<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
   <channel>
      <title>Malatya Cadde - Malatya Haber - Malatya Haberleri</title>
      <link>https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/</link>
      <language>tr</language>
      <description>Son dakika haberlerin, en son videoların, tarafsız makalelerin yayınlandığı, Malatya haber ve bilgi portalı.</description>
      <category>Newspaper - Sağlık</category>
      <lastBuildDate>Sun, 08 Nov 2026 22:05:34 +0300</lastBuildDate>
      <ttl>1</ttl>
      <sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	  <sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
      <atom:link href="https://www.malatyacadde.com/rss/haberler/saglik/" rel="self" type="application/rss+xml"/>
      <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com"/><atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.superfeedr.com"/>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlardan Ebeveynlere Uyarı: Parmak Emme ve Emzik Kullanımı Diş Yapısını Bozabilir!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-ebeveynlere-uyari-parmak-emme-ve-emzik-kullanimi-dis-yapisini-bozabilir/117598/</link>
            <description><![CDATA[Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, uzun süre devam eden parmak emme ve emzik kullanma alışkanlıklarının dişlerin dizilimini ve çene gelişimini olumsuz etkileyebileceğini belirterek ebeveynleri uyardı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-ebeveynlere-uyari-parmak-emme-ve-emzik-kullanimi-dis-yapisini-bozabilir/117598/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 00:46:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Parmak emme ve emzik kullanma gibi alışkanlıkların uzun süre devam edebildiğini belirten uzmanlar, bu durumun çocukların diş ve çene gelişimini olumsuz etkileyebildiğini söylüyor.</strong></p><p>Çocuk Diş Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Şebnem N. Koçan, bebeklik döneminde doğal kabul edilen parmak emme ve emzik kullanma gibi alışkanlıkların ilerleyen yıllarda diş ve çene gelişimine etkileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p><strong>Emme alışkanlıklarının süresi ve yoğunluğu diş ve çene gelişimini etkiliyor!</strong></p><p>Emzik, biberon ve parmak emme gibi alışkanlıkların bebeklik döneminde oldukça doğal davranışlar olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, 'Bizim için kritik nokta ne kadar süre devam ettiği ve ne sıklıkta yapıldığıdır.' dedi.</p><p>Uzun süre devam eden ve özellikle yoğun olarak sürdürülen emme alışkanlıklarının, zaman içerisinde dişlerin konumunu ve çene gelişimini etkileyebileceğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Bu tarz alışkanlıkların 3 yaş civarında bırakılması gerekir. Ancak burada tek başına yaş baz alınarak kesin sonuca varılması doğru değil. Çocuğun alışkanlığı ne kadar yoğun kullandığı ve ağız yapısında herhangi bir değişiklik olup olmadığı da değerlendirilmeli.' şeklinde konuştu.</p><p><strong>Süt dişlerindeki sorunlar, kalıcı dişlerin gelişimini de etkileyebiliyor!</strong></p><p>&#39;Süt dişleri nasıl olsa değişecek&#39; diye düşünerek gerekli takip ve tedavileri yaptırmamanın çok yanlış bir düşünce olduğuna işaret eden Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Süt dişleri geçici olsa da çocuğun süt dişlerinin bulunduğu dönem, büyüme ve gelişimin önemli bir parçasıdır.' dedi.</p><p><strong>11-12 yaşına kadar çiğneme fonksiyonun büyük bir kısmının süt dişleri ile yapıldığını hatırlatan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, şunları söyledi:</strong></p><p>'Dolayısıyla bu dönemde süt dişlerindeki çürükler beslenmeyi bozabilir. Süt dişlerinin sağlıklı olması; çocuğun beslenmesi, konuşması, çiğnemesi ve ağız gelişimi açısından önemlidir. Bunun yanında süt dişi çürüğünün olması daimi dişlerin gelişimini bozabilir. Süt dişinin erken çekilmesi durumunda çiğneme, konuşma, estetik fonksiyonlarında kayıp olur. Yer tutucu yapılmazsa daimi dişlerin yanlış sürmesine ya da hiç sürememesine sebep olabilir.</p><p>Erken dönemdeki alışkanlıklar kalıcı dişlerin yapısını tabii ki etkileyebilir. Parmak-emzik emme, dudak-dil emme, dil itimi, tırnak yeme, dişlerin arasında kalem gibi yabancı cisim yerleştirme gibi alışkanlıklar süresine, sıklığına ve şiddetine göre çenelerin büyümesini, dişlerin şeklini ve yerini bozabilir.'</p><p><strong>Emzik ve parmak emme, dişlerin dizilimini ve çene gelişimini bozabiliyor!</strong></p><p>Uzun süre ve yoğun şekilde devam eden emzik veya parmak emme alışkanlıklarında özellikle ön bölgede açık kapanış denilen, üst ve alt ön dişlerin birbirleriyle temas etmemesi şeklinde bir durum görülebileceğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Bunun yanında üst ön dişlerin öne doğru konumlanması, üst ve alt dişler arasındaki yatay mesafenin artması ve bazı çocuklarda arka bölgedeki dişlerin kapanmaması gibi problemler oluşabilir.' dedi.</p><p>Özellikle parmağın ağız içerisinde sürekli aynı bölgeye yerleştirilmesinin, dişler ve çevre dokular üzerinde devamlı bir kuvvet oluşturacağını dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Koçan, bu kuvvetin uzun süre devam etmesinin de dişlerin ve çene yapısının gelişimini etkileyebileceği uyarısında bulundu.</p><p><strong>Ortodontik emzik kullanmak diş sağlığı açısından tek başına yeterli değil!</strong></p><p>Parmak emme ve emzik kullanma alışkanlıklarını birbirinden bağımsız değerlendirmenin doğru olmayacağına değinen Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Her iki alışkanlık da uzun süre devam ettiğinde ağız ve diş yapısını etkileyebilir.' dedi.</p><p>Parmak emmenin en önemli dezavantajının alışkanlığın kontrolünün daha zor olması olduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Koçan, 'Emzik gerektiğinde aile tarafından ortadan kaldırılabilirken, çocuk parmağını her zaman yanında taşır. Bu nedenle özellikle uzun süre devam eden ve çocuğun uyku dışında da gün içerisinde sık sık parmak emdiği durumlarda daha dikkatli olunması gerekir. Emzik için de &#39;ortodontik emzik kullanıyorum, dolayısıyla hiçbir sorun olmaz&#39; şeklinde düşünmemek gerekir. Emziğin şekli bazı etkileri azaltabilir ancak uzun süreli ve yoğun kullanımın oluşturabileceği risk tamamen ortadan kalkmaz. Burada en önemli konu, alışkanlığın zamanında bırakılmasıdır.' açıklamasını yaptı.</p><p>Çocuğu alışkanlığından bir anda ve sert şekilde uzaklaştırmaya çalışmak süreci zorlaştırabiliyor!</p><p>Ebeveynlerin bu alışkanlıkları bıraktırırken sık yaptıkları hatalar olduğundan bahseden Dr. Öğr. Üyesi Şebnem Koçan, 'En sık karşılaştığımız hatalardan biri, çocuğu bir anda ve çok sert bir şekilde alışkanlıktan uzaklaştırmaya çalışmak. Özellikle parmak emme, çocukların kendilerini sakinleştirmek veya uykuya geçmek için kullandıkları bir davranış olabiliyor.' dedi.</p><p><strong>Çocuğu azarlama, utandırma veya cezalandırmanın da doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Koçan, sözlerini şöyle tamamladı:</strong></p><p>'Bunun yerine alışkanlığın hangi durumlarda ortaya çıktığını anlamaya çalışmak ve özellikle uyku öncesinde çocuğun kendisini rahatlatabileceği başka rutinler oluşturmak daha faydalı. Emzik bırakılırken de ailelerin kararlı ancak sakin olması önemli. Bir gün bırakıp birkaç gün sonra tekrar vermek, süreci uzatabilir. Çocuğun yaşına uygun bir yöntem belirlemek ve olumlu davranışlarını desteklemek faydalı olacaktır.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlardan-ebeveynlere-uyari-_1793828761_kW1Fm3.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlardan Ebeveynlere Uyarı: Parmak Emme ve Emzik Kullanımı Diş Yapısını Bozabilir! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanlardan-ebeveynlere-uyari-_1793828761_kW1Fm3.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Türkiye'de 33 Binden Fazla Hasta Organ Bekliyor! Bağışlarda 3 Kat Artış]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/turkiye-de-33-binden-fazla-hasta-organ-bekliyor-bagislarda-3-kat-artis/117572/</link>
            <description><![CDATA[Türkiye'de organ nakli bekleyen hasta sayısı 33 bini aşarken, e-Devlet ve e-Nabız üzerinden yapılan organ bağışı beyanları üç kat arttı. Bağışçı sayısı 1 milyona yaklaşırken, üç dernek kadavradan organ bağışının artırılması için 10 maddelik ortak çağrıda bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/turkiye-de-33-binden-fazla-hasta-organ-bekliyor-bagislarda-3-kat-artis/117572/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:44:26 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İSTANBUL (MHA) - <strong>Türkiye&#39;de 33 bini aşkın hasta organ nakli beklerken, e-Devlet ve e-Nabız üzerinden yapılan organ bağışı beyanlarında üç kat artış yaşandı. Organ Bağışı Haftası kapsamında bir araya gelen üç dernek, kadavradan organ bağışının artırılması amacıyla 10 maddelik ortak bildiri yayımladı.</strong></p><p>Türkiye&#39;de organ nakli bekleyen binlerce hasta için bağış çalışmalarının önemi her geçen gün artarken, dijital sistemler üzerinden yapılan başvurularda önemli bir yükseliş kaydedildi. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen basın toplantısında, organ bağışının güncel durumu ve nakil bekleyen hastalara yönelik çalışmalar ele alındı.</p><p><strong>Organ bağışçısı sayısı 1 milyona yaklaştı</strong></p><p>Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunulabilmesinin önemli bir kolaylık sağladığını belirtti.</p><p>Dijital sistemin uygulamaya alınmasının ardından bağış beyanlarında üç kat artış kaydedildiğini ifade eden Türkmen, toplam bağışçı sayısının 1 milyona yaklaştığını söyledi.</p><p>Türkmen, organ bağışı kararının aile bireyleriyle paylaşılmasının da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 'Organ bağışında ilk adım, kişinin bu yöndeki kararını açıkça ortaya koymasıdır. Ancak ikinci ve en kritik adım, bağış kararının yalnızca dijital sistemde kalmaması, mutlaka aile bireyleriyle de paylaşılmasıdır.' dedi.</p><p><strong>Türkiye&#39;de 33 binden fazla hasta organ bekliyor</strong></p><p>Türkiye&#39;deki organ nakli verilerini paylaşan Türkmen, 2025 yılında toplam 5 bin 226 organ nakli gerçekleştirildiğini, 2026 yılının ilk 10 ayında ise bu sayının 4 bin 142&#39;ye ulaştığını açıkladı.</p><p>Organ nakli bekleyen hasta sayısının 33 bini aştığını belirten Türkmen, bu hastaların 28 bin 790&#39;ının böbrek ve karaciğer nakli beklediğini kaydetti.</p><p>Türkiye&#39;de 2025 yılı sonu itibarıyla böbrek yetmezliği nedeniyle böbrek replasman tedavisi gören hasta sayısının 95 bin 489&#39;a ulaştığını aktaran Türkmen, aynı yıl 14 bin 294 yeni hastanın tedaviye başladığını, bin 905 hastaya ise diyalize başlamadan önce böbrek nakli yapıldığını ifade etti.</p><p><strong>Beyin ölümü gerçekleşen 2 bin 78 kişiden 375&#39;inde bağış yapıldı</strong></p><p>Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fethi Gül, Türkiye&#39;nin canlı vericiden organ naklinde önemli başarılar elde ettiğini ancak kadavradan bağış oranlarının istenilen seviyeye ulaşmadığını söyledi.</p><p>2026 yılının ilk 10 ayında Türkiye&#39;de 2 bin 78 kişiye beyin ölümü tanısı konulduğunu açıklayan Gül, bu kişilerin 375&#39;inde organ bağışı gerçekleştiğini belirtti.</p><p>Gül, bağış gerçekleşmeyen bin 703 kişinin tamamının tıbben uygun bağışçı olabilmesi ve her birinden sekiz kişiye nakil yapılabilmesi varsayımıyla 13 bin 624 kişiye ulaşabilecek teorik bir potansiyelin bulunduğunu ifade etti.</p><p>Beyin ölümünün bitkisel hayatla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Gül, 'Beyin ölümü gerçekleştiğinde kişi tıbben ve hukuken hayatını kaybetmiştir. Bu tanı, nakil ekibinden bağımsız ve alanında uzman hekimlerce bilimsel ölçütlere göre konulmaktadır.' dedi.</p><p><strong>Türkiye&#39;de kadavradan organ bağışı düşük seviyede</strong></p><p>Organ Nakli Koordinatörleri Derneği Başkanı Öğr. Gör. Nilgün Bilal, Türkiye&#39;nin güçlü sağlık altyapısına rağmen kadavradan organ bağışında gelişime ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p><p>Uluslararası verilere göre milyon kişi başına düşen kadavra donör oranının İspanya&#39;da 51,9, İtalya&#39;da 30,9, Birleşik Krallık&#39;ta 20,7, İran&#39;da 12,7 ve Almanya&#39;da 11,7 olduğunu aktaran Bilal, Türkiye&#39;de bu oranın 5,48 seviyesinde kaldığını söyledi.</p><p>Organ bağışının yalnızca bireysel bir karar olmadığını vurgulayan Bilal, sağlık çalışanları, nakil koordinatörleri ve ailelerin iş birliğinin büyük önem taşıdığını ifade etti.</p><p>Bilal, 'Tek bir bağış, tam 8 cana umut olabilir. Tüm vatandaşlarımızı 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası vesilesiyle e-Devlet ve e-Nabız üzerinden organ bağışçısı olmaya ve bu kararlarını sevdikleriyle paylaşmaya davet ediyoruz.' dedi.</p><p><strong>Üç dernekten 10 maddelik ortak çağrı</strong></p><p>Toplantıda Türk Nefroloji Derneği, Türk Yoğun Bakım Derneği ve Organ Nakli Koordinatörleri Derneği tarafından Türkiye&#39;de organ bağışı kültürünün geliştirilmesine yönelik 10 maddelik ortak bildiri imzalandı.</p><p>Bildiride, organ bağışı konusunda toplumsal farkındalığın artırılması, okullarda bilgilendirme çalışmalarının yapılması, sağlık çalışanlarının eğitimlerinin güçlendirilmesi ve organ nakli koordinatörlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiği vurgulandı.</p><p>Ayrıca beyin ölümü konusunda toplumda oluşan yanlış inanışların bilimsel bilgilerle giderilmesi, aile içi iletişimin artırılması ve televizyon yayınlarında organ bağışını teşvik eden kamu spotlarına daha fazla yer verilmesi çağrısında bulunuldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turkiye-de-33-binden-fazla-has_1793781864_vNqKPX.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Türkiye'de 33 Binden Fazla Hasta Organ Bekliyor! Bağışlarda 3 Kat Artış ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turkiye-de-33-binden-fazla-has_1793781864_vNqKPX.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatyalı Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat’a Türk Cerrahi Derneği’nde Önemli Görev]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatyali-prof-dr-burhan-hakan-kanat-a-turk-cerrahi-dernegi-nde-onemli-gorev/117526/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, Türk Cerrahi Derneği’nin olağan seçimli genel kurulunda yönetim kurulu üyeliğine seçildi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatyali-prof-dr-burhan-hakan-kanat-a-turk-cerrahi-dernegi-nde-onemli-gorev/117526/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:58:58 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - <strong>Malatyalı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, Türk Cerrahi Derneği&#39;nin olağan seçimli genel kurulunda yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Kanat&#39;ın Türkiye genelinde faaliyet gösteren köklü meslek kuruluşunun yönetiminde görev alması, Malatya sağlık camiasında memnuniyetle karşılandı.</strong></p><p>Türk Cerrahi Derneği&#39;nin olağan seçimli genel kurulunda yapılan oylama sonucunda, Malatyalı Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat yönetim kurulu üyeliğine seçildi. Akademik çalışmaları ve cerrahi alanındaki mesleki birikimiyle tanınan Kanat, derneğin yeni dönem yönetiminde görev üstlenecek.</p><p><strong>Malatyalı cerrah ulusal yönetimde</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat&#39;ın Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu&#39;na seçilmesi, kentteki sağlık camiasında sevinçle karşılandı.</p><p>Cerrahi alanında bilimsel faaliyetler yürüten ve mesleki çalışmalarıyla öne çıkan Kanat, yeni görevinde Türkiye genelindeki cerrahi uygulamaların geliştirilmesine yönelik çalışmalarda yer alacak.</p><p><strong>Bilimsel çalışmalara katkı sunması bekleniyor</strong></p><p>Türkiye&#39;de genel cerrahi alanında faaliyet gösteren önemli meslek kuruluşlarından biri olan Türk Cerrahi Derneği, bilimsel çalışmaların desteklenmesi, cerrahi eğitimin geliştirilmesi ve mesleki standartların yükseltilmesine yönelik faaliyetler yürütüyor.</p><p>Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat&#39;ın da yeni dönemde derneğin yönetim çalışmalarına katılarak cerrahi eğitimi, bilimsel araştırmalar ve mesleki gelişim faaliyetlerine katkı sunması bekleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatyali-prof-dr-burhan-hakan_1793699938_lTsNoz.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatyalı Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat’a Türk Cerrahi Derneği’nde Önemli Görev ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatyali-prof-dr-burhan-hakan_1793699938_lTsNoz.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Akciğer Kanserinde Korkutan Tablo! Her Yıl 1,86 Milyon Kişi Hayatını Kaybediyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/akciger-kanserinde-korkutan-tablo-her-yil-1-86-milyon-kisi-hayatini-kaybediyor/117484/</link>
