M. Said Yalçın

Herkes Kendi İşine Odaklansa Daha İyi Olmaz mı?

M. Said Yalçın

Malatya’da son günlerde dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirildi. Beytepe Koleji’nde düzenlenen “Akçadağ Pilavı Buluşması”, kentin bazı siyasi, yerel ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi.

Şimdi burada bir durup düşünmek gerekiyor.

Bir eğitim kurumu söz konusu olduğunda insanın aklına doğal olarak eğitim gelir.

Öğrencilerin akademik başarısı, öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimde fırsat eşitliği, çocukların sosyal ve kültürel gelişimi, bilim, teknoloji, yabancı dil, sınav başarısı, rehberlik, burs olanakları…

Yani eğitim.

Bir öğrenciye destek kampanyası yapılsa, ekonomik güçlük yaşayan çocuklar için yardım organize edilse, eğitime katkı sağlayacak bir sosyal sorumluluk projesi hayata geçirilse yine kimsenin söyleyecek sözü olmaz.

Tam tersine, alkışlanır.

Ancak karşımıza “Akçadağ Pilavı Buluşması” gibi bir organizasyon çıktığında ister istemez şu soru geliyor:

Beytepe Koleji, Malatya’nın diğer 12 ilçesi için ne yapacak?

Akçadağ için pilav buluşması yapıldıysa Yeşilyurt için ne yapılacak?

Battalgazi için?

Darende için?

Hekimhan, Arapgir, Arguvan, Doğanşehir, Doğanyol, Kale, Kuluncak, Pütürge ve Yazıhan için?

Merak ediyoruz.

Çünkü Malatya yalnızca Akçadağ’dan ibaret değil.

Üstelik mesele bir pilav programının yapılıp yapılmaması da değil.

Mesele, bir eğitim kurumunun kamuoyundaki konumlandırması ve öncelikleri.

Beytepe Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Mustafa Sarıtaç’a da şahsım adına açıkça sormak istiyorum:

Siz bir eğitim kurumu yönetiyorsunuz. Eğitim alanında daha fazla konuşmanızı, daha fazla proje üretmenizi ve Malatya’nın eğitim sorunlarına daha fazla kafa yormanızı beklemek hakkımız değil mi?

Elbette bir eğitim kurumunun sosyal sorumluluk faaliyetleri yapmasına kimsenin itirazı olamaz.

Ancak eğitim kurumlarının asıl sorumluluk alanı bellidir.

Çocuklarımızın geleceği…

Ve tam da burada başka bir konu dikkat çekiyor.

Mustafa Sarıtaç, 29 Temmuz 2026 tarihinde “Malatya 2036 Vizyonu-1” başlıklı değerlendirmesinde, Malatya’nın geleceğinin yüksek teknoloji ve savunma sanayisinde aranması gerektiğini vurguladı.

Ardından 5 Ağustos 2026 tarihinde Malatya’nın geleneksel üretim gücünün yüksek teknolojiyle buluşturulması gerektiğini belirterek, kentin savunma sanayi tedarik zincirinde yer alabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti.

Bunlar elbette tartışılabilir fikirlerdir.

Malatya’nın sanayisi, üretimi, teknoloji kapasitesi, savunma sanayisi ve ekonomik geleceği üzerine herkes fikir söyleyebilir.

Ama burada da insanın aklına şu soru geliyor:

Eğitim kurumlarının yöneticileri, eğitim alanındaki sorumluluklarını yerine getirirken neden kentin ekonomik, sanayi ve stratejik vizyonuna ilişkin bu kadar geniş bir alanda söz sahibi olma ihtiyacı hissediyor?

Yanlış anlaşılmasın.

Kimsenin fikir açıklamasına karşı değiliz.

Tam tersine, herkes konuşsun.

Ama herkes kendi uzmanlık alanına ve sorumluluk alanına daha fazla odaklansa, belki de ortaya çok daha değerli işler çıkacak.

Malatya’nın yüksek teknolojiye ihtiyacı varsa, bunu konuşacak sanayicilerimiz, akademisyenlerimiz, mühendislerimiz, teknoparklarımız, üniversitelerimiz, meslek odalarımız ve ilgili kamu kurumlarımız var.

Savunma sanayisi konuşulacaksa bu alanda çalışan uzmanlarımız var.

Şehir planlaması konuşulacaksa şehir plancılarımız var.

Ekonomi konuşulacaksa ekonomistlerimiz var.

Ve eğitim konuşulacaksa…

İşte orada eğitim kurumlarının söyleyecek çok sözü olmalı.

Çünkü Malatya’nın eğitimde çözülmesi gereken yeterince problemi var.

Deprem sonrasında eğitim altyapısının durumu, okul ihtiyaçları, derslik kapasitesi, öğrencilerin psikososyal süreçleri, taşımalı eğitim, kırsal bölgelerdeki eğitim imkânları, öğretmen ihtiyacı, özel okul-kamu okulu arasındaki imkân farklılıkları ve öğrencilerin geleceğe hazırlanması gibi onlarca başlık dururken, eğitim kurumlarının enerjisinin önemli bir bölümünün şehir gündeminin farklı alanlarında görünür olmaya harcanması ister istemez soru işaretleri doğuruyor.

