Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim takvimi artık son viraja girmiş durumda.
1 Ekim’de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde adayların saha çalışmaları, üyelerle temasları, açıklamaları ve projeleri kamuoyunun gündeminde. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de farklı görüşlerin ortaya konulması, eleştirilerin dile getirilmesi ve adayların kendilerini anlatması son derece doğal.
Ancak bir seçim sürecini değerlendirirken yalnızca son birkaç haftaya değil, geride bırakılan yıllara ve ortaya konulan hizmetlere de bakmak gerekir.
Çünkü Ticaret ve Sanayi Odası başkanlığı yalnızca bir makam değildir.
O makam; fabrikada üretim yapan sanayicinin, kepenk açan esnafın, ihracat yapmaya çalışan iş insanının, finansman arayan işletmenin, çalışan istihdam eden girişimcinin ve deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehrin ekonomik temsil makamıdır.
Tam da bu nedenle Malatya TSO seçimlerinde tartışılması gereken en önemli konulardan biri şudur:
Kim ne söyledi değil, kim ne yaptı?
8 Yılın Özetine Bakmak Gerekiyor
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun MTSO başkanlığında geçen yaklaşık 8 yıllık döneme bakıldığında, bu dönemin sıradan bir dönem olmadığı görülüyor.
Pandemi, 6 Şubat depremleri, ekonomik dalgalanmalar, finansmana erişim sorunları, üretimde yaşanan sıkıntılar ve son olarak zirai don…
Malatya ekonomisi peş peşe ağır sınavlardan geçti.
Böylesine zor bir dönemde oda yönetiminin önünde yalnızca rutin oda hizmetlerini yürütmek değil, üyelerinin sorunlarını ilgili kurumların gündemine taşımak gibi çok daha ağır bir sorumluluk vardı.
MTSO’nun açıkladığı verilere göre Sadıkoğlu döneminde üye sayısı yaklaşık 6 bin 500 seviyesinden 13 bine yaklaşırken, 8 yıllık süreçte 317 eğitim, panel ve çalıştay gerçekleştirildi. Bu programlara yaklaşık 16 bin kişi katıldı ve mesleki eğitimler kapsamında 2 bin 600 kişiye yeni bir meslek kazandırıldığı açıklandı.
Bu rakamlar tek başına her şeyi anlatmaz.
Ama bir kurumun yalnızca açıklama yapan değil, eğitim, mesleki gelişim ve insan kaynağı konusunda da faaliyet yürüten bir yapıya dönüştüğünü göstermesi açısından dikkate değerdir.
Deprem Sonrası TSO'nun Rolü
Malatya açısından asıl kritik dönem ise hiç kuşkusuz 6 Şubat depremlerinin ardından başladı.
Binlerce işletmenin iş yeri yıkıldı.
Esnaf konteynerlere taşındı.
Sanayici üretim yapmakta zorlandı.
Kiralar yükseldi.
Finansmana ulaşmak güçleşti.
İş yerini kaybeden işletmeler yeniden ayağa kalkmaya çalıştı.
Böyle bir ortamda TSO'nun yalnızca üyelerine hizmet veren klasik bir meslek kuruluşu olarak kalması mümkün değildi.
Sadıkoğlu yönetiminin son dönemde özellikle iş yerlerine kavuşamayan esnaf, konteynerlerde faaliyet gösteren işletmeler, yüksek kiralar ve deprem sonrası ticari alanların durumu üzerinden yaptığı girişimler bu açıdan dikkat çekiyor.
MTSO Başkanı Sadıkoğlu, kura sonrasında fazla kalan iş yerlerinin deprem öncesinde kiracı olup halen konteyner veya geçici iş yerlerinde faaliyet gösteren işletmelere verilmesi çağrısını gündeme taşıdı.
Yine şehir merkezindeki iş yeri teslimlerinin hızlandırılması, konteynerlerde faaliyet gösteren işletmelere ek süre verilmesi ve yüksek kiraların işletmeler üzerindeki baskısının azaltılması yönünde çağrılar yapıldı.
Bunların tamamının sonuçlanıp sonuçlanmadığı ayrı bir tartışmadır.
Fakat burada önemli olan başka bir gerçek var:
Malatya'nın ticaret hayatında yaşanan sorunlar kamuoyunun gündemine taşındı.
Yerinde Dönüşüm Ve Finansman Mücadelesi
Deprem sonrası Malatya'nın en önemli ekonomik başlıklarından biri de yerinde dönüşüm oldu.
İş dünyası açısından mesele yalnızca konutların yeniden yapılması değildi. Esnafın, müteahhidin, yapı sektörünün ve diğer işletmelerin ekonomik çarkı döndürebilmesi de gerekiyordu.
MTSO'nun girişimleri sonucunda Yerinde Dönüşüm Projesi kapsamındaki hak ediş ödemelerinin Ağustos 2026 itibarıyla 34 günde bir gerçekleştirilmesinin planlandığı duyuruldu. MTSO bu konuda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğunu açıkladı.
KOSGEB destekleri, kredi borçları, finansmana erişim ve deprem sonrası işletmelerin ekonomik olarak ayakta kalması da Sadıkoğlu döneminde MTSO'nun gündemindeki başlıklardan oldu. MTSO'nun resmi faaliyet listesinde 2026 yılında KOSGEB Başkanı ve Bakan Kacır ile yapılan temaslar ile kredi borçlarına ilişkin talepler de yer alıyor.
Burada şu ayrımı yapmak gerekiyor:
Bir oda başkanı devletin yerine geçemez.
Kredi veremez, iş yeri teslim edemez, deprem konutunu kendisi yapamaz.
Ama üyelerinin talebini ilgili makamlara taşıyabilir, masada temsil gücü oluşturabilir ve sorunların çözümü için ısrarcı olabilir.
