Veysel Fırat

Tarihte Bıraktığı İz Kadar Konuşulmayan İttihat Ve Terakki

Veysel Fırat

Türk Tarihinin dönüm noktası, yön belirleyicisi, kültürel ve siyasi yönden değer yargılarımızı değiştiricisi olan İttihat ve Terakki Partisi nedendir bilinmez tarihte yaptığı etki kadar günümüzde konuşulmuyor. 1908’den 1918’e kadar dokuz yıl süren etkililikleri döneminde yüzyıllık iz bırakan bu oluşum günümüzde sahipsiz kalmış durumda. Oysa İttihat ve Terakki’nin icraatları olmasaydı ne cumhuriyet rejimi ilan edilirdi ne de Batılılaşmak için yapılan inkılaplar hayata geçirilebilirdi.
Birinci dünya savaşına ülkemizi sokan, bu savaşı yürütüp Mondros Ateşkes Antlaşmasını ve Sevr Anlaşmasını imzalayan, Osmanlı devletinin sınırlarını Anadolu ile sınırlayan, Türkleri Balkanlardan attıran, Tehcir Yasası’yla ülkemizi Ermenilerden temizleyen, Osmanlıyı dokuz yılda bitiren, ülkenin işgaline zemin hazırlayan ve nihayet ülkeyi işgal altında bırakıp ülkeden kaçan İttihat ve Terakki Fırkası tarihte bıraktığı iz kadar tarih kitaplarında yer almadı. Nedense Tarihimizdeki varlığını bilip de gündemde olmasını istemediğimiz, ders kitaplarında yüzeysel geçtiğimiz küçük bir konu olarak kalmıştır İttihat ve Terakki.
Oysaki, bu cemiyetin en çok Atatürk’e faydası olmuştur. Atatürk’ün milli kahraman olarak öne çıkması, milletvekili seçimlerinin Osmanlı’da uygulanmaya başlaması, bu uygulama sayesinde Atatürk’ün 1919 seçimlerine girerek Erzurum milletvekili seçilmesi, yaptığı inkılapların başarıya ulaşması ve daha sayabileceğimiz onlarca olay İttihat ve Terakki Fırkası’nın uyguladığı politikalar sayesinde gerçekleşmiştir.
İttihat ve Terakki’nin kudretli paşaları Enver, Talat ve Cemal’in alt kadroları olan Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Mehmet Akif Ersoy, Rauf Orbay (Ki Mondros’u imzalayan kişidir.), Refet Bele, Celal Bayar, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir, Fethi Okyar, Recep Peker, Resneli Niyazi, Halil Kut, Ali Fuat Cebesoy ve daha birçok kişi İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesi olup cumhuriyet kadrolarının neferleriydiler. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra cemiyetin önde gelen isimleri ülkeden kaçarken alt kademelerde yer alan ittihatçılar Mustafa Kemal liderliğinde bir araya gelerek, üst kademenin yıktığı Osmanlı Devleti’nin kalıntıları üzerinde Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdular. Yaptıkları inkılaplarla çağdaş ve modern bir toplum oluşturdular. Türkiye Cumhuriyeti’nin kültürel-sosyal devrimlerinin mimarı oldular. Eğer bu kadro İttihat ve Terakki’ye üye olmasalardı ne Kurtuluş Savaşı’nı yürütecek devlet kudretine ne de akabinde yapılan inkılapları gerçekleştirecek devlet yetkisine sahip olamayacaklardı.
Garip olan şu ki, varlıklarını ve başarılarını İttihat ve Terakki’ye borçlu olan cumhuriyet kadrolarının cemiyete gösterdiği vefasızlıktır. Birinci dünya savaşından sonra halk İttihatçılara tepkili oldukları için Kurtuluş Savaşını yürüten devlet kadrosu ve siyasiler İttihatçılarla olan bağını gizleyerek halkın güvenini kazanmayı yeğlemişlerdir. O dönem için olması gereken de budur. Ancak günümüzde tarihi gerçekler olduğu gibi anlatılmalı öğretilmelidir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kökleri İttihat ve Terakki’den gelmektedir. Nihayetinde  21 Mayıs 1889 tarihinde kurulan İttihat ve Terakki, Atatürk’ün Ekim 1906 yılındı kurduğu Vatan ve Hürriyet Fırkası’yla  29 Ekim 1907 yılında birleşti ve Mustafa Kemal de 322 üye kayıt numarasıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin üyesi oldu. Türkiye Cumhuriyeti İttihat ve Terakki kadrosuna mensup kişilerle kurulmuş ve hala İttihat ve Terakki kodlarının yansımaları devlet işlerinde kendini göstermektedir. 
Türk tarihinde ilk kez askeri darbe ile iktidarı ele geçirmek, Birinci Dünya Savaşı’na gereksiz yere girmek, hadi girdin yanlış tarafta girmek, girdiği bu savaşı kaybedip ülkeyi işgale uğratmak, toplumun kültürüne ters düşen yanlış uygulamalar yapmak gibi yanlış işleri olduğu gibi, 1915 Tehcir yasası ile ülkemdeki Ermeni meselesini ülke dışına atmak, cumhuriyet rejiminin gereği olan seçme ve seçilmeyi Osmanlıya getirmek ve Latin alfabesiyle eğitimi başlatmak gibi  güzel politikaları da vardır. Öncelikle CHP sonra da biz Türk milleti olarak İttihat ve Terakki’yi tarihte hak ettiği yere koymalıyız. Bence biz Cumhuriyeti onlara borçluyuz. 
                                    Veysel FIRAT
 

Yazarın Diğer Yazıları