<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Malatya Cadde - Malatya Haber - Malatya Haberleri</title>
      <link>https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Son dakika haberlerin, en son videoların, tarafsız makalelerin yayınlandığı, Malatya haber ve bilgi portalı.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2026 00:12:43 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.malatyacadde.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan sıcak hava uyarısı: Günde 2,5-3 litre su tüketin]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/saglik-bakanligi-ndan-sicak-hava-uyarisi-gunde-2-5-3-litre-su-tuketin/113656/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, yaz aylarında artan sıcaklıkların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine karşı vatandaşları uyardı. Özellikle kronik hastalar, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve açık alanda çalışanların dikkatli olması gerektiğini belirten Bakanlık, günlük 2,5-3 litre su tüketilmesini, dengeli beslenilmesini ve besin hijyenine özen gösterilmesini tavsiye etti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/saglik-bakanligi-ndan-sicak-hava-uyarisi-gunde-2-5-3-litre-su-tuketin/113656/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 23:23:36 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığı, yaz aylarında artan sıcaklıkların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine karşı vatandaşları uyardı. Bakanlık, özellikle kronik hastalığı bulunanlar, yaşlılar, çocuklar ve hamilelerin daha dikkatli olması gerektiğini belirterek, günlük yaklaşık 2,5-3 litre su tüketilmesini tavsiye etti.</p><p>Sağlık Bakanlığı, yaz aylarında artan sıcaklık ve nem nedeniyle vücut ısısının yükseldiğini, buna bağlı olarak terleme ile birlikte sıvı ve mineral kayıplarının yaşanabildiğini belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Bakanlık, sıcak havaların etkisiyle başta bayılma hissi, bulantı ve baş dönmesi olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarının görülebileceğine dikkat çekti. Açıklamada, kronik hastalığı bulunanlar, küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerindeki bireyler, hamileler ile açık alanda çalışanların sıcak havalardan daha fazla etkilendiği ifade edildi.</p><p>Yaz döneminde yeterli ve dengeli beslenme alışkanlıklarının sürdürülmesi, yeterli sıvı tüketilmesi ve besin güvenliği kurallarına uyulmasının sağlığın korunması açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı.</p><p>Açıklamada, yaz aylarında susamayı beklemeden gün boyunca düzenli su tüketilmesi gerektiği belirtilerek, yetişkin bireylerin günlük ortalama 2,5-3 litre su içmesinin önerildiği kaydedildi.</p><p>Sıvı ihtiyacının karşılanmasında çay, kahve ve gazlı içecekler yerine yarım yağlı süt, ayran ve meyve suyu gibi içeceklerin tercih edilmesi tavsiye edilirken, egzersiz yapan kişilerin de kaybettikleri sıvıyı yeterli miktarda su tüketerek yerine koymaları gerektiği bildirildi.</p><p>Aşırı sıcaklardan korunmak için bol, hafif ve açık renkli giysilerin tercih edilmesi, serinlemek amacıyla ılık duş alınması ve sıcağa bağlı rahatsızlık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ifade edildi.</p><p>Yaz aylarında da dengeli beslenmenin sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, kahvaltıda az yağlı peynir, zeytin ve taze sebzelerin tercih edilmesi, kafeinli içecekler yerine süt, meyve suyu ile ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çaylarının tüketilmesinin faydalı olacağı belirtildi.</p><p>Bakanlık, yağlı yiyecekler, kızartmalar ve hamur işlerinden mümkün olduğunca uzak durulmasını, yemeklerin haşlama, ızgara veya kendi suyunda pişirme yöntemleriyle hazırlanmasını önerdi.</p><p>Vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanması için meyve ve sebze tüketiminin artırılması, lif açısından zengin tam buğday ekmeği, bulgur ve yulaf gibi besinlerin tercih edilmesi gerektiği ifade edilirken, ağır hamur tatlıları yerine sütlü ve meyveli tatlılar ile dondurmanın tercih edilebileceği kaydedildi.</p><p>Besin zehirlenmelerinin yaz aylarında daha sık görüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılması, et, süt, yumurta ve balık gibi çabuk bozulan gıdaların uygun koşullarda muhafaza edilmesi gerektiği vurgulandı.</p><p>Ayrıca besinlerin hazırlanması, saklanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına uyulmasının halk sağlığının korunması açısından büyük önem taşıdığı belirtildi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-ndan-sicak-ha_1783801415_egbZDR.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık Bakanlığı'ndan sıcak hava uyarısı: Günde 2,5-3 litre su tüketin ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/saglik-bakanligi-ndan-sicak-ha_1783801415_egbZDR.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hipertansiyonun En Büyük Tehlikesi Belirti Vermemesi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/hipertansiyonun-en-buyuk-tehlikesi-belirti-vermemesi/113510/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, DASH beslenme modeli, tuz tüketiminin azaltılması, düzenli egzersiz ve ideal kilonun korunmasının hipertansiyonun önlenmesi ve kontrolünde en etkili yöntemler arasında yer aldığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/hipertansiyonun-en-buyuk-tehlikesi-belirti-vermemesi/113510/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:24:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı, aynı zamanda Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulmecit Afşin, toplumda en yaygın görülen kronik hastalıkların başında yer alan hipertansiyona ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Hipertansiyonun erken tanı ile kontrol altına alınabilen ancak çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, düzenli tansiyon ölçümünün, sağlıklı beslenmenin ve fiziksel aktivitenin hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınmasında temel unsurlar olduğunu vurguladı.<br>Hipertansiyonun hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirten Dr. Afşin, kardiyoloji, iç hastalıkları, endokrinoloji ve nefroloji alanlarında yapılan epidemiyolojik çalışmaların, Türkiye&#39;de 18 yaş üzerindeki erişkin bireylerin yaklaşık üçte birinde hipertansiyon bulunduğunu ortaya koyduğunu ifade etti.<br>Hipertansiyonun görülme sıklığının yaşam tarzındaki değişiklikler, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam ve nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak her geçen yıl arttığını belirten Dr. Afşin, gerekli koruyucu önlemlerin alınmaması halinde önümüzdeki yıllarda hastalığın toplumdaki yaygınlığının daha da artmasının beklendiğini söyledi.<br>Hipertansiyon Hayati Organlarda Kalıcı Hasara Yol Açabiliyor<br>Hipertansiyonun yalnızca kan basıncının yükselmesi anlamına gelmediğini ifade eden Dr. Afşin, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun zaman içerisinde kalp, beyin, böbrek ve damar sistemi üzerinde ciddi hasarlar oluşturduğunu belirtti.<br>Yüksek tansiyonun kalp yetmezliği, kalp krizi, ritim bozuklukları, inme, beyin kanaması, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Dr. Afşin, bu nedenle hipertansiyonun erken dönemde tespit edilerek tedavi edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.<br>'Hastaların Yaklaşık Yarısı Hipertansiyon Hastası Olduğunu Bilmiyor'<br>Hipertansiyonun en önemli özelliklerinden birinin çoğu zaman belirti vermeden ilerlemesi olduğunu belirten Dr. Afşin, hastaların yaklaşık yüzde 50&#39;sinin herhangi bir şikyet yaşamadan yıllarca hipertansiyonla yaşayabildiğini söyledi.<br>Belirti görülen hastalarda ise en sık enseden başlayan zonklayıcı baş ağrısı, çarpıntı, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, bulanık görme ve ritim bozukluğu gibi yakınmaların ortaya çıkabildiğini ifade eden Dr. Afşin, birçok hastanın ise ilk kez kalp krizi, beyin kanaması veya böbrek yetmezliği gibi ciddi tablolar nedeniyle sağlık kuruluşuna başvurduğunda hipertansiyon tanısı aldığını dile getirdi.<br>Düzenli Tansiyon Ölçümü Erken Tanı İçin Büyük Önem Taşıyor<br>Hipertansiyon tanısının günümüzde oldukça kolay konulabildiğini belirten Dr. Afşin, aile sağlığı merkezlerinde, hastanelerde, eczanelerde ve ev tipi otomatik tansiyon cihazlarıyla güvenilir ölçümler yapılabildiğini söyledi.<br>40 yaş ve üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez tansiyonlarını ölçtürmelerini öneren Dr. Afşin, ailesinde özellikle genç yaşta hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerde ise düzenli tansiyon takibine 30 yaşından itibaren başlanmasının uygun olacağını ifade etti.<br>Hipertansiyonun genetik geçiş özelliği bulunan bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Afşin, aile öyküsü bulunan bireylerde düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.<br>Sağlıklı Beslenme Hipertansiyonun Kontrolünde Temel Unsurlardan Biri<br>Hipertansiyon gelişiminde genetik faktörlerin yanı sıra yaşam tarzının da belirleyici olduğunu belirten Dr. Afşin, özellikle yüksek tuz tüketimi, hazır ve işlenmiş gıdaların sık tüketilmesi ile fiziksel hareketsizliğin hastalık riskini artırdığını ifade etti.<br>Bilimsel çalışmalarla etkinliği gösterilen DASH beslenme modelinin hipertansiyon kontrolünde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Afşin, bu beslenme modelinin sebze, meyve, tam tahıllar, baklagiller ve sağlıklı yağlardan zengin; işlenmiş gıdalar ile aşırı tuz tüketiminin ise sınırlandırıldığı dengeli bir beslenme düzenini içerdiğini söyledi.<br>Beyaz ekmek ve rafine un yerine tam buğday, çavdar ve yulaf gibi tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesini öneren Dr. Afşin, liften zengin beslenmenin hem kalp damar sağlığını desteklediğini hem de hipertansiyon kontrolüne katkı sunduğunu ifade etti.<br>Baklagillerin kaliteli bitkisel protein kaynakları olduğunu belirten Dr. Afşin, mercimek, nohut, kuru fasulye ve bezelye gibi besinlerin düzenli olarak tüketilebileceğini söyledi.<br>Balık ve hindi etinin dengeli beslenmenin önemli bileşenleri arasında yer aldığını ifade eden Dr. Afşin, işlenmiş et ürünlerinin ise yüksek tuz içerikleri nedeniyle mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini kaydetti.<br>Şekerli içecekler, paketli ve hazır gıdaların fazla miktarda sodyum içerdiğine dikkat çeken Dr. Afşin, bu ürünlerin sık tüketiminin hipertansiyon gelişimini kolaylaştırabileceğini belirtti.<br>Kahve ve Çay Tüketiminde Ölçülü Davranılmalı<br>Kahve tüketimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dr. Afşin, kan basıncı kontrol altında olan bireylerde ölçülü kahve tüketiminin genel olarak sorun oluşturmadığını ifade etti.<br>Bununla birlikte, kan basıncı çok yüksek seyreden ve henüz kontrol altına alınmamış hipertansiyon hastalarının kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini belirten Dr. Afşin, tansiyon kontrolü sağlandıktan sonra hekim önerileri doğrultusunda tüketime devam edilebileceğini söyledi.<br>Her gün bir kupa yeşil çayın da dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Dr. Afşin, kullanılan ürünlerin güvenilir kaynaklardan temin edilmesinin önemine dikkat çekti.<br>Düzenli Fiziksel Aktivite Kan Basıncını Düşürmeye Katkı Sağlıyor<br>Hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliklerinin de büyük önem taşıdığını belirten Dr. Afşin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte günlük yaşamda fiziksel hareketliliğin belirgin şekilde azaldığını söyledi.<br>Günlük yaşam içerisinde daha fazla hareket edilmesini öneren Dr. Afşin, kısa mesafelerde yürüyüşün tercih edilmesi, merdiven kullanımının artırılması ve bisiklet kullanımının teşvik edilmesinin kalp damar sağlığı açısından önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.<br>Haftada en az beş gün, 40-45 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini belirten Dr. Afşin, yürüyüşün yanı sıra yüzme ve bisiklet gibi aerobik egzersizlerin de hipertansiyon kontrolüne katkı sağladığını dile getirdi.<br>Son yıllarda yapılan çalışmaların direnç egzersizlerinin de kan basıncı üzerinde olumlu etkiler gösterdiğini belirten Dr. Afşin; şınav, squat, plank ve 'wall sit' gibi egzersizlerin uygun kişilerde düzenli uygulanmasının damar elastikiyetini artırarak tansiyon kontrolünü destekleyebileceğini ifade etti.<br>Egzersiz programlarının bireyin yaşı, mevcut hastalıkları ve fiziksel kapasitesi dikkate alınarak planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Afşin, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin egzersize başlamadan önce hekim değerlendirmesinden geçmelerinin önem taşıdığını söyledi.<br>Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları Tedavinin Ayrılmaz Bir Parçası<br>Hipertansiyonun önlenebilir ve kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Abdülmecit Afşin, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ideal vücut ağırlığının korunması, tuz tüketiminin azaltılması ve düzenli tansiyon takibinin hipertansiyonla mücadelede temel yaklaşımlar arasında yer aldığını ifade etti.<br>Vatandaşların herhangi bir şikyetleri olmasa dahi belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiğini belirten Dr. Afşin, erken tanı sayesinde hipertansiyona bağlı gelişebilecek kalp-damar hastalıkları, inme ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarının önlenmesinin mümkün olabileceğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hipertansiyonun-en-buyuk-tehli_1783416293_kzWv6m.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hipertansiyonun En Büyük Tehlikesi Belirti Vermemesi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hipertansiyonun-en-buyuk-tehli_1783416293_kzWv6m.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Doğanşehir Devlet Hastanesi'nde Bir İlk: İki Özellikli Ameliyat Başarıyla Gerçekleştirildi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/dogansehir-devlet-hastanesi-nde-bir-ilk-iki-ozellikli-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi/113488/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi'nde ilk kez mide perforasyonu ameliyatı ile onkoplastik meme cerrahisi başarıyla uygulandı. Sağlıklarına kavuşan iki hasta taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/dogansehir-devlet-hastanesi-nde-bir-ilk-iki-ozellikli-ameliyat-basariyla-gerceklestirildi/113488/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:39:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi&#39;nde ilk kez gerçekleştirilen mide perforasyonu ameliyatı ile onkoplastik meme cerrahisi başarıyla tamamlandı. İki hasta da tedavilerinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi.</p><p>Malatya Doğanşehir Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesi&#39;nde ilk kez gerçekleştirilen mide perforasyonu ameliyatı ile onkoplastik meme cerrahisi başarıyla tamamlandı. İl Sağlık Müdürlüğü, iki özellikli cerrahi girişimin başarıyla sonuçlandığını açıkladı.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nden yapılan açıklamaya göre, karın ağrısı şikyetiyle hastaneye başvuran 23 yaşındaki hastada yapılan tetkiklerde mide perforasyonu (mide delinmesi) tespit edildi. Acil olarak ameliyata alınan hastanın mide delinmesi, başarılı bir cerrahi müdahaleyle onarıldı.</p><p>Hastanede gerçekleştirilen bir diğer operasyonda ise 68 yaşındaki bir hastaya, Türkiye&#39;de sınırlı sayıda sağlık merkezinde uygulanabilen onkoplastik meme cerrahisi kapsamında Paralelogram İntraglandüler Flep yöntemiyle meme kitlesi başarıyla çıkarıldı.</p><p>Her iki hastanın da tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından sağlıklarına kavuşarak taburcu edildiği bildirildi.</p><p>Başarılı operasyonların, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Özgürcan Öcalan ile ameliyathane ekibinin koordineli çalışmasıyla gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, ilçe hastanesinde ilk kez uygulanan bu cerrahi girişimlerin sağlık hizmetlerinde ulaşılan nitelikli seviyeyi ve uzman kadronun yetkinliğini ortaya koyduğu ifade edildi.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğü açıklamasında, ilçe hastanelerinde sunulan sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya, özellikli cerrahi işlemleri vatandaşların bulundukları ilçelerde erişilebilir hale getirmeye ve güçlü sağlık altyapısını geliştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dogansehir-devlet-hastanesi-nd_1783345188_2mYZUk.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Doğanşehir Devlet Hastanesi'nde Bir İlk: İki Özellikli Ameliyat Başarıyla Gerçekleştirildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dogansehir-devlet-hastanesi-nd_1783345188_2mYZUk.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Stres ve Obezite Kalp Krizini Tetikliyor: Uzmanından Hayati Uyarılar]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/stres-ve-obezite-kalp-krizini-tetikliyor-uzmanindan-hayati-uyarilar/113477/</link>
            <description><![CDATA[Kalbi Tehdit Eden Psikososyal Faktörler: Stres ve Gelir Düzeyi]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/stres-ve-obezite-kalp-krizini-tetikliyor-uzmanindan-hayati-uyarilar/113477/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:26:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Kalp sağlığını korumada erken tanı, düzenli egzersiz ve doğru beslenmenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Biçeroğlu, tıp teknolojisindeki büyük gelişmelere rağmen kalp krizini önceden kesin olarak gösterecek bir tetkiğin henüz geliştirilemediğini hatırlattı.</strong></p><p>Kalbi Tehdit Eden Psikososyal Faktörler: Stres ve Gelir Düzeyi</p><p>Kalp rahatsızlıklarında obezite, sigara, alkol kullanımı, yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi klasik risk faktörlerinin yanı sıra psikososyal etkenlerin de belirleyici rol oynadığı ifade edildi. Dr. Serdar Biçeroğlu; bireylerin gelir düzeyi, eğitim seviyesi, çevresel etkenler ve özellikle günlük hayatta maruz kalınan kronik stresin kalp hastalığı riskini ciddi ölçüde artırdığına dikkat çekti.</p><p>Beslenmede Altın Kurallar: Neler Tüketilmeli, Nelerden Kaçınılmalı?</p><p>Hayat boyunca sürekli çalışan ve tüm organlar için yaşamsal bir konumda olan kalbi korumak için beslenme alışkanlıklarının gözden geçirilmesi gerektiği belirtildi. Kalp sağlığını destekleyen ve kesinlikle uzak durulması gereken gıdalar şu şekilde sıralandı:</p><p>Tüketilmesi Önerilenler: Mevsimsel meyve ve sebzeler, tam tahıllar, bakliyat çeşitleri, zeytinyağı ve omega-3 yönünden zengin olan balıklar.<br>Kaçınılması Gerekenler: Tuz, şeker, doymuş yağlar, işlenmiş karbonhidratlar, işlenmiş et ürünleri ve katkı maddeli hazır gıdalar.<br>Düzenli egzersiz yapmanın ve sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinden tamamen uzak durmanın kalp sağlığını korumada en etkili kalkan olduğu vurgulandı.</p><p>Teknolojik Gelişmeler Ölüm Oranlarını Düşürdü</p><p>Kalp hastalıklarında erken tanı ve uzman hekim gözetiminde yürütülen tedavi süreçlerinin hastalara büyük avantaj sağladığını ifade eden Biçeroğlu, damar tıkanıklıklarına müdahalede teknolojinin geldiği noktayı şu sözlerle özetledi:</p><p>'Kalbi besleyen damarların görüntülenmesi (koroner anjiyografi) hastalıkların anlaşılması için büyük fırsatlar vermiştir. Zaman içinde teknolojinin ilerlemesiyle artık en ince, kıvrımlı ve hatta tam tıkalı damarlara bile balon yapmak, stent yerleştirmek mümkün hale gelmiştir. Stent yerleştirmede hastalığın fazı ve tipi önem kazanırken, stentlerle birlikte kullanılan yeni nesil ilaçların gelişmesi tedavi başarısını artırmış ve ölüm oranlarını ciddi ölçüde azaltmıştır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/stres-ve-obezite-kalp-krizini-_1783329960_bmXsPJ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Stres ve Obezite Kalp Krizini Tetikliyor: Uzmanından Hayati Uyarılar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/stres-ve-obezite-kalp-krizini-_1783329960_bmXsPJ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Havuz Kaynaklı Göz Enfeksiyonları Tatilinizi Kâbusa Çevirebilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonlari-tatilinizi-kabusa-cevirebilir/113466/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen hijyenik olmayan havuzlar, göz enfeksiyonlarından kornea hasarına kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Uzmanlar, özellikle kontakt lens kullanıcıları ve çocukları risk konusunda uyarıyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonlari-tatilinizi-kabusa-cevirebilir/113466/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 03:01:33 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte milyonlarca kişi serinlemek için havuzları tercih ediyor. Ancak yeterince denetlenmeyen ve hijyen koşulları uygun olmayan havuzlar, göz sağlığı açısından ciddi riskler barındırabiliyor. Özellikle enfeksiyon etkenleri ve kimyasal maddelere maruz kalmak, basit tahrişlerden kalıcı görme kayıplarına kadar uzanan sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><p>Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Atilla Şahin, yaz döneminde en sık karşılaşılan göz problemlerinin başında havuz kaynaklı enfeksiyonların geldiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p><p><br>Berrak Görünen Her Havuz Güvenli Değildir</p><p>Havuz sularının düzenli olarak dezenfekte edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Atilla Şahin, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Havuz suyunda yeterli dezenfeksiyon sağlanmadığında bakteri, virüs ve bazı parazitler kolaylıkla çoğalabilir. Öte yandan aşırı miktarda kullanılan klor ve kimyasallar da göz yüzeyinde tahrişe neden olabilir. Bu nedenle yalnızca havuzun temiz görünmesi güvenli olduğu anlamına gelmez.'</p><p><br>Yazın En Sık Görülen Göz Sorunlarından Biri: Konjonktivit</p><p>Uzmanlara göre havuz kullanımına bağlı gelişen göz rahatsızlıklarının başında halk arasında 'göz nezlesi' olarak bilinen konjonktivit geliyor. Gözün en dış tabakasını örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bu tablo; enfeksiyonlara, alerjik reaksiyonlara veya kimyasal tahrişe bağlı gelişebiliyor. Op. Dr. Şahin, özellikle ortak kullanım alanlarında enfeksiyon bulaşma riskinin arttığını belirterek şu bilgileri verdi:</p><p>'Yetersiz hijyen koşullarına sahip havuzlar, göz enfeksiyonlarının yayılması için uygun ortam oluşturabiliyor. Özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi hassas olan bireylerde enfeksiyon riski daha yüksek olabiliyor.'</p><p><br>Bu Belirtileri Hafife Almayın</p><p>Havuz sonrası ortaya çıkan bazı şikyetler göz enfeksiyonunun habercisi olabilir. Özellikle;</p><p>·       Gözlerde belirgin kızarıklık</p><p>·       Yoğun kaşıntı</p><p>·       Yanma ve batma hissi</p><p>·       Gözlerde sulanma</p><p>·       Göz kapaklarında şişlik</p><p>·       Işığa karşı hassasiyet gibi belirtiler görülüyorsa vakit kaybetmeden göz hekimine başvurulması gerekiyor.</p><p>Klor Alerjisi de Gözleri Tehdit Ediyor</p><p>Sadece mikroorganizmalar değil, havuzlarda kullanılan dezenfektan maddeler de gözlerde reaksiyonlara neden olabiliyor.</p><p>'Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde klor ve diğer kimyasallar göz yüzeyinde hassasiyet oluşturabiliyor. Bu kişilerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma şikyetleri daha sık görülebiliyor. Koruyucu yüzücü gözlüğü kullanılması bu riskleri önemli ölçüde azaltabilir.' diyen Op. Dr. Şahin, koruyucu ekipman kullanımının önemine dikkat çekti.</p><p>Kornea Enfeksiyonları Kalıcı Hasar Bırakabilir</p><p>Havuz kaynaklı enfeksiyonların bazı durumlarda gözün en önemli yapılarından biri olan korneaya kadar ilerleyebildiğini belirten Op. Dr. Şahin, bu durumun ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.</p><p>'Kornea enfeksiyonları şiddetli ağrı, batma hissi ve görme azalmasıyla kendini gösterebilir. Tedavinin gecikmesi halinde kalıcı görme kaybına kadar ilerleyebilen tablolarla karşılaşabiliyoruz. Özellikle kontakt lens kullanıcılarının bu konuda çok daha dikkatli olması gerekiyor.'</p><p><br>'Alerjik bir bünyeniz varsa havuz sonrası göz kızarıklığı ve kaşıntıyı hafife almayın.'</p><p>Havuz kimyasalları ve güneş ışınları alerjik göz şikyetlerini artırabilir. Gözlerinizi ovuşturmak yerine yüzücü gözlüğü kullanın, güneşten korunun ve göz hekiminizin önerdiği tedaviyi uygulayın. Yüzme sonrası bulanık görmenin nedeni genellikle klordur; klor, gözün doğal gözyaşı tabakasını yok eder ve tahrişe yol açar.</p><p>Havuza Girerken Bu Kuralları Unutmayın</p><p>Uzmanlar, havuz kaynaklı göz problemlerinden korunmak için şu önerilerde bulunuyor:</p><p>·       Havuz suyunun temizliğinden emin olun.</p><p>·       Kalabalık ve hijyeninden şüphe duyulan havuzlardan uzak durun.</p><p>·       Yüzme sırasında koruyucu deniz gözlüğü kullanın.</p><p>·       Kontakt lens ile havuza girmeyin.</p><p>·       Havuz öncesinde ve sonrasında mutlaka duş alın.</p><p>·       Gözlerde kızarıklık veya tahriş gelişirse havuz kullanımına ara verin.</p><p>Sağlıklı Bir Tatil İçin Gözlerinizi Koruyun</p><p>Yaz tatilinin keyfini çıkarırken göz sağlığını ihmal etmemek gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Şahin, düzenli göz kontrollerinin ve basit koruyucu önlemlerin birçok sorunun önüne geçebileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Gözlerimiz yaşam kalitemizi doğrudan etkileyen en değerli duyularımızdan biridir. Özellikle yaz aylarında enfeksiyon ve tahriş riskleri arttığı için gerekli önlemleri almak ve herhangi bir şikyette gecikmeden göz hekimine başvurmak büyük önem taşımaktadır.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonl_1783296092_K8fWNO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Havuz Kaynaklı Göz Enfeksiyonları Tatilinizi Kâbusa Çevirebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/havuz-kaynakli-goz-enfeksiyonl_1783296092_K8fWNO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Sıcakları Lenfödem Şikâyetlerini Artırabilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/yaz-sicaklari-lenfodem-sikayetlerini-artirabilir/113277/</link>
