Malatya, Biyonik Kulak Operasyonlarında Referans Merkez Oldu

Malatya, Biyonik Kulak Operasyonlarında Referans Merkez Oldu

Gözde Akademi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erkan Karataş, Koklear İmplant (Biyonik Kulak) ameliyatının 2000 yılından itibaren Türkiye'de yaygınlaştığını ifade ederek, “Bizde ilk olarak 2006 yılında Gaziantep Üniversitesi'nde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonlarını başlattık. Orada yüzlerce vakaya operasyon yaptık. Daha sonra Malatya İnönü Üniversitesine geçtim ve burada bu ameliyatlara başlandı. Birçok bebek ve çocuğumuzda Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonu yapıldı. Türkiye'de Gaziantep, Malatya, Şanlıurfa, Diyarbakır, Trabzon, Tokat, Kahramanmaraş ve Adıyaman bölgelerinde bu operasyonları ilk gerçekleştiren ekip de cerrah olarak yer aldım. Bölgede artık birçok üniversitede bu ameliyatlar yapılıyor” dedi.

Karataş, Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez yapılan Koklear İmplant (Biyonik Kulak) ameliyatı şehirde büyük bir ilgi ve heyecan oluşturduğunu söyledi.

“HİÇ DUYMAYAN BEBEK VE ÇOCUKLAR DUYMAYA BAŞLIYOR”
Karataş, Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonlarını hiç duymayan ve işitme cihazından fayda görmeyen bebek ve çocuklara yaptıklarını ifade ederek, “Bu ameliyatlar 2000 yılından sonra Türkiye'de yaygınlaştı. Koklear İmplant dediğimiz ameliyatta ne yapıyoruz? İç kulağın içine bir elektrot takıyoruz ve onunda dış bağlantılı mıknatıslı kısmını kafatası içerisine gömüp, saçlı deriyi kapatıyoruz. Daha sonra bu cihazı çalıştıran mıknatıslı işitme cihazı kullanılan ekstra bir dış parçası var, onu cihaz gibi hastamız daha sonra kullanıyor. Bu şekilde hiç duymayan bebek ve çocuklar duymaya başlıyor” dedi.

“İKİ YIL SONRA KONUŞMA SÜRECİ BAŞLIYOR”
Bebek ve çocuklara gerçekleştirilen operasyon sonrası duymaya başlamalarının ardından beyindeki algılama merkezinin duyduğu sesleri öğrendiğini kaydeden Karataş, “Rehabilitasyon, konuşma eğitimi gerçekleşiyor. İki yıl sonra konuşma süreci başlıyor. Bu tedaviler olmadan önce hiç duymayan bebek ve çocuklara bir tedavi yapılmıyordu ve duymadıkları içinde 5-6 yıl sonra beyindeki algılama merkezi köreliyor. Ondan sonra işitme şansı kayboluyor ve işaret diline geçiliyordu. Dolayısıyla bu bebek ve çocuklar,işitme ve konuşma engelli olarak hayatlarını sürdürüyorlardı” diye konuştu.

Karataş, Koklear İmplant (Biyonik Kulak) çıktıktan sonra işitme kaybının bebek ve çocukların kaderi olmadığını ifade ederek, bebek ve çocukların bu tedavinin ardından 6 yaşında normal bir şekilde okula gidebilecek seviyeye gelebileceklerini ve yükseköğrenimlerini tamamlayarak, meslek sahibi olabileceklerini belirtti.

“DOĞU ve GÜNEYDOĞU'DA İLK 2006 YILINDA GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ'NDE BU OPERASYONU GERÇEKLEŞTİRDİK”
Koklear İmplant (Biyonik Kulak) ameliyatının 2000 yılından itibaren Türkiye'de yaygınlaştığını kaydeden Karataş, şunları söyledi: “Bizde ilk olarak 2006 yılında Gaziantep Üniversitesi'nde Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonlarını başlattık. Orada yüzlerce vakaya operasyon yaptık. Daha sonra Malatya İnönü Üniversitesine geçtim ve burada bu ameliyatlara başlandı. Birçok bebek ve çocuğumuzda Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonu yapıldı. Bölgede yeni yeni yapılıyor ve birçok üniversiteden de hocalarımız bu ameliyatları yapıyor. Bizde 2006'dan bu yana Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonlarını gerçekleştirdiğimiz için destek amaçlı çevre üniversitelere gidiyoruz. Bu anlamda ilkleri gerçekleştirdik. Bu kapsamda Gaziantep, Malatya, Şanlıurfa, Diyarbakır, Trabzon, Tokat, Kahramanmaraş ve Adıyamana üniversitelere giderek, ilk ameliyatlara katıldık. Daha sonrada hocalarımız bu bölgelerde ameliyatlara devam etti.”