Asıl oda başkanlığı da biraz budur.
Sadece Bugünü Değil, Yarını da Konuşmak
Sadıkoğlu'nun yeni dönem için açıkladığı projelere bakıldığında ise gündemin yalnızca deprem yaralarının sarılmasıyla sınırlı tutulmadığı görülüyor.
Lojistik merkez, Model Fabrika, savunma sanayisi firmaları ile Malatyalı üreticilerin buluşturulması, yapay zekâ merkezi, ihracat kapasitesinin artırılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve sektörel gelişim gibi başlıklar yeni dönemin hedefleri arasında açıklanıyor.
Burada elbette projelerin açıklanması ile hayata geçirilmesi arasında fark vardır.
Seçim dönemlerinde her aday proje açıklayabilir.
Asıl ölçü, o projenin uygulanabilirliği, finansmanı, takvimi ve sonucudur.
Dolayısıyla Malatya iş dünyasının önündeki temel soru da yalnızca "Kim daha güzel konuşuyor?" olmamalı.
Kim, Malatya ekonomisinin önündeki sorunları daha somut biçimde çözebilecek bir yol haritası ortaya koyuyor?
Tartışmalar da Sandığın Bir Parçası
Son günlerde seçim sürecinin merkezine üye listeleri, meslek gruplarındaki değişiklikler ve seçim takvimiyle ilgili tartışmalar da yerleşmiş durumda.
Başkan adayı Mahmut Boyraz, bu konularla ilgili itirazlarını Yüksek Seçim Kurulu'na taşıdığını açıkladı ve sürecin şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu.
MTSO ise meslek gruplarındaki düzenlemenin mevzuat çerçevesinde, Meclis kararı ve TOBB onayıyla gerçekleştirildiğini açıkladı. TOBB mevzuatında da meslek gruplarının oluşturulması, ayrılması veya birleştirilmesine ilişkin usuller ile seçimlere belirli süre kala yapılan değişikliklere ilişkin hükümler bulunuyor.
Dolayısıyla bu başlıkların nihai değerlendirmesi, siyasi veya kişisel tartışmalardan ziyade ilgili seçim mevzuatı ve yetkili kurulların kararları üzerinden yapılmalı.
Çünkü seçim tartışması ne kadar büyürse büyüsün, sandığın meşruiyeti herkes için önemlidir.
Sadıkoğlu'nun Sessizliği Ne Anlatıyor?
Gelelim seçim atmosferinin bir başka dikkat çeken noktasına…
Son dönemde rakip adayın yönelttiği bazı sorulara Sadıkoğlu'nun doğrudan cevap vermek yerine çalışmalarına ve saha temaslarına devam etmeyi tercih ettiği görülüyor.
Bu tutum farklı şekillerde yorumlanabilir.
Kimileri bunu cevap vermemek olarak görür.
Kimileri ise seçim sürecini polemik üzerinden değil, icraat ve projeler üzerinden yürütme tercihi olarak değerlendirebilir.
Fakat burada kişisel yorumlardan daha önemli bir gerçek var:
Bir başkanın en güçlü cevabı, geride bıraktığı icraat tablosudur.
Sekiz yıl boyunca gerçekleştirilen yüzlerce eğitim faaliyeti, binlerce kişiye ulaştırılan mesleki eğitimler, deprem sonrası iş dünyasının sorunlarının gündeme taşınması, finansman ve destek talepleri, iş yeri sorunları, yerinde dönüşüm meselesi ve yeni dönem için açıklanan projeler…
Bütün bunlar seçim öncesinde üyelerin önüne konulabilecek somut bir çalışma dosyası oluşturuyor.
Malatya'nın İhtiyacı Polemik Değil, Ekonomik Güç
Bugün Malatya'nın en büyük ihtiyacı aslında çok açık.
Daha fazla üretim.
Daha fazla yatırım.
Daha fazla ihracat.
Daha güçlü sanayi.
Daha nitelikli iş gücü.
Daha kolay finansman.
Ve depremden sonra kaybettiği ekonomik gücünü yeniden kazanmış bir şehir.
Bu nedenle 1 Ekim'deki seçim yalnızca iki adayın yarışından ibaret görülmemeli.
Bu seçim aynı zamanda Malatya iş dünyasının önümüzdeki dönemde hangi sorunları öncelikli göreceğinin ve hangi projeleri tartışacağının da bir göstergesi olacak.
Adayların birbirlerine yönelttiği sorular elbette önemli.
Eleştiriler de önemli.
İtirazlar da önemli.
Fakat bütün bunların üzerinde daha önemli bir ölçü var:
Malatya esnafına, tüccarına ve sanayicisine dokunan gerçek hizmet.
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun geride bıraktığı döneme bakıldığında, özellikle deprem gibi tarihi bir kırılmanın yaşandığı süreçte MTSO'nun gündemini üyelerin sorunları üzerinden şekillendirmeye yönelik çok sayıda çalışma ortaya koyduğu görülüyor.
Bundan sonrası ise sandığın takdiri.
Üyeler; geçmiş dönemin hizmetlerini, mevcut sorunları, adayların projelerini ve gelecek için ortaya koydukları yol haritalarını birlikte değerlendirecek.
Çünkü oda seçimlerinde de en sağlıklı ölçü, kişilerden önce hizmeti, söylemlerden önce icraatı, vaatlerden önce uygulanabilir projeyi konuşabilmektir.
Malatya'nın ticaret dünyasının ihtiyacı da tam olarak budur:
Daha az polemik, daha çok üretim.
Daha az tartışma, daha çok çözüm.
Daha fazla temsil, daha güçlü ekonomi.
Ve nihayetinde söz, Malatya'nın iş dünyasının olacak.