            <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar, kanser tedavisi sonrası gelişebilen lenfödem şikâyetlerini belirgin şekilde artırabiliyor. Uzmanlar, erken farkındalık ve doğru yaşam alışkanlıklarının hastalığın yönetiminde kritik rol oynadığını vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/yaz-sicaklari-lenfodem-sikayetlerini-artirabilir/113277/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:31:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, yaz sıcaklarının özellikle kanser tedavisi sonrasında gelişebilen lenfödem belirtilerini artırabileceğine dikkat çekerek, erken farkındalık ve doğru önlemlerin yaşam kalitesini korumada önemli rol oynadığını belirtti.</p><p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar, özellikle kanser tedavisi sonrasında ortaya çıkabilen lenfödemi olan bireylerde şikyetlerin belirginleşmesine neden olabiliyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, sıcak havaların lenf sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, yaz döneminde görülen şişliklerin yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Çoğu kişi için yaz mevsimi tatil, deniz ve güneş anlamına gelirken, bazı bireyler için sıcak hava koşulları görünmeyen ancak günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilen sağlık sorunlarını da beraberinde getirebiliyor. Bu sorunlardan biri olan lenfödem, özellikle kanser tedavisi sonrası ortaya çıkabilen ve sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte daha belirgin hale gelebilen bir durum olarak öne çıkıyor.</p><p>Kol veya bacaklarda şişlik, ağırlık hissi, gerginlik ve hareket kısıtlılığı gibi belirtilerle kendini gösterebilen lenfödem, erken dönemde fark edilip uygun şekilde yönetildiğinde kontrol altına alınabiliyor.</p><p>Lenf Sistemindeki Hasar Lenfödeme Yol Açabiliyor</p><p>Lenf sisteminin bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olduğunu belirten Ezgi Polat, dokular arasında biriken sıvıların taşınmasında ve vücudun savunma mekanizmasında görev alan bu sistemin zarar görmesi durumunda lenfödem gelişebileceğini ifade etti.</p><p>Polat, 'Lenf damarları veya lenf bezleri zarar gördüğünde, dokular arasında biriken sıvılar yeterince taşınamaz ve zamanla birikmeye başlar. Bu durum lenfödem olarak adlandırılır' dedi.</p><p>Lenfödemin özellikle meme kanseri, jinekolojik kanserler, prostat kanseri ve melanom gibi hastalıkların tedavileri sonrasında görülebildiğini belirten Polat, lenf bezlerinin alınması veya radyoterapi uygulanmasının riski artıran önemli faktörler arasında yer aldığını söyledi.</p><p>Sıcak Hava Şikyetleri Artırabiliyor</p><p>Yaz aylarında damarların genişlediğini ve dokulara daha fazla sıvı geçişi olduğunu belirten Polat, sağlıklı bir lenf sisteminin bu yükü büyük ölçüde dengeleyebildiğini ancak lenf sistemi zarar görmüş kişilerde sıvı birikiminin artabildiğini ifade etti.</p><p>Bu nedenle birçok hastanın yaz döneminde kol veya bacaklarında daha fazla şişlik hissettiğini, yüzüklerinin dar geldiğini ya da kıyafetlerinin sıkmaya başladığını dile getirdiğini aktaran Polat, uzun yolculukların, hareketsizliğin, aşırı sıcak havanın ve yoğun güneş maruziyetinin de mevcut şikyetleri artırabildiğini kaydetti.</p><p>Basit Önlemler Yaşam Kalitesini Destekliyor</p><p>Lenfödemin her zaman tamamen önlenemese de belirtilerinin kontrol altında tutulabileceğini vurgulayan Ezgi Polat, günlük yaşamda alınacak bazı basit önlemlerin önemli fayda sağlayabileceğini söyledi.</p><p>Yeterli su tüketiminin, düzenli hareket etmenin, uzun süre aynı pozisyonda kalmamanın ve aşırı sıcak ortamlardan kaçınmanın önemine dikkat çeken Polat, sağlık profesyonelleri tarafından önerilen kompresyon ürünlerinin düzenli kullanımının da belirtilerin yönetiminde etkili olduğunu ifade etti.</p><p>Polat ayrıca, etkilenen kol veya bacakla ağır yük taşımaktan kaçınılması, yüklerin mümkün olduğunca dengeli dağıtılması ve ani zorlanmalara neden olabilecek hareketlere dikkat edilmesinin şişliklerin artmasını önlemeye yardımcı olabileceğini belirtti.</p><p>Cilt Sağlığını Korumak Önem Taşıyor</p><p>Lenfödem yönetiminde cilt sağlığının da önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Polat, küçük bir enfeksiyonun dahi şikyetleri artırabileceğine dikkat çekti.</p><p>Ciltte oluşabilecek yaralanmalara karşı dikkatli olunması ve gerekli hijyen önlemlerinin alınması gerektiğini belirten Polat, özellikle yaz aylarında cilt bakımının ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Türk Kanser Derneği Farkındalık Çalışmalarını Sürdürüyor</p><p>1964 yılından bu yana kanserle mücadele alanında faaliyet gösteren Türk Kanser Derneği, toplumda kanser farkındalığını artırmak, koruyucu sağlık bilincini güçlendirmek ve hastaların yaşam kalitesini desteklemek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Dernek; eğitim faaliyetleri, bilgilendirme çalışmaları ve uzman desteğiyle kanser hastalarının tedavi süreçlerinde karşılaşabilecekleri sağlık sorunlarına ilişkin farkındalığın artırılmasına katkı sağlıyor.</p><p>Erken Farkındalık Büyük Önem Taşıyor</p><p>Lenfödemin çoğu zaman yaşamı tehdit eden bir durum olmamakla birlikte yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebildiğini belirten Ezgi Polat, özellikle kanser tedavisi görmüş bireylerin belirtileri tanımasının ve gerekli önlemleri zamanında almasının büyük önem taşıdığını söyledi.</p><p>                                           </p><p>Polat, 'Yaz sıcaklarının getirdiği şişliği yalnızca mevsimsel bir değişiklik olarak değerlendirmemek gerekir. Bazen vücudumuz bize sessizce önemli sinyaller veriyor olabilir. Bu belirtileri doğru okumak ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmak, yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayacaktır' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaz-sicaklari-lenfodem-sikayet_1782822676_RrLhC3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Sıcakları Lenfödem Şikâyetlerini Artırabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaz-sicaklari-lenfodem-sikayet_1782822676_RrLhC3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor/113272/</link>
            <description><![CDATA[Uzun süre güneş altında kalmak pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakalarında da belirgin bir yükseliş görülüyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizla-agirlasabiliyor/113272/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 15:12:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzun süre güneş altında kalmak pek çok sağlık problemine yol açabiliyor. Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması vakalarında da belirgin bir yükseliş görülüyor.</strong></p><p>Sıcak çarpması; aşırı sıcak ortamda veya güneş altında uzun süre kalmaya bağlı olarak vücudun ısı dengesini kaybetmesiyle ortaya çıkan acil bir durum olarak tanımlanıyor.</p><p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Demet Matben, ısı düzenleme mekanizmalarının tam gelişmemiş olması ve terleme yoluyla çok hızlı sıvı kaybetmeleri nedeniyle sıcak çarpmasının 5 yaş altındaki çocuklarda daha sık görüldüğünü belirtti.</p><p>Matben, 'Özellikle açık havada uzun süre kalan, yeterince sıvı almayan veya günün en sıcak saatlerinde dışarıda bulunan çocuklar risk grubunda yer almaktadır. Bu nedenle yaz aylarında çocukların susamaları beklenmeden bol bol su içmelerini sağlamak ve onları güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği öğle saatlerinde açık hava aktivitelerinden uzak tutmak büyük bir önem taşımaktadır.' dedi.</p><p>Belirtiler hafif başlayıp, hızla ağırlaşabiliyor!</p><p>Sıcak çarpmasının başlangıçta basit halsizlik ve huzursuzlukla kendini gösterebileceğini belirten Dr. Matben, ilerleyen aşamalarda tablonun ciddi boyutlara ulaşabileceğini vurguladı.</p><p>Dr. Demet Matben, sıcak çarpmasının belirtilerini, 'Vücut sıcaklığının aniden 39-40°C&#39;nin üzerine çıkması, mide bulantısı ve kusma, halsizlik ile aşırı uyku hali, baş ağrısı ve baş dönmesi, sıcak, kırmızı ve kuru cilt' olarak sıraladı.</p><p>Günün en kritik saatleri: 11.00 – 16.00 arası</p><p>Sıcak çarpmasına bağlı ateşin, çocuk serin bir ortama alınıp yeterli sıvı desteği sağlandığında kademeli olarak düşmeye başladığını ve genellikle bir gün içerisinde geçtiğini söyleyen Matben, güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında çocukların mümkün olduğunca dışarı çıkarılmaması gerektiği uyarısında bulundu.</p><p>Bu saatlerde oyun oynayan ya da spor yapan çocuklarda vücut ısısının kısa sürede tehlikeli seviyelere çıkabileceğine dikkat çeken Dr. Demet Matben, 'Eğer çocuğun dışarıda bulunması zorunluysa mutlaka gölgede kalınmalı, sık sık su içmesi teşvik edilmeli ve ağır fiziksel aktivitelerden kaçınması sağlanmalıdır.' diye konuştu.</p><p>Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor</p><p>Yaz aylarında çocukların yeterli su içmemesi de sıcak çarpması riskini artıran önemli faktörlerden biri olarak öne çıktığını anlatan Matben, çocukların susama hissi oluşmadan düzenli aralıklarla su içmeye teşvik edilmesinin  son derece önemli olduğunu vurguladı</p><p>Dr. Demet Matben, 'Çocuklar oyun oynarken su içmeyi unutabiliyor. Bu nedenle düzenli aralıklarla su içmelerinin sağlanması çok önemlidir' uyarısında bulundu.</p><p>Acil müdahale çok önemli!</p><p>Sıcak çarpmasında vücut sıcaklığının kontrol edilemeyecek düzeyde yükselmesi beyin, böbrekler ve kalp gibi hayati organların işlevlerini olumsuz etkileyebildiğini anlatan Matben, 'Tedavide gecikildiğinde ise organ yetmezliği gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle sıcak çarpması acil müdahale gerektiren bir durumdur.  Çocuk hemen serin ve gölgeli bir ortama alınmalıdır. Ardından, bilinci yerindeyse yeterli sıvı desteği sağlanmalı, mümkünse serin bir duş veya ıslak bezlerle vücut sıcaklığının düşmesine yardımcı olunmalıdır. Elektrolit ve sıvı kaybını yerine koymak için bol sıvı tüketimi desteklenmelidir. Gerekli durumlarda hekim önerisiyle ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir.' tavsiyelerinde bulundu.</p><p>Matben, çocuğun ağızdan yeterli sıvı alamadığı veya genel durumunun bozulduğu ağır vakalarda ise zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p><p>Sıcak çarpmasına karşı 8 kritik kural!</p><p>Dr. Demet Matben, sıcak çarpmasının aslında büyük ölçüde önlenebilir bir durum olduğuna dikkat çekerek, ailelere basit ama etkili önlemleri şöyle sıraladı:</p><p>'Açık renkli, ince ve pamuklu kıyafetler tercih edin.</p><p>Güneş altında uzun süre kalmamasına dikkat edin.</p><p>Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında açık hava aktivitelerinden ve egzersizden uzak tutun.</p><p>Güneşe çıkmadan en az 15-20 dakika önce 30+ koruma faktörlü güneş kremi kullanın.</p><p>Baş bölgesini korumak için geniş kenarlıklı şapkalar ve güneş gözlüğü kullanın.</p><p>Tente veya şemsiye yerine ağaç gölgesini tercih edin.</p><p>Her fırsatta su içirin, susamasını veya istemesini beklemeyin.</p><p>Asla araçta bırakmayın. Araç içi sıcaklık bir saat içinde bile hayati tehlike oluşturabiliyor.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizl_1782821575_MaFfLt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sıcak çarpması çocuklarda hızla ağırlaşabiliyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sicak-carpmasi-cocuklarda-hizl_1782821575_MaFfLt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda sünnet için hangi yaş daha uygun?]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-sunnet-icin-hangi-yas-daha-uygun/113238/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlara göre tıbbi açıdan 2 yaşından önce veya 6 yaşından sonraki dönem sünnet için ideal olabilirken  2-4 yaş arası dönem çocukların beden algısının gelişmeye başladığı hassas bir süreç olduğundan mümkün olduğunca kaçınılması gereken bir zamandır.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-sunnet-icin-hangi-yas-daha-uygun/113238/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 13:43:08 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzmanlara göre tıbbi açıdan 2 yaşından önce veya 6 yaşından sonraki dönem sünnet için ideal olabilirken  2-4 yaş arası dönem çocukların beden algısının gelişmeye başladığı hassas bir süreç olduğundan mümkün olduğunca kaçınılması gereken bir zamandır.</strong></p><p>Okulların kapanmasıyla birlikte birçok aile çocukları için sünnet planları yapmaya başladı. Sünnetin yalnızca geleneksel bir uygulama olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, sünnet öncesinde yapılacak kısa bir uzman değerlendirmesinin, bazı doğumsal anomalilerin erken fark edilmesini sağlayabileceğini belirterek aileleri uyarıyor.</p><p>Özellikle halk arasında 'peygamber sünneti' olarak bilinen hipospadias vakalarında, bilinçsizce yapılan sünnet işlemi ileride gerekli olabilecek cerrahi tedaviyi zorlaştırabiliyor.</p><p>Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hakan Kocaman, sünnet operasyonu ve sünnet öncesi muayenenin önemi hakkında bilgi verdi.</p><p>Sünnet için her yaş uygun değildir</p><p>Sünnetin en uygun zamanlamasının çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik gelişimi göz önünde bulundurularak belirlenmesi gerektiğini söyleyen Kocaman, 'Tıbbi açıdan 2 yaşından önce veya 6 yaşından sonraki dönem ideal olabilir. 2 yaşından önce çocuk henüz bilinçli farkındalık geliştirmediği için psikolojik etkilenme riski de daha düşük olur. Buna karşılık 2-4 yaş arası dönem çocukların beden algısının gelişmeye başladığı hassas bir süreç olduğundan mümkün olduğunca kaçınılması gereken bir zamandır. 6 yaşından sonra ise çocuğun da psikolojik gelişimi göz ününe alınarak sünnet yapılabilir.' dedi.</p><p>Sünnet öncesi muayene ile doğumsal anomaliler tespit edilebilir</p><p>Yaz aylarında sünnet yaptırmayı planlayan ailelere önerilerde bulunan Kocaman, şunları söyledi:</p><p>'Aileler, işlem öncesinde mutlaka bir çocuk cerrahisi uzmanına başvurmalı. Ailelerin en sık yaptığı hatalardan biri, sünneti basit bir işlem olarak görerek uzman değerlendirmesini atlamaktır. Her erkek çocuk mutlaka sünnet edilmeden önce muayene edilmeli ve değerlendirilmelidir. Basit gibi görünse de birkaç dakikalık bu genel değerlendirme ile bazı doğumsal ürolojik anomaliler kolaylıkla tespit edilebilir ve çocuğun ileride yaşayabileceği büyük sağlık sorunlarının önüne geçilebilir.'</p><p>Hipospadias sünnete engel olabilir</p><p>Erkek çocuklarda görülen en yaygın doğumsal ürolojik anomalilerden biri olan hipospadiasın, idrar kanalının erkeklik organı ucunda değil daha aşağı bir bölgede sonlanmasıyla ortaya çıktığını belirten Kocaman, 'Halk arasında &#39;peygamber sünneti&#39; olarak da bilinen bu durumda sünnet derisi, ileride yapılacak düzeltici ameliyat için önemli bir cerrahi doku görevi görür. Bu nedenle hipospadiaslı çocuklarda erken veya kontrolsüz şekilde yapılan sünnet, tedavi seçeneklerini azaltabiliyor ve ameliyat sürecini zorlaştırabilir.' diye belirtti.</p><p>Aileler hangi belirtilere dikkat etmeli?</p><p>Anne ve babaların bazı belirtileri fark ederek erken dönemde hekime başvurabileceğini söyleyen Kocaman, 'Sünnet derisinin üst tarafta fazla, alt tarafta eksik görünmesi, idrar deliğinin penis ucu yerine daha aşağıda yer alması veya peniste eğrilik bulunması hipospadias açısından dikkat edilmesi gereken önemli işaretler arasında yer almaktadır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Her 200-300 erkek çocuğundan biri hipospadias</p><p>Kocaman, 'Toplumda nadir olduğu düşünülse de hipospadias yaklaşık olarak her 200-300 erkek doğumundan birinde görülebilmektedir. Bu nedenle özellikle sünnet planlanan çocuklarda detaylı muayene büyük önem taşır. Hipospadiasın tedavisi cerrahi olarak gerçekleştirilmektedir. Amaç idrar kanalını olması gereken yere taşımak, varsa eğriliği düzeltmek ve çocuğun normal anatomik yapıya kavuşmasını sağlamaktır.' dedi.</p><p>Sünnet günübirlik bir cerrahi işlemdir</p><p>Sünnetin, doğru teknik ile uygulandığında kısa süren ve genellikle aynı gün taburculukla tamamlanan bir cerrahi işlem olduğunu hatırlatan Kocaman, 'Çocuğun yaşına ve genel durumuna göre uygun anestezi yöntemleri tercih edilir. İşlem sonrasında çocuklar çoğunlukla birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra evlerine dönebilir. Günümüzde kullanılan modern cerrahi teknikler sayesinde iyileşme süreci konforlu geçmekte, operasyon bölgesinde oluşabilecek izler zamanla belirginliğini büyük ölçüde kaybetmektedir. Ancak sağlıklı bir iyileşme süreci için sünnetin mutlaka uygun koşullarda ve uzman hekimler tarafından gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Sünnet sonrası dikkat edilmesi gerekenler</p><p>Kocaman, sünnet sonrası dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı:</p><p>'İlk 24 saat dinlenmeye özen gösterilmeli, koşma ve zıplama gibi hareketlerden kaçınılmalıdır.</p><p>Doktorun önerdiği ilaçlar ve bakım uygulamaları düzenli olarak yapılmalıdır.</p><p>Sünnet bölgesi temiz ve kuru tutulmalı, hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.</p><p>Çocuğun bol sıvı tüketmesi sağlanmalı, normal beslenmesine devam etmesine destek olunmalıdır.</p><p>İlk günlerde rahat ve bol kıyafetler tercih edilmelidir.</p><p>Yara iyileşmesi tamamlanana kadar deniz ve havuza girilmemelidir.</p><p>Şiddetli ağrı, yoğun kanama, ateş veya idrar yapmada güçlük gibi durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-sunnet-icin-hangi-y_1782729786_Ao4pjf.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda sünnet için hangi yaş daha uygun? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-sunnet-icin-hangi-y_1782729786_Ao4pjf.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SGK, Sağlık Uygulama Tebliği'ni Yeniledi: Yeni İlaçlar Listeye Eklendi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/sgk-saglik-uygulama-tebligi-ni-yeniledi-yeni-ilaclar-listeye-eklendi/113235/</link>
            <description><![CDATA[Sosyal Güvenlik Kurumu, Sağlık Uygulama Tebliği'nde yaptığı değişikliklerle ilaç geri ödeme listelerini güncelledi, bazı tedavilere ilişkin kriterleri yeniden düzenledi. Kararlar Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/sgk-saglik-uygulama-tebligi-ni-yeniledi-yeni-ilaclar-listeye-eklendi/113235/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:44:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Sağlık Uygulama Tebliği&#39;nde (SUT) kapsamlı değişikliklere gitti. Düzenlemeler, Resmî Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p>Yeni düzenleme kapsamında, SUT ekinde yer alan EK-4/C ilaç listesi güncellendi. Düzenleme ayrıca SMA tedavilerine ilişkin geri ödeme kriterlerini, bazı tıbbi işlem ve sağlık hizmetlerinin geri ödeme kurallarını ve evde sağlık hizmetlerine ilişkin bazı uygulamaları da kapsıyor.</p><p>Çok sayıda ilacın geri ödeme kapsamında esas alınan fiyatları revize edilirken, bazı ilaçların barkod ve ticari isim bilgileri de yeniden düzenlendi. Ayrıca, ihtiyaç ve güncel değerlendirmeler doğrultusunda listeye yeni ilaçlar eklenirken, bazı ürünler listeden çıkarıldı.</p><p>Tebliğ ile yalnızca ilaç listelerinde değil, geri ödeme uygulamalarında da önemli değişiklikler yapıldı. Düzenleme kapsamında bazı tedavilere ilişkin geri ödeme kriterleri yeniden belirlenirken, çeşitli sağlık hizmetlerine yönelik uygulama esasları da güncellendi.</p><p>SGK, yapılan değişikliklerle ilaç ve sağlık hizmetlerine ilişkin geri ödeme süreçlerinin güncel ihtiyaçlar doğrultusunda düzenlenmesini amaçlıyor.</p><p>Güncellenen ilaç listeleri ve yeni uygulama esasları, Resmî Gazete&#39;de yayımlanan tebliğ eklerinde ayrıntılı olarak yer aldı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sgk-saglik-uygulama-tebligi-ni_1782722664_L9h8uZ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SGK, Sağlık Uygulama Tebliği'ni Yeniledi: Yeni İlaçlar Listeye Eklendi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sgk-saglik-uygulama-tebligi-ni_1782722664_L9h8uZ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Psikolojik Stres Dakikalar İçinde Kanın Yapısını Değiştiriyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/psikolojik-stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-degistiriyor/113205/</link>
            <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, akut psikolojik stresin serbest radikal üretimini artırarak kanın pıhtılaşma eğilimini dakikalar içinde yükseltebildiğini ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/psikolojik-stres-dakikalar-icinde-kanin-yapisini-degistiriyor/113205/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 23:10:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Yeni bir araştırma, psikolojik stresin yalnızca zihinsel bir deneyim olmadığını, dakikalar içinde kanın yapısını değiştirerek pıhtılaşma eğilimini artırabildiğini ortaya koydu.</p><p>Güney Galler Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen çalışmada, akut psikolojik stresin vücutta serbest radikal üretimini hızla artırdığı, bunun da kan pıhtılarının oluşum biçimini değiştirerek kanı daha kolay pıhtılaşabilir hale getirdiği belirlendi.</p><p>Bilim insanları uzun yıllardır kronik stresin kalp ve damar hastalıkları riskini artırdığını biliyor. Ancak psikolojik stresin bu riski hangi biyolojik mekanizmalarla oluşturduğu tam olarak açıklanamamıştı. Yeni çalışma, bu süreçte 'oksidatif stres' olarak bilinen mekanizmanın önemli rol oynayabileceğine işaret ediyor.</p><p>Araştırma kapsamında 18-30 yaşları arasındaki sekiz sağlıklı erkek üzerinde randomize kontrollü çapraz tasarımlı bir deney gerçekleştirildi. Katılımcılar laboratuvara bir hafta arayla iki kez çağrıldı. İlk ziyarette dinlenmeleri sağlanırken, ikinci ziyarette psikoloji araştırmalarında akut stres oluşturmak için 'altın standart' kabul edilen Trier Sosyal Stres Testi uygulandı.</p><p>Test sırasında katılımcılardan kısa bir konuşma hazırlamaları istendi. Daha sonra notları ellerinden alınarak ifadesiz jüri üyeleri ve kamera karşısında konuşmaları sağlandı. Konuşmanın ardından ise 2003 sayısından 17&#39;şer geriye doğru saymaları istendi. Hata yapan katılımcılar göreve baştan başladı.</p><p>Araştırmacılar, dinlenme ve stres seanslarının hemen öncesi ve sonrasında alınan kan örneklerinde serbest radikal düzeylerini ve oluşan kan pıhtılarının mikroskobik yapısını inceledi.</p><p>Analizler, dinlenme sırasında kan kimyasında anlamlı bir değişiklik olmadığını gösterdi. Buna karşın stres testinin ardından oksidatif stresin göstergesi olan serbest radikal seviyeleri belirgin şekilde yükseldi. Aynı zamanda oluşan kan pıhtılarının daha büyük, daha yoğun ve fibrin lifleri açısından daha sıkı bir yapıya sahip olduğu tespit edildi.</p><p>Araştırmacılar ayrıca pıhtılaşma sisteminin 'intrinsik yolak' olarak adlandırılan bölümünün de stres sırasında aktive olduğuna ilişkin bulgular elde etti.</p><p>Çalışmanın dikkat çeken sonuçlarından biri ise stresin kanın yoğunluğunu veya viskozitesini artırmaması oldu. Bulgular, psikolojik stresin kanı koyulaştırmaktan çok pıhtının yapısını değiştirerek pıhtılaşma eğilimini artırdığını gösterdi.</p><p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların stresli bir sunum ya da yoğun bir iş gününün doğrudan kalp krizi veya inmeye yol açacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Bununla birlikte, kısa süreli psikolojik stresin bile pıhtı oluşumunu kolaylaştırabilecek biyolojik değişimleri hızla tetikleyebileceğine dikkat çekildi.</p><p>Çalışmanın yalnızca sekiz sağlıklı genç erkek üzerinde yürütüldüğünü belirten ekip, sonuçların kadınlar, yaşlı bireyler ve kalp-damar hastalığı bulunan kişiler için doğrulanabilmesi amacıyla daha geniş katılımlı araştırmalara ihtiyaç olduğunu ifade etti.</p><p>Araştırmacılara göre bulgular, gelecekte yalnızca stresin psikolojik etkilerini azaltmaya değil, stres sırasında devreye giren biyokimyasal süreçleri hedef alan yeni tedavi ve koruyucu yaklaşımların geliştirilmesine de katkı sağlayabilir. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/psikolojik-stres-dakikalar-ici_1782591052_fAwFVN.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Psikolojik Stres Dakikalar İçinde Kanın Yapısını Değiştiriyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/psikolojik-stres-dakikalar-ici_1782591052_fAwFVN.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Evde sağlık hizmetlerinde yeni dönem başladı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/evde-saglik-hizmetlerinde-yeni-donem-basladi/113045/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/evde-saglik-hizmetlerinde-yeni-donem-basladi/113045/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:33:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan 'Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik', Resmi Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</strong></p><p>Yeni düzenleme ile evde sağlık hizmetleri, palyatif bakım, aile hekimliği ve hastane hizmetlerinin daha koordineli ve bütünleşik şekilde sunulması hedefleniyor.</p><p>Yönetmelik kapsamında, özellikle uzun süreli bakım ve tedaviye ihtiyaç duyan hastaların sağlık hizmetlerine ev ortamında daha kolay erişebilmesinin önü açılıyor. Hastanede yatışı gerekmeyen palyatif bakım hastalarına yönelik birçok hizmet artık evde sunulabilecek.</p><p>Bu kapsamda yara ve yanık bakımı, sonda uygulamaları, gerekli tetkiklerin alınması, mama, ilaç ve bez raporlarının yenilenmesi, reçete düzenlenmesi ile ev ortamında yapılabilecek bazı tıbbi işlemler evde sağlık hizmetleri kapsamında gerçekleştirilebilecek.</p><p>Düzenleme, yalnızca palyatif bakım hastalarını değil, düzenli tıbbi takip ve tedavi gerektiren diğer hasta gruplarını da kapsıyor. Hastanede tedavi planı oluşturulan ve ilk uygulaması yapılan hastaların, hekim uygun görürse bazı tedavi süreçleri sağlık personeli tarafından evlerinde sürdürülebilecek. Böylece kalp-damar hastalıkları, nörolojik rahatsızlıklar, ileri evre kronik hastalıklar ve nadir hastalıkları bulunan bireylerin tedavilerinin kendi yaşam alanlarında devam etmesi amaçlanıyor.</p><p>Evde sağlık hizmetlerine erişim de kolaylaştırıldı. Hasta veya yakınları, Evde Sağlık Hizmetleri İletişim Merkezi (ESHİM) üzerinden ya da Bakanlığın belirleyeceği diğer iletişim kanalları aracılığıyla başvuru yapabilecek. İlk başvurular elektronik sistem üzerinden eş zamanlı olarak Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi&#39;ne (ESKOM) ve aile hekimlerine iletilecek. Aile hekimleri, uzaktan sağlık hizmetleri veya hastanın tıbbi geçmişi doğrultusunda talebin kapsamını değerlendirecek.</p><p>Yeni yönetmelikle sağlık tesislerinde evde sağlık ve palyatif bakım koordinasyon birimleri de kurulacak. Bu birimler, hastaneler ile evde sağlık ekipleri arasındaki koordinasyonu sağlayarak hizmetlerin daha hızlı ve etkin yürütülmesine katkı sunacak.</p><p>Düzenlemenin bir diğer önemli ayağını ise dijital entegrasyon oluşturuyor. Evde Sağlık Yönetim Sistemi (ESYS) merkezli olarak aile hekimliği, hastane bilgi yönetimi ve uzaktan hasta değerlendirme sistemleri arasında teknik bağlantılar kurulacak. Böylece hasta bilgileri ve bakım süreçleri sağlık hizmeti sunan birimler arasında daha etkin şekilde paylaşılabilecek.</p><p>Sağlık Bakanlığı, yeni modelle birlikte bakım sürekliliğinin güçlendirilmesini, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılmasını ve sürdürülebilir bir evde sağlık sistemi oluşturulmasını hedefliyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/evde-saglik-hizmetlerinde-yeni_1782207180_FplgTa.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Evde sağlık hizmetlerinde yeni dönem başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/evde-saglik-hizmetlerinde-yeni_1782207180_FplgTa.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar Projesi’nin İlk Fazı Ankara’da Tamamlandı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/ikiz-donusumde-yeni-ufuklar-projesi-nin-ilk-fazi-ankara-da-tamamlandi/113044/</link>
