M. Said Yalçın

20 Bin Tonluk Depo Kazandırıldı da, Ticaret Borsası Üyesine Ne Kazandırıldı?

M. Said Yalçın

Malatya Ticaret Borsası’nda seçim yaklaşırken ortada dikkat çeken bir tablo var: Mevcut Başkan Ramazan Özcan’ın karşısına henüz güçlü ve görünür bir aday çıkmış değil. Peki bu durum, yönetimin başarısının tartışılmaması anlamına mı geliyor?

Tam tersine…

Seçim varsa hesap da olmalı, soru da olmalı, eleştiri de olmalı.

Çünkü bir kurumda rakip adayın bulunmaması, mevcut yönetimin otomatik olarak başarılı olduğu anlamına gelmez. Demokrasi yalnızca sandıkta rakip çıkmasıyla değil, kamuoyunun ve özellikle üyelerin yönetime hesap sorabilmesiyle güçlenir.

Bugün Ramazan Özcan yönetiminin kamuoyuna sunduğu hizmetlerden biri de Toprak Mahsulleri Ofisi’nin yeni idari binası ve 20 bin ton kapasiteli yatay depolar.

Özcan, bu yatırım için “İlimize kazandırdık” diyor.

Peki, kazandırdınız da ne oldu?

İşte asıl soru burada başlıyor.

Öncelikle şunu teslim etmek gerekiyor:

Malatya açısından TMO’nun fiziki altyapısının güçlendirilmesi, 20 bin tonluk depolama kapasitesinin oluşturulması, yeni idari bina, kantar ve laboratuvar gibi unsurların hayata geçirilmesi önemlidir. Nitekim proje kapsamında 26 bin metrekare civarında alanda dört ana depodan oluşan 20 bin tonluk yatay silo, idari bina, kantar ve laboratuvar yapılması planlandı.

Ancak burada gazetecilik açısından önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

Bir kamu yatırımının Malatya’ya gelmesine öncülük etmek başka şeydir, o yatırımın tamamını kendi kurumsal başarısı gibi sunmak başka şeydir.

TMO, devletin kurumu.

Yatırım kamu yatırımı.

İhale kamu süreci.

Kaynak kamu kaynağı.

Dolayısıyla Malatya Ticaret Borsası’nın bu süreçte yaptığı girişimler, takibi ve kamuoyu oluşturma çalışmaları elbette önemlidir. Ancak bundan sonra sorulması gereken soru şudur:

Bu yatırımın Malatya Ticaret Borsası üyelerine doğrudan ve ölçülebilir katkısı nedir?

Çünkü Ticaret Borsası'nın başarısını yalnızca kaç toplantı yapıldığıyla, kaç protokole imza atıldığıyla veya kaç yatırımın açılışında fotoğraf verildiğiyle ölçmek mümkün değildir.

Başarı;

üreticinin ürününün değer bulmasıdır.

Tüccarın önünü görebilmesidir.

Kayısı üreticisinin emeğinin karşılığını alabilmesidir.

Hububat üreticisinin hasat döneminde çaresiz kalmamasıdır.

Üyenin sorununa hızlı çözüm bulunmasıdır.

Malatya tarımının katma değer üretmesidir.

İhracatçının rekabet gücünün artırılmasıdır.

Ve en önemlisi, borsa üyelerinin “Bu yönetim bizim için ne yaptı?” sorusuna somut cevap verebilmesidir.

Peki 20 bin tonluk depo neden bu kadar önemli?

Çünkü Malatya’da tarım ve hayvancılık açısından depolama kapasitesi gerçekten önemli bir mesele.

Özcan daha önce TMO’nun Malatya’da her yıl 60 bin tonun üzerinde arpa ve buğday hareketinin bulunduğuna dikkat çekmişti. Yeni tesisin özellikle hububat depolaması ve hayvancılık sektörünün ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sağlaması bekleniyor.

Bunlar önemli.

Ama tam da bu nedenle yatırımın siyasi veya kurumsal bir başarı sloganına dönüştürülmesi yerine, sonuçlarının takip edilmesi gerekiyor.

Kaç üretici faydalandı?

Üretici ürünü daha iyi fiyata satabildi mi?

Hasat döneminde fiyat baskısı azaldı mı?

Besicinin yem maliyetine ne kadar katkı sağladı?

TMO’nun alım kapasitesi ne kadar arttı?

Depolama nedeniyle üreticinin ürününü hemen satmak zorunda kalması engellendi mi?

Borsanın üyelerine bunun ekonomik karşılığı ne oldu?

İşte bunlar açıklanmalı.

Çünkü “20 bin tonluk depo kazandırdık” demek kolaydır; o 20 bin tonun üreticiye ne kazandırdığını ortaya koymak ise gerçek yöneticilik göstergesidir.

Seçimde rakip yoksa, denetim de mi yok?

Malatya Ticaret Borsası seçimleri yaklaşırken dikkat çeken başka bir konu daha var.

Ramazan Özcan'ın karşısında güçlü bir adayın görünmemesi…

Bu durum ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Neden?

