Sözün Bittiği Yerde Bir Ömür Konuşur
Asım DEMİRKÖK
Seksen sekiz yıllık bir ömrün ardından geriye dönüp baktığımda, yalnızca yaşanmış yılları değil; sözün, düşüncenin ve kelimelerin bıraktığı izleri görüyorum. Yazının ve ekranın önünde geçen onca zaman boyunca tek derdim; halka dokunabilmek, doğruyu söyleyebilmek ve elimden geldiğince bir bilinç, bir ufuk bırakabilmekti.
Yirmi beş yıl boyunca Malatya televizyonlarında yaptığım yorumculuk ve programcılık, benim için bir meslekten öte, bir vicdan sorumluluğuydu. Çünkü bu şehrin insanı, bu ülkenin sesi, bana her zaman anlatılmaya değer geldi. Ekranda söylediğim her sözde, yazdığım her satırda onların umutlarını, beklentilerini ve bazen de kırgınlıklarını hissettim.
Benim kalemle ilk tanışmam ise 1962 yılında, Tunceli’de yürütülen Köy Envanteri Etüt Çalışmaları sırasında oldu. Harita teknik elemanı olarak köylerin haritalanması görevini yürütürken, kaldığım otelin zemin katında yayımlanan yerel bir gazetenin sahibi olan Malatyalı bir hemşerimle sohbet ederdik. Bir gün bana, “Neden sen de yazmıyorsun?” diye sordu. Onu kıramadım. Böylece, farkında bile olmadan, ömür boyu sürecek bir yolculuğun ilk cümlesini kurmuş oldum.
Yıllar içinde köşe yazarlığı, benim için yalnızca bir uğraş değil; bir ömrün birikiminin kâğıda yansıması oldu. İki cilt hâlinde yayımlanan Çerçeveye Sığmayanlar, aslında hayata tutulmuş bir aynaydı. O aynada kimi zaman bir yaranın sızısı, kimi zaman bir umudun ışığı, kimi zaman da cevabı zor soruların cesareti vardı.
Bugün kalemi masaya bırakırken bir yorgunluk değil, derin bir huzur hissediyorum. Çünkü söylemek istediklerimi söyledim, yazmak istediklerimi yazdım. En önemlisi, bir ömrün sesini zamana emanet ettim.
Veda etmek, her zaman bir ayrılık değildir. Bazen bir yolculuğu anlamlı bir noktada tamamlamaktır. Benim için bugün, tam da böyle bir anlam taşımaktadır.
Artık geriye yalnızca teşekkür etmek kalıyor…
Yıllarca beni okuyan, dinleyen, düşünen, eleştiren ve benimle aynı duyguda buluşan herkese yürekten teşekkür ediyorum. Çünkü söz, tek başına bir anlam taşımaz; ona anlam veren, onu duyan yüreklerdir.
Kalemim bugün susuyor olabilir. Ama inanıyorum ki, bir yerlerde bir cümlem yaşamaya devam edecek.
Bugün köşeden çekiliyorum. Ancak kalemin kaderi, bazen sahibinden bağımsızdır. Gönlüm el verdikçe, belki bir gün, yine birkaç satır düşer hayatın kıyısına…
Çünkü kalemi bir kez yoldaş edinen, aslında onu hiçbir zaman tamamen bırakamaz.