            <description><![CDATA[TÜRKONFED ve Garanti BBVA iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında KOBİ’lerin dijitalleşme ve sürdürülebilir dönüşüm süreçlerine yönelik ilk faz Ankara’daki kapanış etkinliğiyle sona erdi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/ikiz-donusumde-yeni-ufuklar-projesi-nin-ilk-fazi-ankara-da-tamamlandi/113044/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 12:21:37 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>TÜRKONFED ve Garanti BBVA iş birliği ile yürütülen İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar Projesi&#39;nin ilk fazının kapanışı Ankara&#39;da düzenlenen etkinlikle gerçekleştirildi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 'Türkiye&#39;deki KOBİ&#39;lerin verimlilik oranı, Avrupa&#39;daki KOBİ&#39;ler ile kıyaslandığında beşte bir seviyesinde. Bu döngüyü kırmamız gerekiyor' dedi.</strong> Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya ise 'Dijitalleşen, sürdürülebilirliği iş modeline entegre eden, yenilikçi ve rekabetçi KOBİ&#39;ler Türkiye ekonomisinin geleceğini şekillendirecek. Bu yolda KOBİ&#39;lerimize verdiğimiz mesaj çok net: Gelin birlikte yapalım.'</p><p>KOBİ&#39;lerin sürdürülebilir iş modelleri, döngüsel ekonomi ve yeşil finansman süreçlerine katkı sağlamak amacıyla 2024 yılında Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile Garanti BBVA tarafından hayata geçirilen İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar Projesi&#39;nin bu dönemki kapanış etkinliği Ankara&#39;da yapıldı. İç Anadolu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (İÇASİFED) ev sahipliğinde OSTİM OSB&#39;de gerçekleştirilen etkinliğe iş dünyası ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım gösterdi.</p><p>Süleyman Sönmez: 'Düşük verimlilik ve düşük katma değer döngüsünü kırmalıyız'<br>TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, programın açılışında yaptığı konuşmada dünya genelinde belirsizliğin norm haline geldiğine dikkat çekerek, 'Şu an için barıştan yana kırılgan bir iyimserlik olsa da savaşın enerji ve ekonomideki sarsıcı etkilerine maruz kalmaya devam edeceğiz. Küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığa, yükselen korumacı politikalara, Çin&#39;e olan bağımlılığı azaltmak için ortaya konulan çabalara tanık oluyoruz. Tüm bunların yanında yurt içinde enflasyonla ve artan maliyetlerle mücadele devam ediyor. Küresel rekabet ikliminde, adeta var olmak için yeni yollar arıyoruz. Ancak Türkiye&#39;deki KOBİ&#39;lerin verimlilik oranı, Avrupa&#39;daki KOBİ&#39;ler ile kıyaslandığında beşte bir seviyesinde kalıyor. Düşük verimlilik oranları ve düşük katma değerle şekil almış o bildik döngünün kırılması gerekiyor. Üretimin devamlılığı, katma değer odaklı bir ekonomi ile refahın tesisi için, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve nitelikli insan gücünü asli meselemiz yapmak zorundayız. Bu noktada ikiz dönüşüm, şirketlerin kaderini belirleyecek bir kaldıraç; dahası hayal ettiğimiz rekabetçi, etkin ve söz sahibi Türkiye&#39;ye ulaşmak için aşmamız gereken kritik bir eşiktir' dedi.</p><p>Sibel Kaya: 'KOBİ&#39;lerin yol arkadaşı ve uzun vadeli ortağıyız'<br>Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, 'İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar buluşmalarımızla son aylarda İzmir, Denizli ve Adana&#39;da yüzlerce KOBİ ile bir araya geldik, bugün de Ankara&#39;dayız. Türkiye&#39;yi dolaştığınızda ülke ekonomisinin gerçek gücünü görüyorsunuz. Üreten, istihdam yaratan, yatırım yapan ve bulunduğu bölgeyi dönüştüren KOBİ&#39;ler bu gücün merkezinde yer alıyor. Garanti BBVA olarak biz de KOBİ&#39;lere yalnızca finansman sunmuyor; eğitimden dijital dönüşüme, sürdürülebilirlikten yeni pazarlara erişime kadar pek çok alanda destek oluyoruz. Biz bankacılığı yol arkadaşlığı, rehberlik ve uzun vadeli ortaklık olarak görüyoruz. Bugün işletmeler bir yandan sürdürülebilirlik diğer yandan dijitalleşme ekseninde tarihi bir dönüşümden geçiyor. Biz de TÜRKONFED iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz &#39;İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar&#39; projemizle sahaya iniyor ve KOBİ&#39;lerin kendi sektörlerine ve ihtiyaçlarına uygun dönüşümleri için yol haritaları oluşturmalarına katkı sunuyoruz. İnanıyoruz ki; dijitalleşen, sürdürülebilirliği iş modeline entegre eden, yenilikçi ve rekabetçi KOBİ&#39;ler Türkiye ekonomisinin geleceğini şekillendirecek. Bu yolda KOBİ&#39;lerimize verdiğimiz mesaj çok net: Gelin birlikte yapalım.'</p><p>Süleyman Ekinci: 'Güçlü ekosistemimizi iş birlikleriyle daha da ileriye taşımak zorundayız'<br>İÇASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Ekinci ise Ankara ve İç Anadolu Bölgesi&#39;nin üretim gücü, sanayi altyapısı ve girişimcilik potansiyeliyle Türkiye&#39;nin kalkınmasında kritik bir role sahip olduğunu belirterek, 'Savunma sanayinden makine imalatına, yazılımdan teknoloji girişimlerine kadar birçok alanda güçlü bir ekosisteme sahibiz. Şimdi bu gücü, dijital ve yeşil dönüşüm vizyonuyla daha ileriye taşımak zorundayız. Bunun yolu ise iş birliğinden geçiyor. Kamu, özel sektör, finans kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve yerel yönetimler aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmelidir. İÇASİFED olarak bizler de bu anlayışla hareket ediyor; üyelerimizin ve bölgemizdeki işletmelerin dönüşüm süreçlerine katkı sağlayacak projeleri desteklemeye devam ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü işletmeler güçlü şehirleri, güçlü şehirler güçlü bir ekonomiyi oluşturur' açıklamasında bulundu.</p><p>Sürdürülebilirlik ve rekabetçiliğe odaklanıldı<br>Etkinlik, açılış konuşmalarının ardından oturum, panel ve çeşitli etkinliklerle devam etti. İlk olarak, EY Türkiye Şirket Ortağı &amp; İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin&#39;in &#39;Belirsizliği Avantaja Dönüştürmek&#39; isimli sunumuyla &#39;İkiz Dönüşüm Vizyon Oturumu&#39; düzenlendi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü&#39;nün moderatörlüğünde düzenlenen &#39;Enerjiden Üretime Sürdürülebilir Dönüşüm ve Finansman Olanakları&#39; panelinde Garanti BBVA Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Yöneticisi Emir Kozikoğlu ve ŞA-RA Grup Genel Müdürü Ünver Şahin konuşmacı olarak yer aldı. OSTİM OSB Dijital Dönüşüm Ofisi Yöneticisi Çağlar Öngüner&#39;in tartışmacı moderatörlüğünü üstlendiği &#39;Dijital Bankacılık Çözümleriyle Verimli ve Rekabetçi İşletmeler&#39; paneli ise Garanti BBVA Tüzel Müşteri Çözümleri Grup Müdürü Cüneyt Tırnava ve Balans Makina Genel Müdürü Cennet Tuğba Selbi katılımıyla gerçekleşti. Programın son kısmında da Sürdürülebilirlik Atölye Çalışması düzenlendi.</p><p>Güncel bilgiler ve iyi uygulama örnekleri sunuluyor<br>İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar Projesi; Anadolu&#39;nun farklı bölgelerindeki KOBİ&#39;lerin sürdürülebilir iş modellerine geçiş sürecini hızlandırmayı, yeşil finansman araçlarına erişimini artırmayı ve küresel piyasalardaki rekabet güçlerini artırmayı amaçlıyor. Etkinliklerde, sektör liderleri, uzmanlar ve akademisyenler, KOBİ&#39;lerle bir araya gelerek döngüsel ekonomiden yenileyici tarıma uzanan konularda en güncel bilgileri paylaşıyor. Projenin ilk fazının sonunda, KOBİ&#39;ler İçin Sürdürülebilir Dönüşüm Raporu adıyla kapsamlı bir analiz ve politika önerileri içeren bir çalışma yayımlanacak. Bu rapor, kamu ve özel sektör çevrelerinde stratejik bir savunuculuk aracı olarak kullanılacak ve sürdürülebilir büyümeye yönelik uzun vadeli politikaların şekillendirilmesine katkı sağlayacak.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ikiz-donusumde-yeni-ufuklar-pr_1782206496_A3v4jt.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İkiz Dönüşümde Yeni Ufuklar Projesi’nin İlk Fazı Ankara’da Tamamlandı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ikiz-donusumde-yeni-ufuklar-pr_1782206496_A3v4jt.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda Kasık Fıtığını Hafife Almayın: Organ Kaybına Yol Açabilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-kasik-fitigini-hafife-almayin-organ-kaybina-yol-acabilir/113041/</link>
            <description><![CDATA[Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Turan Yıldız, çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden geçmediğini belirterek, tedavinin geciktirilmesinin boğulmuş fıtık, organ kaybı ve hayati risklere neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-kasik-fitigini-hafife-almayin-organ-kaybina-yol-acabilir/113041/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:40:41 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Turan Yıldız, çocuklarda kasık fıtığının kendiliğinden geçmediğini belirterek, ameliyatın geciktirilmesinin boğulmuş fıtık, organ kaybı ve hayati risklere yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Ana Bilim Dalı, Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görevli Prof. Dr. Turan Yıldız, çocuklarda meydana gelen kasık fıtığı ve tehlikeleri hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Kasık fıtığı nasıl ortaya çıkıyor?</p><p>Kasık fıtığının nasıl oluştuğunu anlatan Prof. Dr. Yıldız, 'Çocuklarda kasık fıtığı normalde anne karnında kapanması gereken kasık kanalındaki fıtık kesesinin kapanmaması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Aileler bunu çoğunlukla kasık bölgesinde oluşan şişliklerle fark eder. Özellikle çocuk ağladığında, hareket ettiğinde ya da oyun oynadığında kasık kanalında belirgin bir şişlik oluşur. Çocuk dinlenmeye geçtiğinde ise bu şişlik kendiliğinden kaybolabilir. Ailelerin böyle bir durum gördüklerinde kasık fıtığından şüphelenmeleri gerekir.' dedi.</p><p>'Her şişlik kasık fıtığı değil'</p><p>Kasık bölgesinde görülen her şişliğin fıtık anlamına gelmediğini ifade eden Yıldız 'En sık karşılaştığımız neden kasık fıtığıdır ancak bunun dışında enfeksiyonlara bağlı lenf bezi büyümeleri, erkek çocuklarda inmemiş testis dediğimiz yumurtalığın yukarı doğru çıkması veya su fıtığı olarak bilinen durumlar da kasık bölgesinde şişlik oluşturabilir. Bu nedenle kesin tanının bir çocuk cerrahisi uzmanı tarafından konulması gerekir.' diye konuştu.</p><p>'Tedavi gecikirse boğulmuş fıtık gelişebilir'</p><p>Tedavinin geciktirilmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Yıldız, şöyle devam etti:</p><p>'Kasık fıtığı zamanında tedavi edilmezse boğulmuş fıtık dediğimiz çok ciddi bir tablo ortaya çıkabilir. Bu durum çocuğun hayatını önemli ölçüde etkileyebilir ve bazı vakalarda hayatı tehdit eden sonuçlara kadar ilerleyebilir. Bu nedenle kasık bölgesinde herhangi bir şişlik fark edildiğinde geciktirmeden çocuk cerrahisi uzmanına başvurulmalıdır.'</p><p>'Organ kaybına kadar gidebiliyor'</p><p>Boğulmuş fıtığın ne anlama geldiğini detaylarıyla anlatan Yıldız, 'Boğulmuş fıtıkta, fıtık kesesinin içerisine bağırsaklar, karın içindeki yağlı dokular ya da kız çocuklarında yumurtalıklar girerek kasık kanalında sıkışır. Bir süre sonra bu organların dolaşımı bozulur. Dolaşımın bozulması organların görev yapamaz hale gelmesine neden olur. Eğer sıkışan yapı bağırsak ise bağırsak delinmesine kadar giden çok ciddi tablolar ortaya çıkabilir. Bu nedenle boğulmuş fıtık hayatı tehdit eden bir durumdur.' dedi.</p><p>'Bu belirtiler görülürse acile gidin'</p><p>Acil müdahale gerektiren belirtilere de değinen Yıldız, 'Eğer bir çocukta boğulmuş fıtık gelişmişse kasık bölgesindeki şişlik büyür ve zamanla üzeri kızarmaya başlar. Çocuğun genel durumu bozulur, huzursuzluk ortaya çıkar. Daha sonra bulantı, kusma, dışkı yapamama ve karında şişlik gibi belirtiler gelişir. Böyle bir durumda ailelerin zaman kaybetmeden en yakın acil servise başvurması gerekir.' şeklinde konuştu.</p><p>'Kendiliğinden geçmesini beklemeyin'</p><p>Kasık fıtığının kendiliğinden düzelebileceği yönündeki düşüncenin yanlış olduğuna vurgu yapan Yıldız, 'Kasık fıtığı çocuklarda asla kendi kendine iyileşen bir hastalık değildir. Mutlaka ameliyat edilmesi gerekir. Belki de ailelerin yaptığı en büyük hatalardan biri beklemek ve zamanla düzeleceğini düşünmektir. Bu kesinlikle doğru değildir.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Prematüre bebeklerde risk daha yüksek'</p><p>Prematüre bebeklerde kasık fıtığının daha sık görüldüğünü belirten Yıldız, 'Kasık kanalı normalde gebeliğin son dönemlerinde, yaklaşık yedinci aydan itibaren kapanmaya başlar ve dokuzuncu ayda tamamen kapanır. Çocuk ne kadar erken doğarsa bu kanalın açık kalma ihtimali de o kadar artar. Bu nedenle prematüre bebeklerde kasık fıtığı daha sık görülmektedir.' dedi.</p><p>Ailelerin prematüre bebeklerde ameliyatı erteleme eğiliminde olduğunu söyleyen Yıldız, 'Bazı aileler bebek çok küçük olduğu için ameliyatın ertelenmesi gerektiğini düşünüyor. Oysa tam tersi söz konusudur. Çocuk ne kadar küçükse kasık fıtığı o kadar tehlikeli olabilir. Bu nedenle en kısa sürede cerrahi tedavinin uygulanması gerekir.' diye konuştu.</p><p>Kasık fıtığı ameliyatları nasıl yapılıyor?</p><p>Günümüzde uygulanan ameliyat yöntemleri hakkında da bilgi veren Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Kasık fıtığı ameliyatları artık günübirlik yapılan ameliyatlardır. Hastalar sabah ameliyat edilir ve aynı gün akşam saatlerinde taburcu edilir. Ameliyatlar iki farklı yöntemle yapılmaktadır. Birincisi kasık bölgesine yapılan küçük bir kesiyle gerçekleştirilen klasik yöntemdir. İkincisi ise göbekten girilerek yapılan kapalı ameliyat yöntemidir. Her iki yöntemin de başarı oranı oldukça yüksektir.'</p><p>'Çocuklar kısa sürede normal hayatına dönüyor'</p><p>Ameliyat sonrası sürecin ailelerin düşündüğünden daha rahat geçtiğini belirten Yıldız, 'Bu çocuklar genel anestezi altında ameliyat edilir. Operasyondan yaklaşık üç saat sonra beslenmeye başlarlar. Yaklaşık 6 ila 8 saat sonra da taburcu edilirler. Hastaların ciddi ağrıları olmaz ve günlük yaşamlarına kısa sürede dönebilirler. Bir hafta sonra okul hayatına, yaklaşık üç hafta sonra ise sportif faaliyetlerine yeniden başlayabilirler.' ifadelerini kullandı.</p><p>'En büyük hata ameliyatı ertelemek'</p><p>Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yıldız, 'Kasık fıtığı ameliyatları ailelerin korktuğu kadar büyük ameliyatlar değildir. Ancak geciktirilmemesi gereken ameliyatlardır. Kasık fıtığı konusunda en sık yapılan hata ameliyatı ertelemektir. Aileler &#39;Çocuğum daha küçük, biraz daha büyüsün sonra ameliyat ettireyim.&#39; diye düşünüyor. Bu düşünce daha sonra komplikasyonlara, daha büyük sorunlara ve çocuğun yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi tablolara neden olabiliyor.' dedi.</p><p>Son olarak ailelere çağrıda bulunan Yıldız, 'En önemli tavsiyemiz bu hastaların tedavisini kesinlikle geciktirmemeleridir. Yapılan en büyük hata budur. İkinci önemli hata ise kasık fıtığının kendi kendine geçeceğini düşünmektir. Çocuklarda kasık fıtıkları asla kendiliğinden düzelmez. Çocuğun durumu uygun olduğu anda ameliyat edilmesi gerekir. Çocuğun gelecekteki yaşam kalitesini korumanın en doğru yolu, vakit kaybetmeden bir çocuk cerrahisi merkezine başvurup gerekli tedaviyi yaptırmaktır.' diye konuştu. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-kasik-fitigini-hafi_1782204040_txHnej.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda Kasık Fıtığını Hafife Almayın: Organ Kaybına Yol Açabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-kasik-fitigini-hafi_1782204040_txHnej.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gençlerde Kalp Krizi Riski Yüzde 20’ye Ulaştı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/genclerde-kalp-krizi-riski-yuzde-20-ye-ulasti/112934/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, kalp krizlerinin yalnızca ileri yaşlarda görülmediğini belirterek vakaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı bireylerde ortaya çıktığını açıkladı. Risk faktörleri arasında madde kullanımı, obezite ve yüksek kafein tüketimi öne çıkıyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/genclerde-kalp-krizi-riski-yuzde-20-ye-ulasti/112934/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kalp krizi genellikle ileri yaşlarda görülen bir sağlık sorunu olarak düşünülse de gençlerde de önemli bir risk olmaya devam ediyor.</p><p>Kalp krizi vakalarının yaklaşık yüzde 20&#39;sinin 40 yaş altı bireylerde görüldüğüne değinen Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, Gençlerde kalp krizi riskini azaltmanın temelinde, risk faktörlerinin erken dönemde belirlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesinin yer aldığını vurguladı.</p><p>Koylan, 'Genç yaşta görülen kalp krizlerindeki risk faktörleri, bazı yönleriyle ileri yaş grubundan farklılık gösterebiliyor. Diyabet, hipertansiyon, obezite, tütün ürünleri ve yasaklı madde kullanımı, genetik yatkınlık, steroid kullanımı, enerji içeceği ve yüksek doz kafein tüketimi gençlerde kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor.' dedi.</p><p>Düzenli sağlık kontrollerinin yaptırılmasının ve ailedeki kalp-damar hastalığı öyküsünün bilinmesinin önemli olduğunu aktaran Koylan, 'Kalp sağlığını korumak için; fiziksel olarak aktif bir yaşam sürmek, elektronik sigara dahil tüm tütün ürünleri ve zararlı maddelerden uzak durmak, dengeli beslenmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, kaliteli uyku düzenine sahip olmak ve stresi etkili şekilde yönetebilmek şart.' diye ekledi.</p><p>Prof. Dr. Nevrez Koylan,, gençlerde kalp krizi riskini artıran 8 faktörü şöyle anlattı:</p><p>Anabolik steroid kullanımı</p><p>'Kas kütlesini artırmak ve fiziksel performansı geliştirmek amacıyla kullanılan anabolik steroidler, özellikle gençlerde kalp-damar sistemi üzerinde ciddi olumsuz etkilere yol açabilir. Bu maddeler tansiyon yüksekliği, kolesterol dengesinin bozulması ve damar sertliği riskini artırarak genç yaşta kalp krizi görülme olasılığını yükseltebilir.</p><p>Enerji içeceği ve yüksek doz kafein tüketimi</p><p>Enerji içecekleri ve aşırı kafein tüketimi, kalp hızında ve kan basıncında ani yükselmelere neden olabilir. Özellikle yoğun egzersiz sırasında veya alkol ve diğer uyarıcı maddelerle birlikte tüketildiğinde ritim bozuklukları ve kalp-damar sorunları açısından risk oluşturabilir.</p><p>Madde kullanımı</p><p>Yasaklı ve uyarıcı maddelerin kullanımı, kalp-damar hastalıklarının genç yaşlarda ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu maddeler kalp ritmini bozabilir, tansiyonda ani yükselmelere yol açabilir ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. 2021 yılında yapılan bir çalışmada, eğlence amaçlı madde kullanımı ile aterosklerotik kardiyovasküler hastalığın erken gelişimi arasındaki ilişki incelendi. Araştırma sonuçları, erken yaşta aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunan kişiler arasında madde kullanımının daha yaygın olduğunu ortaya koydu.</p><p>Sigara, nargile ve elektronik sigara</p><p>Sigara kullanımı; kalp hastalığı ve felç nedeniyle erken ölüm riskini sigara içmeyenlere kıyasla yaklaşık üç kat artırabilir. Özellikle 15 yaşından önce sigaraya başlayan kişiler daha yüksek risk altında olabilir. Benzer tehlikeler nargile ve elektronik sigara kullanımı için de geçerli sayılabilir. Bununla birlikte araştırmalar, sigaranın 40 yaşına kadar bırakılması halinde erken ölüm riskindeki artışın yaklaşık yüzde 90 oranında azaltılabileceğini gösteriyor.</p><p>Genetik</p><p>Bazı kişiler kalp hastalıklarına yatkınlık oluşturan genetik özellikleri ailelerinden miras alabilir. Özellikle ailevi hiperkolesterolemi gibi kalıtsal hastalıklar, kolesterol düzeylerinin erken yaşlarda yükselmesine neden olabilir. Bu durum damar sertliğinin daha erken gelişmesine yol açabilir ve genç yaşta koroner kalp hastalığı ile kalp krizi riskini artırabilir.</p><p>Diyabet</p><p>Diyabet, genç yaşta kalp krizi riskini artırabilen önemli sağlık sorunlarından biri. Diyabeti olan kişilerde hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi ek risk faktörleri daha sık görülebilir. Bu durum kalp-damar hastalıklarının gelişimini hızlandırabilir ve kalp krizi olasılığını artırabilir. Yapılan tahminlere göre genç nüfustaki diyabetli birey sayısı her 10 yılda yüzde 20&#39;den fazla artıyor.</p><p>Hipertansiyon</p><p>Yüksek tansiyon da gençlerde giderek daha sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Fazla tuz tüketimi, obezite ve hareketsiz yaşam tarzı hipertansiyon gelişimine zemin hazırlıyor. Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon ise damar yapısında hasara yol açabilir ve kalp hastalığı ile felç riskini artırabilir. Yapılan çalışmalar her 7 gençten birinde hipertansiyon görüldüğünü ortaya koyuyor.</p><p>Aşırı kilo ve obezite</p><p>Aşırı kilo ve obezite, kalp-damar sistemi üzerinde önemli olumsuz etkilere neden olabilir. Fazla kilo; yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği gibi risk faktörlerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir. Yapılan bilimsel araştırmalar, gençler de dahil olmak üzere fazla kilolu bireylerde kalp krizi riskinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/genclerde-kalp-krizi-riski-yuz_1781904238_DQ03RT.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gençlerde Kalp Krizi Riski Yüzde 20’ye Ulaştı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/genclerde-kalp-krizi-riski-yuz_1781904238_DQ03RT.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bazı Anksiyete İlaçları Alkolle Birlikte Hayati Risk Oluşturabilir!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/bazi-anksiyete-ilaclari-alkolle-birlikte-hayati-risk-olusturabilir/112916/</link>
