Bir ülkenin gücü yalnızca büyük şehirlerdeki gökdelenlerden, sanayi tesislerinden veya merkezi kurumlarından ölçülmez. Bir ülkenin gerçek gücü, en ücra mahallesinde yaşanan gelişmeleri duyurabilen, vatandaşın sesini yöneticilere ulaştırabilen ve kamu adına denetim görevini yerine getirebilen yerel medyasının varlığıyla da ölçülür.
Bugün Malatya'da ve Türkiye'nin dört bir yanında yerel medya, tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor. Ancak şu soruyu sormadan geçemiyoruz: Yerel medyaya neden gerekli destek verilmiyor? Ya da veriliyorsa, bu destek neden sahada hissedilmiyor?
Yerel gazeteler, internet haber siteleri, radyolar ve televizyonlar yalnızca haber üreten kuruluşlar değildir. Onlar aynı zamanda şehirlerin hafızasıdır. Bir mahallenin sorununu, bir çiftçinin sesini, bir esnafın derdini, bir öğrencinin başarısını ulusal medyadan önce yerel medya duyurur. Çünkü yerel medya yaşadığı şehri bilir, insanını tanır ve o şehrin nabzını tutar.
Özellikle Malatya gibi büyük depremler yaşamış, yeniden ayağa kalkmaya çalışan şehirlerde yerel basının önemi daha da artmıştır. Afet dönemlerinde vatandaşın doğru bilgiye ulaşmasını sağlayan, yardım çağrılarını duyuran, eksiklikleri kamuoyuna aktaran ve çözüm süreçlerini takip eden yine yerel medya olmuştur. Bugün şehrin yeniden yapılanma sürecini kayıt altına alan da yine yerel basındır.
Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda tablo pek iç açıcı değildir. Basın emekçileri gece gündüz demeden çalışırken, çoğu zaman ekonomik kaygılarla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Sunucu maliyetleri, internet giderleri, teknik altyapı harcamaları, personel ücretleri ve diğer işletme giderleri her geçen gün artarken gelir kaynakları aynı oranda büyümemektedir.
Burada sorulması gereken soru şudur: Yerel medyanın ayakta kalabilmesi için verilecek makul destekler gerçekten ülkeye ağır bir yük mü getirir? Basın emekçilerinin insanca yaşayabilecekleri bir gelir elde etmeleri, teknolojik altyapılarının güçlendirilmesi ve haber üretim süreçlerinin desteklenmesi ülke ekonomisini sarsar mı?
Daha da önemlisi, ulusal ve uluslararası ölçekte faaliyet gösteren büyük firmalar neden yerel medyayı yeterince tercih etmiyor? Reklam bütçelerinin çok küçük bir bölümünün dahi yerel medyaya yönlendirilmesi, hem şehir ekonomisine hem de demokratik iletişim ortamına önemli katkılar sağlayacaktır. Çünkü yerel medya yalnızca bir sektör değil, aynı zamanda kamusal bir görev üstlenmektedir.
Bugün Malatya yerel basını, tüm zorluklara rağmen şehrin sesi olmaya devam ediyor. Kimi zaman bir vatandaşın mağduriyetini gündeme taşıyor, kimi zaman kamu kurumlarının başarılı çalışmalarını duyuruyor, kimi zaman da eksikliklerin giderilmesi için kamuoyu oluşturuyor. Bu görev, yalnızca gazetecilik değil aynı zamanda toplumsal sorumluluktur.
Yerel medyanın zayıfladığı bir şehirde halkın sesi de zayıflar. Yerel medyanın sustuğu bir yerde denetim mekanizmaları eksilir, sorunlar görünmez hale gelir ve şehir hafızası zamanla kaybolur.
Bu nedenle bir kez daha hatırlatmak gerekiyor:
Yerel medya dün olduğu gibi bugün de bu ülkenin sigortasıdır.
Sigorta, ihtiyaç duyulmadığı zaman değersiz görülebilir. Ancak kriz anlarında, afetlerde, toplumsal sorunlarda ve şehirlerin geleceğini ilgilendiren kritik süreçlerde onun ne kadar hayati olduğu anlaşılır.
Malatya yerel basınına ve Türkiye'nin dört bir yanındaki basın emekçilerine sahip çıkmak; aslında şehirlere, demokrasiye ve toplumsal hafızaya sahip çıkmaktır.
Lütfen sigortayı attırmayın.