Ali Haydar Koyun

Eylülün Sessiz Defteri

Ali Haydar Koyun

Vakit, sararan yaprakların rüzgârla dans ettiği o hüzünlü mevsime yaklaştı. Zaman, ömür sayfalarından birini daha sessizce çeviriyor şimdi. 
Gökyüzü yavaş yavaş solgun bir maviye çekilirken, ağaçların dallarında bir yorgunluk seziliyor artık. Her şey, yerini kabullenişin sessizliğine bırakıyor. Belki de doğa, insanın iç dünyasına en çok bu vakitlerde benziyor, biraz yorgun, biraz suskun ama bir o kadar da derin.
Sen de ömür defterinde sararan sayfaları çeviriyorsun şimdi. Her yaprakta bir hatıra; kiminde bir çocuk gülüşü, kiminde yarım kalmış bir cümlenin sessizliği. Kalemin, düşen yaprakların izinde ilerliyor; her harf, bir vedanın yankısı gibi dökülüyor kâğıda.
Ağaçlar, yapraklarını toprağa bırakırken bir teslimiyet dersi veriyor insana. Çünkü bilirler ki, dökülmek bitiş değil, dönüşün başlangıcıdır. İnsan da böyledir aslında. Her kayıpta biraz eksilir, ama o eksilmenin içinde yeniden filizlenecek bir öz taşır.
Eylül gelirken, rüzgârın sesi bile değişir. Sokaklardan geçerken usulca kulağına dokunan o serinlik, sanki bir hatırayı fısıldar. “Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.” Ama aynı sesin içinde başka bir cümle de gizlidir. “Hiçbir şey bütünüyle bitmez.”
Belki de insanın ömrü, mevsimlerin döngüsünden başka bir şey değildir. Her baharda umut, her yazda coşku, her sonbaharda hüzün, her kışta içe dönüş saklıdır. Ve sen, bu döngünün tam ortasında, kendi Eylül’ünü yaşıyorsun.
Bir zamanlar içini ısıtan cümlelerin artık serin bir hatıraya dönüşüyor. Fakat ne tuhaftır ki, hüzün de tıpkı sevinç kadar yaşatır insanı. Çünkü hüzün, kalbin hâlâ atıyor olduğunun en sessiz kanıtıdır.
Eylül’ün hüznü, bir ağıt değil, olgunlaşmanın narin bir yankısıdır. Ve sen, bu mevsimin içinden geçerken fark ediyorsun. Zaman seni eksiltmiyor aslında, sadece fazlalıklarını alıp özü görünür kılıyor.
O yüzden korkma dökülmekten. Korkma sararmaktan, susmaktan, geçmişi hatırlamaktan… Her yaprak gibi sen de düşeceksin bir gün toprağa; ama ardında kalacak olan, yazdığın o defterin kokusu olacak.
Belki de her sararan yaprak, insanın kendi içinde kopan bir mevsimdir. Ve sen, o mevsimin sessiz tanığısın. Bir yandan vedaların ağırlığını taşırken, bir yandan yeniden doğuşun müjdesini duyumsuyorsun.
Çünkü biliyorsun, her sonbahar biraz ölümü hatırlatır ama aynı zamanda yeniden filizlenmenin de vaadini fısıldar. Ve her yazdığın cümleyle, sen de ömür defterinde yeniden kök salarsın; bir yaprak gibi, bir hatıra gibi, bir dua gibi...
Ve belki bir gün, başka bir Eylül sabahında, bir başkası senin cümlelerinde kendi mevsimini bulacak.
 

Yazarın Diğer Yazıları