            <description><![CDATA[Psikiyatrik ilaç kullananların alkol tüketirken dikkatli olması gerektiğini kaydeden   Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, “Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabilir.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/bazi-anksiyete-ilaclari-alkolle-birlikte-hayati-risk-olusturabilir/112916/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:22:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Psikiyatrik ilaç kullananların alkol tüketirken dikkatli olması gerektiğini kaydeden   Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabilir.</strong> </p><p>Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır.' dedi.  Antipsikotik ilaç kullanan kişilerde ise nadiren kalp ritim bozuklukları görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Tan, bu nedenle düzenli hekim takibinin önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Tan, psikiyatrik ilaçlarla alkol kullanımının riskleri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p>Alkol ve bazı anksiyete ilaçları solunumu durdurabilecek risk oluşturuyor!</p><p>Ruhsal hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlarla alkolün birlikte alınmasının, hastalar tarafından sıkça merak edilen konular arasında yer aldığını ifade eden Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Antidepresanlarla alkol arasında etkileşim bulunuyor ancak bu etkileşim genellikle ölümcül düzeyde olmaz.' dedi.</p><p>Antidepresanların alkolle birlikte kullanılmasının çeşitli yan etkilere yol açabileceğine değinen Prof. Dr. Tan, 'Kaygı giderici (anksiyolitik) ilaçlar söz konusu olduğunda durum değişebiliyor. Özellikle yüksek dozlarda alkolle birlikte alınan bazı anksiyete ilaçları ölümcül sonuçlara neden olabilir. Bu risk kalp krizinden değil, solunumun baskılanmasından kaynaklanır. Solunumun yavaşlaması veya durması sonucu hayati tehlike oluşabileceği için bu ilaçları kullanan kişilere alkol tüketmemeleri önerilir.' şeklinde konuştu.</p><p>Anksiyete ilaçları kullananların alkol tüketiminden kaçınması gerekir!</p><p>Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir diğer ilaç grubu olan antipsikotiklerde ise farklı riskler bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Oğuz Tan, 'Bazı antipsikotik ilaçlar alkolle etkileşimden bağımsız olarak nadir de olsa kalpte ritim bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle antipsikotik tedavi gören hastalarda kalp fonksiyonlarının düzenli olarak takip edilmesi önem taşır.' dedi.</p><p>Psikiyatrik tedavilerde kullanılan ilaçların yalnızca antidepresanlardan ibaret olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Tan, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Antidepresanlar, anksiyete giderici ilaçlar, antipsikotikler ve diğer tedavi seçenekleri farklı özelliklere sahip. Alkolle en ciddi ve ölümcül etkileşim riski özellikle kaygı giderici ilaçlarda görülebiliyor. Bu ilaçları kullanan kişilerin alkol tüketiminden kaçınmaları gerekir.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bazi-anksiyete-ilaclari-alkoll_1781875374_eXBOFq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bazı Anksiyete İlaçları Alkolle Birlikte Hayati Risk Oluşturabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bazi-anksiyete-ilaclari-alkoll_1781875374_eXBOFq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Koruyucu Hekimlik Başarısı: Kolon Kanseri Erken Evrede Tespit Edildi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/koruyucu-hekimlik-basarisi-kolon-kanseri-erken-evrede-tespit-edildi/112906/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde GGK testiyle şikâyetsiz bir hastada tespit edilen senkron kolon tümörleri, laparoskopik ve organ koruyucu cerrahi yöntemlerle başarıyla tedavi edildi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/koruyucu-hekimlik-basarisi-kolon-kanseri-erken-evrede-tespit-edildi/112906/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 14:23:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Koruyucu Hekimlikten Organ Koruyucu Laparoskopik Cerrahiye: GGK Testiyle Saptanan Senkron Kolon Tümörleri Başarıyla Tedavi Edildi</strong><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde gerçekleştirilen başarılı bir tedavi süreci, koruyucu hekimlik uygulamalarının ve ileri cerrahi yöntemlerin hasta sağlığı üzerindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Aile hekimliğinde tarama amacıyla yapılan gaitada gizli kan (GGK) testinin pozitif çıkması üzerine ileri tetkik için hastaneye başvuran 52 yaşındaki Elif Ayaz&#39;da, herhangi bir şikyeti olmamasına rağmen kalın bağırsağın iki farklı bölgesinde senkron tümöral lezyon tespit edildi.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından gerçekleştirilen kolonoskopik değerlendirme ve biyopsiler sonucunda, rektosigmoid bölgedeki lezyonun kolon kanseri olduğu belirlendi. Sağ kolonda hepatik fleksura bölgesindeki diğer lezyon ise ileri derecede displazi içeren ve kansere dönüşme riski yüksek prekanseröz bir tümör olarak raporlandı. <br>Bu tür olgularda kalın bağırsağın büyük bölümünün çıkarılmasını gerektirebilecek subtotal kolektomi önemli tedavi seçeneklerinden biri olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak hasta için multidisipliner bir yaklaşım benimsendi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda rektosigmoid bölgedeki kanser, Op. Dr. Cebrail Yetkin ve ekibi tarafından laparoskopik low anterior rezeksiyon ameliyatı ile tedavi edildi. Böylece hastanın kalın bağırsağının büyük kısmı korunurken, daha geniş rezeksiyon gerektirebilecek bir cerrahi girişimden kaçınıldı. <br>Ameliyat sonrası dönemde herhangi bir komplikasyon gelişmeyen hasta, laparoskopik (kapalı) cerrahinin sağladığı avantajlar sayesinde hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci geçirdi. Şifa ile taburcu edilen hastanın takip ve tedavisi ilgili bölümler tarafından düzenli olarak sürdürülmektedir. <br>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Op. Dr. Cebrail Yetkin, bu vakanın hem Sağlık Bakanlığı&#39;nın koruyucu hekimlik uygulamalarının başarısını hem de modern cerrahi yaklaşımların önemini gösteren güzel bir örnek olduğunu belirtti.<br>Op.Dr. Cebrail Yetkin, 'Hastamızın hiçbir şikyeti olmamasına rağmen aile hekimliğinde yapılan basit bir GGK tarama testi sayesinde kolon kanseri erken dönemde tespit edildi. Hastalık uzak organlara yayılmadan tanı konulmuş olması, koruyucu hekimlik ve kanser tarama programlarının ne kadar değerli olduğunu göstermektedir. Sağlık Bakanlığımızın yürüttüğü tarama programları sayesinde birçok kanser hastası erken dönemde teşhis edilerek tedavi imkanı elde etmektedir' ifadelerini kullandı. <br>Op. Dr. Cebrail Yetkin ayrıca, 'Bu vakada multidisipliner yaklaşım sayesinde hastamız için en uygun tedavi planını oluşturduk. Onkolojik prensiplerden ödün vermeden, laparoskopik ve organ koruyucu bir yaklaşım uygulayarak kalın bağırsağın büyük bölümünü koruyabildik. Modern endoskopik yöntemler, ileri laparoskopik cerrahi deneyimi ve ekip çalışması sayesinde hem kanser tedavisini başarıyla gerçekleştirdik hem de hastamızın ilerleyen yaşamındaki bağırsak fonksiyonlarını ve yaşam kalitesini korumayı hedefledik' dedi. <br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Cerrahi Endoskopi Ünitesi ve ileri laparoskopik cerrahi altyapısı sayesinde kanser şüphesi bulunan hastaların hızlı şekilde değerlendirildiğini belirten Op. Dr. Cebrail Yetkin, tarama testlerinde pozitif sonuç saptanan vatandaşların vakit kaybetmeden ileri değerlendirme için sağlık kuruluşlarına başvurmalarının büyük önem taşıdığını vurguladı. <br>Bu vaka, koruyucu hekimlik uygulamalarıyla sağlanan erken tanının, multidisipliner yaklaşım ve organ koruyucu minimal invaziv cerrahi yöntemlerle birleştiğinde hastalar için ne kadar başarılı sonuçlar doğurabildiğinin önemli bir örneği olarak dikkat çekmektedir.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/koruyucu-hekimlik-basarisi-kol_1781868205_Bbecsf.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Koruyucu Hekimlik Başarısı: Kolon Kanseri Erken Evrede Tespit Edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/koruyucu-hekimlik-basarisi-kol_1781868205_Bbecsf.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatyalı Doktorun Araştırması Dünya Tıp Literatüründe Yankı Uyandırdı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatyali-doktorun-arastirmasi-dunya-tip-literaturunde-yanki-uyandirdi/112793/</link>
            <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar’ın yer aldığı uluslararası araştırma, kronik omuz ağrılarında proloterapi tedavisinin ağrıyı azaltıp omuz fonksiyonlarını iyileştirdiğini ortaya koydu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatyali-doktorun-arastirmasi-dunya-tip-literaturunde-yanki-uyandirdi/112793/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:11:03 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Malatya&#39;da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar&#39;ın yer aldığı bilimsel araştırma, kronik omuz ağrılarında uygulanan proloterapi tedavisinin etkinliğini ortaya koyarak uluslararası tıp dünyasında dikkat çekti.</p><p>Malatya&#39;da görev yapan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Akpancar&#39;ın yazarları arasında bulunduğu bilimsel çalışma, kronik omuz ağrısı yaşayan hastalar için yeni bir tedavi umudu oldu. Uluslararası alanda saygın yayınlar arasında gösterilen Orthopaedics &amp; Traumatology: Surgery &amp; Research dergisinde yayımlanan araştırma, omuz tendon yaralanmalarında uygulanan proloterapi tedavisinin başarılı sonuçlarını bilimsel verilerle ortaya koydu.</p><p>Kronik rotator manşet (omuz tendon) yaralanmaları üzerine gerçekleştirilen çalışmada toplam 120 hasta değerlendirildi. Hastaların bir bölümüne egzersiz tedavisi uygulanırken, diğer gruba ultrason eşliğinde proloterapi tedavisi yapıldı. Araştırma sonuçlarına göre proloterapi uygulanan hastaların yaklaşık yüzde 93&#39;ü tedaviden memnun kaldığını belirtirken, ağrı düzeylerinde ve omuz fonksiyonlarında belirgin iyileşme gözlendi.</p><p>Araştırmada, proloterapinin uygun hasta grubunda cerrahi müdahaleye alternatif olabilecek güçlü bir seçenek olduğu vurgulandı. Tedavi yöntemi, vücudun doğal iyileşme mekanizmalarını harekete geçirmeyi hedefleyen enjeksiyon temelli bir uygulama olarak öne çıkıyor. Özellikle tendon ve bağ dokusu kaynaklı rahatsızlıklarda kullanılan proloterapi, klasik yöntemlerden sonuç alamayan hastalarda dikkat çekici başarı oranlarıyla öne çıkıyor.</p><p>Uluslararası bilim dünyasında ilgi gören çalışma, farklı ülkelerde yürütülen çok sayıda araştırmada da referans gösterildi. Bu durum, elde edilen sonuçların yalnızca Türkiye&#39;de değil, dünya genelinde de bilimsel karşılık bulduğunu ortaya koydu.</p><p>Çalışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Serkan Akpancar, 'Uzun süredir omuz ağrısı yaşayan ve klasik tedavilere rağmen iyileşme sağlanamayan hastalarda proloterapinin etkisini araştırdık. Sonuçlar beklentimizin de üzerinde oldu. Doğru hasta seçimiyle bazı vakalarda ameliyatsız yöntemlerle de yüz güldürücü sonuçlar elde edilebileceğini bilimsel olarak ortaya koyduk' dedi.</p><p>Malatya&#39;da hasta kabulüne devam eden Doç. Dr. Serkan Akpancar, spor yaralanmaları, tendon hastalıkları ve rejeneratif tedaviler alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekerken, proloterapi konusunda Türkiye&#39;nin önde gelen uzmanları arasında gösteriliyor. Araştırmanın uluslararası alanda gördüğü ilgi, Malatya&#39;dan çıkan bilimsel çalışmaların dünya tıp literatürüne katkı sunmaya devam ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatyali-doktorun-arastirmasi_1781604662_4OSglb.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatyalı Doktorun Araştırması Dünya Tıp Literatüründe Yankı Uyandırdı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatyali-doktorun-arastirmasi_1781604662_4OSglb.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Sezai Yılmaz: "Amacımız Rekor Kırmak Değil, Hastalarımıza Çare Olmak"]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-sezai-yilmaz-amacimiz-rekor-kirmak-degil-hastalarimiza-care-olmak/112781/</link>
            <description><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi, aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyatla dünyanın ilk 8'li çapraz karaciğer naklini başarıyla tamamladı. Prof. Dr. Sezai Yılmaz, amaçlarının rekor kırmak değil, organ bekleyen hastalara umut olmak olduğunu söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-sezai-yilmaz-amacimiz-rekor-kirmak-degil-hastalarimiza-care-olmak/112781/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:22:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünyada ilk defa Malatya&#39;da yaptıkları 8&#39;li çapraz karaciğer nakli ameliyatları hakkında konuşan Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, 'Amacımız rekor değil, hastalarımıza çare olmak. Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk.' dedi.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, organ nakli alanında dünya tıp literatürüne girecek dev bir operasyona daha imza attı.</p><p>Karaciğer nakli bekleyen ve uygun bağışçısı bulunmayan hastalar için umut olan 'çapraz nakil' sistemiyle, aynı anda gerçekleştirilen 16 ameliyat sonucunda dünyanın ilk 8&#39;li çapraz karaciğer nakli başarıyla tamamlandı.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, dünyada ilk kez gerçekleştirilen 8&#39;li çapraz nakliyle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu.</p><p>'Amacımız rekor değil, hastalarımıza çare olmak'</p><p>2021 yılından bu yana uyguladıkları 'Banu Bedesenci Sönmez' isimli çapraz nakil modeliyle dünyaya yön verdiklerini belirten Yılmaz, operasyonun arka planını şu sözlerle anlattı: 'Bizim buradaki tek bir amacımız vardı; o da çapraz havuzda bekleyen ve durumu son derece sıkıntılı olan hastalarımıza çare olmak. Bu hastalardan iki tanesi belki bir hafta daha bekleyemeyecek durumdaydı. Bir diğeri ise karaciğer komasına girmek üzereydi. Bu üç hastanın eşleşmesinin çıktığı tek seçenek sekizli bir modeldi. Bu nedenle bu operasyonu yapmak zorunda kaldık.</p><p>Yoksa kurum olarak &#39;dünya rekoru kıralım&#39; gibi bir derdimiz hiç olmadı. Karaciğer Nakil Enstitüsü olarak sadece 8&#39;li değil, 9&#39;lu ve 10&#39;lu çapraz nakilleri de yapabilecek ekibe ve donanıma sahibiz. Yaklaşık 22 saat süren, oldukça yorucu bir süreçti ancak tüm hastalarımızın durumunun iyi olması bizim için en büyük mutluluk. Bu başarı, sadece bir kişinin değil, multidisipliner bir anlayışla çalışan tüm ekibimizin başarısıdır. Bir devlet üniversitesinde bunu başarmış olmak, hastalarımızı yeniden hayata döndürmek bizim için her şeyden daha önemli.'</p><p>'Malatya bu alanda küresel bir merkez haline geldi'</p><p>Daha önce de 4&#39;lüden 7&#39;liye kadar dünyada ilk olan çapraz nakilleri gerçekleştirdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Yılmaz, Malatya&#39;nın bu alanda küresel bir merkez haline geldiğini vurguladı.</p><p>Çapraz karaciğer nakli için sadece Türkiye&#39;den değil, Kırım, Bulgaristan, Suudi Arabistan ve Yemen gibi dünyanın pek çok yerinden hastaların Malatya&#39;ya başvurduğunu belirten Yılmaz, bu yöntemin organ bekleyen binlerce hasta için en güçlü alternatiflerden biri olduğunu sözlerine ekledi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-sezai-yilmaz-amacimiz-_1781558523_SoAcrG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Sezai Yılmaz: "Amacımız Rekor Kırmak Değil, Hastalarımıza Çare Olmak" ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-sezai-yilmaz-amacimiz-_1781558523_SoAcrG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya'dan Dünya Tıp Tarihine Bir İlk: İlk Kez Sekizli Çapraz Karaciğer Nakli Yapıldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-dan-dunya-tip-tarihine-bir-ilk-ilk-kez-sekizli-capraz-karaciger-nakli-yapildi/112700/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, daha önce gerçekleştirdiği çoklu çapraz nakillerin ardından bu kez dünyanın ilk sekizli çapraz karaciğer naklini başarıyla tamamlayarak organ nakli alanında yeni bir rekora değil, hastalara yeni bir umuda imza attı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-dan-dunya-tip-tarihine-bir-ilk-ilk-kez-sekizli-capraz-karaciger-nakli-yapildi/112700/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:01:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi, karaciğer naklinde dünya tıp literatürüne geçecek bir başarıya daha imza attı. Daha önce dünyada ilk kez dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz karaciğer nakillerini gerçekleştiren merkez, bu kez dünyanın ilk sekizli çapraz karaciğer naklini başarıyla tamamladı.</p><p>Malatya&#39;da İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, organ nakli alanındaki öncü çalışmalarına bir yenisini daha ekledi.</p><p>Daha önce dünya tıp tarihinde ilk kez gerçekleştirilen dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz karaciğer nakilleriyle adından söz ettiren merkezde, bu kez dünyanın ilk sekizli çapraz karaciğer nakli ameliyatları başarıyla gerçekleştirildi.</p><p>Gerçekleştirilen operasyonun ardından açıklamalarda bulunan Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, çapraz nakil sisteminin özellikle organ bulmakta güçlük çeken hastalar için hayati önem taşıdığına dikkat çekti.</p><p>'Amaç rekor değil, hastalara umut olmak'</p><p>Çoklu çapraz nakillerin temel amacının sayı artırmak ya da rekor kırmak olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, dünyada genellikle ikili ve üçlü çapraz nakillerin yapılabildiğini, dörtlü ve üzerindeki çapraz nakillerin ise bugüne kadar yalnızca Malatya&#39;da gerçekleştirildiğini ifade etti.</p><p>Yılmaz 'Amaç çoklu çapraz yapmak değil. Amaç, çapraz karaciğer nakli havuzunda uzun süre bekleyen veya durumu giderek ağırlaşan hastalara bir umut olabilmek, onlara organ temin edebilmektir. Bugün dünyada ilk kez gerçekleştirdiğimiz sekizli çapraz naklin de tek amacı budur.' dedi.</p><p>'İki hastanın hayata tutunmasına vesile oldu'</p><p>Sekizli çapraz naklin ortaya çıkış sürecine ilişkin bilgi veren Yılmaz, bazı hastaların uzun süredir nakil beklediğini ve sağlık durumlarının ciddi şekilde kötüleştiğini belirterek 'Bu hastalarımızdan ikisi hem uzun zamandır bekliyordu hem de dekompanse olmuşlardı. Onlara uygun organ bulunabilmesi ancak sekizli çapraz eşleştirme modeliyle mümkün olabildi. Dolayısıyla bu operasyon, tamamen hastaların ihtiyaçlarından doğan bir süreçtir.' diye konuştu.</p><p>Tarihi operasyonun başarıyla tamamlanmasının ardından büyük bir mutluluk yaşadıklarını belirten Yılmaz, emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, 'Bugün bütün ekip arkadaşlarımızla birlikte çok özel ve güzel bir gece yaşıyoruz. Hastalarımıza umut olabilmiş olmak bizim için en büyük mutluluktur.' ifadelerini kullandı.</p><p>Malatya dünya tıp literatürüne yön veriyor</p><p>Karaciğer nakli alanında uluslararası düzeyde referans merkezlerden biri haline gelen Turgut Özal Tıp Merkezi, geliştirdiği çapraz nakil modelleriyle hem Türkiye&#39;den hem de yurt dışından çok sayıda hastaya umut olmaya devam ediyor.</p><p>Daha önce gerçekleştirilen dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz nakillerle dünya tıp literatüründe önemli bir yer edinen merkez, sekizli çapraz karaciğer nakliyle de organ nakli alanında yeni bir dönemin kapısını araladı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-dan-dunya-tip-tarihine_1781330501_GnVZtM.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya'dan Dünya Tıp Tarihine Bir İlk: İlk Kez Sekizli Çapraz Karaciğer Nakli Yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-dan-dunya-tip-tarihine_1781330501_GnVZtM.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[32 ilaç daha geri ödeme listesine alındı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/32-ilac-daha-geri-odeme-listesine-alindi/112684/</link>
            <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla 21’i yerli üretim olmak üzere toplam 32 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/32-ilac-daha-geri-odeme-listesine-alindi/112684/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:21:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla 21&#39;i yerli üretim olmak üzere toplam 32 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.</strong></p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından 32 ilacın daha geri ödeme listesine alındığı bildirildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan&#39;ın açıklamasına göre, geri ödeme kapsamına alınan ilaçlar arasında bir kanser tedavisinde kullanılan akıllı ilaç, 3 kanama tedavisinde kullanılan ilaç, 3 diyabet ilacı ve bir KOAH tedavisinde kullanılan ilaç yer alıyor.</p><p>Ayrıca çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan farklı ilaçlarla birlikte toplam 32 ilacın geri ödeme listesine dahil edildiği belirtildi.</p><p>Açıklamada, listeye alınan ilaçların 21&#39;inin yerli üretim olduğu vurgulanarak, sağlıkta yerli ve milli kapasitenin güçlendirildiği ifade edildi.</p><p>Bakan Işıkhan, ilaçların vatandaşların tedavi süreçlerine erişimini kolaylaştıracağını belirterek, 'İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni ediyor, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür diliyorum.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/32-ilac-daha-geri-odeme-listes_1781256097_XCBKRk.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 32 ilaç daha geri ödeme listesine alındı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/32-ilac-daha-geri-odeme-listes_1781256097_XCBKRk.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sıcak Havalarda Kanser Hastalarına Beslenme Uyarısı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/sicak-havalarda-kanser-hastalarina-beslenme-uyarisi/112618/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, yaz aylarında sıvı tüketimi ve güvenli gıdanın hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/sicak-havalarda-kanser-hastalarina-beslenme-uyarisi/112618/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:59:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sıcak havalarda doğru beslenme ve yeterli sıvı tüketimi, kanser tedavisi gören hastaların yaşam kalitesini destekliyor</p><p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar, kanser tedavisi gören bireyler için bazı ek zorlukları da beraberinde getiriyor. Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin ve güvenli beslenmenin büyük önem taşıdığını belirterek önemli uyarılarda bulundu.</p><p>Kanser tedavisi sürecinde bazı hastalarda iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı görülebildiğini ifade eden Güzel, yaz aylarında bu durumların daha belirgin hale gelebildiğini söyledi. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmenin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de günlük sıvı ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabileceğini belirtti.</p><p>Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu söyleyen Güzel, bu besinlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir öğün oluşturacağını ifade etti.</p><p>Besin Güvenliği İhmal Edilmemeli</p><p>Yaz aylarında gıdaların daha hızlı bozulabildiğine dikkat çeken Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti.</p><p>Açıkta satılan yiyeceklerden, uzun süre güneş altında beklemiş ürünlerden ve hijyeninden emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini söyledi.</p><p>Serinletici Seçeneklerde Sağlıklı Tercihler Öne Çıkıyor</p><p>Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyenler için de önerilerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha dengeli seçenekler sunduğunu belirtti.</p><p>1964 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren Türk Kanser Derneği, kanser hastaları ve yakınlarına yönelik ücretsiz beslenme danışmanlığı, psikolojik destek, konaklama ve sosyal yardım hizmetleri sunmaya devam ediyor. Dernek, alanında uzman isimlerin katkılarıyla toplumda kanser farkındalığını artırmaya ve kanser hastalarının yaşam kalitesini desteklemeye yönelik çalışmalarına aralıksız sürdürüyor.</p><p>                   </p><p>Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, 'Her hastanın ihtiyaçları farklıdır. Bu nedenle beslenme planları kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ama doğru önlemler, tedavi sürecinin daha rahat geçirilmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sicak-havalarda-kanser-hastala_1781089158_PtvHVD.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sıcak Havalarda Kanser Hastalarına Beslenme Uyarısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sicak-havalarda-kanser-hastala_1781089158_PtvHVD.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzman Psikolog Gürer: Ergenlikte risk alma davranışları artıyor; aile ve okul iş birliği şart]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzman-psikolog-gurer-ergenlikte-risk-alma-davranislari-artiyor-aile-ve-okul-is-birligi-sart/112496/</link>
            <description><![CDATA[Ergenlik döneminde risk algısının neden farklılaştığını anlatan Uzman Psikolog Hüseyin Gürer, sağlıklı iletişim, tutarlı kurallar ve aile-okul iş birliğinin ergenlerde riskli davranışların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzman-psikolog-gurer-ergenlikte-risk-alma-davranislari-artiyor-aile-ve-okul-is-birligi-sart/112496/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 13:06:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Ergenlik döneminde risk algısının neden farklılaştığını anlatan Uzman Psikolog Hüseyin Gürer, sağlıklı iletişim, tutarlı kurallar ve aile-okul iş birliğinin ergenlerde riskli davranışların önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.</strong></p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görev yapan Uzman Psikolog Hüseyin Gürer, ergenlerde risk algısı hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulunarak, ailelere ve eğitimcilere önemli tavsiyelerde bulundu.</p><p>'Vücutla beyin gelişimi her zaman aynı uyumu göstermeyebilir'</p><p>Uzman Psikolog Hüseyin Gürer, ergenliğin biyolojik, psikolojik ve sosyal yönleri bulunan doğal bir gelişim süreci olduğunu belirterek, 'Ergenlerde risk algısının farklı olmasının nedenleri aslında ergenliğin bir gelişim süreci olmasıdır. Bu dönemde hem biyolojik hem psikolojik hem de sosyal gelişim yaşanır. Vücut büyüdüğü gibi sinir sistemi de gelişir. Beynin bazı bölgeleri olgunlaşırken sinirsel yapılar değişir. Ancak vücutla beyin gelişimi her zaman aynı uyumu göstermeyebilir. Özellikle dikkat, planlama ve organizasyondan sorumlu frontal lob ergenlik döneminde biraz geri kalabilir. Bu durum risk algısını etkileyebilir.' dedi.</p><p><br>Ergenlik döneminde kimlik oluşturma ve bağımsızlaşma çabasının öne çıktığını ifade eden Gürer, 'Ergenler aileden bağımsızlık kazanmak, yeni arkadaş grupları oluşturmak ve ait oldukları gruplara uyum sağlamak isterler. Kendilerini gruba kabul ettirmek veya gruba ait olduklarını göstermek amacıyla risk davranışları gösterebilirler.' diye konuştu.</p><p>Riskli davranışlar nelerdir?</p><p>Ergenlerde görülebilecek riskli davranışlara dikkat çeken Gürer, 'Hızlı ve tehlikeli araç kullanımı, alkol ve madde kullanımı, sosyal medya akımlarına uyum sağlama, uygunsuz paylaşımlar yapma, yetkisiz araç kullanma, öfke kontrol sorunları, akran baskısına kolay uyum sağlama ve şiddet içeren davranışlar bu dönemde sık görülebilmektedir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Ebeveynler nasıl yaklaşmalı?</p><p>Riskli davranışların yönetiminde ailelerin önemli rol üstlendiğini vurgulayan Gürer, şöyle devam etti:</p><p>'Ergenlerde riskli davranışları yönetmede en etkili yaklaşım sınır koyabilen ancak ilişkiyi koruyan ebeveyn tutumudur. Açık ve yargılamayan iletişim kurulmalıdır. Bir sorun yaşandığında çocuğun kişiliği değil davranışı eleştirilmelidir. Örneğin bir kavgaya karışan çocuğa &#39;Sen hep böylesin&#39; demek yerine, davranışın sonuçları üzerine konuşmak daha yapıcı olacaktır.'</p><p>'Kurallarda tutarlılık şart'</p><p>Aile içindeki kuralların tutarlı olması gerektiğini belirten Gürer, 'Anne ve babanın koyduğu kurallar her zaman geçerli olmalıdır. Bir gün uygulanıp başka bir gün uygulanmayan kurallar doğru değildir. Ayrıca anne ve baba aynı konuda farklı tavırlar sergilememelidir. Bu tutarlılık çocuğun uyum davranışlarını olumlu etkiler.' şeklinde konuştu.</p><p>'Çocuğu dinlemek güven oluşturur'</p><p>Empatik dinlemenin önemine dikkat çeken Gürer, 'Çocuk bir sorun yaşadığında önce onu dinlemek gerekir. Hemen yargılamak veya çözüm üretmeye çalışmak yerine anlatmasına fırsat verilmelidir. Bazen sadece dinlemek bile yeterlidir. Böylece çocuk, yaşadığı sorunları ailesiyle paylaşabileceğini hisseder.' dedi.</p><p>'Dijital dünyada sessiz takip önemli'</p><p>Sosyal medya kullanımının da göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Gürer, sözlerini şöyle sürdürdü.</p><p>'Çocuğun sosyal medya hesapları varsa anne ve babanın da aynı platformlarda hesabı bulunmalıdır. Amaç baskı kurmak değil, gözlemci olarak süreci takip etmektir. Çocuğun ne paylaştığını görmek ve riskli durumları erken fark etmek açısından bu önemlidir.'</p><p>'Güvenli okul ortamları oluşturulmalı, akran zorbalığı gibi durumlar yakından takip edilmelidir'</p><p><br> </p><p>Okul ve öğretmenlerin ergen gelişiminde önemli bir yere sahip olduğunu söyleyen Gürer, 'Öğretmenler öğrenciler için rol modeldir. Güvenli okul ortamları oluşturulmalı, akran zorbalığı gibi durumlar yakından takip edilmelidir. Özellikle rehber öğretmenler öğrencilerin duygularını tanıma ve davranışlarını yönetme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır.' diye konuştu.