Cemal HANİLÇİ

Gözyaşlarının cinsiyeti yoktur.

Cemal HANİLÇİ

Erkekler ağlamaz ,,,
Ağlamaz ya
Niye aglasin ki ?
Erkek adam aglarmi ki ?
Gözyaşının Cinsiyeti Var mıdır sizce ?
​Geçen gün bir parkta bankta oturup hafif hafif yagan karı izlerken bir cocuk koşuşturuyordu sağa sola,
Kar yağıyordu ve ortalık yavas yavaş beyaza bürününüyordu bu da cocuklarin en sevdiğiydi.
Ufaklık ellerini yukarida kosusturuyordu ki o  kosusturmada dizini yere vurup canı fena yanan küçük  çocuğun dudakları titredi, gözleri doldu, tam o meşhur feryadı koparacaktı ki babasının sesi duyuldu: 
"Hop! Kalk bakalım, erkek adam ağlamaz!"
Haydaaaa 
​O küçük çocuk, henüz beş yaşında filanken  hayatının ilk büyük yalanıyla tanıştı: Duygularını bastırmak, "erkek olmanın" ilk şartıdır.
​Duyguların Prangası: "Ağlamaz Ya!"
​Toplum olarak "erkeklik" kavramını öyle bir kalıba soktuk ki, içine sadece güç, sarsılmazlık ve bir miktar da donukluk sığdırdık. 
Bizim coğrafyamızda erkek dediğin; dağ gibidir, yıkılmaz, sarsılmaz ve en önemlisi... Asla ağlamaz. 
Aglarsa erkekliğe zeval gelir.
Ama sormak lazım: Hangi dağ fırtınada uğuldamaz, 
Hangi taş yağmurda ıslanmaz?
​Ağlamayı bir zayıflık göstergesi olarak kodladığımızdan beri, erkekleri duygusal birer kaleye hapsettik. 
O kale yıkılmasın diye pencereleri kapattık, kapıları kilitledik. İçeride biriken hüzün ve gözyaşı öfkeye dönüşene kadar da oradan çıkmasına izin vermedik.
​Biyolojik mi, Mahalle Baskısı mı bilemedik ?
​bildiğimiz kadarıyla gözyaşı kanallarının cinsiyeti yoktur. 
Bilim bize ağlamanın, vücudun aşırı yüklenen stres hormonlarını dışarı atma yöntemi olduğunu söylüyor. 
Bilimi kim neyler ki.
Erkekler ağlamaz. 
Yani aslında ağlamak, bir "zayıflık" değil, biyolojik bir "tahliye mekanizmasıdır."
​Peki, neden bir kadın ağladığında "duygusal" diyoruz da, bir erkek ağladığında "niye ağlasın ki?" diye şaşırıyoruz? 
Çünkü biz erkeğin acısını sadece öfkeyle ya da sessizlikle ifade etmesine alışmışız. 
Öyle ağlayan erkek gördüğümüzde horlar hatta neredeyse aşağılar ve acıyarak bakarız  erkeklik gururunu ayaklar altına aldi diye.
Oysa bir adamın, kaybettiği bir dostunun sevdiğinin,  annesinin, babasının veya her hangi bir sevdiğinin ardından, evladının başarısında ya da hayatın getirdiği o ağır yüklerin altında gözyaşı dökmesi; onun "erkekliğinden" bir şey götürmez. 
Aksine, onun insan olduğunu kanıtlar.
​Maskeleri İndirme Vakti gelmedi mi acaba,
​"Erkek adam ağlamaz" cümlesi, aslında bir neslin ruh sağlığına vurulmuş en büyük darbedir. 
Ve bu darbenin açığa çıkarma zamanı degil mi.
Ağlamayan, duygusunu dışarı vurmayan adam; o yükü kalbinde taşır. 
Kalp yorulunca da ya öfke patlamaları yaşanır ya da o meşhur terkedişler "sessiz gidişler." Devreye girer. 
​Gerçek güç, gözyaşını saklamak değil; o gözyaşına sebep olan duyguyla yüzleşebilmek degilmidir. ?
Bir erkeğin ağlaması, onun yenildiği anlamına gelmediği; sadece o an taşıdığı yükün insan kalbi için fazla ağır geldiğini göstermez mi.?
​Unutmayalım: 
Gözyaşı sadece tuzlu bir su değildir; 
Ruhun terlemesi değilmidir.? Sevgiliye veya mutluluğa verilen duygusal bir eylem değilmdir. ?
Ve terlemek, çalışan her canlı için doğaldır.
​Bırakın o çocuk ağlasın. 
Bırakın o adam hıçkıra hıçkıra ağlasın döksün içini. 
Çünkü maskelerle yaşanan bir dünyada, en sahici şey bir insandan samimice ve dürüstçe dökülen gözyaşıdır.
Gözyaşlarınızın sadece mutluluktan dökülmesi dileklerimle.

03.45 gecenin bir yarısı 
21/01/2026

Yorumlar 1
Cemal Hanilçi 23 Ocak 2026 09:47

"Ufaklık ellerini yukarida kosusturuyordu" cümlesinde hata oluşmuştur. Burası klavye hatası olmuş ve cümleyi düzelteyim derken gözümden kaçmıştır. Yazının asli şöyle: Ufaklık aşağı yukarı koşuşturuyordu... olacakti....

Yazarın Diğer Yazıları