Siyaset, yalnızca seçim dönemlerinde kurulan bir bağ değildir. Asıl sınav, seçimden sonra başlar. Sandıktan çıkan iradenin, sokaktaki vatandaşa ne ölçüde kulak verdiği; eleştiriye nasıl yaklaştığı ve iletişimi ne kadar diri tuttuğuyla ölçülür. Bugün Malatya’da konuşulan mesele tam da budur: iletişim.
İnanç Sıraç Kara Ölmeztoprak üzerinden yürüyen tartışmalar, aslında daha geniş bir sorunun yansımasıdır. Vatandaşın, yerel basının ve sivil toplumun beklentisi çok basit: Ulaşılabilir olmak, geri dönüş yapmak ve gerektiğinde izah etmek.
Ancak gelinen noktada, sessizlik dikkat çekici bir hâl almıştır. Aramalar karşılıksız kalıyorsa, mesajlar cevapsız bırakılıyorsa ya da iletişim yalnızca belirli kanallar üzerinden ve seçici biçimde yürütülüyorsa, burada bir kopukluk var demektir. Bu kopukluk zamanla kırgınlığa, ardından güvensizliğe dönüşür.
Yerel basın açısından mesele daha da hassastır. Çünkü basın, sadece haber yapan bir mecra değil; aynı zamanda kamu ile yöneticiler arasında köprü kuran bir unsurdur. Bu köprünün görmezden gelinmesi, yalnızca gazeteciyi değil, o gazetecinin temsil ettiği kamuoyunu da yok saymak anlamına gelir.
Şu soru doğal olarak gündeme geliyor: Eleştirel haberler ya da farklı görüşlere yer verilmesi, iletişimin kesilmesine sebep olabilir mi? Eğer öyleyse bu, demokratik anlayışla bağdaşmaz. Çünkü sağlıklı siyaset, yalnızca alkışla değil; eleştiriyle de beslenir.
Bir diğer önemli başlık ise “danışmanlar siyaseti.” Günümüzde birçok siyasetçi, iletişimini danışman ekipleri üzerinden yürütüyor. Bu durum profesyonellik açısından anlaşılabilir olsa da, sahadaki gerçekliği filtreleyen bir yapıya dönüşmesi risklidir. Eğer danışmanlar, ulaşılabilirliği azaltan bir bariyer hâline gelirse, siyasetçinin toplumla bağı zayıflar.
Malatya gibi güçlü sosyal dokusu olan bir şehirde, birebir temasın değeri büyüktür. İnsanlar, “ulaşabildikleri” siyasetçiye güven duyar. Aksi durumda, söylentiler ve kulis bilgileri gerçeğin önüne geçer. Bu da hem siyasetçiye hem de temsil ettiği kuruma zarar verir.
Bugün gelinen noktada yapılması gereken şey aslında zor değil: Diyaloğu yeniden kurmak. Telefonlara dönmek, eleştiriyi dinlemek, gerekirse açıklama yapmak. Çünkü sessizlik her zaman tarafsızlık değildir; çoğu zaman bir mesaj içerir. Ve bu mesaj, çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Unutulmamalıdır ki siyaset, gönül kazanma sanatıdır. Gönül ise ancak iletişimle kazanılır. Malatya’da beklenen şey de tam olarak budur: Daha fazla temas, daha fazla şeffaflık ve daha güçlü bir iletişim iradesi.