</p><p>'Aile ve okul birlikte hareket etmeli'</p><p>Riskli davranışların erken fark edilmesinde aile-okul iş birliğinin önemine değinen Gürer, 'Öğretmenlerle velilerin iletişim halinde olması gerekir. Çocuklarla ilgili gözlemler sağlıklı şekilde paylaşılmalıdır. Riskli davranışlar erken fark edildiğinde aileyle paylaşılmalı, gerekli durumlarda kolluk kuvvetleri veya ilgili kurumlara bilgi verilmelidir.' dedi.</p><p>'Ceza tek başına yeterli değil'</p><p>Ceza odaklı yaklaşımların sakıncalarına işaret eden Gürer, 'Ceza tek başına faydalı olmayabilir. Birey kendisini yalnız hissedebilir ve bu yalnızlık duygusu risk alma davranışını artırabilir. Bu nedenle ceza ve ödül sistemi dikkatli uygulanmalıdır.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Ergenlik bir fırsat dönemi de olabilir'</p><p>Ergenlik döneminin yalnızca sorunlarla anılmaması gerektiğini vurgulayan Gürer, şöyle devam etti:</p><p>'Bu dönem aynı zamanda bireyin kendisini ve çevresini keşfettiği, yaratıcılığının ortaya çıktığı bir süreçtir. Gençlerin enerjisini sanat, spor, kurslar ve sosyal faaliyetlere yönlendirmek riskli davranışların önüne geçilmesine katkı sağlar.'</p><p>'İletişim çocuklukta başlamalı'</p><p>Aile içi iletişimin önemine dikkat çeken Gürer, 'Ergenle iletişim bağı koparılmamalıdır. Uygun arkadaş çevreleri desteklenmeli, aile içi etkinlikler artırılmalıdır. Piknik, tiyatro ve sinema gibi faaliyetler aile bağlarını güçlendirir. Bu alışkanlıkların ergenlikte değil, çocukluk döneminden itibaren kazandırılması gerekir.' diye konuştu.</p><p>Ne zaman profesyonel destek alınmalı?</p><p>Profesyonel desteğin gerekli olduğu durumları sıralayan Gürer, 'Ergenin aileden uzaklaşması, yalnız kalma isteğinin artması, içe çekilmesi, duygu durumunda belirgin değişiklikler yaşaması, sürekli hüzünlü olması veya intihar düşüncelerinin bulunması durumunda vakit kaybetmeden çocuk ve ergen psikiyatrisi kliniklerine başvurulmalıdır.' dedi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzman-psikolog-gurer-ergenlikt_1780740417_aNXyvZ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzman Psikolog Gürer: Ergenlikte risk alma davranışları artıyor; aile ve okul iş birliği şart ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzman-psikolog-gurer-ergenlikt_1780740417_aNXyvZ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[İlk Yardım Bilinci Hayat Kurtarıyor: İlk Dakikalar Kritik]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/ilk-yardim-bilinci-hayat-kurtariyor-ilk-dakikalar-kritik/112443/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar Uyardı: İlk Yardım Eğitimi Toplum Geneline Yayılmalı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/ilk-yardim-bilinci-hayat-kurtariyor-ilk-dakikalar-kritik/112443/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:38:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kalp durmaları, trafik kazaları, boğulmalar ve afetlerde profesyonel ekipler gelene kadar geçen ilk dakikalar kritik önem taşıyor. Uzmanlar, doğru ilk yardım uygulamalarının hayat kurtardığını vurgularken, eğitimlerin yaygınlaşmasına rağmen toplum genelinde bilinç düzeyinin hl artırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p>İlk yardım, herhangi bir kaza ya da ani sağlık sorunu yaşayan kişiye, profesyonel sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar mevcut imknlarla yapılan ilaçsız müdahaleleri kapsıyor. Uzmanlara göre ilk yardımın temel amacı, yaşamı korumak, durumun kötüleşmesini önlemek ve iyileşmeyi kolaylaştırmak. Özellikle kalp durması, solunum yolu tıkanıklığı, ağır kanama, trafik kazaları, yanıklar ve afetler gibi acil durumlarda doğru ilk yardım uygulamaları hayati fark oluşturabiliyor.</p><p>Son yıllarda yaşanan depremler, yangınlar, sel felaketleri ve trafik kazaları, ilk yardım bilgisinin yalnızca sağlık çalışanları için değil toplumun tamamı için gerekli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Afet uzmanları ve sağlık otoriteleri, acil durumlarda ilk birkaç dakikanın kritik olduğunu, bu süreçte bilinçli vatandaşların yapacağı doğru müdahalelerin ölüm ve kalıcı sakatlık riskini azaltabileceğini belirtiyor.</p><p>İlk yardım eğitiminin neden öğrenilmesi gerektiği sorusunun yanıtı da tam olarak burada ortaya çıkıyor. Acil sağlık ekiplerinin olay yerine ulaşması zaman alabiliyor. Bu süreçte bilinç kaybı yaşayan bir kişiye temel yaşam desteği uygulanması, boğulma vakalarında hava yolunun açılması ya da ciddi kanamalarda kan kaybının kontrol altına alınması, kişinin yaşama tutunmasını sağlayabiliyor. Uzmanlar, yanlış müdahalelerin ise en az müdahalesizlik kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.</p><p>Türkiye&#39;de ilk yardım eğitimlerinin yaygınlaştırılması amacıyla son yıllarda önemli çalışmalar yürütülüyor. Verilere göre yalnızca 2023 yılında 776 binden fazla kişi ilk yardım konusunda bilinçlendirildi. Bunların 55 binden fazlası sertifikalı eğitim alırken, yüz binlerce kişiye seminer ve farkındalık programlarıyla ulaşıldı. Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yüz binlerce öğretmenin de ilk yardım eğitimi aldığı bildirildi.</p><p>Eğitim faaliyetleri 2025 yılında da devam ediyor. Açıklanan verilere göre yılın ilk sekiz ayında 69 bin kişi ilk yardım eğitimi alırken, 539 bin kişiye çeşitli bilgilendirme çalışmalarıyla ulaşıldı. Kurum, iklim değişikliğine bağlı afetlerin artması nedeniyle ilk yardım bilgisinin her zamankinden daha önemli hle geldiğini vurguluyor.</p><p>Buna karşın uzmanlar, mevcut eğitimlerin toplumun tamamına ulaşmak için henüz yeterli olmadığını düşünüyor. İlk yardım eğitimi alan kişi sayısı artsa da nüfusun büyük bölümü temel yaşam desteği, kalp masajı veya boğulmalarda müdahale gibi konularda uygulamalı bilgiye sahip değil. Özellikle deprem kuşağında yer alan Türkiye&#39;de, afetlere hazırlığın önemli bir parçası olarak ilk yardım eğitiminin daha geniş kitlelere ulaştırılması gerektiği ifade ediliyor.</p><p>Toplumsal bilincin artırılması için ise okullarda ilk yardım derslerinin yaygınlaştırılması, kamu kurumları ve özel sektörde düzenli eğitimlerin zorunlu hle getirilmesi, mahalle bazlı uygulamalı eğitimlerin artırılması ve medya aracılığıyla farkındalık kampanyalarının sürdürülmesi öneriliyor. Son dönemde belediyeler, AFAD, sağlık müdürlükleri ve sivil toplum kuruluşlarının yürüttüğü eğitim programları da bu açıdan önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p><p>Uzmanlara göre ilk yardım yalnızca bir eğitim konusu değil, toplumsal bir sorumluluk. Çünkü doğru zamanda, doğru bilgiyle yapılan birkaç dakikalık müdahale, bir insanın hayatını kurtarabilecek kadar büyük bir fark yaratabiliyor. (İLKHA</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ilk-yardim-bilinci-hayat-kurta_1780609121_g0cKoT.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ İlk Yardım Bilinci Hayat Kurtarıyor: İlk Dakikalar Kritik ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ilk-yardim-bilinci-hayat-kurta_1780609121_g0cKoT.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaz Sıcakları Hastalıkları Tetikliyor: Risk Her Geçen Yıl Artıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/yaz-sicaklari-hastaliklari-tetikliyor-risk-her-gecen-yil-artiyor/112442/</link>
            <description><![CDATA[İklim değişikliğiyle birlikte uzayan sıcak hava dalgaları, sıcak çarpması ve enfeksiyon vakalarında artışa neden oluyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/yaz-sicaklari-hastaliklari-tetikliyor-risk-her-gecen-yil-artiyor/112442/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:32:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Artan hava sıcaklıklarıyla birlikte sıcak çarpması, sıvı kaybı, gıda kaynaklı enfeksiyonlar ve kene kaynaklı hastalıklar daha sık görülmeye başladı. Uzmanlar özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı bulunan vatandaşların dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.</p><p>Yaz aylarında etkisini artıran yüksek sıcaklıklar ve nem oranları, insan sağlığını tehdit eden birçok hastalığın görülme sıklığını artırıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin de etkisiyle sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun süreli yaşandığını, buna bağlı olarak sağlık risklerinin her geçen yıl büyüdüğünü belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşırı sıcaklar, günümüzde hava olaylarına bağlı ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p><p>Yaz mevsiminde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının başında sıcak çarpması, güneş çarpması, susuz kalma (dehidrasyon), gıda zehirlenmeleri, bağırsak enfeksiyonları ve cilt rahatsızlıkları geliyor. Özellikle yüksek sıcaklık altında çalışan kişilerde ve uzun süre güneş altında kalan vatandaşlarda vücudun ısı dengesinin bozulması sonucu ciddi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, sıcak çarpmasının tedavi edilmediği durumlarda kalıcı hasar hatta ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Sıcak hava yalnızca vücudun sıvı kaybetmesine neden olmuyor; aynı zamanda kalp, böbrek ve solunum sistemi üzerinde de ek yük oluşturuyor. Bilimsel araştırmalar, aşırı sıcakların kalp-damar hastalıkları, diyabet, astım ve böbrek rahatsızlıkları gibi kronik hastalıkların seyrini kötüleştirebildiğini ortaya koyuyor. Yüksek sıcaklık ve nem, vücudun kendini soğutma mekanizmasını zorlayarak bayılma, tansiyon düşüklüğü, bilinç bulanıklığı ve sıcak bitkinliğine yol açabiliyor.</p><p>Uzmanlara göre risk grubunda bulunan kişilerin sayısı oldukça fazla. Yaşlılar, bebekler, küçük çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunan bireyler, açık alanda çalışan işçiler, sporcular ve düzenli ilaç kullanan kişiler sıcak havalardan daha fazla etkileniyor. Sağlık Bakanlığı da yaptığı açıklamalarda özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların aşırı sıcak günlerde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.</p><p>Yaz aylarında artış gösteren bir diğer sağlık riski ise gıda kaynaklı enfeksiyonlar olarak öne çıkıyor. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle açıkta bekletilen yiyeceklerde bakteri üremesi hızlanırken, uygun koşullarda saklanmayan gıdalar zehirlenmelere neden olabiliyor. Uzmanlar özellikle et, süt ve deniz ürünlerinin muhafaza koşullarına dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor. Bunun yanı sıra kırsal bölgelerde yaz döneminde kene temasına bağlı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakalarında da artış görülebiliyor.</p><p>Sağlık uzmanları, sıcak havalarda korunmanın en etkili yolunun düzenli sıvı tüketimi olduğunu belirtiyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı, aşırı sıcak günlerde günlük su tüketiminin en az 2,5 ila 3 litre seviyesine çıkarılmasını öneriyor. Ayrıca çay, kahve ve şekerli gazlı içeceklerin aşırı tüketiminden kaçınılması, su, ayran ve mineral desteği sağlayan içeceklerin tercih edilmesi tavsiye ediliyor.</p><p>Uzmanlar, günün en sıcak saatleri olan 11.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamasını öneriyor. Açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edilmesi, şapka kullanılması, güneş koruyucu ürünlerden yararlanılması ve gölgede kalınması da alınabilecek temel önlemler arasında yer alıyor. Fiziksel aktivitelerin sabah erken veya akşam saatlerine kaydırılması gerektiği belirtiliyor.</p><p>Yetkililer, sıcak çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, mide bulantısı, kusma ve nefes darlığının bulunduğunu hatırlatıyor. Bu belirtilerin görülmesi halinde kişinin hızla serin bir ortama alınması ve gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği ifade ediliyor.</p><p>Uzmanlara göre yaz mevsiminde alınacak basit tedbirler, sıcak havaların yol açabileceği ciddi sağlık sorunlarının büyük bölümünü önleyebiliyor. Özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların hava durumu uyarılarını takip etmeleri, sıvı tüketimini artırmaları ve aşırı sıcak saatlerde dış ortamdan uzak durmaları hayati önem taşıyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaz-sicaklari-hastaliklari-tet_1780608768_Jep8CA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaz Sıcakları Hastalıkları Tetikliyor: Risk Her Geçen Yıl Artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaz-sicaklari-hastaliklari-tet_1780608768_Jep8CA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[SMA’lı Halil İbrahim İçin Umut Kermesi Düzenlenecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/sma-li-halil-ibrahim-icin-umut-kermesi-duzenlenecek/112303/</link>
            <description><![CDATA[Tedaviye ulaşabilmek için destek bekleyen 8 yaşındaki Halil İbrahim Çoban adına MalatyaPark AVM önünde üç gün sürecek kermes gerçekleştirilecek. Elde edilecek gelir tedavi kampanyasına aktarılacak.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/sma-li-halil-ibrahim-icin-umut-kermesi-duzenlenecek/112303/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:29:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - SMA Tip-3 hastası 8 yaşındaki Halil İbrahim Çoban, arkadaşları gibi koşup oynayabilmek için tedavi olmayı bekliyor. Valilik onaylı kampanya kapsamında destek çağrısı sürerken, ailesi hayırseverlerden yardım bekliyor.</p><p>Malatya&#39;da yaşayan 8 yaşındaki Halil İbrahim Çoban, SMA Tip-3 hastalığıyla mücadele ediyor. 2017 doğumlu olan Halil İbrahim&#39;in hastalığı, pandemi döneminde ortaya çıkan belirtilerin farklı nedenlere bağlanması nedeniyle geç fark edildi. Zamanla yapılan tetkiklerin ardından SMA Tip-3 tanısı konulan küçük çocuk için ailesi zorlu bir mücadeleye başladı.</p><p>Çevresindekiler tarafından zeki, çalışkan ve başarılı bir öğrenci olarak tanımlanan Halil İbrahim, okul hayatındaki başarısıyla öğretmenlerinin takdirini kazanıyor. Ancak yaşıtları bahçede koşup oynarken o çoğu zaman onları izlemekle yetiniyor. İçinde koşma isteği olsa da hastalığı nedeniyle bunu gerçekleştiremiyor.</p><p>SMA tedavisinde kullanılan bazı yöntemler için uygun olmadığı belirtilen Halil İbrahim&#39;in ailesi, yurt dışında uygulanan ve 2 yaş üstü hastalar için umut olan tedaviye ulaşabilmek amacıyla destek kampanyası yürütüyor.</p><p>Malatya Valiliği tarafından yardım toplama izni verilen kampanya, 6 Nisan 2026 tarihinde başladı. Bir yıl süreyle devam edecek kampanya kapsamında toplanacak bağışlarla Halil İbrahim&#39;in tedavi masraflarının karşılanması hedefleniyor.</p><p>Anne Çoban&#39;dan Destek Çağrısı</p><p>Oğlunun sağlığına kavuşabilmesi için mücadele ettiklerini belirten anne Elif Çoban, tüm hayırseverlere destek çağrısında bulundu. Çoban, en büyük hayallerinin Halil İbrahim&#39;in arkadaşlarıyla birlikte koşup oynayabildiğini görmek olduğunu ifade etti.</p><p>Yaklaşık 2 milyon dolarlık tedavi hedefi için çalışmaların sürdüğünü belirten kampanya gönüllüleri, sosyal medya yayınları ve farkındalık etkinlikleriyle daha fazla kişiye ulaşmaya çalışıyor.</p><p>MalatyaPark&#39;ta Umut Kermesi Düzenlenecek</p><p>Halil İbrahim&#39;in tedavisine katkı sağlamak amacıyla 19, 20 ve 21 Haziran tarihlerinde MalatyaPark AVM önünde 'Halil İbrahim&#39;in Umut Kermesi' düzenlenecek. Kermesten elde edilecek gelir kampanyaya aktarılacak.</p><p>Ailesi ve gönüllüler, vatandaşları hem kermese katılmaya hem de valilik onaylı kampanyaya destek vermeye davet ederek, 'Halil İbrahim&#39;in tek hayali koşabilmek ve arkadaşlarına yetişebilmek. Bir çocuğun hayaline ortak olmak isteyen herkesi yanımızda görmek istiyoruz' çağrısında bulundu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sma-li-halil-ibrahim-icin-umut_1780302597_BEXrym.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ SMA’lı Halil İbrahim İçin Umut Kermesi Düzenlenecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sma-li-halil-ibrahim-icin-umut_1780302597_BEXrym.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Şişlik, Ağrı ve Kırıklarla Ortaya Çıkıyor: Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor”]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/sislik-agri-ve-kiriklarla-ortaya-cikiyor-erken-teshis-hayat-kurtariyor/112262/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, kas-iskelet sistemi tümörlerinin nadir görülmesine rağmen ölüm ve yayılım riskinin yüksek olduğunu belirterek, erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/sislik-agri-ve-kiriklarla-ortaya-cikiyor-erken-teshis-hayat-kurtariyor/112262/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 29 May 2026 18:31:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Kas-iskelet sistemi tümörlerinin nadir görülmesine rağmen ölüm ve yayılım riski yüksek hastalıklar olduğuna dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığını söyledi.</p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reşit Sevimli, kas ve kemik tümörlerinin belirtileri, tanı süreci, modern tedavi yöntemleri ve korunma yolları hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><br>'Şişlik, ağrı ve kırıklarla karşımıza çıkabiliyor'</p><p>Kas-iskelet sistemi tümörlerinin çocuklarda ve erişkinlerde nadir görüldüğünü belirten Prof. Dr. Sevimli 'Literatürde de belirtildiği gibi mortalite ve morbidite dediğimiz yani hastanın hayatını riske atma, ölüm oranı ve kanserin yayılma riski yüksek olan tümörler olduğu için erken tanı hayat kurtarıyor.' dedi.</p><p>Tümörlerin hangi belirtilerle ortaya çıktığına değinen Sevimli 'Genellikle hastalarımız kolunda, bacağında bir şişlik ya da dayanılmaz bir ağrı ile geliyor. Bazen de patolojik kırık dediğimiz, başka organlardaki hastalıkların ya da kanserlerin kemiğe yayılması sonucu oluşan kırıklarla bize başvurabiliyorlar.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Erkeklerde prostat ve akciğer, kadınlarda meme ya da rahim kanserleri kemiğe sıçrayabiliyor'</p><p>Hastaları detaylı şekilde değerlendirdiklerini aktaran Sevimli 'Bunun primer bir kemik tümörü mü bir kas tümörü mü ya da başka bir organ kanserinin kemiğe yayılması mı olduğunu araştırıyoruz. Erkeklerde özellikle prostat ve akciğer, kadınlarda meme ya da rahim kanserleri kemiğe sıçrayabiliyor. Hastanın ileri tetkik ve tedavilerini yaparak tanıya yönelik bir yol izliyoruz.' diye konuştu.</p><p>Kas-iskelet sistemi tümörlerinin en sık ağrı ve şişlikle kendini gösterdiğini belirten Sevimli, iyi huylu tümörlerin çoğunlukla uzun süredir mevcut olduğunu söyledi.</p><p>Sevimli 'Hasta genellikle &#39;Kolumda ya da bacağımda bir şişlik var. Bir yağ bezesi ya da kist gibi duruyor. Bir yıldır, iki yıldır var ama beni çok rahatsız etmiyordu. Son zamanlarda biraz büyüdü, pantolonumu giyerken, çorabımı takarken zorlanıyorum.&#39; diyerek geliyor. Bunlar genellikle iyi huylu tümörlerdir. Çünkü eskiden beri vardır ve hızlı büyümezler.' dedi.</p><p>Kesin tanının yine de görüntüleme ve biyopsi ile konulduğunu belirten Sevimli 'Yüzde yüz iyi huylu olup olmadığını radyolojik tetkikler ve biyopsi ile teşhis edebiliyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Hızlı büyüyen ve ağrılı kitlelerde kanser ihtimali yüksek'</p><p>Korkulması gereken tümörlerin hızlı büyüyen ve ağrılı olanlar olduğunu vurgulayan Sevimli 'Daha önce ameliyat edilip aynı yerden tekrar eden, birden fazla bölgede ortaya çıkan, ağrı, şişlik ya da kırık yapan problemlerde kemik kanseri veya malin tümör ihtimali yüksektir. Bu nedenle bu tür hastaları bekletmememiz gerekiyor. En kısa sürede ilgili hekime başvurulmalı.' dedi.</p><p>Kemik tümörlerinin tedavisinde önemli değişimler yaşandığını anlatan Sevimli, geçmişte uzvun tamamen alınmasının sık uygulanan yöntem olduğunu belirtti.</p><p>Sevimli 'Eskiden kolda ya da bacakta bir kanser varsa ampütasyon dediğimiz, o bölgenin kesilip alınması ön plandaydı. Bu da kişinin kolunu, bacağını ya da parmağını kaybetmesine neden oluyordu. Evet, kanserli bölge çıkarılıyordu ama kişi uzvunu kaybediyordu.' diye konuştu.</p><p>'Artık uzuv koruyucu ameliyatlar yapılabiliyor'</p><p>Günümüzde gelişen tekniklerle hastaların uzuvlarının korunabildiğini ifade eden Sevimli 'Öncesinde ışın tedavileri uygulanıyor, medikal onkolojinin verdiği akıllı ilaçlar kullanılıyor, çeşitli girişimsel yöntemlerle tümör kontrol altına alınıyor. Daha sonra cerrahi olarak çıkarılıyor. Böylece hastanın en az zararla ameliyattan çıkmasını, kolunun ya da bacağının korunmasını hedefliyoruz.' dedi.</p><p>Sevimli, günümüzde koruyucu ekstremite ameliyatlarıyla başarılı sonuçlar alındığını belirterek 'Hastanın ekstremitelerini koruyarak başarılı ameliyatlar gerçekleştirebiliyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Çocuklarda iyi huylu tümör oranı daha fazla'</p><p>Çocukluk çağında görülen tümörlerin büyük bölümünün iyi huylu olduğunu kaydeden Sevimli, şöyle devam etti:</p><p>'Osteosarkom ve Ewing sarkomu dediğimiz kötü huylu birkaç tümör dışında çocuklarda daha çok kistler, osteokondrom dediğimiz kemik çıkıntıları, kemik fazlalıkları, yağ bezeleri ve ganglion kistleri görüyoruz. Çok ciddi kötü huylu tümörlerle daha az karşılaşıyoruz.'</p><p>İleri yaşlarda ise durumun değiştiğini belirten Sevimli 'Yaş ilerledikçe tümörlerin malin olma ihtimali artıyor. Osteosarkom, kondrosarkom ve multiple miyelom gibi kemiği etkileyen ileri tümörlerle karşılaşıyoruz. Ayrıca başka organ kanserlerinin kemiğe sıçrama ihtimali de daha yüksek oluyor.' diye konuştu.</p><p>'Geciken tedavi geri dönüşsüz sonuçlara yol açabiliyor'</p><p>Erken tanının önemine dikkat çeken Sevimli, geciken tedavilerin tümörleri çıkarılamaz hale getirebildiğini söyledi.</p><p>Sevimli 'Başlangıçta küçük boyutlarda olan, damara ya da sinire baskı yapmayan bir tümör hasta geciktirdiğinde dev boyutlara ulaşabiliyor. Damarı ve siniri sarabiliyor, artık çıkarılamaz hale gelebiliyor. İlk başta kolu ya da bacağı kurtarabileceğimiz bir ameliyat mümkünken, daha sonra ampütasyon dediğimiz son aşamaya gelebiliyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sağlıklı yaşamın sadece kas-iskelet sistemi tümörlerinden değil tüm kanser türlerinden korunmada etkili olduğunu belirten Sevimli 'Beslenme çok önemli. Sağlıksız beslenme, düzensiz yaşam, kötü uyku, radyasyona ve travmaya maruz kalma sadece kas-iskelet sistemi tümörlerini değil diğer organ tümörlerini de tetikleyebilir.' dedi.</p><p>Psikolojinin de önemli olduğunu vurgulayan Sevimli 'Depresyon hali ve moral bozukluğu kişiyi hastalıklara daha yatkın hale getirebilir. Bu durum kronikleştiğinde kansere dönüşebilecek süreçleri tetikleyebilir.' diye konuştu.</p><p>Düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Sevimli, son olarak şunları kaydetti:</p><p>'Sağlıklı bir beden, düzenli uyku, doğru yaşam tarzı ve gerekli kanser taramalarının yapılması çok önemli. Bu şekilde sadece kas-iskelet sistemi tümörlerinden değil, diğer organ tümörlerinden korunmak ya da erken teşhis sağlamak mümkün olabilir.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/sislik-agri-ve-kiriklarla-orta_1780068673_9IzB3G.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ “Şişlik, Ağrı ve Kırıklarla Ortaya Çıkıyor: Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/sislik-agri-ve-kiriklarla-orta_1780068673_9IzB3G.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık raporlarında dijital dönem başladı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi/111975/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan "Sağlık Raporları Yönetmeliği" ile sağlık raporlarında başvuru ve değerlendirme süreçleri yeniden düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi/111975/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:42:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 'Sağlık Raporları Yönetmeliği' ile sağlık raporlarında başvuru ve değerlendirme süreçleri yeniden düzenlendi. Yeni sistemle birlikte rapor işlemlerinin dijital ortamda yürütülmesi, başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması ve sağlık kurulu işlemlerinin hızlandırılması hedefleniyor.</strong></p><p>Yeni düzenlemeye göre tüm sağlık raporu başvuruları e-Nabız üzerinden yapılacak. Böylece yazılı dilekçe ve benzeri uygulamalar sona erecek. Lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için vatandaşlar, hekime gitmeden e-Nabız üzerinden 'Sağlık Durum Belgesi' alabilecek. Karar Destek Sistemi üzerinden yapılacak değerlendirmede, kişinin sağlık durumuna ilişkin engel teşkil eden bir tanı, ilaç kullanımı veya sağlık sorunu beyanı bulunmaması hlinde belge otomatik olarak düzenlenebilecek.</p><p>Ayrıca e-Rapor sistemi üzerinden hazırlanan raporların fiziki olarak alınması ve arşivlenmesi zorunluluğu kaldırılacak.</p><p>Sağlık kurulu yapısı yeniden düzenlendi</p><p>Yeni yönetmelik kapsamında tam teşekküllü ve üç hekimli olmak üzere iki temel sağlık kurulu oluşturulacak. İstisnalar dışında sağlık raporlarının üç hekim tarafından düzenlenebilmesine imkn sağlanırken, mühür ve başhekim onayı zorunluluğunun kaldırılmasıyla rapor alma süreçlerinin hızlandırılması amaçlanıyor.</p><p>50&#39;den az çalışanı bulunan az tehlikeli iş yerleri için işe giriş raporlarının tüm kamu hekimleri tarafından düzenlenebilmesine de olanak tanınacak.</p><p>Engelli raporlarında uzaktan yenileme imknı</p><p>Engelli sağlık raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme kullanım raporları, evde sağlık birimlerinin koordinasyonunda uzaktan sağlık hizmeti kapsamında yenilenebilecek.</p><p>İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında sağlık raporu işlemlerinin tek noktadan yürütülmesi amacıyla 'Rapor Başvuru Merkezi' kurulacak. Bu merkezlerde başvuru, takip ve sonuçlandırma işlemleri gerçekleştirilecek.</p><p>Raporlara İngilizce dil desteği</p><p>Düzenlemeyle birlikte Bakanlık tarafından belirlenen formatlar dışında farklı rapor düzenlenmesinin önüne geçilecek. Ayrıca sağlık raporlarına İngilizce dil desteği getirilerek uluslararası kullanım imknı sağlanacak.</p><p>Engelli sporcuların lisans işlemlerinin ise ayrıca bir rapora ihtiyaç duyulmadan engelli sağlık kurulu raporuyla yapılabilmesi mümkün olacak. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/saglik-raporlarinda-dijital-do_1779187374_b23Ff7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık raporlarında dijital dönem başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/saglik-raporlarinda-dijital-do_1779187374_b23Ff7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yavaş Çiğnemek Beyni de Koruyor: Uzmanlardan Dikkat Çeken Uyarı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/yavas-cignemek-beyni-de-koruyor-uzmanlardan-dikkat-ceken-uyari/111908/</link>
