M. Said Yalçın

Gönlü Güzel İnsanlara Kalsın Bu Dünya

M. Said Yalçın

Zamanın ruhu değişti… İnsanların birbirini anlamaktan çok birbirini tükettiği, iletişimin kelimelerle değil çıkarlarla kurulduğu bir çağdayız artık. Değerlerimiz hafifledi, duygularımız yıprandı, bağlarımız zedelendi. Kimse kimsenin yükünü almıyor; herkes birbirinin yükü olmaktan korkuyor. Böyle bir dünyada insan bazen en çok, en sevdiği insanlara “zor olmamak” için kendini küçültüyor, sessizleştiriyor, görünmez kılıyor.

O kadar kolaylaşıyoruz ki…
O kadar “sorun çıkarmayalım” diye esniyoruz ki…
Bir bakıyoruz, bizim için özel olan insanlar bizi sıradanın bir parçası sanmaya başlamış. Değer vermek bir yana, varlığımıza alışmışlar; yokluğumuzun eksik hissedilmeyeceği yanılgısına düşmüşler.

Oysa biz zor olalım diye değil, anlayışlı olduğumuz için kolayız.
Yük değiliz; tam tersine hayatı hafifletenlerdeniz.
Ama ne ironidir ki, en kıymetli duygularımızın bedeli yokmuş gibi davranılıyor.

Mütevaziliğin Eziklik Sayıldığı Bir Toplum

Düşünün…
Bir insanın sesi düşük diye “çekingen”,
Kalbi yumuşak diye “saf”,
Fedakâr diye “enayi”,
Hoşgörülü diye “kendini ezdiren” damgası vuruluyor.

Bizim kültürümüzde tevazu eskiden erdemdi; bugün çoğu kişinin gözünde zaaf gibi görülüyor. Küçük şeylerle mutlu olmak, şükretmek, gösterişe kapılmamak artık “basitlik” gibi algılanıyor.
Sanki mutluluk, ancak pahalı bir etiketle veya yüksek bir sesle kazanılabiliyormuş gibi…

Oysaki insanın değeri, ne giydiğiyle değil; ne hissettirdiğiyle ölçülür.
Gösterdiğiyle değil; sakladığı inceliklerle anlaşılır.
Ve en önemlisi, iç dünyasının güzelliği dışına ne kadar yansıdığıyla fark edilir.

İnsanı İyileştiren de Yaralayan da İnsandır

“Bir insanın ruh güzelliği, yaşarken kimlere rastladığına bağlıdır.”

Bu söz aslında insanın kaderini özetliyor.
Hayat bir yolculuksa, karşılaştığımız insanlar da yol işaretleridir. Kimi bizi doğru yola taşır, kimi yanlış sokağa sokar… Kimi elimizden tutar, kimi arkamızdan iter… Kimi yüreğimizi onarır, kimi ömür boyu kapanmayacak bir iz bırakır.

Bazı insanların varlığıyla genişler içimiz, nefes alırız…
Bazılarıyla aynı odada bile yorgun düşeriz.

Bazen de öyle biri çıkar karşınıza ki; bir tebessümüyle yorgunluğunuzu siler, bir cümlesiyle karanlığınızı aydınlatır. İşte o insanlar azdır… kıymetlidir… sessizdir ama derin iz bırakır. Onlar gönlü güzel insanlardır.

Samimiyetin Değeri Eskimiyor

Teknoloji gelişiyor, hayat hızlanıyor ama insan hâlâ en çok içtenliğe ihtiyaç duyuyor. Kalpten gelen bir merhaba, bir bardak sıcak çay eşliğinde yapılan içten bir sohbet, dobra bir söz, karşılıksız bir iyilik… Bunların hiçbirinin modası geçmiyor. Çünkü insan, insanla tamamlanıyor.

Samimi bir dost; söyleyemediklerimizi anlıyor, sustuklarımızı duyuyor.
Gerçek dost; aradığımızda değil, düştüğümüzde yanımızda oluyor.
Hakiki bir gönül bağı; sevincimize ortak olduğu kadar acımıza da omuz veriyor.

Bu yüzden kalbimizi herkese açmıyoruz aslında…
Güven kırılgan bir şeydir; bir kere paramparça olursa toplanması yıllar sürer.
Fakat doğru insanla karşılaşırsak, tüm o kırıklar bir anda anlamını kaybeder.
İşte insanı insan yapan da budur: iyiliği hissettiğinde, yüreğini yeniden büyütebilme cesareti.

Hayatın Yükü Değil, İnsanların Ağırlığı Yorar

Bugün birçok insan dertli…
Kimisi yalnızlığından, kimisi yanlış insanların arasında yalnız kalmaktan.
Kimisi kalabalıkların içinde görünmez olmaktan, kimisi de görünür olmasına rağmen anlaşılmamaktan şikâyet ediyor.

Hayatın yükü ağır değil aslında;
Ağır olan, değersiz hissettirilmektir.
Ağır olan, fedakârlığının karşılık görmemesidir.
Ağır olan, “senin için buradayım” diyenlerin ilk fırtınada sırra kadem basmasıdır.

Ve ağır olan, gönlünde kötülük taşımayan insanların bu dünyada daha çok yıpranmasıdır.

Ama şükür ki hâlâ iyi insanlar var.
Hâlâ merhamet taşıyanlar, hâlâ insanlığını unutmayanlar, hâlâ “yanındayım” demenin değeri olduğunu bilenler var.

Gönlü Güzel İnsanlara Kalsın Bu Dünya

Dünya bütün gürültüsüyle dönmeye devam etsin.
Kıran, inciten, değersizleştiren ne kadar çok olursa olsun…

Biz yine de kalbimizi kötüye kapatıp iyiye açmayı bilelim.
Biz yine de insanlığın ağırbaşlılığını taşıyabilelim.
Biz yine de küçük mutlulukları kucaklayalım, büyük beklentilerden uzak duralım.

Çünkü sonunda hep aynı yere varıyoruz:
İnsanı insan yapan; kalbinde taşıdığı güzelliklerdir.

Ve bu yüzden…

Bu dünya, gönlü güzel insanlara kalsın.
Kötülüğe inat, iyiler çoğalsın.
Kıymet bilenlerle yollar kesişsin.

İşte o zaman yaşam hem anlamlı olur, hem de huzurlu…

Yazarın Diğer Yazıları