“BU AMELİYATLARLA İŞİTME VE KONUŞMA ENGELLİ OLMA ORTADAN KALKIYOR”
Karataş, Koklear İmplant (Biyonik Kulak) ameliyatlarının bölgede yaygınlaşmasının Türkiye için bir şans olduğuna dikkat çekerek, “Bu ameliyatlarla birlikte hiç sevmediğimiz ifade olan sağır ve dilsiz olma ortadan kalkıyor. Bebekler ve çocuklar kelimeler üretiyor, kelimeler cümlelere dönüşüyor, cümlelerde lisan ve dil haline geçiyor ve konuşma başlıyor. Sizde 7-8 yıl sonra Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonu geçiren bir kişiyle konuştuğunuzda bu hastanın implantlı olup olmadığını anlayamıyorsunuz. İşaret diline geçen Türkiye'de yaklaşık bir milyonun üzerinde vatandaş var. Bunun nedeni de Koklear İmplant yapılmaması” dedi.

“GEÇ DÖNEMDE YAPILIRSA BİR FAYDASI OLMUYOR”
Koklear İmplant'ta (Biyonik Kulak) sürenin çok önemli olduğunu dile getiren Karataş, şunları kaydetti: “2 veya 3 yıl içerisinde bebek ve çocuklara bu operasyonun gerçekleştirilmesi gerekiyor. Geç dönemde bu operasyonu yaptığımız taktirde beyin köreldiği için bir faydası olmuyor, konuşma gelişemiyor. Ayrıca, bu ameliyatlar erişkinlere de yapılıyor. Erişkinlerde de işitmesini sonradan kaybedenlere ve işitme cihazlarından fayda görmeyenlere Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonları yapılıyor. Bu anlamda kulak teknolojik olarak şanslı bir organ. Her seviyedeki işitmeye yönelik bir çözüm gelişmiş durumda. Göz ve diğer organlara göre baktığınızda teknolojiye paralel en iyi gelişen organın kulak olduğunu görüyoruz. Hastanın yaşı ve durumuna göre bir çözüm ve seçenek bulabiliyoruz.”

“KOKLEAR İMPLANT BEBEK VE ÇOCUKLAR İÇİN BİR ŞANS”
Koklear İmplant (Biyonik Kulak) operasyonunun bebek ve çocuklar için büyük bir şans olduğunu ifade eden Karataş, “Bin bebekten bir bebek işitme kayıplı olarak doğuyor. Bu büyük bir rakam. Dolayısıyla işitme tarama programları bu şekilde gelişti. 2000 yılından sonra Sağlık Bakanlığı her hastanede yeni doğan bebeğe işitme tarama programını zorunlu kıldı. Her bebek şimdi işitme taramasından geçiyor. Sosyo-ekonomik olarak daha az gelişmiş yörelerde bu oran çok daha yüksek. Bin bebekten 4 ya da 5 bebek işitme kayıplı doğuyor. Bir şekilde bu bebeklerde işitme kaybı taramayla tespit edilmezse ve tedavisi gerçekleştirilmezse, işitsel yetileri olmadığı için beyne az elektriksel uyarı gidiyor kulaktan ve beyinde de anlama merkezleri köreliyor. Bu bebeklerde 4-5, yetişkinlerde sonradan oluşan işitme kayıplarında ise beynin körelme süreci 8-10 yıldır. Ondan sonra beyin köreldiği için siz ne yaparsanız yapın sesi duyar ama beyin anlamaz yani tedavi şansını kaybeder” diye konuştu.

“YENİ DOĞAN BEBEKLERİN İŞİTME TARAMA PROGRAMINDAN GEÇMESİ OLDUKÇA ÖNEMLİ”
Karataş, yeni doğan bebeğin işitme tarama prograından geçmesinin önemli olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: “Bir bebek yeni doğduğunda bu tarama programından tespit edilirse ve işitme kaybı ortaya konulur da bir yaşında ameliyat edilirse bu bebekler artık duymaya başlıyor. Ama duyduğu sesleri beyin ilk önce ne olduğunu anlayamıyor, işitsel rehabilitasyon programlarıyla bu sesler öğretiliyor ve yavaş yavaş 2-3 yıl sonra kelime ve cümleler kurmaya başlıyorlar bu da dil ve lisan haline geliyor. Eğer bu olmazsa toplumda işitme engelli bireyler oluşuyor. Bunlarda sadece beyin köreldiği için işaret diliyle iletişim kuruyorlar. Böyle bireyler olmaması için işitme tarama programıyla ilgili tanıtım yapmak, hekim ve aileleri bilinçlendirmek gerekiyor. Her doğan bebekte mutlaka işitme taraması yapılmalı ve bunun önemi de bilinmelidir.”

Bülten

Bakmadan Geçme