Cemal HANİLÇİ

Her Damlada onu Sevmek

Cemal HANİLÇİ

Aşkın En Masum Hali: 
Her Damlada onu Sevmek
İnsan hayatı boyunca kaç farklı şey için ağlar? Kaybettiği bir eşyaya, yarım kalan bir hayale, haksızlığa, ansızın gelen bir hayal kırıklığına ya da sadece günün yorgunluğuna...
Liste uzar gider sanırız. 
Oysa hayatın öyle bir eşiği vardır ki, o eşikten atladıktan sonra ağladığınız her şey, aslında tek bir kaynağa dökülür. 
Bütün gözyaşları, adresini şaşırmadan aynı yokluğa akar.
Gece uykuya daldığınızda da ordadır o yokluk, sabah gözünüzü açtığınız ilk anda da. Zihin henüz dünyayı algılamadan, ruhun o derin sızısı uyanır önce. 
Bir şarkı çalar radyoda, melodi başkadır, sözler başka... 
Ama siz o ritmin arasında gizlenmiş tek bir anıyı yakalar, yine oraya yenilirsiniz.
​İnsan kaç kere aşık olur şu kısa hayatta? 
Kaç kere bir başkasının varlığıyla tamamlanıp, yokluğuyla böylesine eksilebilir? 
Sevmek sadece birlikte gülmek, el ele yürümek ya da aynı gökyüzünün altına sığınmak değildir bazen. 
Bazen sevmek; mesafelerin, imkânsızlıkların ve hatta ayrılıkların bile ötesinde, her anını onunla yaşatmaya devam etmektir.
​Gözlerini açtığın ilk anda zihnine düşen o ilk ışıktır sevdiğin. 
Gülmek bile kurtarmaz insanı. 
Hani derler ya "Gülerken bile gözlerinin içi gülmüyor" diye; işte tam olarak böyledir. 
Tam bir şeye sevinecekken, tam içten bir kahkaha atacakken ansızın gelen o düşünce gölgeler her şeyi: “Keşke o da görseydi, keşke yanında olsaydı…” Sevinç yarım kalır, tebessüm bir anda yerini yine o bilindik yutkunmaya bırakır
Gece uykuya dalarken sığındığın tek liman, rüyalarına taşıdığın en güzel düş... 
Bir şarkı çalar uzaklardan, hiç bilmediğin bir sokakta; melodisi onun sesine dönüşür, ritmi kalbinin atışına. 
O an anlarsın ki, mesafe dediğin şey yalnızca yollardan ibarettir; ruhun çoktan onun yokluğuna  sığınmıştır.
​Gülerken bile bir yanının hep eksik kalmasıdır aşk. 
Tam kalbin sevinçle dolacakken, içinden geçirdiğin o sessiz fısıltıdır: “Keşke burada olsaydın, keşke bu tebessümü senin gözlerinde görebilseydim…” 
Çünkü onun olmadığı bir sevinç yarım, onun dokunmadığı bir mutluluk hep biraz eksiktir.
​"Senden sonra neye üzüldüysem, aslında hep sana ağladım..."
​Bu sıradan bir sitem değil, aşkın en derin, en adanmış halidir. 
Hayat üzerimize ne kadar yük bindirirse bindirsin, gözden süzülen her damlanın altında aslında tek bir özlem yatar. 
Kalp başka hiçbir acıyı kabul etmez; neye üzülse, dönüp dolaşıp yine o büyülü sevdanın yokluğuna sarılır.
Ağlamak bile bir sadakat biçimine dönüşür böyle zamanlarda.
​Çaresizlik belki de aşkın en romantik, en sızılı yüzüdür. 
Sesini duymadan da sevebilmek, yüzünü görmediğin günleri bile ona adamak... 
Yanına gidemediğin her adımı ruhunda yürümek ve hiç gelmeyecek olsa bile bir ömür sadece onu beklemek.
​Derler ki, gözyaşı kalbin dökülen kelimeleridir. Ve dökülen her kelime, her damla, her nefes hâlâ sadece onun adını fısıldar.
Çünkü gerçek aşk; yok olsa bile, her gözyaşında onu yeniden sevebilmektir.
27/07/2026

Yazarın Diğer Yazıları