Malatya artık bazı gerçeklerle yüzleşmek zorunda. Bu şehirde basın mesleği, ne yazık ki uzun süredir ciddi bir erozyona uğruyor. Elinde bir fotoğraf makinesi, cebinde bir mikrofon olan herkesin kendini “Duayen Gazeteci” ilan ettiği; birkaç yüz, birkaç bin takipçiyle bir anda “basının içine girdim” kanısına kapıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Gazetecilik; hevesle değil, emekle yapılan bir iştir.
Gazetecilik; paylaşım yapmak değil, sorgulamaktır.
Gazetecilik; mikrofonu tutmak değil, ne soracağını bilmektir.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in bu konudaki şikâyetleri de boşuna değil. Nitekim her basın toplantısında aynı manzara yaşanıyor: Soru sormakta zorlanan, gündemi bilmeyen, kurumsal dil nedir haberi olmayan ama sosyal medyada “haberciyim” etiketiyle dolaşan kişiler, en ön sırada yer alıyor. Bu tabloya hayret etmemek mümkün değil.
Asıl soru şudur:
Bu kişiler bu toplantılara hangi vasıfla çağrılmaktadır?
Gazetecilik, yılların birikimiyle oluşur. Haber yazmayı, soru sormayı, kamu adına denetlemeyi öğrenmek; saha görmeden, editör tokadı yemeden, hata yapmadan, düzeltmeden geçmez. Bugün sosyal medyada hesabı olan herkesin “basın mensubu” muamelesi görmesi, bu mesleğe yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Burada kimse sosyal medyayı küçümsemiyor. Aksine, dijital mecralar günümüzün güçlü araçlarıdır. Ancak araç olmak, meslek sahibi olmak demek değildir. Bir hesabın olması, bir kartvizitin bastırılması ya da story atılması gazeteci yapmaz. Gazeteci; sorumluluk taşır, etik bilir, kamu yararını gözetir.
Malatya’da bugün yaşanan sorun şudur:
Gerçekten yıllarını bu işe vermiş, sahada ter dökmüş, haberin ne olduğunu bilen insanlar ile; “ben de buradayım” diyenlerin aynı kefeye konulması.
Bu, sadece gazetecilere değil, kamuoyuna da zarar verir. Çünkü basın toplantıları; şov alanı değil, hesap sorma ve bilgilendirme alanıdır. Yargı dağıtan, kişisel kanaatini haber diye sunan, konuyu bilmeden konuşan kişilerle yol yürümek, Malatya’da gerçekten zorlaşmıştır.
Sayın Başkan’a bu noktada katılıyorum. Ancak şu soruyu da sormak gerekiyor:
Eğer bu durumdan şikâyet ediliyorsa, neden bu kişiler her toplantıya davet edilmektedir?
Basın; bir davet listesiyle değil, bir meslek tanımıyla belirlenmelidir.
Artık bir şeyleri netleştirme zamanı gelmiştir.
Gazetecilik ile sosyal medya paylaşımları arasındaki çizgi kalınlaştırılmalıdır.
Basın toplantıları; gerçekten basın mensubu olanlara yapılmalıdır.
Aksi hâlde bu karmaşa büyür, mesleğin itibarı biraz daha aşınır.
Malatya bunu hak etmiyor.
Gerçek gazeteciler de.