            <description><![CDATA[Dünyada her yıl yaklaşık 2,64 milyon kişiye akciğer kanseri tanısı konulurken, 1,86 milyon kişi hastalık nedeniyle yaşamını yitiriyor. Uzmanlar, özellikle uzun yıllar sigara kullanan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması ve erken tanı için tarama programlarından yararlanması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/akciger-kanserinde-korkutan-tablo-her-yil-1-86-milyon-kisi-hayatini-kaybediyor/117484/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 02 Nov 2026 11:15:43 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Dünyada her yıl yaklaşık 2,64 milyon kişiye akciğer kanseri tanısı konulurken, 1,86 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Akciğer kanserinin en önemli nedeni olan sigara kullanımı, hastalığın önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor.</strong></p><p>Özellikle uzun yıllar sigara içen kişilerde düzenli sağlık kontrolleri ve risk durumuna uygun tarama programları erken tanı açısından büyük önem taşıyor.</p><p>Göğüs Cerrahisi Bölümü&#39;nden Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, '1-30 Kasım Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı' kapsamında akciğer kanserinde erken tanı, korunma yolları ve güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p><p><strong>Akciğer kanseri erken dönemde belirti vermeyebiliyor</strong></p><p>Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu&#39;nun GLOBOCAN 2024 tahminlerine göre, dünyada bir yılda yaklaşık 2,64 milyon yeni akciğer kanseri vakası görüldüğünü ve yaklaşık 1,86 milyon kişinin bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini aktaran Erdoğan, 'Türkiye&#39;de ise son bir yılda yaklaşık 31 bin kişiye akciğer kanseri tanısı konulmuş, yaklaşık 25 bin kişi hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Vakaların önemli bir bölümünün ileri evrede tespit edilmesi, erken tanının önemini ortaya koymaktadır. Akciğer kanseri çoğu zaman başlangıçta belirgin şikayetlere neden olmadan ilerleyebilmekte, belirtiler ortaya çıktığında hastalık ileri evreye ulaşabilmektedir.' dedi.</p><p><strong>Akciğer kanserinin en büyük nedeni sigara</strong></p><p>Erdoğan, 'Akciğer kanserinin en önemli ve önlenebilir risk faktörü tütün ve tütün ürünlerinin kullanımıdır. Özellikle uzun yıllar sigara içen, 50 yaş üzerindeki bireylerde hastalık riski belirgin şekilde artmaktadır. Türkiye&#39;deki veriler, erkeklerde akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 90&#39;ının, kadınlarda ise yüzde 43&#39;ünün tütün kullanımıyla ilişkili olduğunu göstermektedir. Pasif içicilik de akciğer kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer almaktadır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bununla birlikte akciğer kanserinin yalnızca sigara içenlerde görülmediğini vurgulayan Erdoğan, 'Radon gazı, asbest, silika, ağır metaller, dizel egzoz dumanı, hava kirliliği ve bazı mesleki kimyasallara maruz kalmak da hastalık riskini artırabilmektedir. Genetik yatkınlık, aile öyküsü ve kronik akciğer hastalıkları da diğer risk faktörleri arasında bulunmaktadır.' diye belirtti.</p><p><strong>Sigarayı bırakmak akciğer kanseri riskini azaltıyor</strong></p><p>Akciğer kanserinden korunmanın en etkili yolunun sigaraya hiç başlamamak ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, 'Sigara kullanan kişiler için bırakmak, hastalık riskinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında pasif içicilikten korunmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve mesleki maruziyetlere karşı koruyucu ekipman kullanmak da önemlidir. Kapalı ortamların düzenli havalandırılması ve hava kirliliğine maruziyetin azaltılması da korunmaya katkı sağlamaktadır.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Geçmeyen öksürük ve ses kısıklığına dikkat!</p><p><strong>Prof. Dr. Abdullah Erdoğan, şöyle devam etti:</strong></p><p>'Akciğer kanserinde erken dönemde ortaya çıkan belirtiler başka hastalıklarla karıştırılabilmektedir. Bu nedenle özellikle uzun süre devam eden veya karakter değiştiren şikayetlerin dikkate alınması gerekmektedir. Akciğer kanserinde görülebilen başlıca belirtiler şunlardır:</p><p>Uzun süre geçmeyen veya karakter değiştiren öksürük</p><p>Balgamda kan görülmesi</p><p>Nefes darlığı</p><p>Göğüs ağrısı</p><p>Nedeni açıklanamayan kilo kaybı ve halsizlik</p><p>Ses kısıklığı</p><p>Yutma güçlüğü</p><p>Özellikle uzun yıllar yoğun sigara kullanmış veya sigarayı bırakmış, yüksek risk grubundaki bireylerin düzenli hekim kontrolünden geçmesi önem taşımaktadır. Uygun risk grubundaki kişilerde düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) ile tarama yapılması, akciğer kanserinin erken evrede saptanmasına ve hastalığa bağlı ölüm riskinin azaltılmasına katkı sağlamaktadır.'</p><p><strong>Erken evrede cerrahi tedaviyle başarı şansı yükseliyor</strong></p><p>Akciğer kanserinde tedavinin; hastalığın evresine, tümörün hücresel özelliklerine, moleküler yapısına ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlandığını ifade eden Erdoğan, 'Özellikle erken evrede tanı konulan küçük hücreli dışı akciğer kanserinde cerrahi tedavi önemli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Tümörün lenf bezlerine veya uzak organlara yayılmadığı uygun hastalarda cerrahi müdahale ile uzun süreli hastalık kontrolü ve tam iyileşme şansı artmaktadır. Akciğer kanserinde en sık uygulanan cerrahi yöntemlerden biri lobektomi, yani akciğerin tümörün bulunduğu lobunun çıkarılmasıdır. Tümörün boyutuna ve konumuna göre segmentektomi veya kama rezeksiyonu gibi daha sınırlı cerrahi işlemler de tercih edilebilmektedir. Günümüzde uygun hastalarda kapalı cerrahi yöntemler uygulanarak daha küçük kesilerle ameliyat yapılabilmekte, ameliyat sonrası ağrı ve hastanede kalış süresi azaltılabilmektedir. Böylece hastaların günlük yaşamlarına daha kısa sürede dönmeleri hedeflenmektedir. Hastalığın evresine ve özelliklerine göre cerrahiye ek olarak kemoterapi ve radyoterapi de uygulanabilmektedir. İleri evre hastalıkta ise kemoterapi, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi, tek başına veya birlikte kullanılabilmektedir.' dedi.</p><p>Erdoğan, 'Akciğer kanserinde erken tanı, tedavi seçeneklerini artırmakta ve yaşam süresine önemli katkı sağlamaktadır. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, risk grubundaki kişilerin tarama programlarına katılması ve şüpheli belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurmak hastalıkla mücadelede büyük önem taşımaktadır.' diye belirtti. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/akciger-kanserinde-korkutan-ta_1793607342_lyvWJB.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Akciğer Kanserinde Korkutan Tablo! Her Yıl 1,86 Milyon Kişi Hayatını Kaybediyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/akciger-kanserinde-korkutan-ta_1793607342_lyvWJB.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Kırmızı Pancar Tüketmenin Faydaları Nelerdir? Şimdi Pancar Zamanı!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/kirmizi-pancar-tuketmenin-faydalari-nelerdir-simdi-pancar-zamani/117427/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük konu hakkında bilgiler verdi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/kirmizi-pancar-tuketmenin-faydalari-nelerdir-simdi-pancar-zamani/117427/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 17:35:22 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzman Diyetisyen Didem Yıldız Küçük konu hakkında bilgiler verdi.</strong></p><p><strong>Alzheimer&#39;den korur!</strong></p><p>Kırmızı pancar içeriğindeki C vitamini sayesinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor. İlerleyen yaşla beyne giden kan akışı yavaşladığından bilişsel fonksiyonlar giderek azalıyor. Beyin hücrelerinin kanlanmasındaki azalma bunama ve Alzheimer ile ilişkilendiriliyor.</p><p>Vücudumuzda nitrik oksit miktarındaki azalma beyne giden kan akışını ve beyindeki hücresel iletişimi bozabildiğinden, bu durum kronikleşirse beyin hasarı ve bilişsel fonksiyonlarda bozulmaya neden oluyor. Kırmızı pancar içeriğindeki nitratın vücutta nitrik okside dönüşmesi sayesinde beynin kanlanması ve bilişsel fonksiyonların en elverişli şekilde yürütülmesinde önemli rol oynuyor.</p><p><strong>Tansiyonu düşürüyor!</strong></p><p>Yiyeceklerle alınan nitrat, vücutta nitrik okside indirgeniyor, nitrik oksit damarları gevşetip rahatlatıyor. Bu da kan dolaşımını iyileştirerek, kan basıncını düşürüyor. Tansiyonun yüksek olması kalp krizi, inme, kronik kalp yetmezliği ve böbrek hastalıklarına neden olabiliyor. Fakat 1 orta boy kırmızı pancar 106mg sodyum içerdiğinden fazla tüketimi tam tersi yüksek tansiyon hastaları için risklidir.  </p><p><strong>Diyabetin varsa dikkat!</strong></p><p>1 orta boy (136g) kırmızı pancar 9 gram karbonhidrat içerdiğinden şeker hastalarının da porsiyon kontrolüne dikkat etmesi gerekir. Bunun yanında pancarın posa içeriği ise kan şekeri kontrolü ve tok kalmada etkilidir. Her şeyde olduğu gibi doğru miktarda tüketilmesi içerisinde karbonhidrat olduğu halde şeker hastaları için bile faydalıdır.  </p><p><strong>Kanserden korur!</strong></p><p>Kırmızı pancara mor rengini veren betalain aynı zamanda yüksek oranda antioksidan özellik gösterir. Vücudumuz her gün dışarıdan gelen ya da kendi oluşturduğu kanserli hücrelerle savaşıyor. Yani kanserden kronik kalp yetmezliğine dek birçok hastalığa neden olabilecek zararlı maddelere maruz kalıyor.</p><p>Kırmızı pancar içeriğindeki betalainin antioksidan özellik göstermesi sayesinde vücudumuz bu hücrelerle savaşıyor ve bu sayede kalbi koruyor, kanserden korunuyor.  Ayrıca kırmızı pancarda bulunan betalain, plazmada bulunan ve kalp hastalıklarının oluşmasına neden olan homosistein düzeyini azaltarak da kalp hastalıklarına karşı koruyor.</p><p><strong>Bu mükemmel yiyeceği tüketmenin en lezzetli yolu ise aşağıdaki tarifimden geçiyor.  </strong></p><p><strong>MALZEMELER  </strong></p><p>*2 orta boy çiğ pancar</p><p>*1 orta boy yeşil elma</p><p>*Yarım orta boy içi çıkarılmış nar</p><p>*1 çay bardağı ufalanmış ceviz içi  </p><p>*Yarım su bardağı ince bulgur (bulguru ıslatarak yumuşamasını sağlayınız)</p><p>*1/2 demet dereotu(Dilerseniz süslemek için ek olarak yarımdan daha az dereotunu üzerine doğrayabilirsiniz )</p><p>*3 yemek zeytinyağı</p><p>*1 tatlı kaşığı elma sirkesi</p><p>*Bir tutam tuz</p><p>*1 yemek kaşığı limon suyu</p><p>*2 yemek kaşığı (Damak zevkinize göre arttırılabilir)</p><p>*1 tatlı kaşığı kimyon</p><p><strong>YAPILIŞI:  </strong></p><p>Pancarlar küp küp doğranarak 1,5 su bardağı su ile pişirilir. Pişirildikten sonra suyu dökülmeden pancarlarla birlikte geniş bir kapta bulgurun üzerine eklenir.  </p><p>Bulgur iyice yumuşadıktan sonra diğer malzemeler karıştırılarak servis edilir.  </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/kirmizi-pancar-tuketmenin-fayd_1793370918_y7C8k0.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Kırmızı Pancar Tüketmenin Faydaları Nelerdir? Şimdi Pancar Zamanı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/kirmizi-pancar-tuketmenin-fayd_1793370918_y7C8k0.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yaşlılarda İçe Kapanma ve Unutkanlığı Hafife Almayın]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/yaslilarda-ice-kapanma-ve-unutkanligi-hafife-almayin/117422/</link>
            <description><![CDATA[Yaşlılık döneminde ortaya çıkan unutkanlık, içe kapanma ve ani davranış değişiklikleri, sanıldığı gibi her zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olmayabiliyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/yaslilarda-ice-kapanma-ve-unutkanligi-hafife-almayin/117422/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 16:33:56 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İSTANBUL (MHA) - Yaşlılık döneminde ortaya çıkan unutkanlık, içe kapanma ve ani davranış değişiklikleri, sanıldığı gibi her zaman yaşlanmanın doğal bir sonucu olmayabiliyor. Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, bu belirtilerin depresyon, bilişsel bozukluklar veya farklı sağlık sorunlarının habercisi olabileceğini belirterek, özellikle günlük yaşamı etkileyen değişikliklerde erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti.</p><p>İlerleyen yaşla birlikte bireylerin sosyal ilişkilerinde, davranışlarında ve hafıza işlevlerinde çeşitli değişiklikler yaşanabiliyor. Ancak uzmanlar, özellikle sonradan ortaya çıkan belirgin kişilik değişikliklerinin ve unutkanlık şikyetlerinin yalnızca yaşlılığa bağlanmaması gerektiği konusunda uyarıyor.</p><p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Seyfe Şen, yaşlı bireylerde görülen davranış değişiklikleri, unutkanlık ve depresyon belirtilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>'Belirgin kişilik değişiklikleri normal kabul edilmemeli'</p><p>Yaşlı bireylerin zamanla daha sakin bir yaşamı tercih edebileceğini ve sosyal çevrelerinin daralabileceğini belirten Şen, ani ve belirgin davranış değişikliklerinin farklı sağlık sorunlarına işaret edebileceğini söyledi.</p><p>Şen, 'Yaş aldıkça insanın bazı alışkanlıklarının değişmesi gayet normal olabilir. Daha sakin olabilir, sosyal çevresi biraz daha azalabilir. Ancak belirgin ve yeni başlayan bir kişilik veya davranış değişikliğini sadece yaşlılığa bağlamak çok sağlıklı değildir. Çünkü bazen bunlar depresyonun, bilişsel sorunların, kullanılan ilaçların yan etkilerinin veya başka tıbbi problemlerin sonucu olabilir.' dedi.</p><p>Ailelerin bu süreçte suçlayıcı bir yaklaşım yerine anlayışlı ve destekleyici davranması gerektiğini ifade eden Şen, yaşlı bireylerin davranışlarındaki değişikliklerin dile getiremedikleri sorunların ilk işareti olabileceğini kaydetti.</p><p>Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor</p><p>Yaşlılarda görülen her unutkanlığın Alzheimer hastalığıyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Şen, normal yaşlanmayla birlikte bazı bilgilerin hatırlanmasının zaman alabileceğini söyledi.</p><p>Ancak unutkanlığın günlük yaşamı etkilemeye başlamasının önemli bir uyarı işareti olduğunu belirten Şen, 'Bir ismi unutmak, anahtarı nereye koyduğunu hatırlayamamak hemen Alzheimer olduğu anlamına gelmez. Ancak kişi aynı soruyu kısa aralıklarla tekrar tekrar soruyorsa, yakın zamanda yaşanan olayları unutuyorsa, ilaçlarını veya parasını yönetmekte zorlanıyorsa, daha önce bildiği işleri yapamıyorsa ya da tanıdığı yerlerde yönünü kaybediyorsa bu durumlar göz ardı edilmemeli.' ifadelerini kullandı.</p><p>Unutkanlık şikyetlerinin erken dönemde değerlendirilmesinin hem hastaların hem de ailelerinin yaşam kalitesini artırabileceğine dikkat çekti.</p><p>'Bunu da mı unuttun?' demek kaygıyı artırıyor</p><p>Unutkanlık yaşayan yaşlı bireylere yönelik eleştirel ifadelerin psikolojik açıdan olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Şen, ailelerin iletişim diline dikkat etmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Şen, '&#39;Bunu da mı unuttun?&#39;, &#39;Yine unuttun&#39;, &#39;Bir türlü hatırlamıyorsun&#39; gibi ifadeler, yaşlı bireylerde yoğun kaygıya neden olabilir. Bu durum unutkanlık şikyetlerini artırabileceği gibi kişinin yaşadığı sorunları gizlemesine de yol açabilir. Bu nedenle değişiklikleri dikkatle gözlemlemek, kişiyi anlamaya çalışmak ve gerektiğinde uzman desteği almak daha sağlıklıdır.' dedi.</p><p>'İçe kapanma depresyonun habercisi olabilir'</p><p>Yaşlılık döneminde depresyonun genç bireylerden farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini ifade eden Şen, özellikle sosyal hayattan uzaklaşma, isteksizlik, uyku bozuklukları ve enerji kaybına dikkat çekti.</p><p>Yaşlı bireylerin depresyonda olduklarını her zaman fark edemediklerini belirten Şen, 'Kişi hiçbir şey yapmak istemediğini, insanlarla görüşmekten rahatsız olduğunu, çabuk yorulduğunu veya eskisi gibi düşünemediğini söyleyebilir. Uyku bozuklukları, iştah değişiklikleri, bedensel ağrılar ve unutkanlık da bu tabloya eşlik edebilir. Özellikle yeni başlayan içe kapanma ve unutkanlığın hızla ilerlemesi, yaşlılık depresyonu açısından değerlendirilmesi gereken önemli belirtilerdir.' diye konuştu.</p><p>Psikiyatrik yatış her zaman ağır hastalık anlamına gelmiyor</p><p>Yaşlı bireylerin psikiyatri servisinde tedavi altına alınmasının ailelerde endişeye yol açabildiğini belirten Şen, hastane yatışının bazı durumlarda güvenliğin sağlanması ve tedavinin düzenlenmesi amacıyla tercih edildiğini söyledi.</p><p>Ağır depresyon, intihar riski, psikotik belirtiler veya temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekme gibi durumlarda hastanede yakın takip gerekebileceğini belirten Şen, 'Psikiyatrik yatış her zaman hastalığın çok ağır olduğu anlamına gelmez. Bazen hastanın güvenliğini sağlamak, tedavisini düzenlemek ve yakından takip etmek amacıyla hastane yatışı öneriyoruz. Bu süreçte hastaya kaygısını artıracak ifadeler yerine, bir süre daha yakından takip edileceğinin anlatılması önemlidir.' dedi.</p><p>Erken tanı ve tedavi hayati önem taşıyor</p><p>Yaşlılık depresyonunun zamanında fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirten Şen, özellikle intihar riskine karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.</p><p>Yaşlı bireylerde depresyon tedavisine verilen yanıtın bazı durumlarda daha yavaş olabileceğini ifade eden Şen, erken tanının önemine dikkat çekerek, 'Yaşlılık depresyonunda intihar riski daha ön planda olabilir. Tedaviye yanıt da zaman zaman daha yavaş gelişebilir. Bu nedenle belirtilerin erken fark edilmesi ve uygun tedaviye başlanması büyük önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Şen, ailelerin yaşlı bireylerde ortaya çıkan yeni davranış değişikliklerini, unutkanlığı ve sosyal hayattan uzaklaşmayı dikkatle takip etmesi, bu belirtilerin günlük yaşamı etkilemesi halinde uzman desteğine başvurması gerektiğini belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yaslilarda-ice-kapanma-ve-unut_1793367231_7LUS8O.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yaşlılarda İçe Kapanma ve Unutkanlığı Hafife Almayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yaslilarda-ice-kapanma-ve-unut_1793367231_7LUS8O.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından Soğuk Havalarda Göz Sağlığını Korumak İçin 7 Öneri]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmanindan-soguk-havalarda-goz-sagligini-korumak-icin-7-oneri/117421/</link>
