Bazı insanlar vardır…
Onları anlatmak için makamlarını, unvanlarını, yaptıkları görevleri sıralamanıza gerek kalmaz.
Çünkü onları asıl anlatan, yıllar içerisinde oluşturdukları izdir.
Benim açımdan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da böyle bir isimdir.
Bugün Malatya Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri konuşuluyor. 1 Ekim’de yapılacak seçim öncesinde farklı isimler, farklı ekipler ve farklı projeler kamuoyunun gündeminde. Mevcut Başkan Oğuzhan Ata Sadıkoğlu da üçüncü dönem için yeniden adaylığını ortaya koymuş durumda.
Ben bu yazıyı bir seçim propagandası yapmak için değil, Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hakkında yıllardır taşıdığım kişisel kanaati açıkça ifade etmek için kaleme alıyorum.
Çünkü bazı şeyler sandıktan, seçimden, makamdan bağımsızdır.
İnsanları tanırsınız.
Nasıl durduklarını görürsünüz.
Zor zamanda nerede olduklarına şahit olursunuz.
Ve zaman içerisinde hakkınızda bir kanaat oluşur.
Benim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hakkındaki kanaatim de işte böyle oluştu.
Ben onun Malatya meselesine bakışını önemsiyorum
Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun son sekiz yıllık MTSO başkanlığı döneminde pandemi, 6 Şubat depremleri ve zirai don gibi Malatya ekonomisini doğrudan etkileyen çok ciddi süreçler yaşandı.
Kendisinin açıkladığı verilere göre 2018'de yaklaşık 6 bin 500 olan oda üye sayısı bugün 13 bine yaklaşmış durumda. Aynı dönemde 317 eğitim, panel ve çalıştay düzenlendiği ve yaklaşık 16 bin kişiye ulaşıldığı belirtiliyor.
Bunlar elbette rakamlardır.
Benim için ise mesele yalnızca rakam değildir.
Mesele, Malatya'nın ekonomik meselelerinin sürekli gündemde tutulmasıdır.
Deprem sonrasında finansmana erişim, mücbir sebep uygulaması, ihracat, üretim ve işletmelerin yeniden ayağa kaldırılması gibi başlıklar zaten şehrin en önemli ekonomik sorunları arasında yer aldı. Sadıkoğlu yönetimi de bu konulardaki çalışmalarını kamuoyuna taşıdı.
“Dik durmak” herkesin aynı düşündüğü anlamına gelmez
Benim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nda gördüğüm en önemli özelliklerden biri, kendi düşüncesini açıkça ortaya koyabilmesi.
Bu durum herkes tarafından aynı şekilde yorumlanabilir.
Kimi bunu sertlik olarak görür.
Kimi mücadelecilik olarak değerlendirir.
Kimi de oda başkanının gerektiğinde kamuoyu önünde daha güçlü bir şekilde konuşması gerektiğini düşünür.
Benim açımdan ise önemli olan şudur:
Bir insanın söylediği söz kadar, söylediği sözün arkasında durup durmadığıdır.
Son seçim sürecinde de Sadıkoğlu'nun eleştirilere ve tartışmalara ilişkin kendi açıklamalarını doğrudan kamuoyuyla paylaştığını görüyoruz.
Ben şahsen bir insanı herkesle aynı düşündüğü için değil, düşündüğünü açıkça söyleyebildiği için önemserim.
Benim için Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nun Malatya tarafı önemli
Malatya'yı sevmek başka şeydir.
Malatya'nın ekonomik geleceği için mücadele etmek başka…
Bu şehir depremle birlikte yalnızca binalarını değil, ekonomik düzeninin önemli bölümünü de kaybetti.
Esnaf zorlandı.
Sanayici zorlandı.
Tüccar zorlandı.
İhracatçı zorlandı.
Çalışan zorlandı.
Dolayısıyla bugün Malatya'da herhangi bir makamı konuşurken sadece koltuğu konuşmamak gerektiğine inanıyorum.
O makamın şehrin ekonomik geleceğine ne kattığına bakmak gerekiyor.
Sadıkoğlu yeni dönem için üretim, finansman, ihracat, teknoloji, lojistik ve sektörel gelişim başlıklarını öne çıkarıyor. Ayrıca Malatya'nın yalnızca yeniden ayağa kalkmasını değil, ekonomik kapasitesinin büyümesini hedeflediğini ifade ediyor.
Benim dikkatimi çeken taraf da tam olarak burası.
Çünkü artık Malatya'nın yalnızca “depremden sonra toparlanan şehir” olarak anılmasını istemiyorum.
Malatya üretmeli.
Malatya ihraç etmeli.
Malatya yatırım çekmeli.
Malatya'nın iş dünyası daha güçlü hale gelmeli.
Ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nu neden destekliyorum demeyeceğim…
Çünkü bu yazının amacı kimseye ne yapacağını söylemek değil.
Ben sadece neden kendisi hakkında olumlu bir kanaate sahip olduğumu anlatıyorum.
Ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nu tanıdığım kadarıyla Malatya meselesini kişisel bir mesele olmaktan çıkarıp şehrin ekonomik geleceği üzerinden değerlendiren bir isim olarak görüyorum.
Elbette eleştirilebilir.
Elbette yaptığı her çalışma tartışılabilir.
Elbette üçüncü dönem hedefleri sorgulanabilir.
Zaten demokratik yarışın anlamı da budur.
Ama bir insanı eleştirirken onun yıllar içerisinde yaptığı çalışmaları, ortaya koyduğu projeleri ve şehir adına verdiği mücadeleyi de hesaba katmak gerektiğine inanıyorum.
Benim Malatya sevdam başka
Benim için Malatya sadece doğduğumuz, yaşadığımız veya ekmek kazandığımız bir şehir değil.
Malatya bir karakterdir.
Bir duruştur.
Bir aidiyettir.
Bazen bir “gardaşım” kelimesinde saklıdır.
Bazen Battalgazi'nin cesaretinde, bazen kayısının kokusunda, bazen çarşıdaki esnafın selamında, bazen de zor günlerde birbirinin elinden tutan insanlarda…
“Bir şehir ol mesela Malatya gibi…”
Ben bu cümleyi seviyorum.
Çünkü Malatya gibi olmak biraz da kendi sözünü söyleyebilmektir.
Ben Oğuzhan Ata Sadıkoğlu'nda da yıllardır bu şehre ait olma duygusunu gördüğümü düşünüyorum.
İşte benim kanaatim budur.
Kim ne düşünürse düşünsün.
Kim kimi desteklerse desteklesin.
Kim hangi projeyi daha doğru bulursa bulsun.
Benim Oğuzhan Ata Sadıkoğlu hakkındaki kişisel düşüncem değişmiyor:
Ben onda Malatya sevdasını samimi buluyorum.
Ve bunu söylemekten de çekinmiyorum.
Çünkü gazetecilikte, köşe yazarlığında ve hayata bakışımızda bazen en kıymetli şey, kendi gördüğümüzü kendi cümlemizle söyleyebilmektir.
Ben bugün tam olarak bunu yapıyorum.
Ben gördüğümü yazıyorum.
Ben tanıdığımı anlatıyorum.
Ben Malatya için taşıdığım duyguyu saklamıyorum.
Gerisini ise Malatya iş dünyasının kendi iradesi belirleyecek.