M. Said Yalçın

Yerel Basının İtibarını Kimler Tüketiyor?

M. Said Yalçın

Gazetecilik; birkaç video çekip sosyal medyada görünür olmak, insanların özel hayatını gündeme taşımak, seçim dönemlerinde ortaya çıkıp adaylardan yüksek meblağlar talep etmek ya da talep karşılanmadığında karşı tarafa yönelik haber ve paylaşımlarla baskı oluşturmak değildir.

Gazetecilik, her şeyden önce sorumluluktur.

Kalemini kişisel menfaatinin önüne koyabilmektir.
Haberi kişiye göre değil, kamu yararına göre değerlendirebilmektir.
Yanlış gördüğünde eleştirebilmek, doğru gördüğünde de hakkını teslim edebilmektir.

Ne yazık ki Malatya'da son yıllarda yerel basının itibarını zedeleyen bazı anlayışların giderek daha görünür hale geldiğini üzülerek izliyoruz.

Kendisine gazeteci diyen bazı kişilerin, gazeteciliğin temel ilkelerini bir kenara bırakarak sosyal medya üzerinden insanları hedef alan, özel hayatlarına ilişkin paylaşımlar yapan ve mesleği kişisel çıkar aracı haline getiren bir anlayış sergilemesi, yalnızca o kişilerin değil, bütün yerel basının itibarına zarar vermektedir.

Gazetecilik sosyal medya gösterisine indirgenmemeli

Elbette sosyal medya günümüz gazeteciliğinin önemli araçlarından biridir.

Ancak gazetecilik yalnızca kameranın karşısına geçip iki video çekmekten ibaret değildir.

Haber araştırmak vardır.

Bilgi doğrulamak vardır.

Karşı tarafın görüşünü almak vardır.

Kamu yararını gözetmek vardır.

Hukuka, meslek ilkelerine ve insan onuruna saygı göstermek vardır.

Bir insanın özel hayatını gündeme taşıyarak takipçi kazanmak veya kişisel bir tartışmayı kamuoyunun önüne taşımak gazetecilik değildir.

Gazeteci, elindeki gücü insanların üzerinde bir baskı unsuruna dönüştürmemelidir.

Çünkü gazetecilikte en önemli sermaye para değil, güvendir.

O güven bir kez kaybedildiğinde, yeniden kazanılması kolay değildir.

Seçim dönemlerinde ortaya çıkan gazetecilik anlayışı

Bir başka önemli mesele de seçim dönemlerinde ortaya çıkan tablo.

Özellikle oda, birlik, dernek ve çeşitli kuruluşların seçimleri yaklaşırken bazı kişilerin gazetecilik faaliyetlerini bir pazarlık aracına dönüştürdüğü yönündeki iddialar, yerel basının geleceği açısından ciddi biçimde sorgulanmalıdır.

Bir adaydan yüksek miktarlarda ödeme talep edilmesi, talebin karşılanmaması halinde diğer aday lehine yayın yapılacağı izleniminin oluşturulması veya bir kişinin geçmişine ilişkin özel bilgilerin haber malzemesi haline getirilmesi...

Bunların gazetecilik mesleğinin hangi etik sınırında durduğunu artık herkesin düşünmesi gerekiyor.

Gazetecilik "bana ödeme yapmazsan seninle ilgili haber yaparım" anlayışıyla yürütülemez.

Gazetecilik bir tehdit mekanizması değildir.

Gazetecilik, kamu adına kullanılan bir görev ve sorumluluktur.

Yerel basının en büyük sorunu güven kaybıdır

Bugün Malatya'da gerçekten emek veren, vergi yükümlülüklerini yerine getiren, haberini araştıran, kamu kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar herkesle mesafesini koruyan, siyasi görüş ayrımı yapmadan haber üreten gazeteciler bulunmaktadır.

Ancak bu insanların emeği, mesleği kişisel çıkarlarının önüne koyan bazı anlayışlar nedeniyle maalesef gölgelenmektedir.

"Şu kişi sağ görüşlü, haberini yapmayalım."

"Bu kişi sol görüşlü, bunu görmezden gelelim."

"Şu isim ülkücü, onun açıklamasını kullanmayalım."

"Bu isim bize destek vermiyor, haberini yapmayalım."

Bu anlayış gazetecilik değildir.

Gazeteci, kişinin siyasi görüşüne değil, haber değerine bakmalıdır.

Bir haber doğruysa ve kamu yararı taşıyorsa, gazetecinin görevi onu yayımlamaktır.

Aynı şekilde bir iddia doğrulanmamışsa, kişi hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun yayımlanmamalıdır.

Biz bu mesleğe dün başlamadık

Yıllarını bu mesleğe vermiş insanların en büyük kazanımı, sahip oldukları makamlar ya da sosyal medya takipçi sayıları değildir.

En büyük kazanım, yıllar sonra insanların karşısına başları dik çıkabilmektir.