            <description><![CDATA[Havaların soğumasıyla birlikte göz alerjisi ve göz kuruluğu şikâyetleri artabiliyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmanindan-soguk-havalarda-goz-sagligini-korumak-icin-7-oneri/117421/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 16:29:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>İSTANBUL (MHA) - Havaların soğumasıyla birlikte göz alerjisi ve göz kuruluğu şikyetleri artabiliyor. Özellikle kapalı ortamlarda geçirilen sürenin uzaması, ev tozu, küf ve kuru havaya maruziyeti artırırken, uzmanlar gözleri ovuşturmanın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, soğuk havalarda göz sağlığını korumak için alınması gereken 7 önlemi açıkladı.</p><p>Sonbahar ve kış aylarında düşen hava sıcaklıkları, rüzgr ve kapalı ortamlarda kullanılan ısıtma sistemleri göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Genellikle bahar aylarıyla ilişkilendirilen göz alerjileri, soğuk havalarda da ortaya çıkabiliyor. Özellikle ev içindeki alerjenler ile kuru hava, gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, yanma ve batma gibi şikyetlere neden olabiliyor.</p><p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, soğuk havalarda göz sağlığının korunması için hem alerjenlere karşı önlem alınması hem de göz kuruluğunun önlenmesi gerektiğini belirtti.</p><p>'Göz alerjisi sadece bahar aylarında görülmüyor'</p><p>Soğuk havalarda kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirilmesinin ev içi alerjenlere maruziyeti artırabildiğini belirten Uslu, 'Ev tozu akarları, küf ve evcil hayvan kaynaklı alerjenler, duyarlı kişilerde kaşıntı, kızarıklık ve sulanmaya yol açabiliyor. Soğuk ve rüzgrlı havanın yanı sıra ısıtılan ortamların kuru havası da göz kuruluğuna neden olarak yanma ve batma gibi şikyetleri bu tabloya ekleyebiliyor. Bu nedenle hem alerjiyi tetikleyen etkenlerden korunmak hem de göz kuruluğuna karşı önlem almak kıymetli. Devam eden şikyetlerde ise göz hekimine başvurmak önemsenmeli.' dedi.</p><p>Gözleri ovuşturmak ciddi hastalıklara yol açabilir</p><p>Göz alerjisinin en yaygın belirtilerinden biri olan kaşıntının, kişileri gözlerini ovuşturmaya yönelttiğini ifade eden Uslu, bu alışkanlığın kornea sağlığı açısından önemli riskler taşıdığını söyledi.</p><p>Özellikle sürekli ve şiddetli göz ovuşturmanın korneanın yapısını bozabileceğine dikkat çeken Uslu, 'Gözleri ovuşturmak korneaya zarar verebilir ve enfeksiyon riskini artırabilir. Özellikle sürekli ve şiddetli ovuşturma, korneanın incelerek öne doğru sivrileştiği keratokonus hastalığının gelişme ve ilerleme riskini artırabilir. Şiddetli göz alerjileri de tedavi edilmediğinde korneada hasara ve leke oluşumuna yol açabilir. Bu nedenle kaşıntıyı ovuşturarak gidermeye çalışmak yerine, nedenini belirlemek ve uygun tedaviyi planlamak için göz hekiminden destek alınmalı.' ifadelerini kullandı.</p><p>Soğuk havalarda göz sağlığını korumanın 7 yolu</p><p>Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Burcu Usta Uslu, sonbahar ve kış aylarında göz alerjisinden korunmak ve göz kuruluğuna bağlı şikyetleri azaltmak için şu önerilerde bulundu:</p><p>1. Gözlerinizi rüzgrdan koruyun: Dışarı çıkarken göz çevresini saran ve rüzgrın doğrudan göze temasını azaltan güneş gözlükleri kullanın.</p><p>2. El ve yüz temizliğine dikkat edin: Dışarıdan eve geldiğinizde ellerinizi ve yüzünüzü yıkayın. Toz ve alerjenlerle yoğun temas sonrasında duş alın.</p><p>3. Ev içindeki alerjenleri azaltın: Ev tozu akarlarına karşı düzenli temizlik yapın. Tozları nemli bezle alın, yatak çarşaflarını ve yastık kılıflarını sık sık yıkayın.</p><p>4. Isıtıcı ve klimalara dikkat edin: Isıtıcı ve klimalardan gelen havanın doğrudan yüzünüze temas etmesini önleyin. Ortamı aşırı ısıtmaktan ve küf oluşumunu artırabilecek yüksek nemden kaçının.</p><p>5. Soğuk kompres uygulayın: Gözlerde oluşan kaşıntıyı hafifletmek için temiz bir bez yardımıyla kapalı göz kapaklarına soğuk kompres uygulayın.</p><p>6. Göz damlalarını bilinçsiz kullanmayın: Suni gözyaşı ve alerji tedavisinde kullanılan göz damlalarını hekim önerisi doğrultusunda kullanın.</p><p>7. Gözlerinizi ovuşturmayın: Kaşıntı ve tahriş durumunda gözlerinizi ovuşturmaktan kaçının. Şikyetlerin devam etmesi halinde mutlaka göz hastalıkları uzmanına başvurun.</p><p>Uzmandan erken müdahale uyarısı</p><p>Gözlerde meydana gelen kaşıntı, kızarıklık ve kuruluk şikyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uslu, özellikle uzun süre devam eden alerjik reaksiyonların kornea sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.</p><p>Uslu, göz sağlığının korunmasında çevresel faktörlere karşı alınacak basit önlemlerin önemli olduğunu belirterek, şikyetlerin devam etmesi halinde uzman değerlendirmesinin geciktirilmemesi gerektiğini kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-soguk-havalarda-goz_1793366942_fGt4lQ.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından Soğuk Havalarda Göz Sağlığını Korumak İçin 7 Öneri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-soguk-havalarda-goz_1793366942_fGt4lQ.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Osteoporoz Riskini Azaltmak Çocuklukta Başlıyor!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/osteoporoz-riskini-azaltmak-cocuklukta-basliyor/117374/</link>
            <description><![CDATA[Çocukluk ve ergenlik dönemi, ilerleyen yaşlarda kemik sağlığının korunması açısından büyük önem taşıyor. Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak, güçlü kemik yapısının oluşması için kalsiyum, D vitamini, magnezyum ve K vitamini içeren besinlerin tüketilmesi gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/osteoporoz-riskini-azaltmak-cocuklukta-basliyor/117374/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 29 Oct 2026 03:57:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük Budak konu hakkında bilgiler verdi.</strong></p><p><strong>Çocuklukların kemik yoğunluklarının %40&#39;ı 9-14 yaşlarında oluşuyor ve kadınlarda 18, erkeklerde ise 20 yaş civarından en yoğun halini alıyor. Bu nedenle çocukluk ve ergenlik döneminde doğru beslenme ve fiziksel aktivite ile kemik gelişiminin en iyi dereceye ulaşması ileri yaşlarda görülen kemik kaybı ve osteoporoz riskinin azaltılması için büyük önem taşıyor.</strong></p><p>Bankaya yeterli miktarda kemik koymak önemli…</p><p>Çocukluk ve ergenlik döneminde doğru beslenme ve fiziksel aktivite ile kuvvetli kemik yapısı oluşması, gençlik döneminde çalışarak kazanılıp bankaya yatırılan para gibidir. İlerleyen yaşlarda kemik kitlesi yavaş yavaş zayıflamaya başladığında bu hesaptaki paradan kullanılır böylece kemik kaybı ve osteoporoz riskinin önüne geçilmiş olur.</p><p>Kalsiyum</p><p>İyi bir kemik gelişimi için yeterli miktarda kalsiyum tüketimi şart. Kalsiyumun en iyi kaynakları süt ve süt ürünleridir (peynir, yoğurt vb). Pekmez, susam, fındık/fıstık vb, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve kuru meyveler de kalsiyumun iyi kaynaklarındandır. Günlük kalsiyum ihtiyacı 1-3 yaş için 700 mg, 4-8 yaş için 1000 mg ve 9-18 yaş için 1300 mg&#39;dır. Bir bardak süt ve yoğurtta 300 mg, 1 kibrit kutusu kadar peynirde 200 mg kalsiyum bulunur. Günlük 1 bardak süt içildiğinde ve 1 dilim peynir yenildiğinde bu ihtiyacın küçük yaştaki çocuklar için yarısı, daha ileri yaşlardaki çocuklar için ise üçte birinden fazlası karşılanmış olur.</p><p>D vitamini</p><p>D vitamini diyetle alınan kalsiyumun bağırsaklardan emilmesini sağlar bu nedenle yeterli miktarda D vitamini alımı kemik sağlığı için şarttır. D vitamininin en iyi kaynağı güneştir; yumurta sarısı, ton balığı ve somon gibi yağlı balıklar da D vitamini kaynağı olmasına rağmen güneş ışığından yeterli miktarda yararlanılamadığında D vitamini eksiklikleri görülür. Bu nedenle rutinde D vitamini seviyeleri takip edilmeli ve eksiklik varsa hekime danışılarak takviye yapılmalıdır.</p><p>Magnezyum</p><p>Vücuttaki kalsiyumun işlevini artırır ve sağlıklı bir kemik gelişimi için gereklidir. Badem, fıstık ezmesi, avokado, ıspanak, tam buğday ekmeği, kuru fasulye magnezyumun en zengin kaynaklarındandır.</p><p>K vitamini</p><p>K vitamini kemik yapımında önemli bir rol oynar bu nedenle yeterli miktarda kemik birikimi için yeterli miktarda K vitamini gereklidir. K vitamininin en iyi kaynakları lahana, brokoli, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerdir.</p><p>Zıplamak, seksek oynamak, koşmak, dans etmek kemiğe en yararlı egzersizlerden…</p><p>Kemiklerin gelişimi için kemiklere kuvvet uygulayarak yapılan egzersizlere ihtiyaç vardır. Bisiklete binmek, yüzme gibi fiziksel aktiviteler kasları geliştirse de kemiklerin kuvvetlenmesine katkıda bulunmaz.</p><p>Kemik hırsızlarına dikkat!</p><p>Uzun süreli kötü beslenme, aşırı fiziksel aktivite, sigara, alkol, aşırı tuz tüketimi ve asitli içecekler kemik gelişimini engelliyor ve ileri yaşlarda görülen kemik kaybı ve osteoporoz riskini artırıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/osteoporoz-riskini-azaltmak-co_1793235434_VAspTQ.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Osteoporoz Riskini Azaltmak Çocuklukta Başlıyor! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/osteoporoz-riskini-azaltmak-co_1793235434_VAspTQ.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Tıbbi müdahalelerde elektronik rıza dönemi başladı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/tibbi-mudahalelerde-elektronik-riza-donemi-basladi/117291/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık hizmetlerinde dijital uygulamaların kapsamı genişletildi. Tıbbi müdahaleler öncesinde hastalardan alınması gereken bilgilendirilmiş rıza, yeni düzenlemeyle elektronik ortamda da verilebilecek]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/tibbi-mudahalelerde-elektronik-riza-donemi-basladi/117291/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 27 Oct 2026 12:19:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık hizmetlerinde dijital uygulamaların kapsamı genişletildi. Tıbbi müdahaleler öncesinde hastalardan alınması gereken bilgilendirilmiş rıza, yeni düzenlemeyle elektronik ortamda da verilebilecek. Hastalar, rıza formlarını e-Nabız üzerinden inceleyebilecek ve cep telefonlarına gönderilen tek kullanımlık doğrulama koduyla onay işlemlerini tamamlayabilecek.</strong></p><p>Sağlık hizmetlerinde kğıt üzerinde yürütülen bilgilendirilmiş rıza sürecinin dijital ortama taşınmasını sağlayan 'Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik', Resmî Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p>Büyük cerrahi ameliyatlar, girişimsel işlemler ile anestezi ve sedasyon uygulamaları başta olmak üzere mevzuat gereği rıza formu alınması gereken tıbbi müdahalelerde elektronik yöntem de kullanılabilecek.</p><p>Uygulamayla birlikte hastaların işlem öncesinde kendilerine sunulan formlara dijital ortamda erişmesi ve rıza beyanlarını elektronik olarak iletmesi mümkün olacak.</p><p>Kimlik doğrulaması yapılacak</p><p>Elektronik rıza sürecinde hem hastanın hem de bilgilendirme işlemini yürüten sağlık meslek mensubunun kimliği doğrulanacak.</p><p>Hastalar, e-Nabız hesapları üzerinden kendilerine sunulan formları inceleyerek rızalarını bildirebilecek.</p><p>Dijital sistemleri kullanmakta zorlanan veya sağlık durumu ya da engelliliği nedeniyle desteğe ihtiyaç duyan kişiler için de alternatif bir yöntem uygulanacak. Bu kişiler, doğrulanmış cep telefonlarına gönderilen tek kullanımlık şifreyi sağlık tesisindeki yetkili personele ileterek işlemlerini tamamlayabilecek. Doğrulama kodunun ilgili sağlık bilgi sistemine girilmesiyle rıza beyanı kayıt altına alınacak.</p><p>Rıza kayıtlarına e-Nabız&#39;dan erişilebilecek</p><p>Elektronik ortamda düzenlenen bilgilendirilmiş rıza formları, Sağlık Bakanlığının merkezi veri kayıt sistemine aktarılacak. Vatandaşlar, tıbbi müdahaleler öncesinde verdikleri elektronik rızalara ilişkin kayıtlara e-Nabız üzerinden ulaşabilecek.</p><p>Yeni uygulamayla işlemlerin dijital ortamda yürütülmesi ve kayıtların merkezi sistemde saklanması hedefleniyor. Bununla birlikte hastanın tıbbi müdahalenin niteliği, olası sonuçları ve riskleri hakkında yeterli, anlaşılır ve zamanında bilgilendirilmesi şartı devam edecek.</p><p>Düzenleme, elektronik rıza yöntemini devreye alırken hastanın özgür iradesiyle karar vermesi ve tıbbi müdahale öncesinde bilgilendirilmesi ilkelerini de koruyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/tibbi-mudahalelerde-elektronik_1793092744_WTXBKG.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Tıbbi müdahalelerde elektronik rıza dönemi başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/tibbi-mudahalelerde-elektronik_1793092744_WTXBKG.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Diş Ağrısının Nedeni Her Zaman Çürük Olmayabilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/dis-agrisinin-nedeni-her-zaman-curuk-olmayabilir/117177/</link>
            <description><![CDATA[Diş ağrısının yalnızca çürüklerden kaynaklanmadığını belirten uzmanlar, komşu dişler, kistler ve tümörlerin de ağrıya neden olabileceğine dikkat çekiyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/dis-agrisinin-nedeni-her-zaman-curuk-olmayabilir/117177/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:44:16 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Diş ağrısının yalnızca çürüklerden kaynaklanmadığını belirten uzmanlar, komşu dişler, kistler ve tümörlerin de ağrıya neden olabileceğine dikkat çekiyor. Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, doğru teşhis için röntgen ve üç boyutlu tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin önemli olduğunu söyledi.</strong></p><p>Ağız, Diş ve Çene Radyolojisi Dr. Öğr. Üyesi Baki Meşe, diş ağrılarının nedenleri, radyolojik görüntüleme yöntemleri ve diş hekimliğinde yapay zek kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Diş ağrısının her zaman ağrının hissedildiği dişten kaynaklanmayabileceğini belirten Meşe, komşu dişlerdeki sorunların, çevredeki anatomik yapıların, kistlerin ve tümörlerin de ağrıya yol açabileceğini ifade etti.</p><p>Panoramik Röntgenle Tüm Çene İncelenebiliyor</p><p>Diş ağrısının kaynağının belirlenmesinde panoramik röntgenin önemli bir yere sahip olduğunu kaydeden Meşe, bu yöntemle dişlerin ve çene yapısının tek görüntü üzerinden değerlendirilebildiğini söyledi.</p><p>Panoramik röntgen sayesinde yalnızca ağrıya neden olan sorunun değil, ağız ve çenenin farklı bölgelerinde bulunan başka patolojilerin de tespit edilebildiğini belirten Meşe, kapsamlı görüntülemenin doğru teşhise katkı sunduğunu vurguladı.</p><p>Üç Boyutlu Tomografi Daha Ayrıntılı Görüntü Sağlıyor</p><p>İki boyutlu röntgen ile üç boyutlu tomografi arasındaki farklılıklara değinen Meşe, tomografinin özellikle dişlerin çevresindeki anatomik yapılarla ilişkisini değerlendirmede avantaj sağladığını ifade etti.</p><p>Meşe, 'Normal iki boyutlu görüntülerde dişler ve çeneler tek bir görüntü üzerinde görülebilir. Tomografide ise üç boyutlu görüntü elde edildiği için dişlerin ve kemiklerin gerçek boyutları ile çevredeki anatomik yapılarla ilişkileri daha sağlıklı değerlendirilebiliyor. Ayrıca ayrıntılı ölçümler yapılabiliyor' dedi.</p><p>Üç boyutlu tomografinin her hastada gerekli olmadığını belirten Meşe, görüntüleme yönteminin hastanın klinik durumuna ve hekimin değerlendirmesine göre seçilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Diş Aralarındaki Çürükler Röntgenle Tespit Edilebiliyor</p><p>Dişlerin birbirine temas ettiği bölgelerde oluşan arayüz çürüklerinin klinik muayenede her zaman kolaylıkla fark edilemediğini belirten Meşe, bu tür çürüklerin tespitinde bitewing adı verilen röntgen yönteminin kullanıldığını aktardı.</p><p>Meşe, söz konusu görüntüleme tekniği sayesinde çürüklerin konumunun ve derinliğinin daha ayrıntılı şekilde değerlendirilebildiğini ifade etti.</p><p>Her 20&#39;lik Diş Çekiminde Tomografi Gerekmiyor</p><p>Gömülü 20&#39;lik dişlerin çekiminde üç boyutlu tomografinin önemine değinen Meşe, ancak her hastaya tomografi çekilmesinin gerekli olmadığını söyledi.</p><p>Gömülü olmayan 20&#39;lik dişlerde genellikle tomografiye ihtiyaç duyulmadığını belirten Meşe, 'Gömülü 20 yaş dişleri çevredeki anatomik yapılarla ilişkili olabiliyor. Bu durum çekim sırasında bazı riskleri beraberinde getirebiliyor. Böyle bir risk söz konusu olduğunda üç boyutlu tomografiyle dişin çevredeki yapılarla ilişkisi değerlendirilerek çekim planlanmalı' diye konuştu.</p><p>Bulantı Refleksi Olan Hastalara Alternatif Yöntemler</p><p>Ağız içi röntgen çekimi sırasında bulantı refleksi yaşayan hastalara yönelik farklı uygulamaların bulunduğunu da belirten Meşe, daha küçük sensörlerin kullanılması, görüntünün hızlı alınması, burundan nefes alınması ve uygun hasta pozisyonunun sağlanmasının işlemi kolaylaştırabileceğini söyledi.</p><p>Meşe, ağız içi röntgen çekiminin mümkün olmadığı durumlarda ise hastanın ihtiyacına uygun alternatif görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabileceğini kaydetti.</p><p>Yapay Zek Diş Hekimlerine Destek Oluyor</p><p>Diş hekimliğinde yapay zek destekli sistemlerin kullanımının giderek yaygınlaştığını ifade eden Meşe, özellikle radyolojik görüntülerin analizinde önemli gelişmeler yaşandığını belirtti.</p><p>Yapay zek destekli yazılımların röntgen görüntülerinde çürük, kemik kaybı ve çeşitli patolojilerin tespitine yardımcı olabildiğini aktaran Meşe, bu teknolojilerin hekimlerin tanı süreçlerini desteklediğini söyledi.</p><p>Meşe, 'Yapay zek destekli sistemler gün geçtikçe gelişiyor. Özellikle radyoloji alanında röntgen üzerinden analiz yapılması giderek yaygınlaşıyor. Bu programlar çürük, kemik kaybı ve çeşitli patolojilerin tespitinde yardımcı olabiliyor. Ancak gelişmekte olan bu sistemlerin mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerekiyor' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzmanlar, diş ağrılarının nedeninin doğru belirlenebilmesi için klinik muayenenin yanı sıra gerekli görülen durumlarda radyolojik görüntüleme yöntemlerinden yararlanılmasının önem taşıdığını belirtiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/dis-agrisinin-nedeni-her-zaman_1792755854_eArVWh.