M. Said Yalçın

İtibarın Bedeli Para mı, Karakter mi?

M. Said Yalçın

Bir zamanlar insanlar sözüne göre değerlendirilirdi. Bir insanın değeri; dürüstlüğü, bilgisi, karakteri ve ortaya koyduğu emekle ölçülürdü. Bugün ise ne yazık ki farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Artık birçok ortamda önce kişinin ne bildiğine değil, ne kadar kazandığına bakılıyor.

Paranız varsa kürsüler size açılıyor, fotoğraf karelerinde en ön sıralarda yer buluyorsunuz. Paranız varsa söyledikleriniz daha dikkatli dinleniyor. Aynı cümleyi bilgi sahibi ama maddi gücü olmayan biri kurduğunda ise çoğu zaman karşılık bulmuyor.

Oysa para ile itibar aynı şey değildir.

Para güç sağlayabilir, imkan sağlayabilir, görünürlük sağlayabilir. Ancak saygıyı satın alamaz. İnsanların yanında bulunmak mümkündür ama insanların gönlünde yer edinmek çok daha farklı bir meseledir. Tarih boyunca servet sahibi olup unutulan çok kişi olmuştur. Buna karşılık parasıyla değil, karakteriyle hatırlanan insanlar da vardır.

Toplumun en büyük yanılgılarından biri, maddi başarı ile ahlaki üstünlüğü birbirine karıştırmaktır. Bir kişinin zengin olması onun her konuda haklı olduğu anlamına gelmez. Bir kişinin makam sahipleriyle aynı fotoğrafta bulunması da onu toplumun doğal sözcüsü yapmaz.

Son yıllarda özellikle sivil toplum kuruluşlarının ve bazı meslek örgütlerinin yaşadığı tartışmalar, bu gerçeği yeniden gözler önüne seriyor. Bir kurumun itibarı, başkanının kaç protokol fotoğrafında yer aldığıyla değil; üyelerinin o kuruma duyduğu güvenle ölçülür. Eğer insanlar birer birer ayrılıyor, eleştiriler yükseliyor ve güven kaybı yaşanıyorsa, önce fotoğraf karelerine değil aynaya bakmak gerekir.

Benzer bir durum eğitim alanında da görülüyor. Eğitim; reklamla değil, yetiştirilen öğrencilerle ölçülmesi gereken bir değerdir. Bir okulun başarısı sosyal medya kampanyalarıyla değil, mezun ettiği gençlerin hayatlarına kattığı değerle anlaşılır. Eğitimin ticari rekabetin gölgesinde kalması, geleceğimiz adına düşündürücüdür.

Yerel basının durumu ise ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Depremin ardından büyük ekonomik sıkıntılar yaşayan yerel medya, ayakta kalabilmek adına zor kararlar vermek zorunda kaldı. Ancak ekonomik zorluklar, gazeteciliğin en temel sermayesi olan güvenin kaybedilmesine gerekçe olmamalıdır. Çünkü bir haber sitesinin en büyük geliri reklam değil, okuyucunun güvenidir.

Bugün birçok kişi gücün yanında durmayı tercih ediyor. Çünkü güçlü görünenin yanında olmak daha kolaydır. Fakat gerçek duruş, gücün değil doğrunun yanında kalabilmektir.

Unutulmamalıdır ki para insana imkan verir, karakter ise değer kazandırır. Para kaybedilebilir, makamlar değişebilir, alkışlar sona erebilir. Ancak güven bir kez kaybedildiğinde yeniden kazanılması en zor şeydir.

Toplumların geleceğini belirleyen de servet sahipleri değil, güvenilir insanlar olmuştur.

Çünkü kalıcı itibarın para birimi para değil, karakterdir.

Yazarın Diğer Yazıları