STK’LARA VE BELEDİYE BAŞKANLARINA DA BİR SORU

Bu eleştirinin yalnızca Mustafa Sarıtaç’a yöneltilmesi de eksik olur.

Beytepe Koleji’ndeki programa katılan sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, belediye başkanlarına ve diğer davetlilere de bir soru sormak gerekiyor:

Malatya’nın eğitim kurumlarında düzenlenen programlara katılırken eğitim meselesini ne kadar gündeme getiriyoruz?

Bir okulun kapısından içeri girdiğimizde ilk konuşmamız gereken şey gerçekten de pilav mı olmalı?

Yoksa o okulda okuyan çocukların geleceği mi?

Bir öğrencinin hangi üniversiteye gideceği, hangi mesleğe yöneleceği, nasıl daha nitelikli eğitim alacağı, deprem sonrası eğitim hayatında hangi sorunlarla karşılaştığı daha önemli değil mi?

Siyasetçilerin, belediye başkanlarının ve STK temsilcilerinin eğitim kurumlarıyla temas kurması elbette değerlidir.

Fakat bu temasların içeriği de önemlidir.

Çünkü bir okulun adı geçiyorsa, kamuoyunun beklentisi de eğitimdir.

MESELE PİLAV DEĞİL

Altını özellikle çizmek gerekiyor:

Buradaki mesele Akçadağ pilavı değildir.

Akçadağ’ın kültürü de değerlidir, yemeği de değerlidir, insanı da değerlidir.

Akçadağ’ın tanıtılması, ilçenin kültürel değerlerinin yaşatılması elbette güzel bir iştir.

Ancak bir eğitim kurumunun yaptığı etkinlik üzerinden doğal olarak şu soruların sorulması da gazetecilik açısından son derece normaldir:

Neden Akçadağ?

Diğer ilçeler ne olacak?

Beytepe Koleji’nin Malatya’nın eğitimine yönelik somut projeleri neler?

İlçelerde eğitim fırsatlarının geliştirilmesi için ne yapılıyor?

Burs, bilim, teknoloji, kültür, sanat ve spor alanlarında öğrenciler için hangi projeler hazırlanıyor?

İşte bunları duymak istiyoruz.

Çünkü bir eğitim kurumunun en güçlü reklamı, düzenlediği sosyal etkinlikler değil; yetiştirdiği öğrenciler ve eğitime yaptığı katkıdır.

MALATYA’NIN EĞİTİME İHTİYACI VAR

Malatya bugün çok büyük bir dönüşümden geçiyor.

Deprem sonrası yeniden yapılanan bir şehirden bahsediyoruz.

Yeni konutlar yapılıyor, yeni yollar açılıyor, yeni yatırımlar planlanıyor.

Fakat bir şehrin geleceğini yalnızca binalar belirlemez.

O şehrin geleceğini çocukları belirler.

Dolayısıyla Malatya’nın en önemli yatırımı da eğitim olmalıdır.

Bu nedenle eğitim kurumlarımızın şehir gündeminde daha fazla görünür olması elbette kıymetlidir.

Ancak bu görünürlüğün merkezinde eğitim bulunmalıdır.

Mustafa Sarıtaç’ın Malatya’nın geleceği konusunda görüşleri olabilir. Yüksek teknoloji ve savunma sanayisi üzerine değerlendirmeler yapabilir. Buna kimsenin itirazı yok.

Fakat benim beklentim çok daha basit:

Önce eğitim.

Önce öğrenciler.

Önce öğretmenler.

Önce okul.

Önce bilim.

Önce çocuklarımızın geleceği.

Malatya’nın sanayi politikasını sanayicilerimiz, teknoloji politikasını teknoloji uzmanlarımız, şehir planlamasını ilgili meslek insanlarımız konuşsun.

Eğitim kurumlarımız ise eğitimde nasıl daha ileri gideceğimizi anlatsın.

Çünkü herkes her konuda konuşabilir.

Ama herkes kendi işini en iyi yaptığında şehir kazanır.

Ve son olarak Sayın Mustafa Sarıtaç’a samimi bir çağrım var:

Malatya’nın 13 ilçesi için eğitim odaklı bir proje ortaya koyun.

Akçadağ için ne yapacağınızı gördük.

Şimdi diğer 12 ilçeyi de merak ediyoruz.

Bir pilav buluşmasından çok daha fazlasını; çocukların hayatına dokunan, eğitime katkı sağlayan, ölçülebilir ve sürdürülebilir projeleri görmek istiyoruz.

Çünkü Malatya’nın bugün gerçekten ihtiyacı olan şey, daha fazla gündem olmak değil;

daha fazla eğitim üretmek.

Yazarın Diğer Yazıları