” meselesi değildir.
Asıl mesele:
Önümüzdeki dört yılda Malatya kayısısı nereye gidecek?
Artık ziyaret değil, proje konuşulmalı
Malatya’da son dönemde kamuoyunun karşısına çıkan görüntülere baktığımızda sık sık benzer manzaralar görüyoruz.
Bir oda başkanı ziyaret ediliyor.
Bir kurum yöneticisi ağırlanıyor.
Bir heyet Ticaret Borsası’na geliyor.
Fotoğraf çekiliyor.
Karşılıklı iyi dilekler ifade ediliyor.
Ve haber tamamlanıyor.
Elbette kurumlar arası ziyaretler önemlidir.
İstişare önemlidir.
Kamu kurumlarıyla, siyasi temsilcilerle, sivil toplum kuruluşlarıyla iletişim önemlidir.
Ancak bir noktadan sonra kamuoyu doğal olarak şunu sormaya başlar:
Peki sonuç ne?
Hangi proje hayata geçecek?
Hangi yatırım yapılacak?
Üreticinin hangi sorununa kalıcı çözüm getirilecek?
İhracatçı hangi yeni pazara ulaşacak?
Kayısıda kilogram başına katma değer nasıl artırılacak?
Üreticinin ürününü daha yüksek fiyata satabilmesi için hangi mekanizma kurulacak?
Kayısıyı sadece kuru meyve olarak satmak yerine işlenmiş, markalı ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürmek için ne yapılacak?
İklim ve don riskine karşı hangi somut çalışmalar yürütülecek?
İşte artık Malatya kamuoyu bu soruların cevabını duymak istiyor.
Özcan'ın geçmişinde somut bir proje de var
Burada hakkaniyetli olmak gerekiyor.
Ramazan Özcan ve yönetiminin geçmiş döneminde sadece ziyaretlerden ibaret bir çalışma yürütüldüğünü söylemek doğru olmaz.
Özellikle kuru kayısı lisanslı depoculuk projesi, Ticaret Borsası açısından önemli bir yatırım olarak öne çıkıyor.
Özcan, 2018 yılında göreve geldiklerinde en önemli hedeflerden birinin kuru kayısı lisanslı depoculuğu olduğunu, Organize Sanayi Bölgesi'nde 30 bin metrekare alan üzerine 6 bin ton kapasiteli lisanslı kuru kayısı deposunun faaliyete geçirildiğini ifade etmişti.
Ayrıca Ticaret Borsası'nın stratejik planında da kurumun gelecek hedeflerini ölçülebilir bir yapıya kavuşturma ve her yıl gerçekleşme düzeyini üyeler ve paydaşlarla paylaşma hedefi ortaya konulmuştu.
İşte tam da bu nedenle beklenti daha yüksek.
Çünkü bir kurum proje üretebildiğini göstermişse, yeni dönemde de daha büyük hedefler ortaya koyması beklenir.
Yeni dönemin manifestosu açıklanmalı
Bugün Ramazan Özcan'ın önünde önemli bir fırsat bulunuyor.
Rakip yok.
Dolayısıyla seçim propagandasını rakiple mücadele üzerinden yürütmek zorunda değil.
Tam tersine, bütün enerjisini “Önümüzdeki dört yılda Malatya için ne yapacağız?” sorusunun cevabına ayırabilir.
Bunun için kapsamlı bir “2026-2030 Malatya Ticaret Borsası Vizyonu” açıklanabilir.
Ve bu vizyon yalnızca birkaç maddelik genel temennilerden oluşmamalı.
Rakamlarla konuşulmalı.
Takvim konulmalı.
Hedef konulmalı.
Sorumluluk alınmalı.
Örneğin;
Kayısı ihracatında yeni pazarlar için kaç ülke hedefleniyor?
İhracat miktarında hangi artış hedefleniyor?
Kayısı işleme ve paketleme sektöründe kaç yeni yatırım hedefleniyor?
Katma değerli ürünlerin toplam ihracat içindeki payı ne kadar artırılacak?
Üreticinin doğrudan pazara erişimini sağlayacak hangi modeller geliştirilecek?
Lisanslı depoculuğun kapasitesi artırılacak mı?
Kayısıda ürün borsacılığı ve elektronik ticaret konusunda hangi adımlar atılacak?
Zirai don ve iklim risklerine karşı üreticiyi koruyacak hangi çalışmalar yapılacak?
Kayısı çekirdeği, pestil, pekmez, bar, enerji ürünleri, kozmetik ve benzeri yan ürünlerde yeni ekonomik modeller oluşturulacak mı?
Malatya kayısısının dünya markası olabilmesi için uluslararası tanıtım bütçesi ve hedef pazar planı nedir?
İşte üyeler bu soruların cevabını görmek istiyor.
Çünkü mesele sadece kayısı değil
Kayısı denildiğinde aslında yalnızca bir tarım ürününden söz etmiyoruz.
Bir ekonomik ekosistemden söz ediyoruz.
Bahçedeki üreticiden başlayıp tüccara, işçiye, nakliyeciye, paketleme sektörüne, ihracatçıya, depocuya ve şehirdeki birçok esnafa kadar uzanan geniş bir zincirden bahsediyoruz.
Dolayısıyla kayısıdaki her problem Malatya'nın ekonomik problemidir.
Nitekim Ticaret Borsası'nın geçmiş açıklamalarında da kayısının üretici, tüccar ve ihracatçı açısından taşıdığı önem açık şekilde ortaya konuldu.