Borsa üyeleri mevcut yönetimden memnun oldukları için mi yeni bir aday çıkmıyor?

Yoksa Ticaret Borsası seçimleri kamuoyunda yeterince tartışılmadığı için mi alternatif oluşmuyor?

Sektör temsilcileri neden sessiz?

Üyeler neden yönetim değişikliği konusunda bir arayış ortaya koymuyor?

Yoksa mevcut yapı o kadar güçlü ki, karşısına çıkacak aday daha seçim başlamadan kaybedeceğini mi düşünüyor?

Bunların hepsi tartışılabilir.

Fakat bir noktayı unutmamak gerekiyor:

Rakip çıkmaması, eleştiri yapılmayacağı anlamına gelmez.

Tam tersine, karşısında aday olmayan yönetimin kendisini daha fazla sorgulatması gerekir.

Çünkü alternatifin olmadığı yerde hesap verebilirlik daha da önem kazanır.

Borsa sadece protokol masası değildir

Ticaret Borsaları, şehirlerin tarımsal ve ticari hayatında kritik kurumlardır.

Bu nedenle bir başkanın başarısı yalnızca Ankara'daki bakanlık ziyaretleriyle, protokol görüşmeleriyle veya yatırım müjdeleriyle ölçülmemeli.

Malatya'nın asıl meselesi çok daha büyük.

Kayısıda üretici ne kazanıyor?

Hububatta üretici ne kazanıyor?

Hayvancılık yapan ne kazanıyor?

Tüccar ne kazanıyor?

İhracatçı ne kazanıyor?

Borsa üyesi, aidatının ve kurumsal temsilin karşılığını ne olarak görüyor?

Bu soruların tamamının cevabı verilmeden “başarılı yönetim” değerlendirmesi yapmak eksik kalır.

Üstelik Malatya gibi ekonomisinin önemli bölümünü tarım ve tarıma dayalı ticaretin oluşturduğu bir şehirde, Ticaret Borsası'nın daha büyük bir vizyon ortaya koyması gerekir.

20 bin tonluk depo elbette önemlidir.

Ama Malatya'nın tarımsal geleceği 20 bin tonluk bir depoya sığmaz.

Şimdi asıl hesap zamanı

Ramazan Özcan'ın açıklamalarında TMO yatırımı önemli bir başarı olarak öne çıkarılıyor. 2026 hasadında arpa ve buğdayın yeni silolarda depolanmasının hedeflendiği de daha önce ifade edilmişti.

Öyleyse seçim döneminde yapılması gereken de çok basit:

Rakamlarla konuşmak.

Göreve geldiğinizden bu yana;

Kaç yeni yatırım Malatya'ya kazandırıldı?
Bunların kaçı doğrudan Ticaret Borsası'nın kendi kaynaklarıyla gerçekleştirildi?
Kaç üreticinin gelirinde somut artış sağlandı?
Kayısı ticaretinde hangi sorunlar çözüldü?
Üyelerin hangi sorunlarına kalıcı çözüm getirildi?
Tarımsal ürünlerde fiyat istikrarı için hangi mekanizmalar geliştirildi?
Lisanslı depoculukta hangi hedeflere ulaşıldı?
Malatya'nın tarımsal ihracatını artırmak için hangi projeler hayata geçirildi?
Borsanın bütçesi hangi alanlarda kullanıldı?
Üyelere verilen hizmetlerin ölçülebilir sonuçları nelerdir?

Ve belki de en önemlisi:

“Biz yaptık” denilen işlerin hangisi gerçekten Ticaret Borsası'nın eseri, hangisi devlet kurumlarının yatırımıdır?

Bu ayrım açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü kamuoyunun bilmek istediği şey, kimin kurdele kestiği değil; kimin neyi gerçekleştirdiğidir.

Ramazan Özcan'ın karşısında aday çıkmaması, Ticaret Borsası'nın yönetimini eleştirilemez hale getirmez.

Aksine, önümüzdeki seçim sürecinde mevcut yönetimin kendi karnesini daha net ortaya koyması gerekir.

20 bin tonluk depo yapılmışsa, bunun Malatya için hayırlı olması temennimizdir.

Yeni TMO binası yapılmışsa, üreticiye ve sektöre katkı sağlamasını isteriz.

Ama gazeteciliğin görevi alkışlamak kadar sormaktır da.

O yüzden soruyu bir kez daha soralım:

Sayın Özcan, “20 bin tonluk yatay depoyu ve TMO idari binasını Malatya'ya kazandırdık” diyorsunuz. Peki, bütün bunlar Malatya Ticaret Borsası üyesinin cebine, üreticinin emeğine ve Malatya tarımının geleceğine ne kattı?

İşte seçim öncesinde cevaplanması gereken asıl soru budur.

Çünkü eser sadece bina değildir.

Asıl eser, o binanın arkasındaki ekonomik değerin üreticiye, tüccara ve şehre yansımasıdır.

Ve artık Malatya'nın ihtiyacı slogan değil;

rakam, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sonuçtur.

Yazarın Diğer Yazıları