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Diş Ağrısının Nedeni Her Zaman Çürük Olmayabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/dis-agrisinin-nedeni-her-zaman_1792755854_eArVWh.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[20. Sağlık Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi Toplantısı Başladı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/20-saglik-bilimleri-fakulteleri-dekanlar-konseyi-toplantisi-basladi/117079/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen 20. Sağlık Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi Genel Kurul Toplantısı, Malatya’da başladı. Toplantıda sağlık eğitiminde kalite, mesleki yetkinlik, istihdam odaklı planlama ve yapay zekânın eğitim süreçlerindeki rolü ele alındı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/20-saglik-bilimleri-fakulteleri-dekanlar-konseyi-toplantisi-basladi/117079/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 00:18:53 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde 20. Sağlık Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi Genel Kurul Toplantısı, Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi&#39;nde başladı.</strong></p><p>Toplantıda konuşan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğba Uçar, fakültelerinin 30. kuruluş yılında bu köklü genel kurula ev sahipliği yapmaktan büyük onur duyduklarını dile getirdi.</p><p>Konuşmasında Uçar, 'Bir ülkenin sağlık alanındaki gücü nitelikli insan kaynağına ve bilimsel bilgiyi toplum yararına dönüştürebilmesine dayanır. Sağlık Bilimleri Fakülteleri olarak yetiştirdiğimiz mezunlar ve ürettiğimiz bilgiyle sağlık hizmetlerinin geleceğini şekillendiriyoruz. 30. yılımızda hedefimiz bu birikimi daha yeni gereksinimlere cevap veren bir eğitim ve araştırma kapasitesine dönüştürmektir. Bu toplantıda toplumun değişen sağlık gereksinimleri karşısında hangi alanlarda güçlenmemiz gerektiğini konuşacağız. Ortak sorumluluğumuz sağlık bilimleri eğitimini geleceğin ihtiyaçlarına hazırlamak, ortak başarımız ise bu eğitimin toplumun yaşamına kazandırdığı değer olacaktır.' dedi.</p><p>'Sağlık eğitiminde kalite ve mesleki yetkinlik önemli'</p><p>SABDEK Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bülent Elbasan da Türkiye genelinde 163 fakültede yaklaşık 6 bin 900 akademisyenin sağlık profesyoneli yetiştirdiğini belirtti. Sağlık eğitiminde kalitenin önemine dikkat çeken Elbasan, 'SABDEK&#39;in 20. toplantısına ulaşması, kurumsal olgunluğumuzun ve ortak aklımızın en somut göstergesidir. Dünya Sağlık Örgütü 2030 yılına kadar 11 milyon sağlık çalışanı açığı öngörüyor ancak asıl kriz yetkinlik açığıdır. Kalite bir belge değil, bir mezunun hastanın ya da danışmanın yanında ne yapabildiğinin önemli bir ölçüsüdür. Yapay zek sistemleri kliniğe giriyor ama görevimiz sadece algoritmayı kullanmayı öğretmek değil, algoritmayı sorgulamayı ve hastasını fark etmeyi öğretmektir. Hazırlayacağımız bu raporun en kısa sürede YÖK&#39;e sunularak somut adımların takipçisi olacağız.' şeklinde konuştu.</p><p>'Kaliteyi kurum kültürüne dönüştürmeliyiz'</p><p>İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ise İnönü Üniversitesinin 51 yıllık köklü tarihine ve sağlık alanındaki uluslararası başarılarına değindi.</p><p>Geleceğin sağlık vizyonunun ağırlık merkezinin Sağlık Bilimleri Fakültelerine kayacağını belirten Rektör Akpolat, küresel ölçekte iyileştirme ihtiyacı duyan 2,4 milyar insanın bulunduğunu hatırlattı. Sağlık bilimleri eğitiminde sürdürülebilir gelişimin sağlanabilmesi için istihdam odaklı planlamanın gerekli olduğunu söyleyen Akpolat, şu şekilde konuştu:</p><p>'Artık sağlıkta ağırlık merkezinin 2035-2050 yıllarında Sağlık Bilimleri Fakültelerine kayması söz konusu olacaktır. Yaşlanan nüfus ve kronik hastalıkların yönetimi rehabilitasyon ihtiyacını ciddi şekilde artırıyor. Kontenjan doluluk oranları bizi yanıltabilir, istihdam odaklı bir analizin çok daha doğru olduğuna inanıyorum. Öğrencilerimizin klinik yeterliliği için 4. yılın 6+2 modeliyle işletmede mesleki eğitime dönmesini ve simülasyon merkezlerinin kurulmasını savunuyoruz. Kalite eğer bir kültüre dönüşmüyorsa bürokratik bir yük olarak algılanır. Bu yüzden kaliteyi mutlaka kurumlarımızda bir geleneğe dönüştürmemiz gerekiyor.</p><p>Toplantı daha sonra bilimsel oturumlarla devam etti. Prof. Dr. Bülent Elbasan&#39;ın oturum başkanlığını yaptığı '2030&#39;a Doğru Türk Yükseköğretim Yol Haritası' adlı bölümde Prof. Dr. Ali Sınağ bir sunum gerçekleştirdi.</p><p>Oturumun ardından Prof. Dr. Bülent Elbasan&#39;a Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, Prof. Dr. Ali Sınağ&#39;a ise Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sağlam tarafından teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/20-saglik-bilimleri-fakulteler_1792531132_giR1jK.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 20. Sağlık Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi Toplantısı Başladı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/20-saglik-bilimleri-fakulteler_1792531132_giR1jK.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Aziz Sümer’den Kadınlara Mamografi Çağrısı!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-aziz-sumer-den-kadinlara-mamografi-cagrisi/117015/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde düzenlenen meme kanseri sempozyumunda erken tanı, tarama yöntemleri ve toplumsal farkındalık ele alındı. Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer, kadınlara düzenli tarama yaptırmaları çağrısında bulunarak özellikle 40 yaşından itibaren mamografinin önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-aziz-sumer-den-kadinlara-mamografi-cagrisi/117015/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 19 Oct 2026 11:49:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde düzenlenen meme kanseri sempozyumunda, hastalığın erken teşhisi, tarama yöntemleri ve toplumda farkındalığın artırılması konuları ele alındı. Çevre illerden sağlık profesyonellerinin de katıldığı programda, erken tanının tedavi başarısındaki önemine vurgu yapıldı.</strong></p><p>Genel Cerrahi ve Aile Hekimliği Anabilim Dallarının organizasyonunda gerçekleştirilen sempozyuma Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Halime Akyüz, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Şemsettin Çitil, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fatih Gönültaş ve Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer katıldı.</p><p>Aile hekimleri, genel cerrahi uzmanları ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik düzenlenen programda, meme kanserinin erken teşhisinde izlenecek yöntemler ve tarama programlarının önemi değerlendirildi.</p><p>Sempozyumun sekretarya faaliyetleri ise Dr. Öğr. Üyesi Bahadır Öndeş ve Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz tarafından yürütüldü.<br>Erken tanıda farkındalık hedefleniyor<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde görev yapan Prof. Dr. Burhan Hakan Kanat, sempozyumun aile hekimleri, genel cerrahi uzmanları ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan sağlık çalışanlarına yönelik gerçekleştirildiğini belirtti.</p><p>Kanat, organizasyona katkılarından dolayı Kanser ve Obezite Derneği Başkanı Prof. Dr. Aziz Sümer&#39;e teşekkür etti.</p><p>Programda, meme kanserinin erken dönemde tespit edilmesinin tedavi sürecine katkısı ve sağlık çalışanlarının tarama süreçlerindeki rolü üzerinde duruldu.<br><strong>Prof. Dr. Aziz Sümer&#39;den kadınlara tarama çağrısı</strong><br>Kanser ve Obezite Derneği Başkanı ve Acıbadem Bakırköy Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği&#39;nde görev yapan Prof. Dr. Aziz Sümer, meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirtti.</p><p>Dünya genelinde yaklaşık her 8 kadından 1&#39;inin yaşamı boyunca meme kanserine yakalandığını ifade eden Sümer, Türkiye&#39;de ise yılda yaklaşık 30 bin yeni meme kanseri vakasının tespit edildiğini kaydetti.</p><p>Meme kanserinde erken tanının tedavi başarısı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Sümer, tarama programlarına katılımın, kadınların meme sağlığı konusunda bilinçlenmesinin ve uzman hekim muayenelerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Sümer, özellikle 40 yaşından itibaren kadınların iki yılda bir mamografi çektirmek üzere Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerine (KETEM), aile sağlığı merkezlerine ve eğitim ve araştırma hastanelerine başvurmalarını önerdi.</p><p>Sempozyumda, sağlık profesyonellerinin bilgi ve deneyim paylaşımının yanı sıra meme kanserinde erken tanı bilincinin toplum genelinde yaygınlaştırılmasının önemi de öne çıktı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-aziz-sumer-den-kadinla_1792399790_JvZoUj.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Aziz Sümer’den Kadınlara Mamografi Çağrısı! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-aziz-sumer-den-kadinla_1792399790_JvZoUj.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2 Yaşındaki Bebeğin Organları Malatya’da İki Hastaya Umut Oldu]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/2-yasindaki-bebegin-organlari-malatya-da-iki-hastaya-umut-oldu/116971/</link>
            <description><![CDATA[Şanlıurfa’da elektrik çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen 2 yaşındaki bebeğin ailesi, organ bağışı kararı aldı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/2-yasindaki-bebegin-organlari-malatya-da-iki-hastaya-umut-oldu/116971/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 16:31:48 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>MALATYA (MHA) - Şanlıurfa&#39;da elektrik çarpması sonucu beyin ölümü gerçekleşen 2 yaşındaki bebeğin ailesi, organ bağışı kararı aldı. Minik bebeğin karaciğeri ve bir böbreği Malatya&#39;ya, diğer böbreği ise Diyarbakır&#39;a gönderildi.</strong></p><p>Şanlıurfa&#39;da elektrik çarpması sonucu ağır yaralanarak hastaneye kaldırılan 2 yaşındaki Emine bebeğin beyin ölümü gerçekleşti. Acılı ailesinin aldığı organ bağışı kararıyla minik bebeğin organları, Malatya ve Diyarbakır&#39;da nakil bekleyen üç hastaya umut oldu.</p><p>Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde tedavi altına alınan bebeğin, doktorların tüm müdahalelerine rağmen beyin ölümü gerçekleşti. Evlatlarını kaybetmenin acısını yaşayan aile, başka hayatların kurtarılmasına vesile olmak amacıyla organ bağışında bulunma kararı aldı.</p><p>Karaciğeri ve Bir Böbreği Malatya&#39;ya Gönderildi</p><p>Ailenin onayının ardından hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından organ bağışı süreci başlatıldı. Sağlık ekiplerinin koordinasyonunda gerçekleştirilen işlemler sonucunda bebeğin karaciğeri ve bir böbreği Malatya&#39;ya, diğer böbreği ise Diyarbakır&#39;a gönderildi.</p><p>Malatya&#39;ya ulaştırılan organlar, kentte nakil bekleyen iki hasta için yeni bir yaşam umudu olurken, Diyarbakır&#39;a gönderilen böbrek de bir başka hastaya umut oldu.</p><p>İl Sağlık Müdürü Berk&#39;ten Aileye Teşekkür</p><p>Şanlıurfa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Erhan Berk, büyük acılarına rağmen organ bağışı kararı alan aileye başsağlığı dileyerek örnek davranışlarından dolayı teşekkür etti.</p><p>Berk, 'Evlatlarını kaybetmenin derin acısını yaşayan ailemizin, bu zor süreçte başka hastalarımıza umut olmayı tercih etmesi son derece anlamlı ve kıymetlidir. E. bebeğimizin bağışlanan organları, nakil bekleyen hastalarımıza yeni bir yaşam şansı sunacaktır. Bu duyarlı ve örnek davranışlarından dolayı acılı ailemize teşekkür ediyor, bebeğimize Allah&#39;tan rahmet, ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum' ifadelerini kullandı.</p><p>Organ Bağışının Önemi Bir Kez Daha Ortaya Çıktı</p><p>Organ bağışı sürecinde görev alan hastane yönetimine, hekimlere, sağlık çalışanlarına ve Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü personeline teşekkür eden Berk, organ bağışının hayat kurtaran önemine dikkat çekti.</p><p>Şanlıurfa&#39;da yaşanan acı olayın ardından alınan bağış kararı, organ nakli bekleyen hastalar açısından dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/2-yasindaki-bebegin-organlari-_1792243907_dpFM4K.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2 Yaşındaki Bebeğin Organları Malatya’da İki Hastaya Umut Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/2-yasindaki-bebegin-organlari-_1792243907_dpFM4K.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2027’de 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli alınacak: 25 bin 955’i uzman doktor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-saglik-personeli-alinacak-25-bin-955-i-uzman-doktor/116959/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2027 yılında 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilecek. Personelin büyük çoğunluğunu 25 bin 955 uzman tabip ve 5 bin 61 tabip oluşturacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar Resmî Gazete’de yer aldı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-saglik-personeli-alinacak-25-bin-955-i-uzman-doktor/116959/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 13:02:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - <strong>Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2027 yılında 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı kararı Resmî Gazete&#39;de yayımlandı. Personelin 25 bin 955&#39;i uzman tabip, 5 bin 61&#39;i tabip olacak. Kararın Malatya&#39;daki sağlık kuruluşlarını da ilgilendiren personel ihtiyacı açısından önem taşıdığı değerlendirilirken, illere göre dağılım henüz açıklanmadı.</strong></p><p>Sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve personel temininde güçlük yaşanan bölgelerdeki ihtiyaçların karşılanması amacıyla 2027 yılında uygulanacak sözleşmeli sağlık personeli istihdamına ilişkin karar Resmî Gazete&#39;de yayımlandı.</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın imzasıyla yayımlanan kararla, Sağlık Bakanlığı bünyesinde 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personelinin istihdam edileceği hizmet birimleri belirlendi.</p><p>17 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete&#39;de yayımlanan 2026/339 sayılı karar, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesini amaçlıyor.</p><p><strong>En Fazla Kontenjan Uzman Doktorlara</strong></p><p>Karara göre istihdam edilecek personelin büyük bölümünü doktorlar oluşturacak. Toplam 31 bin 54 kişilik personel dağılımında 25 bin 955 uzman tabip ve 5 bin 61 tabip yer alacak.</p><p>Diğer kadrolar ise 25 sağlık memuru, 9 ebe, 2 hemşire, 1 diyetisyen ve 1 sağlık teknikeri olarak belirlendi.</p><p><strong>31 Bin 40 Personel Yataklı Tedavi Kurumlarında</strong></p><p>Personelin görev yapacağı hizmet birimleri de kararda ayrıntılı olarak açıklandı.</p><p>Buna göre 31 bin 40 personel yataklı tedavi kurumlarında, 7 personel ilçe sağlık müdürlükleri ve toplum sağlığı merkezlerinde, 6 personel sağlık evlerinde, 1 personel ise acil sağlık hizmetlerinde istihdam edilecek.</p><p>Yeni düzenlemenin özellikle sağlık personeli temininde güçlük yaşanan bölgelerde hizmet kapasitesinin desteklenmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p><p><strong>Malatya&#39;ya Kaç Personel Ayrılacak?</strong></p><p>Türkiye genelinde uygulanacak karar, 6 Şubat depremlerinin ardından sağlık altyapısının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü Malatya açısından da önem taşıyor.</p><p>Malatya&#39;daki kamu hastaneleri, ilçe sağlık kuruluşları ve diğer sağlık birimlerindeki personel ihtiyaçlarının karşılanması açısından yeni istihdam düzenlemesinin nasıl uygulanacağı merak ediliyor.</p><p>Ancak yayımlanan kararda Malatya&#39;ya özel personel kontenjanı açıklanmadı. Bu nedenle kentte kaç doktor ve diğer sağlık personelinin istihdam edileceği henüz belli değil.</p><p><strong>Başvuru Tarihleri Açıklanmadı</strong></p><p>2027 yılında uygulanacak düzenleme kapsamında sözleşmeli personel istihdam edilecek hizmet birimleri ve personel sayıları belirlenirken, başvuru takvimi ve başvuru şartlarına ilişkin ayrı bir duyuru yapılmadı.</p><p>Personel alımına ilişkin sonraki aşamalarda Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak açıklamaların takip edilmesi gerekiyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-s_1792231369_r8wOAx.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2027’de 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli alınacak: 25 bin 955’i uzman doktor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-s_1792231369_r8wOAx.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2027'de 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-saglik-personeli-istihdam-edilecek/116950/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık personeli ihtiyacının karşılanması amacıyla 2027 yılında istihdam edilmesi planlanan 31 bin 54 sözleşmeli personelin görev yapacağı hizmet birimleri belirlendi]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-saglik-personeli-istihdam-edilecek/116950/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 12:45:50 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık personeli ihtiyacının karşılanması amacıyla 2027 yılında istihdam edilmesi planlanan 31 bin 54 sözleşmeli personelin görev yapacağı hizmet birimleri belirlendi. Resmî Gazete&#39;de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, personelin 31 bin 40&#39;ı yataklı tedavi hizmetlerinde görev yapacak, kadroların büyük bölümünü uzman tabipler oluşturacak.</strong></p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#39;ın imzasını taşıyan karar, sağlık çalışanı temininde güçlük yaşanan bölgelerde ve hizmet dallarında sağlık hizmetlerinin daha etkin yürütülmesini amaçlıyor.</p><p>2027 yılında uygulanacak düzenlemeyle sözleşmeli personelin görev alacağı birimler ve meslek gruplarına ilişkin dağılım da netleşti.</p><p>Karara göre acil sağlık hizmetlerinde 1, ilçe sağlık müdürlükleri ile toplum sağlığı merkezlerinde 7, sağlık evlerinde 6, yataklı tedavi hizmetlerinde ise 31 bin 40 kişi istihdam edilecek.</p><p>Kadroların çoğunluğu uzman tabiplerden oluşacak</p><p>İstihdam edilmesi planlanan personelin 25 bin 955&#39;ini uzman tabipler, 5 bin 61&#39;ini tabipler oluşturacak. Dağılımda ayrıca 25 sağlık memuru, 9 ebe ve 2 hemşirenin yanı sıra bir diyetisyen ve bir sağlık teknikeri yer alıyor.</p><p>Toplam 31 bin 54 kişilik istihdam planına ilişkin hizmet birimlerinin belirlenmesiyle, 2027 yılında sözleşmeli sağlık personelinin görevlendirileceği alanlara yönelik karar Resmi Gazete&#39;de yayımlanmış oldu. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-s_1792230349_Gq6KOX.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2027'de 31 bin 54 sözleşmeli sağlık personeli istihdam edilecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/2027-de-31-bin-54-sozlesmeli-s_1792230349_Gq6KOX.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda Diş Yaralanmalarına Dikkat: İlk Dakikalar Önemli]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-dis-yaralanmalarina-dikkat-ilk-dakikalar-onemli/116894/</link>
