Siyaset çoğu zaman rakamlarla, projelerle ve açıklamalarla değerlendirilir. Oysa gözden kaçan en önemli unsur, insan hikâyeleridir. Çünkü bir şehri yönetenler, o şehrin sokaklarında büyümüş, o mahallenin tozunu yutmuş insanlardır. Malatya’da son dönemde bu gerçeği yeniden hatırlatan isimlerden biri de AK Parti İl Başkanı Ali Bakan’dır.
24 Ocak 2025 tarihinde göreve atanan Ali Bakan, sadece bir siyasi figür değil; aynı zamanda Yeşiltepe Mahallesi’nin, eski adıyla Boztepe’nin içinden çıkmış bir isimdir. Bu yönüyle onun hikâyesi, klasik bir siyasi yükselişten öte, mahallenin içinden gelen bir yolculuğun hikâyesidir.
Bizim hikâyemiz de burada kesişiyor.
Çocukluk yıllarımız aynı sokaklarda geçti. Aynı mahallede büyüdük, aynı insanları tanıdık, aynı sofraların etrafında bulunduk. Onun ailesinin emeğini, misafirperverliğini bilenlerdenim. Zaman ilerledi, hayat bizleri farklı yollara savurdu. Yıllarca görüşemedik. Ancak hayatın ilginç bir cilvesi olarak, yıllar sonra yeniden Malatya’da, farklı kimliklerle karşı karşıya geldik: O bir il başkanı, biz ise sahada olan bir basın mensubu olarak.
Bu noktada şunu açıkça ifade etmek gerekir: Ali Bakan’ın güçlü bir dava bilinci vardır. Görevine bağlılığı, temposu ve sahadaki enerjisi göz ardı edilemez. Malatya gibi deprem sonrası yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehirde, bu tempo bir tercih değil, zorunluluktur. Nitekim sahadan gelen geri bildirimler, onun vatandaşla doğrudan temas kurabilen, telefonlara geri dönüş yapan ve sorunlara hızlı çözüm üretmeye çalışan bir profil çizdiğini göstermektedir.
Ancak her hikâyede olduğu gibi, bu hikâyenin de eksik kalan, hatta zaman zaman kırgınlık oluşturan yönleri olmuştur.
Özellikle basın ile kurulan iletişimde yaşanan aksaklıklar, bu sürecin en dikkat çeken başlıklarından biri olmuştur. Defalarca yapılan randevu taleplerinin sonuçsuz kalması, doğal olarak bir mesafe oluşturmuş; bu mesafe de zamanla eleştiriye dönüşmüştür. Üstelik bu talepler, doğrudan değil; yoğunluğu dikkate alınarak yardımcıları üzerinden iletilmiştir.
Bu noktada verilen “Keşke beni doğrudan arasaydınız” cevabı ise iyi niyetli olmakla birlikte, iletişimdeki kopukluğu açıklamakta yetersiz kalmıştır. Çünkü kurumsal yapılarda iletişim, kişisel reflekslerle değil; sistemli bir işleyişle yürütülmelidir. Aksi halde iyi niyet, yanlış anlaşılmaların önüne geçemez.
Ancak siyaset, aynı zamanda telafi etme sanatıdır.
Dün gerçekleştirilen basın konteynırları ziyareti, bu anlamda önemli bir eşik olmuştur. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşma, karşılıklı önyargıları büyük ölçüde ortadan kaldırmış; yerini daha sağlıklı bir iletişime bırakmıştır. Bu buluşma, aslında basit bir gerçeği yeniden ortaya koymuştur: Konuşulmayan her mesele büyür, konuşulan her mesele ise çözüm yoluna girer.
Ali Bakan’ın bu ziyarette basın mensuplarına yönelik kullandığı “size çok şey borçluyuz” ifadesi ise ayrıca dikkat çekicidir. Bu ifade, sadece bir nezaket cümlesi değil; aynı zamanda yerel basının önemine dair bir farkındalığın göstergesidir.
Çünkü yerel basın, bir şehrin sadece haber kaynağı değil; aynı zamanda vicdanıdır.
Yerel medya; şehirde olup biteni aktaran, kamu adına denetim yapan, vatandaşın sesini yöneticilere ulaştıran bir köprü vazifesi görür. Bu nedenle siyaset kurumu ile yerel basın arasındaki ilişki, karşılıklı güven ve sürekli iletişim üzerine kurulmalıdır. Bu bağ zayıfladığında, sadece basın değil; şehir de kaybeder.
Bugün geldiğimiz noktada, geçmişte yaşanan kırgınlıkların yerini daha yapıcı bir anlayışın almaya başladığını görmek sevindiricidir. Eleştirilerimiz dün olduğu gibi bugün de dostanedir. Çünkü mesele kişiler değil, Malatya’dır.
Malatya, son yıllarda büyük sınavlardan geçmiş bir şehir. Depremin yaralarını sarmaya çalışan, yeniden ayağa kalkmaya gayret eden bir kent. Böyle bir süreçte, yönetenlerin enerjisi kadar iletişim kabiliyeti de belirleyici olacaktır.
Ali Bakan’ın sahadaki çalışkanlığı ve dava bilinci, doğru bir iletişim diliyle birleştiğinde çok daha güçlü sonuçlar doğuracaktır. Çünkü siyaset, sadece hizmet üretmek değil; aynı zamanda o hizmeti doğru anlatabilmektir.
Ve son olarak şunu söylemek gerekir:
Ali Bakan’ın Malatya’da daha yapacak çok işi var. Bu şehirde büyümüş bir isim olarak, Malatya’ya olan aidiyetinin farkındayız. Bu aidiyetin, kapsayıcı bir yönetim anlayışı ve güçlü bir iletişimle desteklenmesi halinde, ortaya çok daha başarılı bir tablo çıkacaktır.
Bizler, hem basın mensubu hem de bu şehrin bir evladı olarak, yapılan her doğru işin yanında durmaya; eksik gördüğümüz her noktayı ise yapıcı bir dille dile getirmeye devam edeceğiz.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Ve Malatya, her şeyin en iyisini hak ediyor.