            <description><![CDATA[Uzmanlar, yiyecekleri yeterince çiğnemenin yalnızca sindirimi değil hafıza, dikkat ve ruh sağlığını da olumlu etkilediğini belirtiyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/yavas-cignemek-beyni-de-koruyor-uzmanlardan-dikkat-ceken-uyari/111908/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 17 May 2026 22:38:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzmanlar, yiyecekleri yeterince çiğnemenin yalnızca sindirim sistemini değil, beyin sağlığını da olumlu etkilediğini belirtiyor.</p><p>Son yıllarda yapılan araştırmalar, doğru çiğneme alışkanlığının hafızayı güçlendirebildiğini, dikkat süresini artırabildiğini ve yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor.</p><p>İsveç&#39;teki Karolinska Institutet bünyesinde çalışan araştırmacılar, çiğneme ile beyin fonksiyonları arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu ifade ediyor. Uzmanlara göre çiğneme sırasında artan kan akışı, özellikle hafıza oluşumunda kritik rol oynayan hipokampus bölgesini uyarıyor. Bu durumun Alzheimer ve demans riskini azaltabileceği değerlendiriliyor.</p><p>Araştırmalarda, çiğneme kabiliyeti yüksek olan bireylerin kelime hatırlama, sözel akıcılık ve sayısal işlem becerilerinde daha başarılı olduğu gözlemlendi. Doğal dişlerini koruyan yaşlı bireylerin uzun süreli hafızalarının da daha güçlü olduğu tespit edildi.</p><p>Sindirim ağızda başlıyor</p><p>Bilim insanlarına göre çiğneme, sindirimin ilk ve en kritik aşaması olarak kabul ediliyor. Besinlerin küçük parçalara ayrılması ve tükürükle karışması, mide ve bağırsakların yiyecekleri daha kolay işlemesini sağlıyor. Yetersiz çiğneme ise şişkinlik, hazımsızlık ve kabızlık gibi sorunlara yol açabiliyor.</p><p>Uzmanlar, çiğneme sırasında salgılanan amilaz gibi sindirim enzimlerinin karbonhidratların parçalanmasını hızlandırdığını belirtiyor. Ayrıca iyi çiğnenmiş gıdaların yüzey alanı arttığı için besin öğeleri bağırsaklardan daha verimli emiliyor.</p><p>Daha fazla çiğnemek daha az yemeyi sağlıyor</p><p>Araştırmalar, lokmaları daha uzun süre çiğneyen kişilerin daha çabuk tokluk hissine ulaştığını gösteriyor. Bunun nedeni ise beynin 'doydum' sinyalini göndermesinin yaklaşık 20 dakika sürmesi. Yavaş yemek, vücudun bu sinyalleri zamanında algılamasına yardımcı oluyor.</p><p>Farklı bilimsel çalışmalar, fazla kilolu bireylerin genellikle daha hızlı yemek yediğini ve daha az çiğnediğini ortaya koyuyor. Uzmanlar bu nedenle sıvı gıdalar yerine lifli ve sert dokulu yiyeceklerin tercih edilmesini öneriyor. Portakal suyu yerine portakal tüketmek ya da beyaz pirinç yerine yulaf gibi daha yoğun yapılı besinlere yönelmek, çiğneme süresini artırarak tokluk hissini destekliyor.</p><p>Stres ve kaygıyı azaltabiliyor</p><p>Çiğnemenin psikolojik etkileri üzerine yapılan çalışmalar da dikkat çekiyor. Özellikle sakız çiğnemenin kısa süreli dikkat artışı sağladığı ve stres hormonlarını azaltabildiği belirtiliyor.</p><p>Sınav dönemindeki öğrenciler üzerinde yapılan bazı araştırmalarda, düzenli sakız çiğneyen öğrencilerin daha düşük stres ve kaygı seviyelerine sahip olduğu görüldü. Benzer şekilde ameliyat öncesi süreçte sakız çiğnemenin bazı hastalarda kaygıyı hafiflettiği bildirildi.</p><p>Ancak uzmanlar, bu alandaki bilimsel verilerin hl sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Çiğnemenin ruh sağlığı üzerindeki etkisinin kişiden kişiye değişebileceği ifade ediliyor.</p><p>'Yemekten keyif alın'</p><p>Uzmanlar, yiyecekleri aşırı uzun süre çiğnemenin gerekli olmadığını vurguluyor. Önemli olanın, lokmaları rahat yutulabilecek kıvama gelene kadar doğal şekilde çiğnemek olduğu belirtiliyor.</p><p>Araştırmacılar, modern yaşamın hızlı tüketim alışkanlıklarının insanları daha az çiğnemeye ittiğini, bunun da hem sindirim hem de genel sağlık üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade ediyor. Uzmanlara göre sağlıklı beslenmenin temel kurallarından biri, yemek yerken acele etmemek ve her lokmanın tadını çıkarmak. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yavas-cignemek-beyni-de-koruyo_1779046692_2SINH7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yavaş Çiğnemek Beyni de Koruyor: Uzmanlardan Dikkat Çeken Uyarı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yavas-cignemek-beyni-de-koruyo_1779046692_2SINH7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Fazla Anlayışlı Olmak Ruhsal Tükenmişliğe Yol Açabilir”]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/fazla-anlayisli-olmak-ruhsal-tukenmislige-yol-acabilir/111834/</link>
            <description><![CDATA[“Sınır Koyamayan Bireyler Duygusal Yükün Altında Eziliyor”]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/fazla-anlayisli-olmak-ruhsal-tukenmislige-yol-acabilir/111834/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 00:13:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız konu hakkında bilgiler verdi.</p><p>İnsan ilişkilerinde empati kurmak, bir başkasının derdine derman olmaya çalışmak çoğu zaman yüceltilen bir erdem olmuştur. Ancak son dönemde bu erdemin bir 'sendroma' dönüşme riski dikkat çekiyor.</p><p>Toplumda 'çok anlayışlı', 'kimseyi kıramayan' ya da 'başkalarının dertlerini kendi derdiymiş gibi yaşayan' bireyler, aslında farkında olmadan Kronik Anlayış Yorgunluğu Sendromu&#39;nun pençesinde olabilirler. Peki, herkesi anlamaya çalışırken kendinizi ihmal etmek ruh sağlığınızı nasıl etkiliyor?</p><p>Anlayışlı olmak, karşı tarafın penceresinden dünyaya bakabilmektir. Ancak bu durumun ayarı kaçtığında yani karşı tarafın acısını, öfkesini veya üzüntüsünü sanki kendi hücrelerinizde hissediyorsanız; bu artık sağlıklı bir anlayış değil, ruhsal bir yıpranmadır. Bu sendromu yaşayan bireyler, çevrelerindeki insanların duygusal yüklerini adeta bir sünger gibi emerler. Sonuç ise kaçınılmazdır: Duygusal Tükenmişlik.</p><p>Sınır Çizmek Neden Bu Kadar Zor ?</p><p>Fazla anlayışlı olma eğilimi gösteren kişilerin en büyük ortak özelliği, 'hayır' demekte ve sınırlarını belirlemekte yaşadıkları güçlüklerdir. Genellikle bu kişilerin alıcıları dış dünyaya çok açıktır. 'Ben ona yardımcı olmazsam kim olacak ?' ya da 'Eğer onu anlamazsam bencillik etmiş olurum' gibi düşünce kalıpları, kişiyi kendi ihtiyaçlarından vazgeçirip başkalarının hayatında bir 'can kurtaran' rolüne mahkum eder.</p><p>Özellikle çocukluk döneminde duygusal manipülasyona maruz kalan veya kontrolcü ebeveynlerle büyüyen bireylerde, bu aşırı anlayış hali bir hayatta kalma mekanizması olarak gelişebiliyor. Kişi, çevresini sakinleştirirse kendisinin de güvende olacağına inanıyor.</p><p>Eğer aşağıdaki durumları sıkça yaşıyorsanız, anlayışlı olma limitinizi aşmış olabilirsiniz:</p><p>• Başkalarının yaşadığı olaylara karşı, olayın asıl kahramanından daha fazla üzülmek.</p><p>• Çevrenizdeki en ufak bir gerginlikte veya çatışma ihtimalinde aşırı kaygı duymak.</p><p>• Kalabalık yerlerde insanların enerjisinden ve duygularından fiziksel olarak yorulmak.</p><p>• Kendi planlarınızı veya huzurunuzu, başkalarının ricası üzerine sürekli ertelemek.</p><p>Fazla Anlayışın Bedeli: Psikosomatik Şikayetler ve Öfke</p><p>Fazla anlayışlı olmak sadece ruhu değil, bedeni de yıpratıyor. Bilimsel araştırmalar; bastırılan duyguların, sınırların ihlal edilmesinin ve başkalarının stresini yüklenmenin; kronik baş ağrıları, mide rahatsızlıkları ve uyku düzensizlikleri gibi bedensel tepkilere yol açtığını gösteriyor.</p><p>Üstelik bu durum, bir süre sonra 'Ben herkes için her şeyi yapıyorum ama kimse benim için yapmıyor' düşüncesiyle büyük bir kırgınlığa ve kontrol edilemeyen öfke patlamalarına zemin hazırlayabiliyor.</p><p>Bu döngüden çıkmak isteyenler için birkaç önemli hatırlatma yapmakta fayda var:</p><p>1. Farkındalık İlk Adımdır: Bu durumun vicdani bir erdem değil, sınır ihlali olduğunu kabul edin. Başkalarına yardım etmek için önce kendi ruhsal deponuzun dolu olması gerekir.</p><p>2. Sorumlulukları Paylaştırın: Herkesin kendi acısını çekmeye ve kendi sorununu çözmeye hakkı vardır. Onların yükünü alarak aslında gelişimlerine de engel olduğunuzu unutmayın.</p><p>3. Hayır Demek Kötü Olmak Değildir: 'Şu an bu ricanı yerine getiremiyorum' diyebilmek, sizi sevilmeyen biri yapmaz; sadece sınırları olan sağlıklı bir birey yapar.</p><p>4. Profesyonel Destek: Eğer bu döngüyü tek başınıza kıramıyorsanız, öz saygı ve benlik değeri üzerine çalışmak için bir klinik psikologtan destek almak, kendinize verebileceğiniz en büyük hediyedir.</p><p>Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız,&#39;&#39;Unutmayın! Bir başkasına kapı açarken, kendi kapınızı dışarıdan kilitlemeyin. Gerçek huzur, başkalarını anladığınız kadar kendinizi de duyabildiğinizde başlar.&#39;&#39;dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/fazla-anlayisli-olmak-ruhsal-t_1778793199_UzBGu5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ “Fazla Anlayışlı Olmak Ruhsal Tükenmişliğe Yol Açabilir” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/fazla-anlayisli-olmak-ruhsal-t_1778793199_UzBGu5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatyalı Sağlık Çalışanı Ayşe Tekedereli’ye Bakanlıktan Vefa Ödülü]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatyali-saglik-calisani-ayse-tekedereli-ye-bakanliktan-vefa-odulu/111802/</link>
            <description><![CDATA[Battalgazi Devlet Hastanesi’nde görev yapan ebe ve hemşire Ayşe Tekedereli, sağlık alanındaki özverili çalışmaları nedeniyle Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından Safiye Hüseyin Elbi Vefa Ödülü’ne layık görüldü.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatyali-saglik-calisani-ayse-tekedereli-ye-bakanliktan-vefa-odulu/111802/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 00:39:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Battalgazi Devlet Hastanesi&#39;nde görev yapan ebe ve hemşire Ayşe Tekedereli, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından Safiye Hüseyin Elbi Vefa Ödülü&#39;ne layık görüldü.</p><p>Malatya&#39;da sağlık camiasını gururlandıran önemli bir başarı yaşandı. Battalgazi Devlet Hastanesi&#39;nde görev yapan ebe ve hemşire Ayşe Tekedereli, 12 Mayıs Hemşireler Günü ve Ebeler Günü kapsamında düzenlenen programda Safiye Hüseyin Elbi Vefa Ödülü&#39;ne layık görüldü.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu&#39;nun katılımıyla 'İlk Nefeste Siz, Her Umutta Siz' temasıyla gerçekleştirilen törende, Türkiye&#39;nin farklı illerinden gelen ebe ve hemşireler sağlık hizmetlerine sundukları katkılar dolayısıyla ödüllendirildi.</p><p>Uzun yıllardır kadın sağlığı, doğum hizmetleri ve anne-bebek bakımında görev yapan Ayşe Tekedereli&#39;ye ödülü, sağlık alanındaki özverili çalışmaları ve mesleğine sunduğu katkılar nedeniyle Bakan Memişoğlu tarafından takdim edildi. Tekedereli&#39;nin elde ettiği başarı, Malatya ve Battalgazi Devlet Hastanesi ailesinde büyük gurur yaşattı.</p><p>Törende, ebe ve hemşirelerin anne ve bebek sağlığından acil müdahalelere kadar sağlık hizmetlerinin her aşamasında büyük fedakrlıkla görev yaptığı vurgulandı. Sağlık çalışanlarının insan hayatının en kritik anlarında üstlendikleri sorumluluğun önemine dikkat çekildi.</p><p>Ödül sonrası açıklamada bulunan Ayşe Tekedereli, ödülü yalnızca kendi adına değil, Malatya&#39;daki tüm sağlık çalışanları adına kabul ettiğini belirterek, 'Bu anlamlı ödülü Malatya&#39;mız ve birlikte büyük bir özveriyle görev yaptığım tüm meslektaşlarım adına alıyorum. Bizler gece gündüz demeden insan sağlığı için çalışan büyük bir ailenin parçasıyız. Bizi bu ödüle layık gören Sağlık Bakanımız Sayın Kemal Memişoğlu&#39;na teşekkür ediyorum. Ayrıca her zaman yanımızda olan Battalgazi Devlet Hastanesi Başhekimimize ve hastane yönetimimize de desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyorum' dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatyali-saglik-calisani-ayse_1778708371_q7w380.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatyalı Sağlık Çalışanı Ayşe Tekedereli’ye Bakanlıktan Vefa Ödülü ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatyali-saglik-calisani-ayse_1778708371_q7w380.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Kanser Taramalarında Kalite ve Erken Teşhis Toplantısı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-kanser-taramalarinda-kalite-ve-erken-teshis-toplantisi/111800/</link>
            <description><![CDATA[Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantıda, kanser tarama hizmetlerinin geliştirilmesi, erken teşhis oranlarının artırılması ve sağlık hizmetlerinde kalite standartlarının yükseltilmesi hedefi ele alındı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-kanser-taramalarinda-kalite-ve-erken-teshis-toplantisi/111800/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 00:27:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen toplantıda, kanser tarama hizmetlerinin geliştirilmesi ve erken teşhis oranlarının artırılmasına yönelik çalışmalar değerlendirildi.</p><p>Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Kanser Birimi koordinesinde 'Minimal Kalite Değerlendirme Toplantısı' gerçekleştirildi.</p><p>Sağlık yöneticileri ve uzman hekimlerin katılımıyla düzenlenen toplantıda, kanser tarama süreçlerinin daha etkin hale getirilmesi, erken teşhis oranlarının artırılması ve vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinde kalite standartlarının yükseltilmesi ele alındı.</p><p>Toplantıya kamu hastanelerinde görev yapan doktorlar, ilçe sağlık müdürü, Sağlıklı Hayat Merkezi sorumlu hekimi ile KETEM hekimleri katıldı.</p><p>Kanser Taramalarında Kalite Vurgusu</p><p>Programda, akademik bilgi ile saha deneyiminin aynı zeminde buluşturulmasının önemine dikkat çekildi. Kanser tarama standartlarının optimize edilmesi, sağlık kuruluşları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi ve hizmet süreçlerinin daha verimli yürütülmesi için görüş alışverişinde bulunuldu.</p><p>Uzmanlar, kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgularken, tarama hizmetlerine erişimin artırılması ve vatandaşların bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların da önemine işaret etti.</p><p>Toplum Sağlığı İçin Güçlü Adımlar</p><p>İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede, akademisyenlerin bilimsel katkıları ve saha yöneticilerinin özverili çalışmalarıyla toplum sağlığını önceleyen önemli çalışmalar yürütüldüğü belirtildi.</p><p>Kanser tarama hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesi amacıyla eğitim, koordinasyon ve kalite standartlarının artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği kaydedildi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-kanser-taramalarind_1778707677_tDfPuh.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Kanser Taramalarında Kalite ve Erken Teşhis Toplantısı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-kanser-taramalarind_1778707677_tDfPuh.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kalp Deliği Tedavisinde Başarı: 3 Hasta Ertesi Gün Taburcu Oldu]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/kalp-deligi-tedavisinde-basari-3-hasta-ertesi-gun-taburcu-oldu/111691/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 24, 28 ve 32 yaşındaki üç hastanın kalp deliği, kasıktan girilerek uygulanan şemsiye yöntemiyle başarıyla kapatıldı. Hastalar ertesi gün taburcu edildi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/kalp-deligi-tedavisinde-basari-3-hasta-ertesi-gun-taburcu-oldu/111691/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:19:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle, 24, 28 ve 32 yaşlarındaki hastalar sağlığına kavuştu. Kasıktan girilerek gerçekleştirilen müdahalelerin ardından hastalar ertesi gün taburcu edildi.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu.<br>Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD&#39;nin her 1500-2000 canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti.<br>ASD&#39;nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, 'Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor' dedi.<br>Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. 'Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık' diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi.<br>Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, 'Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor' diye konuştu.<br>Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kalp-deligi-tedavisinde-basari_1778487553_CdBVln.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kalp Deliği Tedavisinde Başarı: 3 Hasta Ertesi Gün Taburcu Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kalp-deligi-tedavisinde-basari_1778487553_CdBVln.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Varlığın Öteki Yarısı: Ruh Sağlığı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/varligin-oteki-yarisi-ruh-sagligi/111559/</link>
            <description><![CDATA[Mayıs Ayı Ruh Sağlığına Dikkat Çekiyor: “En Büyük Engel ‘El Alem Ne Der?’ Anlayışı”]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/varligin-oteki-yarisi-ruh-sagligi/111559/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 06 May 2026 11:15:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Mayıs ayı, baharın gelişini simgelemenin yanı sıra Ruh Sağlığı Farkındalık Ayı olarak da önem taşıyor. Uzman Klinik Psikolog Mehmet Demez, modern yaşamın yoğun temposu içinde bireylerin kendi duygularını ihmal ettiğine dikkat çekerek, ruh sağlığının en az fiziksel sağlık kadar önemli olduğunu belirtti.<br>Günlük hayatın koşturmacasında insanların kendilerine 'Nasıl hissediyorum?' sorusunu sormayı unuttuğunu ifade eden Demez, ruhsal ve fiziksel sağlığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.<br>Toplumda ruh sağlığına yönelik önyargıların hl önemli bir sorun olduğuna değinen Demez, 'Fiziksel bir hastalık için doktora gitmek ne kadar normalse, ruhsal sıkıntılar için destek almak da o kadar doğaldır. Ancak &#39;el alem ne der?&#39; anlayışı, insanların yardım aramasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor' dedi.<br>Psikolojik destek almanın zayıflık değil, aksine bir güç ve farkındalık göstergesi olduğunun altını çizen Demez, her dört kişiden birinin hayatının bir döneminde ruhsal zorluk yaşadığına dikkat çekti.<br>Ruh sağlığını korumak için günlük hayatta uygulanabilecek basit yöntemler olduğunu belirten Demez, şu önerilerde bulundu:<br>Duyguları tanımlamak, dijital detoks yapmak, sınır koyabilmek ve gerektiğinde 'hayır' diyebilmek ile düzenli egzersiz yapmak, zihinsel iyilik halini destekleyen temel adımlar arasında yer alıyor.<br>Ruhsal sorunların çoğu zaman gözle görülmediğini vurgulayan Demez, farkındalık düzeyi yüksek bireylerin yaşadıkları durumun geçici mi yoksa profesyonel destek gerektiren bir durum mu olduğunu daha kolay ayırt edebildiğini ifade etti.<br>Toplumda ruhsal sorun yaşayan bireylere yönelik yargıların azalmasının, yardım arama davranışını artıracağını belirten Demez, 'Ruh sağlığı desteği almak, bir dişçiye gitmek kadar normal karşılanmalıdır' diye konuştu.<br>Ruhsal sorunların çözümsüz kalmasının fiziksel hastalıklara da yol açabileceğine dikkat çeken Demez, ruh sağlığına yatırım yapmanın aslında genel sağlık için bir koruma kalkanı olduğunu söyledi.<br>Son olarak ruh sağlığı farkındalığını 'bir zırh değil, bir ilk yardım çantası ve yol haritası' olarak tanımlayan Demez, hayatın zorluklarının kaçınılmaz olduğunu ancak önemli olanın bu zorluklarla nasıl başa çıkıldığını bilmek olduğunu ifade etti.<br>Demez, 'En büyük yatırım, kişinin kendi iç huzuruna yaptığı yatırımdır' sözleriyle açıklamasını tamamladı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/varligin-oteki-yarisi-ruh-sagl_1778055316_A9rKtq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Varlığın Öteki Yarısı: Ruh Sağlığı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/varligin-oteki-yarisi-ruh-sagl_1778055316_A9rKtq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[MHRS’de bekleyen randevu sayısı yüzde 88 azaldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/mhrs-de-bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-azaldi/111531/</link>
            <description><![CDATA[Son bir yılda aile hekimleri üzerinden 13 milyon randevu oluşturuldu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/mhrs-de-bekleyen-randevu-sayisi-yuzde-88-azaldi/111531/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 05 May 2026 13:21:45 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, MHRS&#39;de bekleyen randevu talebinin 3,9 milyondan 463 bine düştüğünü açıkladı. Son bir yılda aile hekimleri üzerinden 13 milyon randevu oluşturuldu.</strong></p><p>Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi&#39;nde (MHRS) bekleyen randevu taleplerine ilişkin güncel verileri paylaştı. Temmuz 2024&#39;te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebinin, bu ay itibarıyla 463 bine gerilediğini belirten Memişoğlu, randevu bekleyen vatandaş sayısında yüzde 88,3 oranında düşüş sağlandığını bildirdi.</p><p>Memişoğlu, 'Ortaya koyduğumuz çabanın somut karşılığını göstermek adına bu verileri paylaşmakta fayda görüyorum. Temmuz 2024&#39;te 3,9 milyon olan bekleyen randevu talebi sayısını, kararlı adımlarımızla 463 bin seviyesine indirdik. Randevu bekleyen vatandaş sayımızda yüzde 88,3 oranında, rekor bir düşüş sağladık. Sağlık sorunlarınızda ilk adım olarak aile hekimlerimize başvurmanız çok kıymetli. Aile hekimlerimiz, muayene sonrası gerekli gördükleri durumlarda vatandaşlarımıza doğrudan randevu oluşturabiliyor. Bu kapsamda son bir yılda aile hekimlerimiz üzerinden yaklaşık 13 milyon vatandaşımıza randevu oluşturuldu.' ifadesini kullandı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/mhrs-de-bekleyen-randevu-sayis_1777976504_oMFKB5.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ MHRS’de bekleyen randevu sayısı yüzde 88 azaldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/mhrs-de-bekleyen-randevu-sayis_1777976504_oMFKB5.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Dövme Sağlık Riski mi? Yeni Araştırmalar Uyarıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/dovme-saglik-riski-mi-yeni-arastirmalar-uyariyor/111354/</link>
            <description><![CDATA[Son yıllarda yaygınlaşan dövme uygulamalarının sağlık üzerindeki etkileri bilim dünyasında tartışma konusu oldu. Yeni araştırmalar, mürekkep bileşenlerinin vücutta yayılabileceğini ve uzun vadeli riskler taşıyabileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/dovme-saglik-riski-mi-yeni-arastirmalar-uyariyor/111354/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:49:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dövme yaptırmak son yıllarda hızla yaygınlaşırken, bilim dünyası bu uygulamanın insan sağlığı üzerindeki etkilerini daha yakından incelemeye başladı. 2024–2026 yılları arasında yayımlanan araştırmalar, dövmelerin zararsız olmadığını ortaya koyarken, özellikle uzun vadeli etkileri konusuna dikkat çekerek hiç yaptırılmamasının daha mantıklı olduğunu ifade ediyor.</p><p>Uzmanlara göre dövme mürekkepleri yalnızca cilt yüzeyinde kalmıyor. Yapılan çalışmalar, pigmentlerin zamanla vücutta hareket ederek lenf düğümlerine kadar ulaşabildiğini gösteriyor. Bu mürekkeplerin içeriğinde kurşun, krom ve arsenik gibi ağır metallerin yanı sıra çeşitli kimyasal bileşenler bulunabiliyor. Bu durumun, vücutta kronik iltihaplanma ve bağışıklık sistemi tepkilerine yol açabileceği değerlendiriliyor.</p><p>Dövme işlemi sırasında cildin delinmesi, enfeksiyon riskini de beraberinde getiriyor. Hijyen kurallarına uyulmayan ortamlarda yapılan dövmelerde bakteriyel enfeksiyonlar ve kan yoluyla bulaşan hastalıkların görülme ihtimali artıyor. Bunun yanı sıra bazı kişilerde dövme mürekkeplerine karşı alerjik reaksiyonlar gelişebiliyor. Üstelik bu reaksiyonlar bazen yıllar sonra bile kaşıntı, şişlik ve cilt tahrişi şeklinde ortaya çıkabiliyor.</p><p>Son dönemde en çok tartışılan konulardan biri ise dövme ile kanser arasındaki olası ilişki. Bazı yeni araştırmalar, dövmeli bireylerde özellikle lenfoma riskinin daha yüksek olabileceğini belirtiyor.</p><p>Dövmenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri de araştırma konusu olmaya devam ediyor. Vücut, dövme mürekkebini yabancı bir madde olarak algıladığı için bağışıklık sistemi sürekli olarak uyarılmış halde kalabiliyor. Bu durumun uzun vadede kronik inflamasyona yol açabileceği ve bazı sağlık risklerini artırabileceği ifade ediliyor.</p><p>Bunların yanı sıra dövme yaptıran kişilerde granülom oluşumu, keloid gelişimi ve bazı deri hastalıklarının tetiklenmesi gibi farklı sağlık sorunları da görülebiliyor. Nadir durumlarda dövme yapılan bölgelerde tümör oluşumuna dair vakalar rapor edilirken, bazı kişiler MRI çekimleri sırasında dövme bölgelerinde yanma hissi yaşadıklarını belirtiyor.</p><p>Tüm bu bulgular ışığında uzmanlar, dövmenin tamamen zararsız bir işlem olmadığını ortaya çıkarıyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dovme-saglik-riski-mi-yeni-ara_1777499356_WFvrbs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Dövme Sağlık Riski mi? Yeni Araştırmalar Uyarıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dovme-saglik-riski-mi-yeni-ara_1777499356_WFvrbs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Doç. Dr. Adıgüzel: Uykusuzluk ve ekran ışığı epilepsi nöbet riskini artırıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor/111331/</link>