            <description><![CDATA[Diş Travmalarında Zaman Kaybetmeyin]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/cocuklarda-dis-yaralanmalarina-dikkat-ilk-dakikalar-onemli/116894/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 14:32:07 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda düşme ve çarpma sonucu yaşanabilecek diş yaralanmalarına karşı uyarıda bulunan Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, özellikle yerinden çıkan kalıcı dişlerde hızlı ve doğru müdahalenin dişin kurtarılmasında belirleyici olabileceğini söyledi.</strong></p><p>Okul döneminin başlamasıyla birlikte çocukların oyun alanlarında ve kalabalık ortamlarda geçirdiği zaman artarken, düşme ve çarpışmaya bağlı diş yaralanmaları da önemli bir risk oluşturuyor. Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dt. Nurgül Demir, diş kırıkları, dişlerin yerinden oynaması ve tamamen yerinden çıkması gibi durumlarda ailelerin doğru müdahale konusunda bilinçli olması gerektiğini belirtti.</p><p>Diş travmalarında ilk dakikaların büyük önem taşıdığını ifade eden Demir, yanlış müdahalelerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine dikkat çekti.</p><p>Diş Travmalarında Zaman Kaybetmeyin</p><p>Çocukların okulda ve oyun sırasında yaşayabilecekleri kazaların ciddi diş yaralanmalarına neden olabileceğini belirten Demir, 'Çocukların düşme ve çarpışma sırasında yaşayabileceği kazalar; dişlerde kırılmaya, dişin yerinden oynamasına veya tamamen yerinden çıkmasına, ayrıca diş etleri ve ağız çevresindeki yumuşak dokularda yaralanmalara neden olabiliyor. Özellikle kalıcı dişlerin tamamen yerinden çıktığı durumlarda, doğru ilk yardım ve zaman kaybetmeden diş hekimine başvurulması büyük önem taşıyor' dedi.</p><p>Ailelerin acil durumlarda doğru bilgiye ulaşmasının önemine değinen Demir, Uluslararası Dental Travmatoloji Derneği (IADT) tarafından desteklenen ToothSOS uygulamasının ebeveynlere yol gösterebileceğini söyledi.</p><p>Demir, uygulamanın farklı diş yaralanmalarını tanımaya ve profesyonel yardım alınana kadar yapılması gerekenleri öğrenmeye yardımcı olduğunu ancak diş hekimi muayenesinin yerine geçmediğini vurguladı.</p><p>Süt Dişi İle Kalıcı Diş Ayrımına Dikkat</p><p>Diş yaralanmalarında uygulanacak ilk yardımın dişin türüne göre değiştiğini belirten Demir, özellikle tamamen yerinden çıkan dişlerde dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.</p><p>Yerinden çıkan süt dişinin yeniden yerine yerleştirilmemesi gerektiğini vurgulayan Demir, bu tür bir müdahalenin alttan gelişmekte olan kalıcı dişe zarar verebileceğini söyledi.</p><p>Kalıcı dişin tamamen yerinden çıkması durumunda ise zaman kaybedilmeden diş hekimine başvurulması gerektiğini belirten Demir, dişin köküne dokunulmamasının ve uygun koşullarda korunmasının tedavi başarısını etkileyebileceğini kaydetti.</p><p>Kırılan Diş Parçasını Atmayın</p><p>Diş kırıklarında kopan parçanın korunmasının tedavi açısından önemli olduğunu belirten Demir, bazı durumlarda kırılan parçanın yeniden dişe yapıştırılabildiğini söyledi.</p><p>Demir, 'Darbe sonucunda dişin bir bölümü kırıldığında, kopan parçanın bulunması ve uygun koşullarda muhafaza edilmesi, bazı vakalarda bu parçanın yeniden dişe yapıştırılmasına olanak tanıyabilir. Bulunan diş parçası süt veya serum fizyolojik içerisinde muhafaza edilerek en kısa sürede diş hekimine ulaştırılmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><p>Dişin tamamen yerinden çıkmasının ise farklı bir müdahale gerektirdiğini hatırlatan Demir, ağız içi kanama, şiddetli ağrı, çene hareketlerinde güçlük veya baş travması şüphesinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p>Şekerli Atıştırmalıklar Çürük Riskini Artırıyor</p><p>Okul döneminde çocukların beslenme alışkanlıklarına da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Demir, şekerli yiyecek ve içeceklerin sık tüketilmesinin diş çürüklerine zemin hazırladığını ifade etti.</p><p>Şeker tüketiminin dişlerin gün içerisinde tekrarlayan asit saldırılarına maruz kalmasına neden olduğunu kaydeden Demir, ebeveynlere çocukların beslenme çantalarında daha sağlıklı alternatiflere yer vermeleri çağrısında bulundu.</p><p>Günde İki Kez Diş Fırçalama Önerisi</p><p>Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli bakım alışkanlığının erken yaşta kazandırılması gerektiğini belirten Demir, günde iki kez florürlü diş macunuyla diş fırçalamanın önemine dikkat çekti.</p><p>Diş yaralanmalarının hafif görünse bile ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Demir, olası travmalarda erken müdahalenin ve diş hekimi kontrolünün kalıcı hasarların önlenmesine yardımcı olabileceğini belirtti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-yaralanmalarina_1792063922_zFTytQ.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Çocuklarda Diş Yaralanmalarına Dikkat: İlk Dakikalar Önemli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/cocuklarda-dis-yaralanmalarina_1792063922_zFTytQ.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prostat Büyümesinde Bu 5 Belirtiye Dikkat!]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prostat-buyumesinde-bu-5-belirtiye-dikkat/116857/</link>
            <description><![CDATA[Özellikle 50 yaşından sonra erkeklerde görülme sıklığı artan iyi huylu prostat büyümesi, yaşam kalitesini olumsuz etkilerken tedavi edilmediğinde mesane ve böbrek sağlığını da tehdit edebiliyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prostat-buyumesinde-bu-5-belirtiye-dikkat/116857/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 12:45:12 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Özellikle 50 yaşından sonra erkeklerde görülme sıklığı artan iyi huylu prostat büyümesi, yaşam kalitesini olumsuz etkilerken tedavi edilmediğinde mesane ve böbrek sağlığını da tehdit edebiliyor. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, idrar alışkanlıklarında yaşanan değişimlerin yaşlanmanın doğal sonucu olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, dikkat edilmesi gereken 5 önemli belirtiyi açıkladı.</strong></p><p>Erkeklerde ilerleyen yaşla birlikte sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan iyi huylu prostat büyümesi, erken dönemde fark edilmediğinde ciddi sağlık problemlerine neden olabiliyor. Türkiye&#39;yi de kapsayan geniş ölçekli bir araştırmaya göre 50 yaş üzerindeki her 100 erkekten 14&#39;ü prostat büyümesi sorunu yaşarken, uluslararası veriler bu yaş grubundaki erkeklerin yaklaşık yarısında prostat büyümesi görülebildiğini ortaya koyuyor.</p><p>Acıbadem Fulya Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Topuz, toplumun yaşlanması ve yaşam süresinin uzamasının yanı sıra bazı yaşam alışkanlıklarının da hastalıkla ilişkili olabileceğini belirtti.</p><p>Yanlış Yaşam Alışkanlıkları Şikayetleri Artırıyor</p><p>Obezite, hareketsiz yaşam, metabolik sendrom ve diyabetin iyi huylu prostat büyümesi ve buna bağlı idrar yolu şikayetleriyle ilişkili olabildiğini ifade eden Topuz, özellikle aşırı kafein ve alkol tüketiminin, akşam saatlerinde fazla sıvı alınmasının ve hareketsizliğin belirtileri artırabileceğini söyledi.</p><p>Bu alışkanlıkların tek başına hastalığa neden olmadığını vurgulayan Topuz, sık idrara çıkma, ani sıkışma ve gece tuvalete kalkma gibi yakınmaların dikkate alınması gerektiğini kaydetti.</p><p>Prostat Büyümesinin 5 Önemli Belirtisi</p><p>1. İdrar Akımında Zayıflama: İdrarın eskisine göre daha yavaş, ince veya düşük basınçla gelmesi, prostat büyümesinin en yaygın belirtileri arasında bulunuyor. İdrar yapma süresinin uzaması ve akımın damlama şeklinde sonlanması da önemli uyarı işaretleri arasında yer alıyor.</p><p>2. İdrara Başlamada Güçlük: Tuvalete gidildiğinde idrarın hemen başlayamaması, ıkınma ihtiyacı ve idrarın kesik kesik gelmesi, idrar kanalında tıkanıklık olabileceğine işaret ediyor. Hastalığın ilerlemesiyle mesane kaslarının yorulması, idrar yapmayı daha da zorlaştırabiliyor.</p><p>3. Sık İdrara Çıkma ve Ani Sıkışma: Gün içerisinde normalden daha sık tuvalete gitme, idrarı erteleyememe ve ani sıkışma hissi, prostat büyümesine bağlı gelişebiliyor. Bazı hastalarda bu duruma idrar kaçırma da eşlik edebiliyor.</p><p>4. Geceleri Sık Sık Tuvalete Kalkma: Gece boyunca birden fazla kez idrara çıkmak, uyku kalitesini düşürerek gündüz yorgunluğuna ve dikkat kaybına neden olabiliyor. İleri yaştaki bireylerde gece tuvalete giderken düşme ve yaralanma riski de artabiliyor.</p><p>5. Mesanenin Tam Boşalmadığı Hissi: İdrar yaptıktan kısa süre sonra yeniden tuvalete gitme ihtiyacı duyulması, mesanede artık idrar kaldığının belirtisi olabiliyor. Bu durum enfeksiyon, mesane taşı ve ani idrar yapamama riskini artırabiliyor.</p><p>Böbrek Sağlığını da Tehdit Edebiliyor</p><p>Prostat büyümesinin yalnızca günlük yaşamı etkileyen bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Topuz, uzun süre devam eden ciddi idrar yolu tıkanıklığının mesane fonksiyonlarını bozabileceğini, ileri vakalarda ise böbrekleri olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.</p><p>Gece sık idrara çıkmanın her zaman prostat büyümesinden kaynaklanmadığını da hatırlatan Topuz, diyabet, uyku apnesi, kalp hastalıkları ve kullanılan bazı ilaçların da benzer şikayetlere yol açabileceğini söyledi.</p><p>Tedavide Yeni Nesil Yöntemler Öne Çıkıyor</p><p>Tıp teknolojisindeki gelişmelerle birlikte iyi huylu prostat büyümesinin tedavisinde yeni yöntemler uygulanıyor. Bunlar arasında lazer teknolojisiyle gerçekleştirilen HoLEP ve su buharı enerjisinden yararlanılan Rezum yöntemleri bulunuyor.</p><p>Her iki işlemin de idrar kanalından girilerek vücutta kesi oluşturulmadan gerçekleştirildiğini belirten Topuz, yöntemlerin çalışma prensipleri, etki süreleri ve uygun oldukları hasta grupları bakımından farklılık gösterdiğini ifade etti.</p><p>Yeni nesil tedavilerin uygun hastalarda daha az kanama ve daha erken taburculuk gibi avantajlar sağlayabildiğini kaydeden Topuz, tedavi seçiminin prostatın büyüklüğü, hastanın genel sağlık durumu ve beklentileri doğrultusunda yapılması gerektiğini vurguladı.</p><p>Belirtileri Yaşlanmaya Bağlayıp İhmal Etmeyin</p><p>İdrar alışkanlıklarında meydana gelen değişikliklerin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Bahadır Topuz, erken tanı ve uygun tedavinin olası komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynadığını ifade etti.</p><p>Topuz, en doğru tedavi yönteminin ayrıntılı ürolojik muayene ve gerekli tetkiklerin ardından hasta ile hekim tarafından ortaklaşa belirlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prostat-buyumesinde-bu-5-belir_1791971106_aj5oyW.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prostat Büyümesinde Bu 5 Belirtiye Dikkat! ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prostat-buyumesinde-bu-5-belir_1791971106_aj5oyW.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Turgut Özal Tıp Merkezi’nde Yeni Dönem: Üç Önemli Proje Hayata Geçirilecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/turgut-ozal-tip-merkezi-nde-yeni-donem-uc-onemli-proje-hayata-gecirilecek/116852/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, ikinci görev döneminde hastaneyi ileriye taşıyacak projeleri açıkladı. “Ben Geldim” mobil uygulaması, sağlıkta akreditasyon ve robotik cerrahi yatırımlarıyla hasta memnuniyetinin artırılması hedefleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/turgut-ozal-tip-merkezi-nde-yeni-donem-uc-onemli-proje-hayata-gecirilecek/116852/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 14 Oct 2026 12:07:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, 'Ben Geldim' uygulaması, sağlıkta akreditasyon ve robotik cerrahi projeleriyle hastanede hizmet kalitesini artırmayı hedeflediklerini belirtti.</strong></p><p>Görev süresi dolan Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat tarafından ikinci kez başhekimliğe atandı.</p><p>İkinci dönem hedeflerini İLKHA muhabirine anlatan Karaaslan, hastaneyi daha ileriye taşıyacak projeleri hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.</p><p>Kendilerine yeniden görev yapma imknı sağlayan Rektör Akpolat&#39;a teşekkür eden Karaaslan, hastaların hastanede zaman kaybını önlemeye yönelik dijital uygulamalar, sağlıkta akreditasyon ve robotik cerrahi alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirtti.</p><p>'Ben Geldim' uygulamasıyla sıra bekleme azalacak</p><p>Hastaların randevularını WhatsApp, telefon ve internet üzerinden alabildiğini ancak hastaneye geldiklerinde poliklinik sekreterliğine uğrayarak sıra numarası almak zorunda kaldıklarını belirten Karaaslan, bu süreci hızlandırmak için yeni uygulamalar geliştirdiklerini ifade etti.</p><p><strong>'Sekreterliğe uğramadan doğrudan doktorumuzun yanına ulaşabilecek'</strong></p><p>'Ben Geldim' uygulamasının bu projelerden biri olduğunu kaydeden Karaaslan, uygulamayla hastaların sekreterliğe uğramadan doğrudan doktorlarına ulaşabilmelerinin hedeflendiğini söyledi.</p><p>Karaaslan, 'Hastamız, indirdiği mobil uygulamayla &#39;Ben Geldim&#39; butonuna bastığı anda ilgili branşta kaçıncı sırada olduğunu telefon ekranında görebilecek. Böylece sekreterliğe uğramadan doğrudan doktorumuzun yanına ulaşabilecek.' dedi.</p><p>Uygulamanın, Rektörün hedefleri arasında yer alan yalın hastane projesinin bir parçası olacağını belirten Karaaslan, benzer uygulamaları da yakın zamanda devreye almayı planladıklarını ifade ederek, hastaların hastanede zaman kaybetmesine neden olan gereksiz aşamaları ortadan kaldırmak için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.</p><p><strong>Sağlıkta akreditasyon başvurusu yapılacak</strong></p><p>Hastanenin önemli hedeflerinden birinin de sağlıkta akreditasyon olduğunu belirten Karaaslan, başvurunun ekim ayında yapılmasının planlandığını bildirdi.</p><p>Akreditasyonun sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırdığını ve iş akışlarını iyileştirdiğini ifade eden Karaaslan, 'Yalın hastanenin en önemli özelliklerinden biri akredite olmaktır. Gereksiz basamakları ortadan kaldıracak, gerekli basamaklarla hastalarımıza hizmet vereceğiz. Amacımız çalışanlarımızın iş sağlığını korumak, hasta haklarını maksimum düzeye çıkarmak ve hocalarımızın gereksiz işlerle uğraşmak yerine daha önemli işlere odaklanmasını sağlamaktır.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Bu hedefi gerçekleştireceğimize inanıyorum'</strong></p><p>Akreditasyonun hastaların kendilerini daha güvende hissetmelerine katkı sağlayacağını belirten Karaaslan, hekimlerin de gereksiz hukuki yaptırımlarla karşı karşıya kalma riskinin azaltılacağını dile getirdi.</p><p>Sürecin zorlu ve kapsamlı aşamalardan oluştuğuna dikkat çeken Karaaslan, üniversite hastaneleri arasında akreditasyon belgesine sahip olanların sayısının sınırlı olduğunu belirterek ekip olarak bu hedefi gerçekleştireceklerine inandığını söyledi.</p><p><strong>Robotik cerrahi için çalışmalar sürüyor</strong></p><p>Hastanenin bir diğer önemli hedefinin robotik cerrahiyi hizmete sunmak olduğunu belirten Karaaslan, Rektörün destekleriyle bu teknolojiyi yakın zamanda hastaneye kazandırmak için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.</p><p><strong>'Robotik cerrahi damar ve sinir yapılarını daha iyi koruyor'</strong></p><p>Robotik cerrahinin damar ve sinir yapılarını daha iyi koruduğunu, hastalarda oluşabilecek komplikasyonları azaltmaya katkı sağladığını kaydeden Karaaslan, 'Bizim gibi nitelikli hizmet veren bir hastanenin robotik cerrahiye de sahip olması gerekiyor. İnşallah en kısa zamanda robotik cerrahiyle hastanemizi tanıştıracak ve Malatya halkımızı bu konfora ulaştıracağız.' dedi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-nde-ye_1791968839_4eqBkX.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Turgut Özal Tıp Merkezi’nde Yeni Dönem: Üç Önemli Proje Hayata Geçirilecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/turgut-ozal-tip-merkezi-nde-ye_1791968839_4eqBkX.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Parlakpınar’dan Kritik Uyarı: İlacı Zehirden Ayıran Dozudur]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-parlakpinar-dan-kritik-uyari-ilaci-zehirden-ayiran-dozudur/116792/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, ağrı kesici, antibiyotik ve bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek vatandaşları uyardı. Parlakpınar, “İlacı zehirden ayıran dozudur” diyerek doğru ilaç, doğru kişi, doğru doz ve doğru kullanım süresinin önemine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-parlakpinar-dan-kritik-uyari-ilaci-zehirden-ayiran-dozudur/116792/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 14:54:32 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Ağrı kesici ve antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, 'İlacı zehirden ayıran dozudur.' uyarısında bulundu.