6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen Malatya'nın birçok kesiminde olduğu gibi yerel basın da hâlâ olağanüstü şartlar altında görev yapmaya devam ediyor. Konteynırlarda yayın hayatını sürdürmeye çalışan gazeteciler, bir yandan şehrin hafızasını kayıt altına alırken diğer yandan kamuoyunun sesi olma görevini yerine getirmeye çalışıyor.
Ancak ne yazık ki yerel basının yaşadığı sorunlar, çoğu zaman yalnızca belirli günlerde ve sembolik ziyaretlerde hatırlanıyor.
Malatya'da görev yapan milletvekillerinin önemli bir bölümü, her yıl ya da iki yılda bir kez basın mensuplarıyla bir araya gelerek "Yerel basının yanındayız" mesajları veriyor. Ardından uzun bir sessizlik dönemi başlıyor. Oysa yerel basının beklentisi birkaç fotoğraf karesi ya da protokol ziyaretleri değil; düzenli iletişim, istişare ve sorunların çözümü konusunda somut adımların atılmasıdır.
Deprem sonrasında kurulan basın konteynırları, bugün hâlâ birçok gazetecinin çalışma alanı olmaya devam ediyor. Bu süreçte bazı milletvekilleri zaman zaman ziyaretlerde bulundu. Hatırladığım kadarıyla Sayın Bülent Tüfenkci bir kez ziyaret gerçekleştirdi. Sayın Abdurrahman Babacan özellikle seçim öncesi dönemde daha sık temas kurdu, sonrasında ise ziyaretler seyrekleşti. Sayın Mehmet Fendoğlu'nun basın konteynırlarına yönelik ziyaretlerini ise hatırlamakta zorlanıyorum. Sayın İhsan Koca'nın ise yerel basınla çok fazla istişare içerisinde olmayan bir profil çizdiği yönünde sahada yaygın bir kanaat bulunuyor.
AK Parti Malatya Milletvekili Sayın İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak ise görevinin ilk dönemlerinde yaklaşık iki ayda bir basın mensuplarını ziyaret ederek takdir toplamıştı. Hatta bu yönüyle birçok gazeteci arasında olumlu örnek gösteriliyordu. Ancak son dönemde bu ziyaretlerin de büyük ölçüde sona erdiği görülüyor. Bir yılı aşkın süredir yüzünü görmeyen basın mensuplarının sayısı oldukça fazla.
Muhalefet cephesinde ise CHP Malatya Milletvekili Sayın Veli Ağbaba'nın bizzat katılamadığı programlarda dahi danışmanlarını veya temsilcilerini göndermesi dikkat çekiyor. En azından özel günlerde ve önemli zamanlarda yerel basının hatırlanması, iletişim kanallarının açık tutulması bakımından olumlu bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
Burada mesele siyasi parti meselesi değildir.
Şahsım Cumhur İttifakı'nı destekleyen bir vatandaş olarak bunu açıkça ifade etmekten çekinmem. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin sık sık vurguladığı "milletle iç içe siyaset" anlayışının, sahada görev yapan bazı milletvekilleri tarafından yeterince uygulanamadığını düşünüyorum.
Milletvekilliği sadece Ankara'da komisyon toplantılarına katılmak, genel kurul çalışmalarında bulunmak veya sosyal medya üzerinden açıklamalar yapmak değildir. Milletvekilliği aynı zamanda seçildiği şehrin insanlarıyla, kurumlarıyla ve basınıyla sürekli temas halinde olmayı gerektirir.
Yerel basın; şehirlerin hafızasıdır.
Yerel basın; depremde, afette, yangında, selde ve her türlü olağanüstü durumda ilk sahaya çıkan kurumlardan biridir.
Yerel basın; vatandaş ile yöneticiler arasında köprü kuran en önemli iletişim araçlarından biridir.
Yerel basın; demokrasinin kılcal damarlarıdır.
Bu nedenle yerel basının zayıflaması yalnızca gazetecilerin sorunu değildir. Yerel basının zayıflaması şehirlerin sesinin kısılması, vatandaşın taleplerinin duyulmaması ve demokratik katılımın zarar görmesi anlamına gelir.
Bugün Malatya'nın ihtiyaç duyduğu şey, seçim dönemlerinde artan ziyaretler değil; yılın her günü sürdürülen samimi iletişimdir.
Basın mensupları milletvekillerinden yalnızca ziyaret beklemiyor. Moral, motivasyon ve gelecek adına umut veren sözler de duymak istiyor. Depremin yaralarını sarmaya çalışan bir şehirde görev yapan gazeteciler, kendilerini yalnız hissetmek istemiyor.
Çünkü başarı yalnızca büyük projelerle değil, küçük ama sürekli temaslarla da inşa edilir.
"Büyük işler, küçük şeyleri iyi yapanlar tarafından başarılır."
Malatya'nın milletvekilleri, yerel basını yalnızca haber servislerinin gönderileceği bir mecra olarak değil, şehrin ortak aklının bir parçası olarak görmelidir.
Bugün konteynırlarda görev yapan gazeteciler, yarının Malatya tarihini yazıyor.
Onları yalnızca hatırlamak değil, dinlemek gerekir.
Onları yalnızca ziyaret etmek değil, anlamak gerekir.
Onları yalnızca desteklediğini söylemek değil, gerçekten desteklemek gerekir.
Çünkü güçlü yerel basın; güçlü şehir, güçlü toplum ve güçlü demokrasi demektir.
Ve unutulmamalıdır ki, korkarak yaşayanlar yalnızca hayatı seyrederler. Şehirlerin geleceğini değiştirenler ise sorunları görmezden gelenler değil, onları cesaretle dile getirenlerdir.