M. Said Yalçın

'Krizde Geri Değil, Merkezde Duran Bir İrade: Seddar Yavuz

M. Said Yalçın

Malatya Valisi Seddar Yavuz üzerine yazmak, aslında bir bürokratı anlatmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Çünkü bazı isimler vardır; görev yaptıkları şehirde sadece makamı temsil etmez, o şehrin kaderine temas eder. Malatya için de bu isimlerden biri şüphesiz Seddar Yavuz’dur.

6 Şubat depremlerinin ardından yerle bir olmuş bir şehirde, devletin sahadaki yüzü olmak kolay değildir. Kağıt üzerinde plan yapmak başka, enkazın tozunu yutmuş insanların gözünün içine bakarak çözüm üretmek bambaşkadır. İşte tam bu noktada, Seddar Yavuz’un farkı ortaya çıkıyor. O, kriz anında geri çekilen değil; tam aksine krizin merkezine yürüyen bir yönetim anlayışını temsil etti.

Deprem sonrası süreçte Malatya’da atılan her adımda “ivedilik” ve “sorumluluk” kavramlarını ön plana çıkarması tesadüf değildi. Özellikle Doğanşehir’de müşavir firmalara yönelik yaptığı sert uyarı, aslında sadece bir çıkış değil; bu şehrin bir daha aynı acıları yaşamaması için ortaya konmuş net bir iradeydi. İnşaat kalitesine yaptığı vurgu, geleceğin Malatya’sını güvence altına alma çabasının açık bir göstergesiydi.

Sahada yürütülen hasar tespit çalışmalarından, imar ve ihya sürecine kadar her aşamada aktif rol alması, klasik bürokrasi kalıplarının dışına çıkan bir yönetim profili çizdi. Aynı şekilde asayiş verilerini şeffaf şekilde paylaşması ve güvenlik konusundaki kararlı duruşu, şehirde yeniden huzur ikliminin tesis edilmesine önemli katkı sağladı.

Eğitimde yaşanan bir şiddet olayına karşı sergilediği hızlı refleks de dikkat çekiciydi. Adli ve idari süreçlerin anında başlatılması, kamu otoritesinin nerede durduğunu net biçimde ortaya koydu. Bu yaklaşım, sadece o olay özelinde değil, toplumun tüm kesimlerine verilen güçlü bir mesaj niteliği taşıyordu.

Sosyal konularda ise farklı bir hassasiyet çizgisi dikkat çekiyor. Depremden yeni çıkmış bir şehirde yüksek maliyetli taziye evlerine yönelik eleştirisi, aslında kaynak yönetimi konusunda ne kadar gerçekçi ve vicdani bir bakış açısına sahip olduğunu gösterdi. Bu yaklaşım, popüler olanı değil doğru olanı savunma cesaretidir.

Ancak belki de en kıymetli tarafı, halkla kurduğu doğrudan temas… Düzenlediği “halk günü” toplantıları, yaptığı mahalle ziyaretleri ve depremzede ailelerle kurduğu birebir iletişim, yöneten ile yönetilen arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdı. Bu, sadece bir yönetim biçimi değil; aynı zamanda bir gönül bağıdır.

Bu satırları bir basın mensubu refleksiyle değil, bu şehrin bir evladı olarak kaleme alıyorum. Çünkü Malatya’nın sokaklarında dolaşan biri olarak şunu açıkça görüyorum: Bu şehir yeniden ayağa kalkıyorsa, bunda gecesini gündüzüne katan insanların payı büyük. Ve o isimlerin başında Seddar Yavuz geliyor.

Sayın Valim,
Bu şehrin bir evladı olarak size teşekkür ediyorum. Zor zamanlarda sorumluluktan kaçmayan, aksine yükün altına giren duruşunuz için… Malatya’yı sadece yöneten değil, sahiplenen bir anlayış ortaya koyduğunuz için…

Bu şehir sizi unutmaz. Çünkü bazı izler asfaltla değil, emekle atılır.

Yazarın Diğer Yazıları