</strong></p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, ağrı kesici, antibiyotik ve bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımının yol açabileceği risklere ilişkin İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Her ilacın bir tedavi amacı, uygun dozu ve kullanım süresi olduğunu belirten Parlakpınar, bir ilacın reçetesiz alınabilmesinin veya daha önce kişiye iyi gelmiş olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini söyledi.</p><p>Prof. Dr. Parlakpınar, 'Tıp biliminde hastalık yoktur, hasta vardır. Doktor önerisi olmadan ilaç kullanmanın en büyük riski hastalığı maskelemektir. Örneğin ağrı kesiciler ağrının nedenini ortadan kaldırmayıp maskelediği için bir apandisit vakasındaki semptomlar ve bulgular çok rahatlıkla gizlenebilir. Bu da tablonun daha da ağırlaşmasına, akut karın dediğimiz tabloya varıncaya kadar çok ileri komplikasyon ve sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir. Dolayısıyla ağrı kesiciler masum gibi görülüp reçetesiz ve hekim önerisi olmadan kullanılmamalıdır.' uyarısında bulundu.</p><p><strong>'Antibiyotik her ateşli hastalıkta kullanılmaz'</strong></p><p>Antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımında en önemli sorunlardan birinin direnç gelişimi olduğunu ifade eden Parlakpınar, bu nedenle hekimin belirlediği doz ve süre içerisinde kullanılması gerektiğini söyledi.</p><p>Parlakpınar, 'Her hastalıkta, her ateşli durumda, her enfeksiyonda antibiyotik kullanılmaz. Özellikle viral enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz. Antibiyotikler bakteriler için geliştirilmiştir. Dolayısıyla viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak, kişide direnç gelişimine yol açar.' dedi.</p><p>Antibiyotiğin birkaç gün kullanıldıktan sonra kişi kendisini iyi hissettiğinde bırakılmasının da yanlış olduğunu belirten Parlakpınar, 'Hasta kendisine yazılan doğru bir ilaç ve tedaviden dolayı bir iki gün içerisinde ateşi düşüp kendini iyi hissedebilir. Fakat bu, antibiyotiği sonlandıracağı anlamına asla gelmez. Çünkü halen vücutta bakteriler bulunmaktadır. Tedavi kesildikten sonra tekrar daha şiddetli alevlenmeler görülebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Direnç gelişiminin yalnızca kişiyi değil toplumu da ilgilendiren önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Parlakpınar, antibiyotik direncinin toplum sağlığı açısından da ciddi sonuçlar doğurduğunu vurguladı.</p><p><strong>'Daha önce iyi gelen antibiyotiği tekrar kullanmayın'</strong></p><p>Daha önce kullanılan veya çevresindeki kişilere iyi gelen antibiyotiklerin yeni bir hastalıkta kullanılmaması gerektiğini belirten Parlakpınar, hastalığın nedeninin her seferinde aynı olmayabileceğini söyledi.</p><p>Parlakpınar, 'Daha önce bu antibiyotiği kullandım, bana iyi geldi ya da komşumda, akrabamda da benzer bulgular vardı, bu antibiyotik kullanılmış gibi düşüncelerle antibiyotik kullanılmasını asla önermiyoruz. Çünkü daha önceki hastalığın etkeni bakteri olabilir, virüs olabilir. Şu anki enfeksiyondan farklı olabilir.' diye konuştu.</p><p>Hastanın mevcut sağlık durumunun, kullandığı diğer ilaçların ve böbrek, karaciğer veya kalp gibi organlarla ilgili sorunların da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Parlakpınar, doğru ilaca hekimin karar vermesi gerektiğini ifade etti.</p><p>'Ağrı kesiciler masum değildir'</p><p>Ağrı kesicilerin toplumda oldukça sık ve bilinçsiz şekilde kullanıldığını dile getiren Parlakpınar, bunun nedenlerinden birinin ilaçlara kolay ulaşılabilmesi olduğunu söyledi.</p><p>Ağrı kesicilerin tek bir sınıftan oluşmadığını belirten Parlakpınar, özellikle nonsteroid antiinflamatuar ilaçların bilinçsiz, uzun süreli veya yüksek dozda kullanımının çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti.</p><p>Parlakpınar, 'Çok güçlü dediğimiz, halk arasında sert ağrı kesiciler olarak bilinen nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar uzun süre kullanılırsa, bilinçsiz kullanılırsa, yüksek dozda kullanılırsa özellikle mide-bağırsak sisteminde erozyonlara, kanamalara yol açabilir. Böbrek ve karaciğerden atılım yolları olduğundan dolayı burada da hasarlara yol açabileceği gibi aynı zamanda kalp ve damar sistemini de etkileyebilir. Tansiyonla ilgili sorunlara, kalple ilgili ritim bozukluklarına yol açabilir.' dedi.</p><p><strong>'İlacı zehirden ayıran dozudur'</strong></p><p>Daha masum görülen ve ihtiyaç halinde gebelerde dahi kullanılabilen parasetamol etken maddeli ağrı kesicilerin de belirlenen maksimum dozunun bulunduğunu vurgulayan Parlakpınar, yüksek doz kullanımın ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.</p><p>'İlacı zehirden ayıran dozudur. Bu yaklaşık 500 yıl önce Paracelsus tarafından söylenmiş. Dolayısıyla masum gibi görünen bir ağrı kesici de eğer gün içerisinde toplamda maksimum alınabilecek dozun üzerine çıkarsa, özellikle karaciğer toksisitesi başta olmak üzere organ yetmezliklerine yol açabilir.' diyen Parlakpınar, aynı etken maddenin farklı ilaçlarda bulunabileceğine dikkat çekti.</p><p>Parlakpınar, grip ve soğuk algınlığı için kullanılan bazı ilaçların da parasetamol içerebildiğini belirterek, 'Vatandaşımız, &#39;Bu ağrı kesici, bu da grip tedavisinde kullanılan ilaç&#39; diye iki farklı ilaç olarak algılıyor. Oysa içindeki etkin maddelerin ikisi de aynı ve toplam dozu düşündüğümüzde yüksek dozaja çıkabilir. Bu açıdan çok dikkatli olmalarını öneririm.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Doğru ilaç, doğru kişi, doğru doz ve doğru süre'</strong></p><p>İlaç kullanımında yalnızca dozun değil, kullanım süresinin, yemeklerle ilişkisinin, diğer ilaçlarla etkileşiminin ve kişinin mevcut hastalıklarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Parlakpınar, şöyle devam etti:</p><p>'İlacı zehirden ayıran dozudur. Bizim temel prensibimizdir. Bunların dozlarını iyi ayarlamak lazım. Kullanılacak süreyi iyi ayarlamak lazım. Yemeklerle ilişkisi, yani aç mı kullanılacak, tok mu kullanılacak? Ki biz ağrı kesicilerde tok kullanılmasını öneririz. Başka ilaçlarla birlikteliği, günün hangi saatinde alınacak? Tüm bunlar önemlidir. Hatta bazı ağrı kesicilerin vücuttan atılım yolu böbreklerdir. Bazıları karaciğer, safra yolu üzerinden atılır. Kişinin hastalığına göre de bunları seçeriz. O yüzden doğru ilaç, doğru kişi, doğru doz ve doğru sürede kullanım gibi bizim temel doğru prensiplerimiz vardır. Bunların dışına çıkmamak gerekir.'</p><p><strong>'Bilinçsiz ilaç kullanımı gelecekteki sağlığımızdan çekilen kredidir'</strong></p><p>Bilinçsiz ilaç kullanımının uzun vadede sağlık açısından önemli riskler taşıdığını ifade eden Parlakpınar, 'Bilinçsiz tüketilen her bir ilacın, gelecekteki sağlığımızdan çekilen krediler olduğunu açıkçası düşünüyorum.' dedi.</p><p>Grip ve soğuk algınlığında temel etkenin virüsler olduğunu, antibiyotiklerin ise bakterilere karşı geliştirildiğini hatırlatan Parlakpınar, gereksiz antibiyotik kullanımının hem bireysel hem de toplumsal direnç sorununa yol açtığını söyledi.</p><p>Parlakpınar, Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl düzenlenen Dünya Antimikrobiyal Direnç Farkındalık Haftası&#39;nın Türkiye&#39;de de 18-24 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirildiğini belirtti.</p><p><strong>'Bitkisel ürünler de hekime söylenmeli'</strong></p><p>İlaç kullanımında dikkat edilmesi gereken konulardan birinin de ilaç-bitki etkileşimi olduğunu belirten Parlakpınar, hastaların kullandıkları bitkisel ürünleri hekimlerinden gizlememesi gerektiğini söyledi.</p><p>Parlakpınar, 'Bir hastamız hekime gittiğinde kullandığı bir bitkisel ürün varsa bunu söylemekten çekinmesin. Bitkisel ürünler, &#39;kimyasal değildir, doğaldır&#39; diyerek kişinin kendi başına karar vererek hastalığı için kullanabileceği ürünler değildir.' dedi.</p><p>Gerekli görüldüğünde bitkisel ürünlerin hekimin değerlendirmesiyle tedaviye destek amacıyla kullanılabileceğini belirten Parlakpınar, özellikle cerrahi planlama öncesinde bu tür ürünlerin mutlaka hekime bildirilmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Parlakpınar, 'Eğer kullanıyorsak, hatta çok yakın zamanda kesmiş bile olsak, tedavimizi düzenleyecek, planlayacak hekimimizden bunu gizlemememiz lazım. Hele hele cerrahi bir planlama yapılacaksa, çok ciddi ilaçlar kullanılacaksa bu konuda mutlaka hekimimizi bilgilendirmeliyiz.' ifadelerini kullandı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-parlakpinar-dan-kritik_1791806071_jXx5TV.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Parlakpınar’dan Kritik Uyarı: İlacı Zehirden Ayıran Dozudur ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-parlakpinar-dan-kritik_1791806071_jXx5TV.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Egzama Sosyal Hayatı da Etkileyebiliyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/egzama-sosyal-hayati-da-etkileyebiliyor/116790/</link>
            <description><![CDATA[Egzamanın yalnızca ciltte kaşıntı, kuruluk ve kızarıklığa neden olmadığını belirten uzmanlar, hastalığın kişinin psikolojik sağlığını ve sosyal ilişkilerini de etkileyebildiğine dikkat çekiyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/egzama-sosyal-hayati-da-etkileyebiliyor/116790/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 14:44:54 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Egzamanın yalnızca ciltte kaşıntı, kuruluk ve kızarıklığa neden olmadığını belirten uzmanlar, hastalığın kişinin psikolojik sağlığını ve sosyal ilişkilerini de etkileyebildiğine dikkat çekiyor. Klinik Psikolog İpek Erol, özellikle görünür bölgelerdeki egzama belirtilerinin sosyal kaygıyı artırabildiğini belirterek, psikolojik desteğin önemine işaret etti.</strong></p><p>Egzama, ciltte oluşturduğu fiziksel belirtilerin yanı sıra bireylerin günlük yaşamında ve sosyal ilişkilerinde de çeşitli zorluklara yol açabiliyor. Özellikle yüz, boyun ve eller gibi kolay fark edilen bölgelerde ortaya çıkan belirtiler, bazı kişilerde dış görünüşleri nedeniyle yargılanma endişesine neden olabiliyor.</p><p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu İpek Erol, egzamanın psikolojik etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, hastalıkla mücadelede yalnızca dermatolojik tedavinin değil, kişinin duygusal durumunun da dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Egzama Sosyal Kaygıyı Artırabiliyor</p><p>Egzamanın genellikle kaşıntı, kuruluk ve ciltte meydana gelen değişimlerle tanımlandığını ifade eden Erol, hastalığın etkilerinin fiziksel belirtilerle sınırlı kalmadığını söyledi.</p><p>Özellikle görünür bölgelerdeki egzamanın bireylerin sosyal ortamlarda kendilerini nasıl hissettiklerini etkileyebildiğini belirten Erol, kişinin arkadaş buluşmalarında, iş toplantılarında veya yeni insanlarla tanışırken başkalarının dikkatinin sürekli cildinde olduğunu düşünebildiğini kaydetti.</p><p>Bu düşüncelerin zamanla sosyal ilişkileri zorlaştıran bir kaygı döngüsüne dönüşebileceğini ifade eden Erol, bireylerin çevrelerindeki insanların bakışlarını ve davranışlarını yanlış yorumlayabildiğine dikkat çekti.</p><p>Cildini Gizlemek İçin Sosyal Ortamlardan Uzaklaşabiliyor</p><p>Egzama nedeniyle yaşanan kaygının bazı kişilerde kaçınma davranışlarına yol açabildiğini belirten Erol, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Kaygı arttıkça cildi saklama, göz temasından kaçınma ya da ortamdan erken ayrılma isteği de artıyor. Kaçınma o an için rahatlama sağlasa da sonraki sosyal karşılaşmayı daha zor hale getirebiliyor.'</p><p>Kişinin karşısındaki insanların kısa bir bakışını veya yüz ifadesindeki değişikliği kendisi hakkında olumsuz bir değerlendirme olarak algılayabildiğini anlatan Erol, bu durumun zaman içerisinde sosyal ilişkilerden uzaklaşmaya neden olabileceğini söyledi.</p><p>Egzama Bulaşıcı Değil</p><p>Toplumda görünür cilt hastalıklarına ilişkin yanlış inanışların bulunduğunu hatırlatan Erol, egzamanın bulaşıcı bir hastalık olmadığını ve kişisel bakım eksikliğinin göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Buna rağmen egzaması olan bireylerin başkaları tarafından yanlış anlaşılmaktan endişe duyabildiğini belirten Erol, özellikle geçmişte olumsuz yorumlarla karşılaşan kişilerde bu kaygının daha belirgin hale gelebildiğini ifade etti.</p><p>Erol, başkaları tarafından yargılanma korkusunun zamanla kişinin kendi dış görünüşünden utanmasına yol açabileceğini, bunun da psikolojik yükü artırabileceğini kaydetti.</p><p>Sosyal Hayattan Uzaklaşmak Önemli Bir İşaret</p><p>Egzaması bulunan herkesin sosyal kaygı yaşamadığını belirten Erol, hastalığın görünürlüğünün tek başına psikolojik etkilerin düzeyini belirlemediğine dikkat çekti.</p><p>Ancak kişinin cildinin görünmesinden çekindiği için arkadaş buluşmalarını sürekli iptal etmesi, iş ortamında geri planda kalması veya yakın ilişkiler kurmaktan kaçınmasının psikolojik destek ihtiyacına işaret edebileceğini söyledi.</p><p>Erol, burada temel ölçütün kaygının kişinin günlük yaşamını ve sosyal ilişkilerini ne ölçüde sınırlandırdığı olduğunu vurguladı.</p><p>Psikolojik Destek Yaşam Kalitesini Artırabilir</p><p>Egzamanın yol açtığı sosyal kaygıyla başa çıkmada psikolojik desteğin önemli bir rol üstlenebileceğini belirten Erol, bilişsel davranışçı terapinin olumsuz düşünce ve kaçınma davranışları üzerinde çalışmak için yararlı bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.</p><p>Kabul ve kararlılık terapisinin de kişinin zorlayıcı düşüncelerine rağmen sosyal yaşamını sürdürmesine yardımcı olabileceğini belirten Erol, şöyle konuştu:</p><p>'Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmek, kişinin her zaman rahat hissetmesi gerektiği anlamına gelmez. Bazen ilerleme, kaygı varken de bir buluşmaya gitmek, toplantıda fikrini söylemek veya biriyle yakınlık kurmaya izin vermektir.'</p><p>Tedavide Psikolojik Etkiler de Dikkate Alınmalı</p><p>Egzamanın tedavisinde fiziksel belirtilerin kontrol altına alınmasının yanı sıra hastalığın oluşturduğu duygusal yükün de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirten Erol, toplumsal farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekti.</p><p>Görünür cilt hastalıklarıyla yaşayan bireylere karşı önyargılı yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini ifade eden Erol, doğru bilgilendirme ve gerektiğinde alınacak psikolojik desteğin hastaların yaşam kalitesine katkı sağlayabileceğini kaydetti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/egzama-sosyal-hayati-da-etkile_1791805490_BIk5KY.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Egzama Sosyal Hayatı da Etkileyebiliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/egzama-sosyal-hayati-da-etkile_1791805490_BIk5KY.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Eklem Ağrılarını Hafife Almayın: Artrit Belirtisi Olabilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/eklem-agrilarini-hafife-almayin-artrit-belirtisi-olabilir/116788/</link>