Bu nedenle Malatya Ticaret Borsası'nın önümüzdeki dört yılı, yalnızca kurumun kendi hizmetleri açısından değerlendirilmemeli.
Malatya'nın ekonomik geleceği açısından değerlendirilmelidir.
Rakipsiz olmak, daha fazla sorumluluk demektir
Burada belki de en önemli nokta bu.
Rakipsiz olmak bir başarı göstergesi olabilir.
Ancak aynı zamanda daha büyük bir sorumluluk getirir.
Çünkü rakip olmayınca üyelerin önünde alternatif bir yönetim programı bulunmaz.
Bu durumda mevcut yönetimin kendisini daha fazla anlatması gerekir.
“Bize güvenin” demekten ziyade;
“Bize dört yıl daha yetki verirseniz şunları yapacağız” demesi gerekir.
Üstelik bunu yalnızca seçim döneminde değil, görev süresi boyunca düzenli olarak kamuoyuna açıklaması gerekir.
Bir yıl sonra dönüp bakıldığında:
Bu proje ne oldu?
Bu hedefin yüzde kaçı gerçekleşti?
Şu yatırım hangi aşamada?
Şu pazar açıldı mı?
Şu sorun çözüldü mü?
diye sorulabilmeli.
İşte gerçek hesap verebilirlik budur.
Malatya artık slogan değil, yol haritası istiyor
Malatya'nın kayısı konusunda artık “dünyanın kayısı başkenti” gibi sloganları tekrar etmeye ihtiyacı yok.
Malatya'nın ihtiyacı olan şey, bu başkentin ekonomik gücünü artıracak bir yol haritasıdır.
Üreticinin daha fazla kazanması,
tüccarın daha güçlü olması,
ihracatçının rekabet gücünün yükselmesi,
kayısının daha fazla katma değer üretmesi,
yeni pazarların açılması,
ürünün markalaşması,
işleme sanayisinin büyümesi,
teknolojinin üretime daha fazla girmesi
ve en önemlisi kayısı gelirinin sürdürülebilir hale gelmesi gerekiyor.
Bugün dünyanın farklı ülkelerinde tarım ürünleri yalnızca üretilmiyor.
Markalaştırılıyor.
İşleniyor.
Paketleniyor.
Hikâyesi satılıyor.
Yan ürünleri değerlendiriliyor.
Dijital pazarlama kullanılıyor.
Yeni tüketici gruplarına ulaşılıyor.
Malatya'nın da artık bu yarışın gerisinde kalmaması gerekiyor.
Özcan'a düşen görev
Ramazan Özcan'ın geçmişte ortaya koyduğu projeler ve yıllardır kayısı sektörünün içinde olması, kendisine yeni dönemde daha büyük bir sorumluluk yüklüyor.
Artık üyeler sadece “hangi kurum ziyaret edildi?” sorusunu değil;
“Hangi sorun çözüldü?”
diye sormalı.
Sadece “hangi toplantı yapıldı?” değil;
“Bu toplantının Malatya ekonomisine katkısı ne oldu?”
diye bakmalı.
Sadece “kaç kişiyle fotoğraf çekildi?” değil;
“Kaç yeni proje başladı?”
diye takip etmeli.
Çünkü Ticaret Borsası'nın gücü, duvarlarında asılı fotoğrafların çokluğuyla değil, Malatya üreticisine ve ticaret erbabına sağladığı somut katkıyla ölçülür.
Şimdi sıra dört yıllık programda
Malatya Ticaret Borsası seçimlerinde sandık kurulacak.
Üyeler oy kullanacak.
Ramazan Özcan'ın yeniden göreve gelmesi kuvvetle muhtemel.
Fakat sandık sonucu ne olursa olsun, asıl sınav seçimden sonra başlayacak.
Ve bu sınavın soruları belli:
Daha güçlü bir kayısı ekonomisi nasıl kurulacak?
Üretici nasıl daha fazla kazanacak?
İhracat nasıl artırılacak?
Yeni pazarlar nasıl bulunacak?
Rakip ülkelerle nasıl mücadele edilecek?
Kayısı nasıl daha fazla katma değer üretecek?
Malatya'nın kayısıdaki dünya liderliği nasıl korunacak?
Bu soruların cevabı ziyaret fotoğraflarında değil, proje dosyalarında bulunmalı.
Ramazan Özcan'ın üçüncü döneminde kamuoyunun beklentisi de tam olarak budur.
Rakipsiz seçim, yönetime rahatlık sağlayabilir.
Ama Malatya'nın sorunları rakipsiz değil.
Kayısı sektörünün rakipleri var.
Üreticinin ekonomik sıkıntıları var.
İhracat pazarlarında ciddi rekabet var.
İklim riski var.
Maliyet baskısı var.
Ve bütün bunların karşısında Malatya'nın güçlü bir vizyona ihtiyacı var.
Bu nedenle artık klasik “ziyaret ettik, görüştük, istişare ettik” haberlerinden biraz daha fazlasını görmek istiyoruz.
Önümüzdeki dört yılın yol haritasını görmek istiyoruz.
Hedefleri, rakamları, projeleri ve takvimi görmek istiyoruz.
Çünkü Malatya Ticaret Borsası'nın önündeki mesele bir başkanlık seçimi değildir.
Mesele, Malatya kayısısının ve bu kayısıdan ekmek yiyen binlerce ailenin geleceğidir.
Ve bu gelecek, dört yıllık bir vizyonu fazlasıyla hak ediyor.