            <description><![CDATA["Epilepsi, beyinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan, bir grup nöronun anormal deşarjlarıyla karakterize bir hastalıktır"]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-ekran-isigi-epilepsi-nobet-riskini-artiriyor/111331/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:01:49 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Epilepsinin birçok farklı türünün olduğunu ve hastaların bir kısmı klasik nöbet geçirmediği için hasta olduğunu fark etmediğini belirten Doç. Dr. Ahmet Adıgüzel, 'Uyku düzeninin bozulması ve özellikle gece karanlıkta telefon, tablet ya da bilgisayar ışığına maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür. Bu durum nöbet geçirme riskini ciddi şekilde artırır.' ifadelerini kullandı.</strong></p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Adıgüzel, epilepsi hastalığına ilişkin İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Epilepsinin insanlık tarihinin en eski hastalıklarından biri olduğunu belirten Doç. Dr. Adıgüzel, toplumda bilinenin aksine hastalığın sadece 'sara nöbeti'nden ibaret olmadığını vurguladı.</p><p>'Epilepsi, beyinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan, bir grup nöronun anormal deşarjlarıyla karakterize bir hastalıktır'</p><p>Epilepsinin milattan önce 1800&#39;lü yıllara kadar uzanan kayıtlarda, özellikle Hammurabi yasalarında yer aldığını ifade eden Doç. Dr. Adıgüzel, 'Epilepsi, beyinde ani ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan, bir grup nöronun anormal deşarjlarıyla karakterize bir hastalıktır. Bu durum, uyarıcı etkilerin artması ya da baskılayıcı mekanizmaların azalmasıyla gelişir.' dedi.</p><p>'Sara nöbeti epilepsinin yalnızca bir türüdür'</p><p>Toplumda epilepsinin genellikle 'sara hastalığı' olarak bilindiğini belirten Doç. Dr. Adıgüzel, bu bilginin eksik olduğuna dikkat çekerek, 'Sara nöbeti epilepsinin yalnızca bir türüdür. Oysa epilepsinin birçok alt tipi vardır. Miyoklonik nöbet gibi farklı türleri olan hastalar, kendilerinde klasik sara nöbeti görülmediği için epilepsi hastası olduklarının farkına varamayabiliyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Epilepsinin yalnızca bayılma, yere düşme ya da morarma gibi belirtilerle sınırlı olmadığını kaydeden Adıgüzel, toplumda en sık yapılan yanlışın bu olduğunu söyledi.</p><p>'Türkiye&#39;de yaklaşık 800 bin ile bir milyon arasında epilepsi hastası olduğu tahmin ediliyor'</p><p>Türkiye&#39;de epilepsi görülme sıklığının giderek arttığını belirten Adıgüzel, 'Ömür süresinin uzaması, yaşlı nüfusun artması, travmaya maruziyetin çoğalması ve yoğun bakım şartlarının iyileşmesi epilepsi insidansını artırıyor. Güncel rakamlar değişmekle birlikte Türkiye&#39;de yaklaşık 800 bin ile bir milyon arasında epilepsi hastası olduğu tahmin ediliyor. Bu oran neredeyse toplumun yüzde birini karşılık geliyor.' diye konuştu.</p><p>'Risk faktörleri çocuklukta başlıyor, yaşam boyu etkiliyor'</p><p>Epilepsinin nedenlerine değinen Adıgüzel, özellikle çocukluk dönemine dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p><p>'Doğum sırasında yaşanan sorunlar, annenin sağlık geçmişi ve çocuklukta geçirilen ateşli hastalıklar epilepsi riskini artırabilir. Ateşli havaleler olarak bilinen febril konvülziyonlar da ilerleyen yaşlarda epilepsi gelişimine zemin hazırlayabilir.'</p><p>'Ailede epilepsi öyküsü bulunması riski artırıyor'</p><p>Genetik faktörlerin de önemli olduğunu belirten Adıgüzel, ailede epilepsi öyküsünün bulunmasının riski artırdığını söyledi. Bunun yanı sıra kafa travmaları, beyin kanamaları, tümörler ve inme gibi sonradan gelişen durumların da epilepsiye yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Birçok hastanın, 'Ailemde yok, MR&#39;ım temiz, neden epilepsi oldum?' sorusunu yönelttiğini aktaran Adıgüzel, 'Aile öyküsünün olmaması ya da görüntülemelerin normal çıkması, kişinin epilepsi hastası olmadığı anlamına gelmez. Hastalarımızın büyük bir kısmı bu şekilde karşımıza geliyor.' dedi.</p><p>'Uyku düzeninin bozulması, yoğun stres ve enfeksiyonlar nöbet riskini artırır'</p><p>Hastaların en çok merak ettiği konulardan birinin nöbetleri azaltma yolları olduğunu belirten Adıgüzel, 'Uykusuzluk epilepsi eşiğini düşüren en önemli faktörlerden biridir. Uyku düzeninin bozulması, yoğun stres ve enfeksiyonlar nöbet riskini artırır.' dedi.</p><p>'Karanlık ortamda ekran ışığına uzun süre maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür'</p><p>Özellikle gençlerde gece geç saatlere kadar ekran kullanımının risk oluşturduğunu vurgulayan Adıgüzel, 'Karanlık ortamda telefon, tablet veya bilgisayar ekranına uzun süre maruz kalmak epilepsi eşiğini düşürür. Bu nedenle ekran kullanımı mümkünse oda ışığı açıkken yapılmalı ve uyku düzeni korunmalıdır.' şeklinde konuştu.</p><p>'EEG normal olsa bile hastalık devam edebilir'</p><p>Tanı sürecinde EEG ve MR&#39;ın önemine değinen Adıgüzel, EEG&#39;nin dinamik bir inceleme olduğunu belirtti. Adıgüzel, 'EEG, çekim anındaki beyin aktivitesini gösterir. O sırada epileptik aktivite yoksa sonuç normal çıkabilir. Bu durum hastalığın olmadığı anlamına gelmez.' dedi.</p><p>'MR daha çok yapısal sorunları ortaya koyuyor'</p><p>MR&#39;ın ise daha çok yapısal sorunları ortaya koyduğunu ifade eden Adıgüzel, 'Tümör, kanama ya da yer kaplayan lezyonları tespit etmek için MR mutlaka çekilmelidir. Ancak her hastada tekrar tekrar MR çekmeye gerek yoktur.' diye konuştu.</p><p>'İlaçların bırakılması büyük risk'</p><p>Epilepsi tedavisinde en önemli sorunlardan birinin ilaçların düzensiz kullanımı olduğunu belirten Adıgüzel, 'Nöbetleri tetikleyen en önemli nedenlerden biri ilacın bırakılması ya da doz atlanmasıdır. Hastalar, kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi kesebiliyor. Bu durum nöbetlerin yeniden ortaya çıkmasına neden oluyor.' dedi.</p><p>Tedavi süresinin hastadan hastaya değiştiğini vurgulayan Adıgüzel, bazı hastalarda kısa süreli, bazılarında ise ömür boyu tedavi gerekebileceğini ifade etti.</p><p>'Nöbet anında doğru müdahale hayat kurtarır'</p><p>Epilepsi nöbetlerinin çoğunlukla 2-3 dakika içinde kendiliğinden sonlandığını belirten Adıgüzel, nöbet anında yapılması gerekenleri şöyle anlattı:</p><p>'Hastanın çevre güvenliği sağlanmalı, başını çarpması engellenmeli ve mümkünse yan yatırılarak hava yolu açık tutulmalıdır. Ardından mutlaka yardım çağrılmalıdır.'</p><p>'Cerrahi tedavi her hasta için uygun değil'</p><p>Cerrahi tedavi seçeneklerinin geliştiğini ancak her hasta için uygun olmadığını belirten Adıgüzel, 'Her 10 hastadan yalnızca biri cerrahi için uygun olabilir. Doğru hasta seçildiğinde ise oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor.' dedi.</p><p>'Meslek seçiminde erken planlama şart'</p><p>Epilepsi hastalarının yaşam planlamasında dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Adıgüzel, 'Gece vardiyası gerektiren, ağır ve tehlikeli işlerden kaçınılmalıdır. Meslek seçimi mümkünse erken yaşlarda, bir nöroloji uzmanına danışılarak yapılmalıdır.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-_1777456908_PaCxUL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Doç. Dr. Adıgüzel: Uykusuzluk ve ekran ışığı epilepsi nöbet riskini artırıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/doc-dr-adiguzel-uykusuzluk-ve-_1777456908_PaCxUL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Hepatit A aşısı Türkiye’de üretildi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/hepatit-a-asisi-turkiye-de-uretildi/111290/</link>
            <description><![CDATA[Hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamaları ilk kez Türkiye’de gerçekleştirildi ve tüm illerde kullanıma sunuldu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/hepatit-a-asisi-turkiye-de-uretildi/111290/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 13:22:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamaları ilk kez Türkiye&#39;de gerçekleştirildi ve tüm illerde kullanıma sunuldu.</p><p>Dünya Aşı Haftası kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, başta kuduz aşısı olmak üzere aşı takviminde yer alan tüm aşıların Türkiye&#39;de üretilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü vurgulandı.</p><p>Türkiye&#39;de yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, çocuk felci, hepatit A, hepatit B, suçiçeği, Hib enfeksiyonu ve pnömokok hastalıkları olmak üzere toplam 13 hastalığa karşı aşı yapılıyor.</p><p>Geçen yıl uygulamaya alınan altı bileşenli karma aşı ile çocuklara daha az enjeksiyonla daha fazla hastalığa karşı koruma sağlanıyor. Hepatit A aşısının 2012&#39;de takvime dahil edilmesiyle hastalığın görülme sıklığında önemli bir azalma sağlanmış, Türkiye dünya genelinde en düşük oranlar arasında yer almıştı.</p><p>Sağlık alanında yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında hepatit A ve suçiçeği aşıları teknoloji transferiyle yerelleştirilirken, hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamalarının Türkiye&#39;de yapılmasıyla önemli bir aşama kaydedildi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/hepatit-a-asisi-turkiye-de-ure_1777371777_rm9EqQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Hepatit A aşısı Türkiye’de üretildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/hepatit-a-asisi-turkiye-de-ure_1777371777_rm9EqQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kanserle Mücadelede Yeni Umut: Bor Tabanlı Tedaviler Gündemde]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-tabanli-tedaviler-gundemde/111218/</link>
            <description><![CDATA[Kanser ölümlerinin önemli bir bölümünden sorumlu olan akciğer kanserine karşı, bor elementiyle geliştirilen yenilikçi tedavi yöntemleri umut vadediyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-tabanli-tedaviler-gundemde/111218/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 22:27:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Dünya genelinde kanser, tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 17&#39;sinden sorumlu olmaya devam ederken, bu yükün en büyük kısmını akciğer kanseri oluşturuyor. Her yıl yaklaşık 1,75 milyon kişinin hayatını kaybettiği bu hastalığa karşı, bilim dünyası daha etkili ve hedef odaklı tedavi yöntemleri geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.<br>Bu kapsamda bor elementi üzerine yapılan araştırmalar dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.<br>Şahin&#39;in değerlendirmelerine göre, borun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri 'Bor Nötron Yakalama Terapisi' (BNCT) olarak öne çıkıyor. Bu yöntemde bor bileşikleri kanserli hücrelerde birikiyor, ardından uygulanan düşük enerjili nötronlar sayesinde sadece tümör hücreleri hedef alınarak yok ediliyor. Bu yaklaşım, klasik radyoterapiden farklı olarak sağlıklı dokulara minimum zarar verme potansiyeli taşıyor.<br>Borun etkisi yalnızca hedefleme ile sınırlı kalmıyor. Uzmanlara göre bor bileşikleri, kanser hücrelerinde programlı hücre ölümünü tetikleyebiliyor, enerji üretim mekanizmalarını bozabiliyor ve hücrelerin çoğalmasını durdurabiliyor. Bu özellikler, özellikle tedavisi zor olan küçük hücreli akciğer kanseri gibi türlerde büyük önem taşıyor.<br>Öte yandan borun antibiyotik direnci geliştiren bakterilere karşı da etkili olabileceği ifade ediliyor. Araştırmalar, bor bileşiklerinin bakterilerin oluşturduğu biyofilm tabakasını parçalayabildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere kronik hastalıklarda destekleyici bir rol oynayabileceğine işaret ediyor.<br>Bilimsel veriler, borun vücutta yalnızca kemiklerde değil, akciğer dokusunda da doğal olarak bulunduğunu gösteriyor. Bu da bor temelli tedavilerin hedef dokuya uyum açısından avantaj sağlayabileceğini ortaya koyuyor.<br>Son yıllarda bor bileşikleri, bitkisel içeriklerle birlikte bazı destek ürünlerinde de kullanılmaya başlandı. Ancak uzmanlar, bu ürünlerin doğrudan tedavi yerine geçmediğini, yalnızca destekleyici olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.<br>Prof. Dr. Şahin, borun potansiyeline dikkat çekerken kritik bir uyarıda da bulundu. Borun etkisinin doz ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şahin, yüksek dozların istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini ifade etti. Bu nedenle bor temelli uygulamaların mutlaka uzman kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi.<br>Uzmanlara göre bor elementi üzerine yapılan çalışmalar, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalıkta yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Ancak yöntemin yaygın klinik kullanıma girmesi için daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç duyuluyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kanserle-mucadelede-yeni-umut-_1777231669_vBqZCE.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kanserle Mücadelede Yeni Umut: Bor Tabanlı Tedaviler Gündemde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kanserle-mucadelede-yeni-umut-_1777231669_vBqZCE.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Sağlık Sisteminin Sessiz Kahramanları”: Gültekin’den 26 Nisan Mesajı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/saglik-sisteminin-sessiz-kahramanlari-gultekin-den-26-nisan-mesaji/111216/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eczane Teknisyenler Derneği Başkanı Erdoğan Gültekin, 26 Nisan Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, eczane çalışanlarının sağlık sistemindeki kritik rolüne dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/saglik-sisteminin-sessiz-kahramanlari-gultekin-den-26-nisan-mesaji/111216/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 22:11:25 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eczane Teknisyenler Derneği (METDER) Başkanı Erdoğan Gültekin, 26 Nisan 'Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü' dolayısıyla yayımladığı anlamlı mesajla, sağlık sisteminin görünmeyen kahramanlarına dikkat çekti. <br>Gültekin&#39;in mesajı, mesleğin fedakrlık, sabır ve insan sevgisiyle yoğrulmuş yönünü bir kez daha gözler önüne serdi.<br>Başkan Gültekin mesajında, eczanelerin yalnızca ilaç temin edilen yerler olmadığını vurgulayarak, bu alanların aynı zamanda güvenin, danışmanlığın ve insan hayatına dokunan hassas bir hizmet anlayışının merkezi olduğunu ifade etti. Bu yapının en önemli parçalarından biri olan eczane teknisyenlerinin ise çoğu zaman göz ardı edilen ancak vazgeçilmez bir rol üstlendiğini belirtti.<br>Eczane teknisyenlerinin, sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve doğru bir şekilde sunulmasında büyük bir sorumluluk üstlendiğini dile getiren Gültekin, 'Hastalarla ilk teması kuran, onların ihtiyaçlarını anlayan ve çözüm sürecinde aktif rol alan teknisyenlerimiz; sabır, dikkat ve insan sevgisiyle mesleklerini icra etmektedir. Her birinin emeği, aslında bir hayatın daha sağlıklı devam etmesine katkıdır' ifadelerini kullandı.<br>Mesajında duygusal bir vurguya da yer veren Gültekin, eczane teknisyenlerinin çoğu zaman perde arkasında kalsa da sağlık sisteminin en kritik unsurlarından biri olduğuna dikkat çekerek, onların özverili çalışmalarının her türlü takdiri hak ettiğini belirtti.<br>Başkan Gültekin, 'Fedakrca görev yapan, sağlık sistemine değer katan tüm eczane teknisyenlerimizin ve teknikerlerimizin 26 Nisan Eczane Teknisyenleri ve Teknikerleri Günü&#39;nü en içten dileklerimle kutluyorum. Emekleri, gayretleri ve insan hayatına sundukları katkılar için her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu önemli görevi üstlenen tüm meslektaşlarımıza çalışma hayatlarında başarılar diliyor; daha güçlü, daha saygın ve daha parlak bir meslek geleceği temenni ediyorum' dedi.<br>Gültekin&#39;in bu anlamlı mesajı, sağlık sisteminin sessiz kahramanları olan eczane teknisyenlerinin değerini bir kez daha hatırlatırken, onların emeğine duyulan saygı ve minneti de güçlü bir şekilde ortaya koydu.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/saglik-sisteminin-sessiz-kahra_1777230684_xGjEHT.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ “Sağlık Sisteminin Sessiz Kahramanları”: Gültekin’den 26 Nisan Mesajı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/saglik-sisteminin-sessiz-kahra_1777230684_xGjEHT.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda dikkat dağınıklığı ve asabiyete dikkat!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-dikkat-daginikligi-ve-asabiyete-dikkat/111198/</link>
            <description><![CDATA[Çocuğunuzda dikkat dağınıklığı, ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet varsa sebebi geniz eti olabilir.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-dikkat-daginikligi-ve-asabiyete-dikkat/111198/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 15:55:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Çocuğunuzda dikkat dağınıklığı, ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet varsa sebebi geniz eti olabilir.</strong></p><p>Çocuklarda uykuda solunum problemine bağlı bu belirtiler çok fazla görülüyor, ancak geniz eti akla gelmediği için tedavide gecikmeler yaşanıyor.</p><p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yavuz Selim Yıldırım konu ile ilgili bilgiler verdi.</p><p>Geniz eti nasıl problem yaratır?</p><p>Temel olarak iki yolla problem yaratır. Birincisi; çok büyüdüğünde mekanik olarak genizi kapatır ve tıkayıcı uyku apnesi denilen uykuda solunumun duraklamasına kadar varan ciddi problemler oluşturur. İkinci olarak; tıkayıcı özelliğinden bağımsız olmak üzere geniz eti mikroplarla istila edildiğinde mikropların büyümesine ortam hazırlar. Bu durum, geniz etinin yerleştiği bölüm tam bir kavşak olduğundan, üst ve alt solunum yollarında tekrarlayan enfeksiyonlara sebep olur. Problemin uzun sürmesi sonucu çocuklarda uzun ve ince yüz yapısı, yüksek damak, üst çenenin öne doğru büyümesi, ağızın sürekli açık olması hali, bozuk dişler ve göz altlarında çöküklükle karakterize 'adenoid yüz' denilen tipik bir yüz ifadesi ortaya çıkar. Bu çocuklar anneden babadan çok birbirlerine benzer, bu hastaların yüz görünümü çok tipiktir, kapıdan girerken tanımak mümkündür.</p><p>Geniz eti olan çocuklarda; tıkayıcı uyku apnesi, üst solunum yolu direnç sendromu, horlama, burun tıkanıklığı ve buna bağlı ağız solunumu, dikkat dağınıklığı ve buna bağlı ders başarısında azalma, huzursuzluk ve asabiyet, gece altına işeme, yutma ve konuşma bozukluğu, tat ve koku almada azalma, orta kulakta sıvı toplanması, işitmede azalma, anormal yüz ve diş gelişimi, büyüme ve gelişme geriliği, pulmoner hipertansiyon, kor pulmonale, orta kulak iltihabı, sinüzit, bademcik iltihabı, akciğer iltihabı gibi problemlerle karşılaşılır.</p><p>Nasıl tanı konur?</p><p>KBB uzmanlarının sahip olduğu endoskop ile ağız içerisinden veya Fleksibil Endoskop ile burun içerisinden kolayca saptanabilir. Muayeneye uyum sağlamayan çocuklarda Lateral Nazofarenks grafisi ile de saptanabilir.</p><p>Nasıl tedavi edilir?</p><p>Aktif enfeksiyon varlığında ilaç tedavisi ile tedavi ettikten sonra mutlaka endoskop ile tekrar kontrol edilmelidir. Büyük olanlar için kortizonlu burun damlaları denenebilir veya günübirlik ameliyat ile tedavi edilebilir. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-dikkat-daginikligi-_1777208141_6eECxv.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda dikkat dağınıklığı ve asabiyete dikkat! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-dikkat-daginikligi-_1777208141_6eECxv.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Başarılı Kapalı Bağırsak Ameliyatı: Hasta Sağlığına Kavuştu]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-basarili-kapali-bagirsak-ameliyati-hasta-sagligina-kavustu/111136/</link>
            <description><![CDATA[Karın ağrısı ve kanama şikayetleriyle hastaneye başvuran hastada tespit edilen kötü huylu tümör, laparoskopik cerrahi ile başarıyla çıkarıldı. Uzmanlar, yöntemin daha az ağrı ve hızlı iyileşme sağladığını vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-basarili-kapali-bagirsak-ameliyati-hasta-sagligina-kavustu/111136/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:13:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla, 66 yaşındaki Mehmet Özgül sağlığına kavuştu. Karın ağrısı, kabızlık ve makatta kanama şikayetleriyle hastaneye başvuran Mehmet Özgül&#39;ün yapılan tetkikler sonucunda kalın bağırsağın inen kolon proksimalinde tümöral bir lezyon tespit edildi.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi hekimlerinden Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından yürütülen süreçte, hastadan alınan biyopsinin patoloji sonucunun malign (kötü huylu) gelmesi üzerine hızlı bir şekilde ameliyat kararı alındı. Gerekli pre-operatif hazırlıkların tamamlanmasının ardından hasta, günümüzde modern cerrahinin en önemli yöntemlerinden biri olan laparoskopik (kapalı) teknikle ameliyata alındı.<br>Op. Dr. Cebrail Yetkin tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında hastaya laparoskopik sol hemikolektomi ameliyatı uygulandı. Kapalı yöntemle yapılan bu cerrahi müdahale, hem minimal invaziv olması hem de hastaya sağladığı konfor açısından dikkat çekiyor.<br>Ameliyat sonrası sürecin sorunsuz geçtiğini belirten Op. Dr.  Cebrail Yetkin, hastada herhangi bir komplikasyon gelişmediğini ve genel durumunun iyi olduğunu ifade etti. Op. Dr. Cebrail Yetkin, 'Hastamızı kısa süre içerisinde şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz. Günümüzde laparoskopik cerrahiler, deneyimli ekipler ve uygun altyapıya sahip merkezlerde; daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve düşük komplikasyon riski nedeniyle öncelikli olarak tercih edilmektedir. Biz de kliniğimizde uygun vakalarda onkolojik prensiplere bağlı kalarak bu yöntemi başarıyla uyguluyoruz,' dedi.<br>Ameliyat sürecine ilişkin konuşan Mehmet Özgül ise yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:<br>'Rahatsızlığım kabızlıkla başladı. Daha sonra tuvalete giderken kan gelmeye başladı. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdum, gerekli testler yapıldı ve kapalı ameliyat oldum. Ameliyattan sonra çok hızlı toparlandım. Hiçbir sorun yaşamadım. Hemşireler gece gündüz benimle ilgilendi, hepsinden çok memnunum' dedi. </p><p><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-basarili-kapali-bag_1777025595_l2s6WM.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Başarılı Kapalı Bağırsak Ameliyatı: Hasta Sağlığına Kavuştu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-basarili-kapali-bag_1777025595_l2s6WM.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Sağlıkta Yeni Dönem: İleri Radyolojik Tetkikler Hizmete Girdi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-saglikta-yeni-donem-ileri-radyolojik-tetkikler-hizmete-girdi/111049/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Bülent Petik, hastanede hayata geçirilen yeni radyolojik tetkiklerin erken teşhis ve doğru tedavi planlamasında önemli rol oynadığını belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-saglikta-yeni-donem-ileri-radyolojik-tetkikler-hizmete-girdi/111049/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 11:18:01 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde İleri Radyolojik Tetkiklerle Tanı ve Tedavide Yeni Dönem<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Bülent Petik, hastanede uygulamaya alınan ileri görüntüleme yöntemleri, özellikli tetkikler ve girişimsel radyoloji çalışmaları hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Bülent Petik, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nin yalnızca Malatya&#39;ya değil çevre illere de hizmet sunan önemli bir sağlık merkezi haline geldiğini belirtti.<br>Doç. Dr. Bülent Petik, hastanede yakın zamana kadar Malatya ve çevre illerde koroner BT anjiyografi işlemini gerçekleştiren tek resmi kurum konumunda olduklarını ifade ederek, bu hizmetin bölge halkı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Koroner BT anjiyografinin, kalp damarlarının girişimsel işlem gerektirmeden yalnızca damar yolu üzerinden bilgisayarlı tomografi ile görüntülenmesini sağlayan modern bir yöntem olduğunu belirten Petik, bu sayede hastaların klasik anjiyografi yapılmadan önce ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini kaydetti.<br>Bu yöntemin özellikle kardiyoloji uzmanlarının tanı sürecine önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Petik, koroner damarların seyri, olası darlıklar ve yapısal bozuklukların net biçimde görüntülenebildiğini, böylece gereksiz girişimsel işlemlerin önüne geçildiğini ve hekimlerin iş yükünün hafiflediğini dile getirdi.<br>Hastanede yeni başlatılan önemli uygulamalardan birinin de kardiyak MR olduğunu ifade eden Doç. Dr. Bülent Petik, bu yöntemin günümüzde kalp kası hastalıkları, kapak hastalıkları ve damarsal anomalilerin değerlendirilmesinde dünyada ön sıralarda yer aldığını söyledi. Kardiyak MR sayesinde kalp kası yapısının detaylı olarak incelenebildiğini belirten Petik, birçok hastalığın tanı ve tedavi planlamasının artık bu görüntüleme yöntemi üzerinden yapıldığını ifade etti.<br>Doç. Dr. Bülent Petik, daha önce yalnızca Ankara, İstanbul ve belirli üniversite merkezlerinde uygulanabilen multiparametrik prostat MR tetkikinin de Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde yapılmaya başlandığını belirterek, bu hizmetin özellikle prostat hastalıklarının erken teşhisinde önemli avantaj sağlayacağını söyledi. Hastaların başka illere gitmeden ileri düzey tanı hizmetine ulaşmasının sağlık hizmetlerinde önemli bir kazanım olduğunu kaydetti.<br>Hastanede uygulanmaya başlayan bir diğer özellikli incelemenin fetal MR olduğunu belirten Petik, anne karnındaki bebeğin gelişim bozuklukları, doğumsal anomaliler ve riskli durumlarının detaylı şekilde değerlendirilebildiğini ifade etti. Fetal MR sayesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının tanı süreçlerinin daha güçlü hale geleceğini vurgulayan Petik, doğum öncesi alınacak tedbirlerin de bu sayede daha doğru planlanabileceğini söyledi.<br>Doç. Dr. Bülent Petik, bunun yanında difüzyon, perfüzyon, MR spektroskopi, ASL ve benzeri ileri MR teknolojilerinin de kademeli olarak sistem içerisine dahil edildiğini belirtti. Bu yöntemlerle özellikle nörolojik hastalıklar, tümörler ve damar hastalıklarında daha ayrıntılı değerlendirme yapılabildiğini ifade eden Petik, raporlama süreçlerinin de aktif şekilde sürdürüldüğünü kaydetti.<br>Hastanede girişimsel radyoloji alanında da önemli adımlar atıldığını belirten Doç. Dr. Bülent Petik, başhekimlik ve İl Sağlık Müdürlüğü&#39;nün destekleriyle vasküler ve non-vasküler girişimsel işlemlerin ameliyathane ortamında uygulanmaya başlandığını söyledi. Bu alandaki çalışmaların her geçen gün geliştiğini belirten Petik, önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde sistemin daha güçlü hale geleceğini ve Malatya&#39;nın ihtiyaçlarını karşılayacak düzeye ulaşacağını ifade etti.<br>Açıklamalarında örnek bir vakaya da değinen Doç. Dr. Bülent Petik, 35-40 yaşlarında erkek bir hastanın kalp yetmezliği şikyetiyle kendilerine yönlendirildiğini belirtti. Yapılan kardiyak MR incelemesinde hastanın sol ventrikül duvar kalınlığının yaklaşık 30 milimetreye ulaştığının tespit edildiğini ifade eden Petik, bu durumun hastanın yaşam kalitesi ve performansını ciddi şekilde etkilediğini söyledi.<br>Söz konusu hastalığın klasik anjiyografi ile anlaşılmasının mümkün olmadığını belirten Petik, ancak ileri kardiyak görüntüleme yöntemleriyle tanı konulabildiğini vurguladı. Hastaya Yamaguchi Sendromu olarak bilinen özel bir kalp kası hastalığı tanısı konulduğunu söyleyen Petik, erken tanı sayesinde uygun tedavi planlamasının yapıldığını ve ilerleyen dönemde oluşabilecek ciddi kalp yetmezliği riskine karşı önlem alınabildiğini ifade etti.<br>Doç. Dr. Bülent Petik, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde yapılan yatırımlar, teknik altyapı ve uzman hekim kadrosuyla ileri görüntüleme alanında bölgesel bir merkez olma yolunda önemli mesafe kat edildiğini belirterek, vatandaşların büyük şehirlere gitmeden nitelikli sağlık hizmetine ulaşabilmesinin en büyük hedefleri olduğunu söyledi.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-saglikta-yeni-donem_1776845880_d2Co9c.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Sağlıkta Yeni Dönem: İleri Radyolojik Tetkikler Hizmete Girdi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-saglikta-yeni-donem_1776845880_d2Co9c.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türk Hava Kuvvetleri’nden Hayat Kurtaran Operasyon: İzmir’den Malatya’ya Acil Karaciğer Nakli Ulaştırıldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/turk-hava-kuvvetleri-nden-hayat-kurtaran-operasyon-izmir-den-malatya-ya-acil-karaciger-nakli-ulastirildi/110922/</link>