            <description><![CDATA[Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen artrit, eklemlerde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabiliyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/eklem-agrilarini-hafife-almayin-artrit-belirtisi-olabilir/116788/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 14:38:20 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen artrit, eklemlerde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığına neden olabiliyor. Uzmanlar, özellikle tekrarlayan ve günlük yaşamı olumsuz etkileyen eklem ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekiyor.</strong></p><p>12 Ekim Dünya Artrit Günü dolayısıyla eklem sağlığına ilişkin uyarılarda bulunan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Vugar Abilhasanov, uzun süren eklem ağrılarının yalnızca yaşlanmaya veya günlük yorgunluğa bağlanmaması gerektiğini söyledi.</p><p>Dünya genelinde yaklaşık 528 milyon kişinin osteoartrit, 18 milyon kişinin ise romatoid artrit ile yaşadığı belirtilirken, eklem hastalıklarının bireylerin hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebildiği ifade ediliyor.</p><p>Her Eklem Ağrısı Yorgunluktan Kaynaklanmıyor</p><p>Artritin, eklemlerde ağrı, şişlik, sertlik ve hareket kısıtlılığına yol açabilen farklı hastalıkları kapsadığını belirten uzmanlar, hastalığın türüne göre belirtilerin değişebildiğine dikkat çekiyor.</p><p>En yaygın türlerden biri olan osteoartrit, özellikle diz, kalça, el ve omurga eklemlerini etkilerken, romatoid artrit daha çok el, el bileği ve ayaklardaki küçük eklemlerde kendini gösterebiliyor.</p><p>Eklem ağrısının her zaman basit bir zorlanmadan kaynaklanmadığını ifade eden Op. Dr. Abilhasanov, 'Özellikle ağrı tekrarlıyorsa, eklemde şişlik veya sertlik eşlik ediyorsa ve hareket kabiliyetinde belirgin bir azalma varsa altta yatan nedenin araştırılması gerekir. Erken değerlendirme, doğru tedavi yaklaşımının belirlenmesi açısından önemli bir adımdır' dedi.</p><p>Bu Belirtiler Varsa Doktora Başvurun</p><p>Eklem ağrılarının uzun süre devam etmesi veya giderek şiddetlenmesinin dikkate alınması gerektiğini belirten Abilhasanov, özellikle günlük yaşamı etkileyen şikyetlerde zaman kaybedilmemesi uyarısında bulundu.</p><p>Açıklanamayan eklem ağrısı, şişlik veya sertliğin birkaç gün içerisinde geçmemesi, şikyetlerin sık sık tekrarlaması ve gece uykusunu bozmasının tıbbi değerlendirme gerektirebileceğini ifade eden Abilhasanov, 'Özellikle aniden başlayan şiddetli ağrı ve şişlik, eklemin kızarık veya sıcak olması ya da eklem şikyetine ateş ve genel hastalık hissinin eşlik etmesi daha hızlı tıbbi değerlendirme gerektirebiliyor' diye konuştu.</p><p>Uzmanlar, özellikle ateşle birlikte ortaya çıkan ani ve şiddetli eklem ağrısı ile şişliğin acil değerlendirme gerektirebileceğine dikkat çekiyor.</p><p>Hareketsiz Kalmak Ağrıları Artırabilir</p><p>Eklem ağrısı yaşayan birçok kişinin ağrının artacağı düşüncesiyle hareket etmekten kaçındığını belirten Abilhasanov, uzun süreli hareketsizliğin eklem çevresindeki kaslarda güç kaybına neden olabileceğini söyledi.</p><p>Hareketsizliğin zamanla hareket kapasitesini azaltabileceğini ifade eden Abilhasanov, kişinin sağlık durumuna uygun fiziksel aktivitelerin eklem fonksiyonlarının korunmasında önemli rol oynadığını vurguladı.</p><p>Abilhasanov, 'Uzun süreli hareketsizlik eklem çevresindeki kasların güç kaybetmesine ve hareket kapasitesinin azalmasına neden olabilir. Kişinin durumuna uygun düzenli fiziksel aktivite ise ağrının yönetilmesine, fiziksel işlevlerin korunmasına ve yaşam kalitesinin desteklenmesine yardımcı olabilir' ifadelerini kullandı.</p><p>Düzenli Egzersiz Eklem Sağlığını Destekliyor</p><p>Artrit hastalarının tamamen hareketsiz bir yaşam sürmelerinin doğru olmadığını belirten uzmanlar, uygun egzersizlerin kas gücünü ve eklem hareketliliğini korumaya yardımcı olabileceğini ifade ediyor.</p><p>Yürüyüş gibi eklemleri aşırı zorlamayan aktiviteler, kişiye özel egzersiz programları ve gerektiğinde fizyoterapi uygulamaları, hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürmelerine katkı sağlayabiliyor.</p><p>Ancak uygulanacak egzersiz programının hastalığın türüne, kişinin yaşına, genel sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine göre belirlenmesi gerekiyor.</p><p>Erken Tanı Yaşam Kalitesi İçin Önemli</p><p>Artritin farklı türlerinde tedavi yaklaşımlarının da değişebildiğine dikkat çeken uzmanlar, doğru tanı konulmadan kullanılan ilaçların veya bilinçsiz yapılan egzersizlerin uygun olmayabileceğini belirtiyor.</p><p>Özellikle iltihaplı romatizmal hastalıklarda erken tanı ve uygun tedavi, kalıcı eklem hasarı riskinin azaltılması açısından önem taşıyor.</p><p>Op. Dr. Vugar Abilhasanov, eklem sağlığını korumak için şikyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, hastalığın türüne ve kişinin ihtiyaçlarına uygun bir tedavi ve hareket planı oluşturulmasının önemine işaret etti.</p><p>Uzmanlar, tekrarlayan eklem ağrılarının 'Nasıl olsa geçer' düşüncesiyle ertelenmemesi ve özellikle şişlik, sertlik ile hareket kısıtlılığının eşlik ettiği durumlarda hekime başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/eklem-agrilarini-hafife-almayi_1791805096_ZNlWsX.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Eklem Ağrılarını Hafife Almayın: Artrit Belirtisi Olabilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/eklem-agrilarini-hafife-almayi_1791805096_ZNlWsX.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Sağlık Bakanı Memişoğlu’ndan Personel Alımı Açıklaması: Birkaç Hafta İçinde Duyurulacak]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/saglik-bakani-memisoglu-ndan-personel-alimi-aciklamasi-birkac-hafta-icinde-duyurulacak/116729/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sağlık personeli alımına ilişkin beklenen açıklamayı yaptı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/saglik-bakani-memisoglu-ndan-personel-alimi-aciklamasi-birkac-hafta-icinde-duyurulacak/116729/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:59:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İZMIR (MHA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sağlık personeli alımına ilişkin beklenen açıklamayı yaptı. 2026 KPSS sonuçlarının açıklanmasının ardından atama çalışmalarının sürdüğünü belirten Memişoğlu, yeni personel alımına ilişkin duyurunun birkaç hafta</strong></p><p>içerisinde yapılacağını söyledi.</p><p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, sağlık sektöründeki personel ihtiyacı ve yeni atamalara ilişkin İzmir&#39;de açıklamalarda bulundu. Kamu ve özel sektörde görev yapan sağlık çalışanlarının büyük bir özveriyle hizmet verdiğini belirten Memişoğlu, yeni hastanelerin hizmete açılmasıyla birlikte personel ihtiyacının da arttığını ifade etti.</p><p>'Birkaç Hafta İçinde Alımları Duyuracağız'</p><p>Sağlık personeli atamalarına ilişkin çalışmaların ilgili kurumlarla koordinasyon içerisinde yürütüldüğünü belirten Bakan Memişoğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığıyla görüşmelerin sürdüğünü söyledi.</p><p>2026 KPSS sonuçlarının açıklanmasının ardından atama bekleyen sağlık bölümü mezunlarına seslenen Memişoğlu, 'Çok yakın zamanda ilan edeceğiz, hiç merak etmesinler. 2026 KPSS&#39;si de yapıldı, sonuçları da ilan edildi. Birkaç hafta içinde inşallah alım konusunda insanlarımıza duyuru yapacağız' dedi.</p><p>'Yeni Hastaneler Açıyoruz, Personel İhtiyacımız Var'</p><p>Yeni personel alımının daha önce planlandığını belirten Memişoğlu, yapılacak duyurunun bir müjde olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Bakan Memişoğlu, 'Bunu bir müjde olarak kabul etmiyoruz. Çünkü biz zaten alacağız dedik. O konuda mezun olan arkadaşlarımız merak etmesinler. Zaten yeni hastaneler açıyoruz, personel ihtiyacımız da oluyor. Onları inşallah çok yakın zamanda kendi ordumuza dahil edeceğiz' ifadelerini kullandı.</p><p>Sağlık Çalışanlarına Teşekkür Etti</p><p><br>Türkiye&#39;nin geniş bir sağlık çalışanı kadrosuna sahip olduğunu vurgulayan Memişoğlu, kamuda yaklaşık 950 bin, özel sektör ve diğer alanlarda ise yaklaşık 600 bin kişinin sağlık hizmetlerinde görev yaptığını belirtti.</p><p>Sağlık çalışanlarının fedakrlığına dikkat çeken Memişoğlu, hayatını insan sağlığına adayan tüm personele teşekkür etti.</p><p>Gözler Personel Alımı İlanına Çevrildi</p><p><br>Bakan Memişoğlu&#39;nun açıklamasıyla birlikte sağlık alanında mezun olup atama bekleyen adayların dikkati yapılacak resmî duyuruya çevrildi.</p><p>Yeni alım kapsamında istihdam edilecek personel sayısı, branşlara göre kontenjan dağılımı ve başvuru takvimine ilişkin henüz ayrıntı paylaşılmadı. Söz konusu bilgilerin Sağlık Bakanlığının yapacağı duyuruyla netleşmesi bekleniyor.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/saglik-bakani-memisoglu-ndan-p_1791629957_wPtjYn.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Sağlık Bakanı Memişoğlu’ndan Personel Alımı Açıklaması: Birkaç Hafta İçinde Duyurulacak ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/saglik-bakani-memisoglu-ndan-p_1791629957_wPtjYn.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme Kanserinde Erken Tanının Önündeki Engel: Korku]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/meme-kanserinde-erken-taninin-onundeki-engel-korku/116728/</link>
            <description><![CDATA[Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarırken, birçok kadın kötü sonuç alma endişesi nedeniyle rutin kontrollerini erteleyebiliyor]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/meme-kanserinde-erken-taninin-onundeki-engel-korku/116728/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 13:53:51 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL (MHA) - Meme kanserinde erken tanı hayat kurtarırken, birçok kadın kötü sonuç alma endişesi nedeniyle rutin kontrollerini erteleyebiliyor. Uzman Klinik Psikolog Jülide Unutmaz, sağlık taramalarından kaçınmanın yalnızca ihmal veya bilgi eksikliğinden kaynaklanmadığını belirterek, 'Korkunun tamamen geçmesini beklemeyin. Korksanız da kontrollerinizi ertelemeyin' uyarısında bulundu.</strong></p><p>Meme kanserinde erken teşhisin önemi her geçen gün daha fazla vurgulanırken, bazı kadınlar hastalıkla karşılaşma korkusu nedeniyle düzenli sağlık kontrollerini ve taramalarını erteleyebiliyor. Uzmanlar, bu davranışın arkasında yalnızca günlük yaşamın yoğunluğu veya ihmalkrlığın değil, psikolojik faktörlerin de bulunduğuna dikkat çekiyor.</p><p>Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Jülide Unutmaz, erken tanının önemini bilen kişilerin bile kötü bir sonuçla karşılaşma düşüncesi nedeniyle yoğun kaygı yaşayabildiğini söyledi.</p><p>Unutmaz, 'Bazen kişi riskin ve erken tanının öneminin son derece farkında olduğu için de yoğun bir kaygı yaşayabiliyor. &#39;Ya kötü bir sonuç çıkarsa?&#39;, &#39;Ya hayatım bir anda değişirse?&#39;, &#39;Bununla nasıl baş ederim?&#39; gibi düşünceler, kontrolün kendisini psikolojik açıdan tehdit edici hale getirebiliyor' dedi.</p><p>Kontrolleri Ertelemek Geçici Rahatlama Sağlıyor</p><p>Sağlık kontrollerinin ertelenmesinde günlük yaşamın yoğunluğu, ailevi sorumluluklar ve zaman yetersizliği gibi nedenlerin etkili olabildiğini belirten Unutmaz, psikolojik kaygıların da önemli bir rol oynadığını ifade etti.</p><p>Özellikle herhangi bir şikyeti bulunmayan kişilerin rutin kontrolleri acil bir ihtiyaç olarak görmeyebildiğini kaydeden Unutmaz, 'Buna olumsuz sonuç alma korkusu da eklendiğinde &#39;Biraz daha bekleyeyim&#39; düşüncesi devreye girebiliyor. Ertelemek, çoğu zaman kişiyi kısa vadede rahatlatıyor. Randevu almadığında, tetkik yaptırmadığında veya sonucu öğrenmediğinde kişinin o anki kaygısı azalabiliyor. Ancak bu rahatlama, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Yalnızca yüzleşme anını ileriye taşıyor' ifadelerini kullandı.</p><p>Kötü Sonuç Alma Korkusu Kaçınmaya Neden Olabiliyor</p><p>Korkunun her zaman insanları harekete geçirmediğini, belirli bir seviyeyi aştığında kaçınma davranışını tetikleyebildiğini anlatan Unutmaz, kanser tanısı alma ihtimalinin kişilerde farklı endişelere yol açabildiğini söyledi.</p><p>Unutmaz, 'Kişi &#39;Ya kanser olduğumu öğrenirsem?&#39; diye düşündüğünde aslında yalnızca bir tanıdan korkmuyor. Zihninden aynı anda tedavi süreci, ameliyat, ailesi, çocukları, işi, bedeni ve geleceğiyle ilgili pek çok düşünce geçebiliyor. Dolayısıyla bazen kaçınılan şey, kontrolün kendisinden çok, sonucunda ortaya çıkabileceği düşünülen bütün bu senaryolar oluyor' dedi.</p><p>Kontrollerden kaçınmanın kaygıyı kalıcı olarak azaltmadığını vurgulayan Unutmaz, bu davranışın zamanla alışkanlığa dönüşebileceğini belirtti.</p><p>'Bilmeyince Sorun Yok' Düşüncesi Tanıyı Geciktirebilir</p><p>Bazı kişilerin sağlık sorunlarıyla yüzleşmemek için test ve taramalardan uzak durduğunu belirten Unutmaz, bunun psikolojik bir savunma davranışı olarak ortaya çıkabildiğini ifade etti.</p><p>Unutmaz, 'Bilmeyince sorun yok düşüncesinin altında çoğu zaman &#39;Bilmiyorsam şu anda bununla yüzleşmek zorunda değilim&#39; duygusu yatıyor. Sonucu öğrenmek, gerektiğinde bir sonraki adımı atmayı, tedaviye başlamayı ve hayatın bazı alanlarında değişiklik yapmayı gerektirebilir. Kişi kendisini bütün bunlara hazır hissetmediğinde, bilgiden uzak durarak kaygısını kontrol etmeye çalışabilir' diye konuştu.</p><p>Korkunun Nedenini Anlamak Önemli</p><p>Sağlık kontrollerine ilişkin kaygının nedenlerinin belirlenmesinin korkuyla baş etmeyi kolaylaştırabileceğini söyleyen Unutmaz, kişilerin öncelikle kendilerine neden korktuklarını sormaları gerektiğini ifade etti.</p><p>Unutmaz, 'Mamografiden mi, ağrıdan mı, kötü bir sonuç almaktan mı, tedaviden mi, yoksa hayatın değişmesi ihtimalinden mi korktuğumuzu anlamaya çalışmalıyız. Çünkü korkuyu somutlaştırdığımızda onunla baş etmek de kolaylaşıyor' dedi.</p><p>Kaygının belirli bir düzeyde koruyucu davranışları destekleyebileceğini belirten Unutmaz, yoğun kaygının ise randevuları erteleme, belirtileri önemsememe ve sağlıkla ilgili bilgilendirmeleri görmezden gelme gibi davranışlara neden olabileceğini kaydetti.</p><p>'Korkunun Geçmesini Beklemeyin'</p><p>Meme kanseri taramalarını yaptırmak için korkunun tamamen ortadan kalkmasını beklemenin doğru bir yaklaşım olmadığını belirten Unutmaz, sürecin küçük adımlarla yönetilebileceğini söyledi.</p><p>Unutmaz, '&#39;Korkum geçince kontrolümü yaptıracağım&#39; yerine &#39;Korkuyor olabilirim ama sağlığım için bu adımı yine de atabilirim&#39; yaklaşımını benimsemek önemli. Süreci küçük ve yönetilebilir adımlara bölmek faydalı olabilir. Önce doktor randevusunu almak, hangi kontrollerin gerektiğini öğrenmek ve ardından taramayı planlamak gibi. Kişi çok kaygılıysa güvendiği bir yakınının kendisine eşlik etmesini de isteyebilir' ifadelerini kullandı.</p><p>İnternette Yapılan Araştırmalar Kaygıyı Artırabilir</p><p>Sağlıkla ilgili belirsizliklerin kaygıyı artırabileceğini belirten Unutmaz, güvenilir kaynaklardan bilgi edinmenin önemine dikkat çekti.</p><p>İnternette uzun süre hastalık belirtileri ve olumsuz senaryolar hakkında araştırma yapmanın korkuları büyütebileceğini ifade eden Unutmaz, sağlık kontrollerine farklı bir bakış açısıyla yaklaşılması gerektiğini söyledi.</p><p>Unutmaz, 'Kontrole gitmeyi &#39;Acaba bende kanser var mı diye öğrenmeye gidiyorum&#39; şeklinde düşünmek yerine &#39;Sağlığımı korumak için üzerime düşen kontrolü yaptırıyorum&#39; şeklinde değerlendirmek, odağı korkulan sonuçtan kişinin kontrol edebildiği davranışa taşıyabilir' dedi.</p><p>Gerekirse Psikolojik Destek Alınmalı</p><p>Sağlık kontrollerini sürekli erteleyen ve yoğun kaygı nedeniyle randevularına gidemeyen kişilerin psikolojik destek alabileceğini belirten Unutmaz, korkunun küçümsenmemesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Kaygı yaşayan kişilere yalnızca 'Korkacak bir şey yok' demenin yeterli olmadığını ifade eden Unutmaz, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'&#39;Korkmanız anlaşılabilir ama korkunuz sağlığınız için gerekli adımları atmanıza engel olmak zorunda değil&#39; diyebilmeliyiz. Sağlıkla ilgili kaygılar kişinin kontrollerini sürekli ertelemesine, randevu alamamasına veya aldığı randevuya gidememesine neden oluyorsa psikolojik destek almak da düşünülebilir. Çünkü bazen mesele erken tanının önemini bilmemek değil, bildiği halde korkuyu yönetememektir. Bu nedenle &#39;Korkmayın&#39; demekten çok &#39;Korksanız da ertelemeyin&#39; mesajını önemsiyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/meme-kanserinde-erken-taninin-_1791629630_Usw2Nq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme Kanserinde Erken Tanının Önündeki Engel: Korku ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/meme-kanserinde-erken-taninin-_1791629630_Usw2Nq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Gözlerdeki Sessiz Tehlike! Milyarlarca Kişiyi Etkiliyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/gozlerdeki-sessiz-tehlike-milyarlarca-kisiyi-etkiliyor/116647/</link>
            <description><![CDATA[8 Ekim Dünya Görme Günü’nde uzmanlar, göz sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Dünyada 2,2 milyar insan görme bozukluğu yaşarken, vakaların yaklaşık 1 milyarının önlenebilir veya tedavi edilebilir durumda olduğu bildirildi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/gozlerdeki-sessiz-tehlike-milyarlarca-kisiyi-etkiliyor/116647/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 00:12:27 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>8 Ekim Dünya Görme Günü&#39;nde uzmanlar uyarıyor: Dünyada 2,2 milyar insan görme bozukluğu yaşıyor ve bu vakaların en az 1 milyarı tamamen önlenebilir veya tedavi edilebilir nitelikte. Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi&#39;nden Op. Dr. Turhan Soylu, hiçbir şikyet olmasa dahi düzenli göz muayenesinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.</strong></p><p>Görme; çevremizi algılamamızı, öğrenmemizi, çalışmamızı ve yaşamla bağ kurmamızı sağlayan en temel duyumuzdur. Ancak ne yazık ki göz sağlığı, çoğunlukla yalnızca belirgin bir sorun ya da görme kaybı ortaya çıktığında gündeme geliyor.</p><p>8 Ekim Dünya Görme Günü vesilesiyle açıklamalarda bulunan Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi&#39;nden Op. Dr. Turhan Soylu, göz hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturmanın ve düzenli muayene alışkanlığı kazanmanın önlenebilir görme kayıplarını engellemedeki en kritik adım olduğunu belirtti.</p><p>Sinsi İlerleyen Hastalıklara Karşı 'Sessiz Tehlike' Uyarısı</p><p>Görme kaybının arkasında pek çok farklı neden yattığını ifade eden Op. Dr. Turhan Soylu, toplumda en sık karşılaşılan göz sorunlarını şöyle sıraladı:</p><p> Katarakt  Glokom (Göz Tansiyonu)  Yaşa Bağlı Makula Dejeneresansı  (Sarı Nokta Hastalığı)  Diyabetik Retinopati (Şeker  hastalığının göze vurması)  Kırma Kusurları (Miyop,  hipermetrop, astigmat) <br>Bu rahatsızlıkların birçoğunun erken dönemde hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini vurgulayan Dr. Soylu, 'Özellikle glokom gibi hastalıklarda hasta görmesindeki kayıp fark ettiğinde, hastalık ne yazık ki ileri bir aşamaya ulaşmış olabiliyor. Bu nedenle görme sağlığını korumanın yolu şikyetlerin ortaya çıkmasını beklemek değil; yaşa ve risk faktörlerine uygun aralıklarla düzenli kontrolden geçmektir' dedi.</p><p>Çocukluk Çağında Erken Tanı Yaşam Boyu Görmeyi Belirliyor</p><p>Erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımıyla görme kaybının büyük oranda önüne geçilebildiğini veya ilerlemesinin yavaşlatılabildiğini belirten Op. Dr. Soylu, sistemik rahatsızlıkların takibine dikkat çekti:</p><p>Diyabet ve hipertansiyon gibi kronik hastalıkların kontrol altında tutulması, diyabetik retinopati gibi ciddi göz komplikasyonlarının erken saptanması açısından hayati önem taşıyor. Bunun yanı sıra, çocukluk döneminde fark edilmeyen göz tembelliği ve kırma kusurlarının erken tespiti, bireyin yaşam boyu sürecek görme kalitesini doğrudan etkiliyor.</p><p>Bu Belirtiler Varsa Zaman Kaybetmeden Doktora Başvurun!</p><p>Göz sağlığını korumak için düzenli muayenenin yanı sıra dengeli beslenme, diyabet ve tansiyon kontrolü, gözleri travma ile zararlı ışınlardan koruma ve sigaradan uzak durma gibi alışkanlıkların edinilmesi gerekiyor.</p><p>Op. Dr. Soylu, aşağıdaki belirtilerden biri dahi yaşandığında zaman kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğinin altını çizdi:</p><p> Ani görme kaybı  Görme alanında perde veya gölge  oluşması  Işık çakmaları  Yeni başlayan yoğun uçuşmalar  Gözde şiddetli ağrı ve  kızarıklık <br>Bugün Bir Adım Atın</p><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre küresel ölçekte en az 2,2 milyar insan yakın veya uzak görme bozukluğu ile yaşıyor. Bu vakaların yaklaşık 1 milyarında ise görme kusuru tamamen önlenebilir durumda veya henüz tedavi edilmemiş nitelikte.</p><p>Dünya Görme Günü&#39;nün bu acı tabloyu değiştirmek için bir fırsat olduğunu belirten Op. Dr. Soylu, çağrısını şu sözlerle tamamladı:</p><p>'Gözlerimizde hiçbir sorun olmadığını düşünsek bile rutin kontrollerimizi ihmal etmemeli; çocuklarımızın, ailemizin ve özellikle risk grubundaki yakınlarımızın göz sağlığına gereken önemi vermeliyiz. Görme kayıplarını önlemek ve yaşam boyu kaliteli bir görüşe sahip olmak için bugün bir adım atın ve göz muayenenizi randevunuzu ertelemeyin.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/gozlerdeki-sessiz-tehlike-mily_1791407547_nQCmzb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Gözlerdeki Sessiz Tehlike! Milyarlarca Kişiyi Etkiliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/gozlerdeki-sessiz-tehlike-mily_1791407547_nQCmzb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Uyarı: Vücudunuzdaki Değişiklikleri Hafife Almayın]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/meme-kanserinde-hayat-kurtaran-uyari-vucudunuzdaki-degisiklikleri-hafife-almayin/116612/</link>