Ben bugüne kadar yaptığım gazetecilik faaliyetlerinde kamu kurumlarından, oda ve birlik başkanlarından, sivil toplum kuruluşlarından veya herhangi bir kişiden hakkım olmayan bir kuruş talep etmedim.

Çünkü gazeteciliğin onurunun parayla ölçülemeyeceğine inandım.

Bir haberin karşılığı varsa bunun adı gazetecilik faaliyeti değil, başka bir ticari ilişkidir. Gazetecilik ise öncelikle kamu yararına dayanmalıdır.

Elbette medya kuruluşlarının ekonomik olarak ayakta kalması gerekir. Elbette reklam ve sponsorluk gelirleri olacaktır.

Ancak reklam ile haber, ticari ilişki ile gazetecilik arasındaki sınır korunmadığı zaman ortaya çıkan tablo yalnızca gazeteciliği değil, toplumun medyaya olan güvenini de yaralar.

Özel hayat üzerinden gazetecilik olmaz

Son dönemde sosyal medya üzerinden şahsımı ve özel hayatımı hedef alan bazı paylaşımlarla da karşı karşıya kaldım.

Bu konuda polemiğe girmeyi tercih etmedim.

Çünkü gazetecinin cevabı yine gazetecilik olmalıdır.

Hukuki sınırların aşıldığını düşündüğüm noktada ise meseleyi sosyal medyada büyütmek yerine, hukuk yoluna başvurmayı tercih ettim.

Avukatım aracılığıyla gerekli hukuki süreç başlatılmıştır.

Bundan sonrasını yargının değerlendirmesine bırakıyorum.

Çünkü hukuk devletinde kişisel hesaplaşmaların adresi sosyal medya değil, hukukun kendisidir.

Yerel basın hepimizin ortak değeridir

Bugün Malatya'da yerel basının ekonomik olarak zorlandığı bir gerçek.

Gazetelerin, internet haber sitelerinin, televizyonların ve radyoların ayakta kalması kolay değil.

Reklam gelirleri sınırlı.

Personel giderleri yüksek.

Vergi ve diğer yükümlülükler ağır.

Bütün bunların üzerine bir de gazeteciliğin itibarını zedeleyen uygulamalar eklendiğinde, gerçekten işini yapan gazeteciler daha da zor durumda kalıyor.

Bu nedenle yerel yöneticilere, oda başkanlarına, siyasi aktörlere, sivil toplum kuruluşlarına ve iş dünyasına da önemli bir sorumluluk düşüyor.

Gazeteci seçerken yalnızca kendisini öven kişiyi değil, eleştirdiğinde de gazeteci kalabilen kişiyi dikkate almak gerekiyor.

Çünkü sizi bugün öven kişi yarın yanlışınızı da yazabilmeli.

Gazetecinin görevi alkışlamak değil, gerektiğinde soru sormaktır.

Mesleğin geleceği için bir muhasebe zamanı

Artık herkesin kendi açısından bir muhasebe yapması gerekiyor.

Gazeteciler:

Ben bu mesleği neden yapıyorum?

Yöneticiler:

Neden sadece belirli gazetecilerle görüşüyorum?

Siyasetçiler:

Benden istenen ile gazetecilik faaliyeti arasındaki sınırı görebiliyor muyum?

Sivil toplum kuruluşları:

Basını desteklerken haber ile reklam arasındaki ayrımı koruyor muyum?

Bu soruların cevabı, Malatya yerel basınının geleceği açısından son derece önemli.

Çünkü birkaç kişinin yaptığı yanlışın faturası bütün gazetecilere kesilmemeli.

Mesleğine yıllarını veren, vergisini ödeyen, haberini araştıran, insanlara ve hukuka saygı gösteren, siyasi görüş ayrımı yapmadan haber peşinde koşan gazetecilerin emeği yok sayılmamalı.

Ben bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da aynı çizgide yürümeye devam edeceğim.

Kimseye hakkım olmayan bir şey için el açmadan...

Kimsenin özel hayatını gazetecilik malzemesi haline getirmeden...

Kimsenin siyasi kimliğine göre haber ayırmadan...

Doğru bildiğimi, hukukun ve meslek ilkelerinin sınırları içerisinde yazmaya devam edeceğim.

Çünkü gazetecilikte geriye dönüp baktığınızda sahip olabileceğiniz en değerli şey, biriktirdiğiniz para değil, temiz bir meslek geçmişidir.

Ve bazı şeyler kaybedildiğinde yeniden kazanılabilir.

İtibar ise yıllar içerisinde kazanılır, tek bir yanlışla kaybedilebilir.

Malatya'nın yerel basına ihtiyacı var.

Ama Malatya'nın ihtiyacı olan şey, kişisel çıkarların gölgesinde kalan bir medya anlayışı değil;

özgür, bağımsız, ilkeli, araştıran, sorgulayan ve kamu yararını her şeyin üzerinde tutan bir yerel basındır.

Bu mesleğin gerçekten onurlu bir şekilde yapılmasını isteyen herkesin sorumluluğu da tam olarak burada başlamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları