• Haberler
  • Genel
  • MHP'li Depboylu: Türk kadını milli şerefimizin abidesidir

MHP'li Depboylu: Türk kadını milli şerefimizin abidesidir

MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu,

MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu, "Kadınlarımızın sosyal alanda yaşadığı her sorunun çözümü, desteklenmesi ve güçlendirilmesi hedefimizdir. Liderimizin de ifade ettiği gibi "Türk kadını milli şerefimizin abidesidir" dedi. 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü nedeniyle gazetemiz TÜRKGÜN'e açıklama yapan Depboylu, Partimiz Aziz Milletimizi olumlu veya olumsuz etkileyen her toplumsal olayı titizlikle ele almakta; milli ve manevi değerlerimizin gerektirdiği hassasiyet ve sorunlara çözüm bulmak gayesiyle bilimsel bakış açılarını da dikkate alarak çalışmalarını sürdürmektedir" diye ifade etti. 

 ŞİDDET NASIL TANIMLANABİLİR 

MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu, şunları kaydetti: 

"Şiddeti; tehditle veya fiilen kendine, diğer bireye, bir gruba ya da topluluğa karşı kasıtlı olarak gerçekleştirilmiş yaralama, ölüm, psikolojik zarar verme, engelleme, yoksun bırakma ile sonuçlanan fiziksel güç kullanımı şeklinde tanımlayabiliriz. 

Şiddet içeren davranışlar kişiye fiziksel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren veya acı çekmesine neden olan hareketlerdir. Bu davranışların içerisine tehdit ve baskı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış dâhildir.  

KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ 

Kadına yönelik şiddet bağlamında kastedilen durum; az önce saydığımız şiddet içeren tutum ve davranışların sırf cinsiyetinden dolayı oluşan konumları gerekçesiyle kadınlara uygulanmasıdır.  Gelişen ve değişen dünyada ilmin, teknolojinin hızla ilerlediği bir çağda bugün kadına yönelik şiddeti ve kadın cinayetlerini konuşuyor olmak üzüntü verici. Ancak ne kadar üzülsek de şiddet olaylarının görmezden gelinecek ve inkâr edilecek hali ne yazık ki yok. 

Kadına yönelik şiddet sadece bizim ülkemizin değil tüm dünya toplumlarının önemli bir sorunu.  Kadına yönelik şiddet dünyanın birçok yerinde yaşanılıyor olsa da, Türkiye'de ulaştığı seviye sebepleri ve sonuçlarıyla ele almayı gerektiren, üzerinde durulması ve çözüm bulunulması gereken öncelik olmak zorundadır.  

İçişleri ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre 2009-2019 yılları arasında şiddet nedeniyle 3 bin 418 kadın cinayete kurban gitti. İçinde bulunduğumuz 2020 yılında 234 kadın cinayeti işlendi. Bu sorun toplumun kanayan yarası, vicdan sızısıdır. Kararlı bir şekilde bu sorunun üzerine gidilmeli ve şiddetin önüne geçilmelidir. 

İNSANLAR NEDEN ŞİDDET UYGULAR 

Şiddet genel olarak öğrenilmiş bir davranıştır. Genellikle çatışmacı tansiyon ve korku çevresinde gerçekleşir. Bununla birlikte şiddeti bireysel boyutta acizlik tükenmişlik ve çaresizliği ifade edecek biçimde de ifade edebiliriz.  

Gizli ve sinsi olarak da görülebilen şiddet eylemlerin tümünün ortaya çıkmasında kişinin geçmişi, içinde yetiştiği ve yaşadığı sosyo-kültürel ortam, süreç, iletişim ve etkileşim durumu gibi şartlar da önemlidir. Her ne kadar diğer insanlar üzerinde üstünlük sağlamanın güç yoluyla ifade edilebileceğine inanan ve sahip olduğu gücü baskılayıcı, tehditkâr ve saldırgan tavırlarla kanıtlayabileceğini düşünen kişiler bulunsa da, bilinmesi gereken önemli bir gerçek vardır: Şiddet psiko-sosyal açıdan güçlü olanların tercih edeceği bir davranış değildir. Şiddet uyguladığında güçlü olduğunu zanneden, çoğunlukla statü ve fiziksel üstünlüğüne güvenerek mevcut konumunu ve benlik algısını bu yolla koruyabileceğine inanan; ama aslında sorunlarını çözebilecek bilgi, beceri ve yeterliliğe sahip olmayan, bilişsel ve psikolojik açıdan güçsüz, güvensiz, zayıf karaktere sahip olanların seçtiği bir yoldur. 

MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ'NİN SORUNA BAKIŞ AÇISI 

Partimiz Aziz Milletimizi olumlu veya olumsuz etkileyen her toplumsal olayı titizlikle ele almakta; milli ve manevi değerlerimizin gerektirdiği hassasiyet ve sorunlara çözüm bulmak gayesiyle bilimsel bakış açılarını da dikkate alarak çalışmalarını sürdürmektedir.  

Kadına yönelik şiddet olayları toplum vicdanını yaralayan tüm şiddet ve istismar olaylarıyla birlikte dikkate aldığımız ve de üzerinde yoğun olarak çalıştığımız önemli bir sorundur. Bu soruna siyasi sorumluluğumuzu dikkate alarak etkili, uygulanabilir ve sürdürülebilir politikalar oluşturmak gayesiyle, Saygıdeğer Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendinin talimatı doğrultusunda, 17-19 Ekim 2019 tarihinde soruna bilimsel yaklaşımları tartıştığımız "Toplum, Kadın ve Şiddet" konulu bir bilgi şöleni gerçekleştirdik.  

Üç gün boyunca sunulan bildirilerde, kadının Türk tarihindeki yeri ve konumu, kadına yönelen şiddetin nedenleri analiz edilerek bir sorun tespiti yapıldı. Tespit edilen sorunların sosyoloji, psikoloji, siyaset bilimi, kamu yönetimi, hukuk, ekonomi, işletme, iletişim, medya, tarih, yerel yönetimler, edebiyat, felsefe, ilahiyat gibi alanlar açısından toplumdaki yansımaları örneklerle ortaya konularak çözüm önerileri sunuldu. Bilgi şölenimizde sunulan bildirilerin yer aldığı sempozyum kitabımız; bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Gününde okuyucularıyla buluşuyor. Edindiğimiz bilgileri konuya ilgi duyan, bilgiden faydalanmak isteyen tüm akademisyen, araştırmacı ve vatandaşlarımızla paylaşıyoruz.  

Bu kitap, Milliyetçi Hareket Partisi'nin ülkemizin bütün sorunlarının çözümünde olduğu gibi, özellikle kadına yönelik her türlü kötü muamele ve uygulanan şiddetin de ortadan kaldırılmasına ve çözümler üretilmesine yönelik sorumlu, bilinçli ve kararlı tutumunu bir kez daha ortaya koymaktadır. 

Türk kadınının, kadim tarihimizin derinliklerinden günümüze ulaşan şahsiyetli, dirayetli duruşunun, devletin ve milletin bekası için üstlendiği rolün devam etmesi bizim için önemlidir, vazgeçilmezdir. Kadınlarımızın sosyal alanda yaşadığı her sorunun çözümü, desteklenmesi ve güçlendirilmesi hedefimizdir. Liderimizin de ifade ettiği gibi "Türk kadını milli şerefimizin abidesidir". 

Beş bin yıllık devlet olma geleneğimiz ve Millet olma bilinci ile toplumlara örnek olmuş şuurlu geçmişimizde, kadın sosyal yaşamın eşit ve değerli bir paydaşı olarak varlığını sürdürmüştür. Kadına şiddeti reva gören bir düşüncenin Türk kültüründe dayanak bulması mümkün değildir. Tarihimize, dinimize, kültürümüze ve her şeyden önce insan onuruna yakışmayan kadına yönelik şiddet vakalarının bir an önce son bulmasını diliyoruz."  

TÜRKGÜN

Bakmadan Geçme