Her çağın gençliği, o çağın ruhunu taşır. Bugünün Müslüman genci ise hem modern dünyanın karmaşasıyla hem de ümmet bilincinin sorumluluğuyla karşı karşıyadır. Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar: Müslüman bir genç siyasete nasıl yaklaşmalıdır?
İslam, hayatın bütün alanlarını kuşatan bir dindir. Ahlaktan ticarete, aile hayatından devlet yönetimine kadar her alanda ölçüler koymuştur. Ancak bu durum, her Müslümanın doğrudan siyasetin içinde olması gerektiği anlamına gelmez. Bilakis İslam, herkesin ehil olduğu işi yapmasını öğütleyen bir nizamı esas alır.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi emreder.”
(Nisâ Suresi, 58)
Bu ayet, sadece devlet yönetimini değil; bütün toplumsal görevleri kapsayan bir prensibi ortaya koyar: İş ehline verilmelidir.
Siyaset Bir Meslektir
Günümüzde siyaset, tıpkı hukuk, tıp veya eğitim gibi bir uzmanlık alanıdır. Devlet yönetimi; ekonomi, diplomasi, hukuk ve toplum psikolojisi gibi birçok alanın bilgisini gerektirir. Bu nedenle İslam düşünürleri, toplumun düzeni için görevlerin ehil kişilere bırakılmasını gerekli görmüşlerdir.
İmam Gazâlî bu konuda şöyle der:
“Her sanatın bir ehli vardır. Ehli olmayanın işe girmesi hem kendisine hem de topluma zarar verir.”
Bu bakımdan Müslüman gençlerin görevi, siyasi tartışmaların içinde kaybolmak değil, önce kendilerini yetiştirmek, ilim ve ahlakla donanmaktır.
Gençliğin Asıl Vazifesi
Bir Müslüman gencin öncelikli sorumluluğu:
İlim öğrenmek
Ahlakını güzelleştirmek
Mesleğinde ehil olmak
Topluma faydalı bir insan haline gelmektir
Sürekli siyasi tartışmalar içinde yaşayan bir genç, çoğu zaman kendi hayatını ihmal eder. Zamanını tartışmalarla, öfkeyle ve tarafgirlikle tüketir. Halbuki İslam, insanın kendi sorumluluk alanını ihmal etmemesini öğütler.
Risale-i Nur’da bu meseleye işaret eden önemli bir ölçü vardır:
“Asıl vazife imanı kurtarmaktır. Siyaset ise ikinci derecede kalır.”
Bu bakış açısı, Müslüman genç için önemli bir denge kurar: Siyaseti bilmek gerekir fakat siyasetle meşgul olmak herkesin işi değildir.
Siyasetin Fitneye Dönüşmesi
Tarih boyunca aşırı siyasallaşma toplumları bölmüş, kardeşliği zedelemiştir. Birçok aile ve dostluk, siyasi fanatizm yüzünden zarar görmüştür.
Halbuki Efendimiz ﷺ şöyle buyurur:
“Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyi terk etmesi, güzel Müslümanlığındandır.”
(Tirmizî, Zühd 11)
Bu hadis, Müslüman gencin hayatında büyük bir prensip olmalıdır. Her tartışmaya girmek, her siyasi meselede taraf olmak zorunda değildir.
Müslüman Gencin Dengeli Tavrı
Bir Müslüman genç için en sağlıklı siyasi tutum şu şekilde özetlenebilir:
Devletine ve milletine zarar verecek hareketlerden uzak durmak.
Siyasi fanatizme kapılmamak.
Toplumu ilgilendiren meselelerde sağduyulu olmak.
Kendi mesleğinde ve ilminde güçlü bir insan olmaya çalışmak.
Çünkü güçlü toplumlar, tartışan gençlerle değil üreten ve düşünen gençlerle kurulur.
Sonuç
Müslüman genç için siyaset bir amaç değil, en fazla uzaktan takip edilen bir alandır. Asıl hedef; imanını kuvvetlendirmek, ahlakını güzelleştirmek ve insanlığa faydalı olmaktır.
Toplumun düzeni, herkesin kendi görevini en güzel şekilde yapmasıyla sağlanır. Siyaset ehline bırakıldığında, gençlik ise ilim ve fazilet yolunda yürüdüğünde toplum gerçek anlamda güç kazanır.
Bugünün Müslüman genci, enerjisini tartışmalara değil ilim, üretim ve maneviyat yoluna yönlendirdiğinde hem kendisini hem de toplumunu yükseltecektir.
Dua
Allah’ım! Gençlerimize basiret, feraset ve hikmet nasip eyle.
Kalplerimizi fitneden, ayrılıktan ve boş tartışmalardan muhafaza eyle.
Bizleri ilimle, güzel ahlakla ve faydalı amellerle meşgul olan kullarından eyle.
Memleketimizi ve ümmet-i Muhammed’i birlik ve dirlik içinde muhafaza eyle.
Âmin.
Erkan Can Akan
Kaynakça
Kur’ân-ı Kerîm – Nisâ Suresi 58
Tirmizî – Zühd 11
İmam Gazâlî – İhyâu Ulûmi’d-Dîn
Risale-i Nur Külliyatı
İbn Haldun – Mukaddime