            <description><![CDATA[Türk Hava Kuvvetleri, acil karaciğer nakli bekleyen hasta için İzmir’den temin edilen organı ambulans uçakla kısa sürede Malatya’ya ulaştırarak kritik bir sağlık operasyonuna imza attı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/turk-hava-kuvvetleri-nden-hayat-kurtaran-operasyon-izmir-den-malatya-ya-acil-karaciger-nakli-ulastirildi/110922/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 23:03:59 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Türk Hava Kuvvetleri, acil karaciğer nakli bekleyen hasta için zamanla yarıştı. İzmir&#39;den alınan organ, ambulans uçakla Malatya&#39;ya ulaştırılarak hayati bir operasyona imza atıldı.</p><p>Türk Hava Kuvvetleri, kritik bir sağlık operasyonunda bir kez daha devreye girerek, acil organ nakli bekleyen bir hastaya umut oldu. İzmir&#39;den temin edilen karaciğer grefti, askeri ambulans uçakla kısa sürede Malatya&#39;ya ulaştırıldı.</p><p>Operasyona ilişkin açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı, sosyal medya hesapları üzerinden 'Rotamız hayat, yükümüz umut' mesajını paylaştı. Açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri&#39;nin yalnızca savunma alanında değil, insani yardım ve hayat kurtarma görevlerinde de aktif rol üstlendiği vurgulandı.</p><p>Zamanla yarış kazanıldı</p><p>Organ nakillerinde en kritik unsurun zaman olduğuna dikkat çekilirken, donörden alınan organın en kısa sürede alıcıya ulaştırılmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Bu kapsamda hava taşımacılığı, karayoluna kıyasla önemli bir avantaj sağlayarak nakil sürecini hızlandırıyor.</p><p>Türk Hava Kuvvetleri envanterinde bulunan ambulans uçaklar, ileri düzey tıbbi ekipmanları ve donanımlı sağlık personeliyle bu tür operasyonlarda kritik görev üstleniyor. Uçuş süresince organın uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve sağlık ekibinin koordinasyonu titizlikle sağlanıyor.</p><p>Koordinasyon dikkat çekti</p><p>İzmir ile Malatya arasında gerçekleştirilen bu hızlı transferin, hastanın tedavi sürecine doğrudan katkı sunduğu belirtilirken, operasyon sağlık ve savunma kurumları arasındaki güçlü iş birliğini bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Başarıyla tamamlanan operasyon, Türkiye&#39;nin sağlık altyapısı ile havacılık kapasitesinin entegre şekilde çalıştığını gözler önüne sererken, vatandaşların hayatını kurtarmaya yönelik kararlılığın altını çizdi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turk-hava-kuvvetleri-nden-haya_1776542638_jby1xQ.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türk Hava Kuvvetleri’nden Hayat Kurtaran Operasyon: İzmir’den Malatya’ya Acil Karaciğer Nakli Ulaştırıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turk-hava-kuvvetleri-nden-haya_1776542638_jby1xQ.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Rize’den Malatya’ya Uzanan Umut: 96 Yaşındaki Kadının Karaciğeri Hayat Kurtaracak]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/rize-den-malatya-ya-uzanan-umut-96-yasindaki-kadinin-karacigeri-hayat-kurtaracak/110838/</link>
            <description><![CDATA[Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal’ın bağışlanan karaciğeri, askeri uçakla Malatya’ya getirilerek organ bekleyen bir hastaya umut oldu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/rize-den-malatya-ya-uzanan-umut-96-yasindaki-kadinin-karacigeri-hayat-kurtaracak/110838/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:59:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Rize&#39;de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri, Malatya&#39;ya organ bekleyen bir hastaya umut olacak.</p><p>Uzun süre Almanya&#39;da yaşanan ancak eşinin ölümü ile Rize&#39;ye yerleşen 96 yaşındaki Refiye Kıdal, önceki gün rahatsızlarınca  Recep Tayyip Erdoğan Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;ne kaldırıldı. Burada beyin damar tıkanıklığı teşhisi konuan yaşlı kadın, durumunun kritik olması ile Rize Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı.</p><p>Yoğun bakımda beyin ölümü gerçekleşen yaşlı kadının vasiyeti doğrultusunda çocukları organ bağışı kararı aldı.</p><p>Gerçekleştirilen operasyonla alınan karaciğer, askeri uçakla vakit kaybedilmeden Malatya&#39;ya gönderildi. Organın, Malatya&#39;da Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Merkezinde organ bekleyen bir hastaya nakil edileceği belirtildi.</p><p>'Acımız Büyük Ama Umut Olduk'</p><p>Aile yakınlarından Mustafa Kıdal, annesini kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadıklarını ancak organ bağışıyla bir hastaya umut olmanın kendileri için teselli kaynağı olduğunu söyledi. Toplumda organ bağışı bilincinin artırılması gerektiğini ifade eden Kıdal, ' Sonuçta toprak oluyoruz ama belki bir başkasında yaşamaya devam ediyoruz. Biz bunu bir fidan dikmek gibi görüyoruz. Annemiz adına bir hayatın sürmesine vesile olmak bizim için çok kıymetli' dedi.</p><p>Sürece ilişkin bilgi veren doktorlar ise ileri yaşa rağmen yapılan değerlendirmeler sonucunda sadece karaciğerin kullanılabilir olduğunun tespit edildiğini belirterek, gerekli bilimsel değerlendirmelerin ardından donör süreci başlatıldığını ve karaciğerin nakil için sevk edildiğini söylediler.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/rize-den-malatya-ya-uzanan-umu_1776412744_cEXu1y.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Rize’den Malatya’ya Uzanan Umut: 96 Yaşındaki Kadının Karaciğeri Hayat Kurtaracak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/rize-den-malatya-ya-uzanan-umu_1776412744_cEXu1y.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Adıyaman’da İlk Kez Biyonik Kulak Ameliyatı Yapıldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/adiyaman-da-ilk-kez-biyonik-kulak-ameliyati-yapildi/110816/</link>
            <description><![CDATA[Adıyaman’da sağlık alanında önemli bir gelişme yaşandı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/adiyaman-da-ilk-kez-biyonik-kulak-ameliyati-yapildi/110816/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 17:41:13 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>ADIYAMAN (MHA) - Adıyaman&#39;da sağlık alanında önemli bir gelişme yaşandı. Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 6 Şubat depremlerinin ardından yürüttüğü sağlıkta modernizasyon sürecinde kentte ilk kez koklear implant ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi.</strong></p><p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Emirhan Akyol ve ekibi tarafından yapılan operasyonla, ileri derecede işitme kaybı yaşayan bir hastaya koklear implant, diğer adıyla biyonik kulak takıldı.</p><p>Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu ve rehabilitasyon sürecine hazırlandığı öğrenildi.</p><p>'İl Dışına Gitme Zorunluluğunu Ortadan Kaldıracak'</p><p>Hastane Başhekimi Dr. Mehmet Tepe, deprem sonrası yalnızca yaraları sarmakla kalmadıklarını, aynı zamanda ileri düzey sağlık hizmetlerini güçlendirecek altyapı yatırımlarına da ağırlık verdiklerini söyledi.</p><p>Tepe, 'Koklear implant gibi yüksek ihtisas gerektiren cerrahi işlemlerin hastanemizde yeniden başlaması, ekibimizin kararlılığının ve teknik imknlarımızın bir kanıtıdır. Bu operasyon, hastalarımızın artık tedavi için il dışına gitme zorunluluğunu ortadan kaldıracak önemli bir milattır' dedi.</p><p>Adıyaman&#39;da İleri Düzey Sağlık Hizmetleri Güçleniyor</p><p>Başhekim Tepe, önümüzdeki süreçte hastanenin yalnızca rutin sağlık hizmetleriyle değil, ileri düzey operasyonlarla da öne çıkacağını belirtti.</p><p>Tepe, 'Hedefimiz, tüm branşlarda en karmaşık tedavi süreçlerini başarıyla yöneterek, vatandaşlarımızın modern tıp imknlarına kendi şehirlerinde ulaşmasını sağlamak' ifadelerini kullandı.</p><p>Kentte ilk kez gerçekleştirilen koklear implant ameliyatı, özellikle işitme kaybı yaşayan hastalar ve aileleri açısından önemli bir umut olarak değerlendiriliyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/adiyaman-da-ilk-kez-biyonik-ku_1776350472_YNVfzL.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Adıyaman’da İlk Kez Biyonik Kulak Ameliyatı Yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/adiyaman-da-ilk-kez-biyonik-ku_1776350472_YNVfzL.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kaan Üçyıldız: “Her şeyi kafaya takmak zihinsel tükenmişliğe yol açıyor”]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/kaan-ucyildiz-her-seyi-kafaya-takmak-zihinsel-tukenmislige-yol-aciyor/110627/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız, aşırı düşünmenin sadece bir alışkanlık değil, ruhsal ve fiziksel sağlığı etkileyen ciddi bir süreç olduğunu belirterek, bu durumun kontrol altına alınabileceğini vurguladı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/kaan-ucyildiz-her-seyi-kafaya-takmak-zihinsel-tukenmislige-yol-aciyor/110627/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 16:32:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız konu hakkında bilgiler verdi.</p><p>Günlük hayatta karşılaşılan sorunları, geçmişte söylenen bir cümleyi veya gelecekte yaşanma ihtimali olan aksilikleri saatlerce, hatta günlerce düşünüyorsanız her şeyi kafaya takıyor olabilirsiniz.</p><p>Toplum arasında &#39;&#39;her şeyi kafaya takmak&#39;&#39; olarak adlandırılan bu durum, psikoloji literatüründe aşırı düşünme ve ruminasyon kavramlarıyla açıklanan derin bir psikolojik süreçtir. Bazı insanlar olayları akışına bırakabilirken bazıları zihninin içinde aynı senaryoyu defalarca düşünmeye devam eder, bu durum kişiyi yorar, yıpratır ve tükenmesine neden olur.</p><p>İnsan zihni yapısı gereği sorunlar çözmeye yatkındır. Ortada bir sorun olduğunda o sorunun çözümünü bulmak için çokça düşünmeye başlar, alternatif çözüm yolları geliştirmeye çalışır. Ancak bazen bir çözüm üretmekten ziyade sorunun etrafında dönüp durmaya başlar ve orada takılı kalır. Araştırmalar, bu durumun sadece bir kişilik özelliği olmadığı aynı zamanda bilişsel bir alışkanlık olduğunu gösteriyor.</p><p>Sürekli bir şeyleri kafaya takmak, vücudun savaş ya da kaç mekanizmasını kronik olarak aktif tutar. Bu durum uzun vadede ruhsal ve fiziksel sorunlar doğurabilir.</p><p>Geçmişte yaşanan olayları sürekli zihinde canlandırmak, küçük detaylara aşırı anlam yüklemek, insanların söyledikleri ve davranışlarını fazlaca analiz etmek, gelecek ile ilgili sürekli olumsuz senaryolar kurmak ve zihni susturamama hissi yaşanan bu durumun en belirgin özelliklerindendir.</p><p>Ayrıca kronik yorgunluk, uyku bozukluğu, mide ağrıları, kas gerginlikleri, zihin karışıklığı her şeyi kafaya taktığınızın bir göstergesi olabilir!</p><p>Her şeyi kafa takmayı geride bırakmak elbette kısa vadede mümkün olmayabilir ancak çeşitli tekliklerle süreklilik sağlanması halinde yaşam kalitesini ciddi düzeyde arttırarak sorunu kontrol altına alabilmek mümkün.  </p><p>· 5 yıl kuralı: kendinize soracağınız &#39;&#39;bugün kafaya taktığım bu olay 5 yıl sonra benim için hala önemli olacak mı ?&#39;&#39; sorusuna vereceğiniz yanıt eğer hayırsa, bu durum için harcadığınız enerjiyi sınırlamayı denemelisiniz.</p><p>· 15 dakika kuralı: zihninize gün içinde sadece 15 dakikalık kaygı randevusu verin. Gün boyu aklınıza gelen tekrarlayıcı düşünceleri o saate ertelemeyi deneyin. Zamanı geldiğinde üzerinde düşünün ve süre bittiğinde günlük hayatınıza dönmeyi deneyin.</p><p>Uzman Klinik Psikolog Kaan Üçyıldız,&#39;Her şeyi kontrol edebilmek mümkün değildir. insanın kontrol edebileceği şeyler olduğu gibi bazı şeyleri de kontrol edemediğini hatırlamak gerekir. Kişi, kendi etki alanı dışındaki olayları başkalarının ne düşündüğü, geçmiş hatalar gibi değiştiremeyeceğini kabul ettiğinde zihinsel özgürlük başlar. Her şeyi kafaya takma noktasında artık yönetilmesi zor bir süreç başladıysa, kişinin işlevselliğini ve iki ilişkileri zarar görüyorsa mutlaka bir destek alınması gerekmektedir.&#39;dedi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kaan-ucyildiz-her-seyi-kafaya-_1776087162_LnfTX8.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kaan Üçyıldız: “Her şeyi kafaya takmak zihinsel tükenmişliğe yol açıyor” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kaan-ucyildiz-her-seyi-kafaya-_1776087162_LnfTX8.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[“Huzursuz Bacak Sendromu Her 10 Kişiden Birini Etkiliyor”]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/huzursuz-bacak-sendromu-her-10-kisiden-birini-etkiliyor/110600/</link>
            <description><![CDATA[Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromunun toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek, erken teşhis ve tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/huzursuz-bacak-sendromu-her-10-kisiden-birini-etkiliyor/110600/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:18:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyen huzursuz bacak sendromunun toplumda oldukça yaygın görüldüğünü, düzensiz uyku, aşırı kafein tüketimi ve hareketsiz yaşamın şikayetleri artırdığını ifade ederek erken teşhis ve tedaviyle hastalığın kontrol altına alınabileceğini belirtti.</p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görev yapan Doç. Dr. Fatma Ebru Algül, huzursuz bacak sendromuna ilişkin İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Doç. Dr. Fatma Ebru Algül</p><p>Doç. Dr. Algül 'Huzursuz bacak sendromu, özellikle geceleri bacaklarda meydana gelen huzursuzluk, uyuşma gibi hislerin varlığıyla birlikte hareket ettirme isteğinin olduğu bir santral sinir sistemi hastalığıdır. Toplumda çok sık gördüğümüz bir hareket bozukluğu hastalığıdır aslında. 10 kişiden birinde huzursuz bacak sendromu tanısı koyabilmekteyiz.' dedi.</p><p><br>'Bacaklarda karıncalanma ve hareket etme isteği'</p><p>Huzursuz bacak sendromunun en sık görülen belirtisinin bacaklarda huzursuzluk, uyuşma hissi ile birlikte hareket ettirme isteğinin varlığı olduğunu aktaran Algül 'Hastalar özellikle bacakların içinde bir şey dolanıyormuş gibi bir rahatsızlık ve karıncalanma hissinden bahsederler. Önemli bir ayrıntı ise bu şikayetlerin hareketle azalmasıdır. Bu nedenle hastalar yatakta hareket ettirme ya da odanın içinde dolaşma gibi davranışlarla rahatlamaya çalışırlar.' ifadelerini kullandı.</p><p>'En önemli risk faktörü demir eksikliği'</p><p>Huzursuz bacak sendromunun en önemli risk faktörünün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydeden Algül, şöyle devam etti:</p><p>'Bununla birlikte özellikle kadın hastalarda gebeliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde bu sendromla sıklıkla karşılaşırız. Parkinson hastalığı gibi sinir sistemi hastalıklarında, romatolojik hastalıklarda, romatoid artrit gibi durumlarda ve kronik böbrek yetmezliği gibi metabolik hastalıklarda da eşlikçi olarak karşımıza çıkabilir.'</p><p>'Genetik yatkınlık önemli bir etken'</p><p>Genetiğin çok önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Algül 'Bu hastaların çoğunda aile öyküsü pozitiftir. Yaşam tarzı doğrudan neden olmasa da semptomların kötüleşmesine yol açabilir. Özellikle fazla çay ve kahve tüketimi, uzun süre hareketsiz kalmak, düzensiz uyku, sigara ve alkol kullanımı şikayetleri artırır.' dedi.</p><p>Huzursuz bacak sendromunun uyku kalitesini ciddi anlamda bozduğunu belirten Algül 'Hastalar gece uykuya dalmakta zorlanır ve sık sık uyanırlar. Bu durum gündüz uykululuk hali, yorgunluk ve yaşam kalitesinde belirgin düşüşe neden olur.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Tedavi edilmezse gündüz de ortaya çıkabilir'</p><p>Algül, 'Erken dönemde tespit edilip tedavi edilmezse şikayetler sadece geceleri değil, gündüz saatlerinde ya da hasta otururken de ortaya çıkabilir. Kronik uykusuzluk ise depresyon ve anksiyete gibi psikiyatrik sorunlara yol açabilir.' dedi.</p><p>'Öncelikle altta yatan neden araştırılır. Eğer demir eksikliği anemisine bağlıysa demir tedavisi uygulanır.' dien Algül 'Gebelik gibi geçici durumlarda süreç buna göre planlanır. Altta yatan bir neden bulunamazsa idiopatik huzursuz bacak sendromu olarak değerlendiririz. Bu durumda dopamin agonisti dediğimiz ilaçlarla çok yüksek dozlara çıkmadan oldukça yüz güldürücü sonuçlar alabiliyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p>'Düzenli yaşam ve erken başvuru önemli'</p><p>Bu hastalığı yaşayan kişiler için düzenli yaşamın çok önemli olduğunu söyleyen Algül 'Düzenli uyku, fiziksel aktivite ve spor yapılmalıdır. Akşam saatlerinde çay, kahve ve enerji içecekleri gibi kafeinli ürünlerden kaçınılmalıdır. Uzun süre hareketsiz kalınmamalıdır. Ayrıca düzenli kan tahlilleri yaptırılmalı ve şikayetler başladığında gecikmeden bir nöroloji hekimine başvurulmalıdır.' dedi.</p><p>Son olarak Algül 'Erken dönemde tanı koymak ve tedaviye başlamak hastalığın gidişatını olumlu yönde etkiler. Bu nedenle hastalar bu şikayetleri yaşadıklarında korkmadan en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalı ve tedavi sürecine başlamalıdır. Böylece daha konforlu bir yaşam mümkün hale gelir.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu-her-10_1776068308_vG8NOF.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ “Huzursuz Bacak Sendromu Her 10 Kişiden Birini Etkiliyor” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/huzursuz-bacak-sendromu-her-10_1776068308_vG8NOF.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Danıştay’dan Emsal HPV Aşısı Kararı: Sağlık Hakkı Bütçenin Önünde]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/danistay-dan-emsal-hpv-asisi-karari-saglik-hakki-butcenin-onunde/110512/</link>
            <description><![CDATA[Danıştay, HPV aşısına erişimle ilgili davada sağlık hakkının bütçe gerekçelerinin önünde olduğunu vurgulayarak emsal bir karara imza attı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/danistay-dan-emsal-hpv-asisi-karari-saglik-hakki-butcenin-onunde/110512/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:21:34 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Danıştay, rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısıyla ilgili davada, sağlık hakkının bütçe hesaplamalarının önüne geçtiğini vurgulayan emsal bir karara imza attı.</p><p>Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısıyla ilgili açılan dava Danıştay&#39;da sonuçlandı. Avukat İlayda Öner, kardeşi Ada Masal Öner için 2022 yılında Sağlık Bakanlığı&#39;na yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine konuyu yargıya taşıdı.</p><p>Danıştay 10. Dairesi, kararında '12 yıl önceki değerlendirmelerin esas alınmasının sağlık hakkına aykırılık oluşturduğunu' belirterek, hukukun bilimin gerisinde kalamayacağına dikkat çekti.</p><p>Öner, kararı değerlendirirken 'Danıştay, bu kararıyla kız çocuklarının geleceğini bütçe hesaplamalarına değil, yaşam hakkına emanet etmiştir. Artık hiçbir kız çocuğunun geleceği ailesinin maddi imkanlarına terk edilmemeli' ifadelerini kullandı.</p><p>HPV aşısı 9 yaşından itibaren uygulanabiliyor ve ölümcül olabilen rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlıyor. Sağlık Bakanlığı, 2025 yılı sonuna kadar ücretsiz aşı programının başlayacağını duyurmuştu. Ancak aşılama programı henüz başlamadı. 3 doz HPV aşısının fiyatı 16 bin TL&#39;nin üzerinde bulunuyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/danistay-dan-emsal-hpv-asisi-k_1775856092_2CuHe7.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Danıştay’dan Emsal HPV Aşısı Kararı: Sağlık Hakkı Bütçenin Önünde ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/danistay-dan-emsal-hpv-asisi-k_1775856092_2CuHe7.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kemal Memişoğlu: 300 Bin Vatandaş “Sağlık Elçisi” Oldu]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/kemal-memisoglu-300-bin-vatandas-saglik-elcisi-oldu/110504/</link>
            <description><![CDATA[Kemal Memişoğlu, Sağlıklı Hayat Akademisi kapsamında 81 ilde yürütülen eğitimlerle 300 bin vatandaş ve 65 bin öğrencinin “sağlık elçisi” olduğunu açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/kemal-memisoglu-300-bin-vatandas-saglik-elcisi-oldu/110504/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 19:03:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Sağlıklı Hayat Akademisi kapsamında 81 ilde yürütülen çalışmalarla 300 bin vatandaş ve 65 bin öğrencinin eğitimlerini tamamladığını açıkladı.</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Sağlıklı Hayat Akademisi&#39;nin bir yıl önce başlatıldığını belirterek, programın ülke genelinde yaygın şekilde sürdürüldüğünü ifade etti. Memişoğlu, akademi kapsamında bugüne kadar 300 bin vatandaş ile 65 bin öğrencinin eğitimlerini tamamladığını ve 'sağlık elçisi' olduğunu bildirdi.</p><p>Eğitimlerin toplumun farklı kesimlerine ulaştırıldığını belirten Memişoğlu, öğretmenlerden muhtarlara, taksicilerden kuaförlere kadar geniş bir katılım sağlandığını kaydetti.</p><p>Memişoğlu, vatandaşları en yakın Sağlıklı Hayat Merkezine davet ederek, sağlıklı yaşam konusunda bilinçlenmeye ve programa katılmaya çağırdı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kemal-memisoglu-300-bin-vatand_1775837016_OaEWnt.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kemal Memişoğlu: 300 Bin Vatandaş “Sağlık Elçisi” Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kemal-memisoglu-300-bin-vatand_1775837016_OaEWnt.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aile Hekimliği Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yapıldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yapildi/110426/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğini yenileyerek Resmî Gazete’de yayımladı. Yapılan düzenlemelerle aile hekimliği hizmetlerinin daha etkin, kesintisiz ve nitelikli sunulması hedefleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/aile-hekimligi-yonetmeliginde-kapsamli-degisiklikler-yapildi/110426/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:27:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanlığı, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğini yenileyerek Resmî Gazete&#39;de yayımladı. Yapılan düzenlemelerle aile hekimliği hizmetlerinin daha etkin, kesintisiz ve nitelikli sunulması hedefleniyor.</strong></p><p>Yönetmelikte aile sağlığı merkezlerinin kamu sağlık kuruluşu olduğu açıkça vurgulanırken hizmet verilen mekanlara ilişkin asgari fiziki şartlar güncellendi. Oda planlamasında da değişikliğe gidilerek her 5 hekime bir ek oda düşecek şekilde düzenleme yapıldı. Böylece kullanılmayan alanların daha verimli değerlendirilmesi amaçlanıyor.</p><p>Personel istihdamında öncelik</p><p>Yeni düzenleme, aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarının istihdamını artırmaya yönelik adımlar içeriyor. Askerlik veya doğum nedeniyle görevden ayrılan hekimlerin dönüşlerinde öncelik hakkı korunuyor. Devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında yapılan atamalarda ise uygulama birliği sağlanıyor.</p><p>Sağlıkta şiddete karşı yeni önlem</p><p>Yönetmelik, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeye de odaklanıyor. Şiddet uygulayan hastaların aile hekimi kayıtlarının başka bir merkeze alınması, bunun mümkün olmaması halinde ise aynı merkezde başka bir hekime yönlendirilmesi kararlaştırıldı.</p><p>Uzaktan sağlık hizmeti imknı</p><p>Artık aile hekimleri, özellikle kronik hastalar ve sağlık hizmetine erişimde zorluk yaşayan bireyler için online muayene hizmeti sunabilecek. Ancak uzaktan teşhis ve tedavi süreçlerinin kapsamı ve hukuki sorumlulukları, yönetmelikte tartışmaya yol açacak bir konu olarak öne çıkıyor.</p><p>Tıbbi malzeme ve dijital sistem düzenlemesi</p><p>Aile hekimlerinin sorumluluğunda olacak tıbbi cihaz, ekipman ve sarf malzemelerin listesi genişletildi. Ayrıca, hasta verilerinin yalnızca Bakanlık sistemlerinde tutulması zorunlu hale getirildi; harici kayıt sistemlerinin kullanımı yasaklandı. Aile Hekimliği Bilgi Sistemi&#39;nin kullanımına ilişkin süreçler de yeniden düzenlendi.</p><p>Vekil hekimlerin sorumluluğu arttı</p><p>Vekleten görev yapan hekimler, yalnızca hasta bakmakla kalmayacak; ilgili birimin tüm idari ve tıbbi sorumluluğunu üstlenecek. Bu düzenleme, veklet görevini daha kapsamlı ve riskli hale getiriyor.</p><p>Güvenlik ve eğitim önlemleri</p><p>Aile Sağlığı Merkezlerine kamera sistemi zorunluluğu getirildi.</p><p>Çalışanlar, göreve başladıktan sonra eğitimlerini tamamlayabilecek. Ancak ilk uyum eğitimi en geç 3 ay içinde tamamlanmak zorunda.</p><p>Yeni yönetmelik, 1 Eylül 2026 tarihine kadar tüm aile sağlığı merkezlerinin uyum sağlamasını öngörüyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-_1775726824_jzuB0i.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aile Hekimliği Yönetmeliğinde kapsamlı değişiklikler yapıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/aile-hekimligi-yonetmeliginde-_1775726824_jzuB0i.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>