Gece, örtüsünü Malatya’nın üstüne serince,
Zaman yavaşlar,
eşyalar susar,
anılar konuşmaya başlar.
Ocakta kaynayan çayın o ağır ritmi,
Yalnızca bir suyun kaynaması değildir artık;
Geçmişin, geride kalanların ve içimizde birikenlerin buğusudur.
İnsan, doğduğu toprağa benzer derler ya, doğru...
Bizim de içimiz o dağlar gibi heybetli,
Yüreğimiz o eski kerpiç evler gibi sıcak ve yorgun.
Bir deprem sarsar tenimizi, evler yıkılır, sokaklar değişir,
Ama ruhun haritasını hiçbir fırtına değiştiremez.
Biz hüznü bir yük gibi değil,
Asil bir emanet gibi taşırız göğsümüzün sol yanında.
Gözüm duvarlardaki gölgelere takılıyor,
Bir babanın heybeti saklıdır o gölgelerde.
Hani kelimelere dökülmeyen ama duruşuyla dünyayı hizaya getiren o güven...
Evlat ne kadar büyürse büyüsün,
Bir babanın dizinin dibindeki o çocukluk gölgesini arar durur.
Hayat bir ağaca benzer;
Kökün ne kadar derindeyse, fırtınaya o kadar kafa tutarsın.
Babamdan öğrendim ben dik durmayı,
Toprağın sertliğine bakıp pes etmemeyi,
Ve bir tas çayı bölüşmenin, dünyayı bölüşmek kadar kutsal olduğunu.
Şimdi rüzgâr asma yapraklarını sallarken,
İçimdeki en duru denize dönüyorum yüzümü.
Sesim tellerinden sıyrılıyor, odanın boşluğuna bir kor gibi düşüyor:
"Kara kızım..."
İki kelime, ama içinde koca bir evren saklı.
O an zaman durur, felek çarkını döndürmekten utanır.
Sen benim her şeyimsin;
Bu yalan dünyanın içindeki tek gerçek,
Emeğimin, ömrümün, dualarımın en güzel meyvesisin.
Bir baba evladına baktığında, kendi geleceğini değil,
Dünyanın en temiz niyetini görür.
Sen yürüdüğün yollarda incinme diye,
Ben gerekirse bütün yollara gövdemi sererim.
Bak, bahçedeki dallara ket vuruyoruz kıştan sonra,
Bilmeyen der ki "canı acıyor ağacın."
Oysa o yara, daha gür çiçek açmanın, hayata daha güçlü tutunmanın bedelidir.
Hayat da bize vurdu o ketleri, canımızı yaktı, budadı bizi en ince yerimizden.
Ama unuttuğu bir şey var:
Bizim kökümüz bu toprağın en derininde, özümüzde.
Ne kadar budanırsak budanalım,
Bir bahar günü, bir çocuk gülüşüyle, bir "baba" deyişinle
Yeniden ve daha yeşil döneceğiz hayata.
Şimdi bardakta kalan son yudum çay,
Gecenin bağrında yankılanan bir iç çekiş...
Gidenlerin ruhuna bir fatiha, kalanların ömrüne bir dua.
Biz buradayız;
Toprağımızla,
acımızla,
sevdamızla
Ve
hiç eksilmeyen o büyük, o sarsılmaz bağımızla.
21 haziran pazar