            <description><![CDATA[Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği toplantıda erken farkındalık, zamanında tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Uzman hekimler, kadınlara sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/meme-kanserinde-hayat-kurtaran-uyari-vucudunuzdaki-degisiklikleri-hafife-almayin/116612/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 02:23:02 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında; erken tanı, zamanında tedavi ve hasta desteğinin önemine dikkat çekmek için basın toplantısı düzenledi. CVK Park Bosphorus Hotel&#39;de gerçekleştirilen toplantıya alanında uzman doktorların yanı sıra sanatçı Betül Demir, oyuncu Perihan Ünlücan, sunucu Yağmur Kalyoncu ve çok sayıda basın mensubu katıldı.</strong></p><p>Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında 5 Ekim 2026 tarihinde Rent Go&#39;nun ulaşım sponsorluğunda, CVK Park Bosphorus Hotel&#39;de düzenlediği basın toplantısında, meme kanserinde erken farkındalığın, zamanında tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Toplantıda Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman ile tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve genel cerrahi alanlarında uzman hekimler meme kanserine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p><p>Dünya Sağlık Örgütü&#39;nün 2024 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu ve 694 bin kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 8,2 milyon kadın meme kanseri tanısı ile yaşamını sürdürüyor.</p><p>Meme kanserinde hastalığın erken fark edilmesi, zamanında tanı ve kapsamlı tedaviye erişim, hastalığın sonuçlarının iyileştirilmesinde önemli rol oynuyor. Dünya Sağlık Örgütü de meme kanseriyle mücadelede erken farkındalık, zamanında tanı ve kapsamlı tedaviyi temel başlıklar arasında değerlendiriyor.</p><p>'Erken fark etmek ve hastayı yalnız bırakmamak hepimizin ortak sorumluluğu'</p><p>Toplantıda konuşan Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, meme kanserinin yalnızca sağlık alanının değil, toplumun tamamının gündeminde olması gereken önemli bir konu olduğunu belirtti.</p><p>Meme kanserine ilişkin rakamların arkasında kadınların, ailelerin ve değişen yaşamların bulunduğuna dikkat çeken Duruman, mücadelenin yalnızca hastalığın tedavisiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı.</p><p>Türk Kanser Derneği olarak kanserle mücadeleyi bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını belirten Duruman, hastaların ve ailelerinin tedavi sürecinde karşılaşabilecekleri psikolojik, sosyal ve ekonomik güçlüklerin de önem taşıdığını ifade etti.</p><p>Duruman, erken farkındalık, sağlık hizmetlerine zamanında erişim ve tedavi sürecinde hastaların yalnız bırakılmamasının meme kanseriyle mücadelede ortak bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, tüm kadınları sağlıklarını ertelememeye ve kendileri için önerilen sağlık kontrollerini aksatmamaya davet etti.</p><p>Uzmanlardan meme kanserinde erken tanı ve tedavi mesajı</p><p>Basın toplantısında Prof. Dr. Yeşim Eralp, Prof. Dr. Berrin Pehlivan ve Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe de meme kanserine ilişkin uzmanlık alanları doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Prof. Dr. Yeşim Eralp – Tıbbi Onkoloji</p><p>Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinde erken tanının tedavi sürecindeki önemine ve hastalığın farklı özelliklerine göre tedavinin kişiselleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını, hastalığın biyolojik özellikleri ve evresinin tedavi planının belirlenmesinde önemli rol oynadığını vurgulayan Eralp, günümüzde tıbbi onkoloji alanındaki gelişmelerle birlikte hastalara yönelik tedavi seçeneklerinin çeşitlendiğini belirtti.</p><p>Erken evrede tanı konulmasının tedavi planlaması açısından önemli avantajlar sağlayabildiğine dikkat çeken Eralp, kadınların sağlık kontrollerini yaş, kişisel risk ve hekim önerileri doğrultusunda sürdürmelerinin önemini vurguladı.</p><p>Prof. Dr. Berrin Pehlivan, meme kanseri tedavisinin yalnızca tek bir yöntemden oluşmadığını, hastalığın özelliklerine ve kişinin ihtiyaçlarına göre farklı tedavi yöntemlerinin birlikte değerlendirildiğini belirtti.</p><p>Radyoterapinin, uygun hastalarda meme kanseri tedavisinin önemli bileşenlerinden biri olduğunu ifade eden Pehlivan, tedavi planının hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve uygulanan cerrahi gibi birçok faktör dikkate alınarak oluşturulduğunu vurguladı.</p><p>Günümüzde radyasyon onkolojisindeki teknolojik gelişmeler sayesinde tedavinin daha hassas şekilde planlanabildiğine dikkat çeken Pehlivan, amaçlarının kanserli bölgeyi hedeflerken çevredeki sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumak olduğunu belirtti.</p><p>Pehlivan, meme kanseri tedavisinde cerrahi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisinin bir arada değerlendirilmesinin, hastaya uygun tedavi planının oluşturulması açısından önemli olduğunu ifade ederek, tanı alan kadınların tedavi süreçlerini hekimleriyle birlikte ve bütüncül bir yaklaşımla yürütmelerinin önemine dikkat çekti.</p><p>Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe ise meme kanserinde erken başvurunun ve doğru değerlendirme sürecinin önemine dikkat çekti.</p><p>Memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme cildinde veya meme başında meydana gelen değişiklikler, meme şeklinde ortaya çıkan farklılıklar gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Gökçe, her değişikliğin kanser anlamına gelmediğini ancak şüpheli bulguların mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Meme kanseri tanısı alan hastalarda cerrahi tedavinin, hastalığın evresi ve özelliklerine göre multidisipliner tedavi planının önemli bir parçası olduğunu belirten Gökçe, erken başvurunun tanı ve tedavi sürecinin zamanında başlaması açısından önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Amaç korku yaratmak değil, doğru zamanda harekete geçmek</p><p>Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürüttüğü çalışmalarla meme kanserine ilişkin doğru bilginin toplumun geniş kesimlerine ulaştırılmasını ve erken tanı konusunda farkındalığın artırılmasını amaçlıyor.</p><p>Meme kanserinde memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında ya da ciltte değişiklik ve memede şekil farklılığı gibi belirtilerin fark edilmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.</p><p>Türk Kanser Derneği, meme kanseri konusunda farkındalığın yalnızca Ekim ayıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, kadınları kendi sağlıklarını ertelememeye, kendileri için önerilen kontrolleri düzenli olarak yaptırmaya ve sağlık profesyonellerinin önerilerini takip etmeye davet ediyor.</p><p>Türk Kanser Derneği olarak mesajımız açık: Amaç korku yaratmak değil; doğru bilgiye, erken farkındalığa ve sağlık hizmetlerine zamanında erişimin önemini hatırlatmak.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/meme-kanserinde-hayat-kurtaran_1791328981_bqgVpx.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Meme Kanserinde Hayat Kurtaran Uyarı: Vücudunuzdaki Değişiklikleri Hafife Almayın ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/meme-kanserinde-hayat-kurtaran_1791328981_bqgVpx.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Serebral palsi sağlık giderlerine 6 ayda 2,31 milyar TL]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/serebral-palsi-saglik-giderlerine-6-ayda-2-31-milyar-tl/116594/</link>
            <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Genel Sağlık Sigortası kapsamında serebral palsi hastalarının 2026’nın ilk 6 ayındaki sağlık harcamalarının 2,31 milyar TL olarak karşılandığını açıkladı. Tedavi ve tetkikler 1,1 milyar, ilaçlar 1,07 milyar, tıbbi cihazlar 135,5 milyon TL tuttu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/serebral-palsi-saglik-giderlerine-6-ayda-2-31-milyar-tl/116594/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 14:01:57 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, yılın ilk 6 ayında serebral palsi hastalarının sağlık giderleri kapsamında 2,31 milyar TL tutarında harcamanın karşılandığını açıkladı.</strong></p><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 6 Ekim Dünya Serebral Palsi Farkındalık Günü dolayısıyla sosyal medya hesabından açıklama yaptı.</p><p>Işıkhan, serebral palsili vatandaşların fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarından ilaç ve tıbbi malzeme desteğine kadar birçok alanda desteklendiğini belirtti.</p><p>Genel Sağlık Sigortası kapsamında serebral palsi hastalarının ihtiyaç duyduğu pek çok sağlık hizmetinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında karşılandığını ifade etti.</p><p>Bakan Işıkhan&#39;ın verdiği bilgilere göre, 2026 yılının ilk 6 ayında serebral palsi hastalarının sağlık harcamaları kapsamında; tedavi ve tetkikler için 1,1 milyar TL, ilaçlar için 1,07 milyar TL, tıbbi cihazlar için 135,5 milyon TL olmak üzere toplam 2,31 milyar TL tutarında sağlık harcaması karşılandı.</p><p>Işıkhan, farkındalık, sevgi ve kesintisiz destekle serebral palsi hastalarının yanında olmaya devam edeceklerini belirtti. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/serebral-palsi-saglik-giderler_1791284516_mujSPq.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Serebral palsi sağlık giderlerine 6 ayda 2,31 milyar TL ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/serebral-palsi-saglik-giderler_1791284516_mujSPq.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Parlakpınar: Yapay zeka ilaç geliştirme sürecini hızlandırıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-parlakpinar-yapay-zeka-ilac-gelistirme-surecini-hizlandiriyor/116551/</link>
            <description><![CDATA[İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, yapay zeka ve yeni teknolojilerin ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerini hızlandırarak süre ve maliyetleri düşürdüğünü, ancak insan sağlığı söz konusu olduğunda klinik çalışmaların titizlikle yürütülmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-parlakpinar-yapay-zeka-ilac-gelistirme-surecini-hizlandiriyor/116551/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 05 Oct 2026 11:00:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Yapay zeka teknolojilerinin ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerinde önemli bir dönüşüm sağladığını belirten Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, ilaç geliştirmede süre ve maliyetlerin azaldığını ancak insan sağlığı söz konusu olduğunda klinik çalışmaların titizlikle yürütülmesi gerektiğini söyledi.</strong></p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Parlakpınar, yapay zeka başta olmak üzere yeni teknolojilerin ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerine etkisine ilişkin İLKHA&#39;ya önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Son yıllarda özellikle yapay zeka tabanlı programların gelişmesiyle birlikte ilaç keşfi ve geliştirme süreçlerinde önemli ilerlemeler yaşandığını belirten Prof. Dr. Parlakpınar, klasik yöntemlerde moleküllerin sentezlenmesinin ardından hastalık üzerindeki etkilerinin araştırıldığını, yeni teknolojilerle ise bu sürecin önemli ölçüde kısaldığını ifade etti.</p><p><strong>İlaç adayları önceden belirleniyor</strong></p><p>Parlakpınar, özellikle 'in silico' olarak adlandırılan bilgisayar tabanlı çalışmalarla ilaç adaylarının daha sentezlenmeden önce değerlendirilebildiğini belirterek, şöyle konuştu:</p><p>'Bu çalışmalar kapsamında hedefler önce belirlenip proteinle olan ilaç adayının ilişkisi, yapı-aktivite eşleşmesi, docking, kenetlenme gibi çalışmalar önceden yapılıp tasarlanan ve bu aktivitelere uygun bulunan adaylar önce sentezlenip daha sonra çalışmalara geçiliyor.'</p><p>Klasik yöntemlerde bir ilaç adayının geliştirilmesi için binlerce molekülün sentezlenebildiğini ve sürecin 10-15 yılı bulabildiğini belirten Parlakpınar, bu süreçte yaklaşık 2,5-3 milyar dolar gibi maliyetlerin ortaya çıkabildiğini söyledi.</p><p>Yapay zeka ve yeni teknolojiler sayesinde özellikle klinik çalışma öncesindeki süreçlerin kısaldığını ve maliyetlerin azaldığını aktaran Parlakpınar, 'Teknolojilerin gelişmesiyle beraber ilaç geliştirme süreçleri hızlandığı gibi maliyetler azaldı ve çok daha fazla sayıda ilaç adayı, hedefe yönelik akıllı ilaçlar diyebileceğimiz ilaç çalışmaları yapılmakta.' dedi.</p><p><strong>3 boyutlu hücre kültürü ve organoit çalışmaları</strong></p><p>İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı&#39;ndaki hücre kültürü laboratuvarında yürütülen çalışmalara da değinen Parlakpınar, yapay zeka teknolojileriyle birlikte 3 boyutlu hücre kültürleri, organoitler ve çip sistemleri gibi yeni yöntemlerin de ilaç geliştirme süreçlerine katkı sağladığını belirtti.</p><p>Bu teknolojilerin daha güvenli adımlarla, daha kısa zamanda ve daha düşük maliyetle çalışma yapılmasına imkan sunduğunu ifade eden Parlakpınar, özellikle kanser ile Alzheimer, Parkinson ve MS gibi nörodejeneratif hastalıklar konusunda çalışmaların hız kazandığını söyledi.</p><p>Parlakpınar, gen tedavilerinin de son yıllarda ön plana çıktığını belirterek, 'Doğrudan hedefe yönelik, hangi proteinde, hangi yolakta sorun varsa ona yönelik ilaç geliştirme çalışmaları devam ediyor. Yine yapay zeka teknolojileri, gen çalışmaları, DNA haritalarının çıkartılması, biyoteknolojik ajanların varlığı bu süreçlerin önemli unsurları.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>'Yerli ve milli ilaç hedefinde tüm süreçler ülkemizde tamamlanmalı'</strong></p><p>Türkiye&#39;nin ilaç sanayisi, kapasitesi ve yetişmiş insan gücü açısından iyi bir konumda olduğunu belirten Parlakpınar, ancak yalnızca eşdeğer ilaç üretmenin yeterli olmadığını vurguladı.</p><p>Parlakpınar, ilaç hammaddelerinin de Türkiye&#39;de üretilmesi gerektiğine dikkat çekerek, 'İlaç hammaddelerini de bizim kendimizin üretmesi, sentez aşamasından, molekülün sentezi ve tasarım aşamasından başlayıp yerli ve milli ilaç hedefine doğru tüm süreçlerin ülkemizde tamamlanması gerektiğini düşünüyorum.' dedi.</p><p>İlaç Ar-Ge&#39;si, üniversite-sanayi işbirliği ve nitelikli insan gücünün birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Parlakpınar, bu üç unsurun güçlü bir ekosistem oluşturduğunu ifade etti.</p><p><strong>'İlaç Ar-Ge yatırımları desteklenmeli'</strong></p><p>İlaç Ar-Ge yatırımlarının yüksek maliyetli olduğuna dikkat çeken Parlakpınar, bazı projelerin klinik çalışmaların ileri aşamalarına ulaşamadan tamamlanabildiğini ancak bu çalışmaların ülkeye önemli bir bilgi ve tecrübe kazandırdığını söyledi.</p><p>Parlakpınar, 'Buradan elde edilen know-how dediğimiz bilgi, deneyim, tecrübe daha sonraki çalışmalarda çok önemli olduğu için projeler bu bağlamda nihai ürün çıkmasa bile desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bu ekosistemin sürdürülebilmesi için güçlü devlet politikalarına ihtiyaç olduğunu belirten Parlakpınar, Türkiye&#39;nin bunu gerçekleştirebilecek altyapıya ve nitelikli insan gücüne sahip olduğunu vurguladı.</p><p>Covid-19 pandemisinin dışa bağımlılığın sonuçlarını tüm dünyaya gösterdiğini hatırlatan Parlakpınar, savunma sanayisinde gerçekleştirilen yerli ve milli hamlelerin ilaç sektöründe de yapılabileceğini söyledi.</p><p><strong>'İnsan sağlığı söz konusu olduğunda her şey para ve süre değildir'</strong></p><p>Yapay zeka ve biyoteknolojideki gelişmelerin ilaç geliştirme süreçlerini hızlandırdığını belirten Parlakpınar, klinik çalışmaların önemine özellikle dikkat çekti.</p><p>Yeni ilaçların insanlar üzerinde kullanılmadan önce gerekli aşamalardan geçirilmesi gerektiğini ifade eden Parlakpınar, 'Klinik çalışmaların yani insan çalışmalarını önce gönüllü, sağlıklı kişilerde daha sonra hasta popülasyonlarında gerekli titizlikle ilaçların etkisinin ve güvenilirliğinin ispat edilmesi gerekliliği akıldan çıkmaması gerekir. Her şey para ve süre değildir. İnsan sağlığı çok çok önemlidir.' dedi.</p><p>Yapay zekanın ilaç geliştirme açısından çok önemli avantajlar sunduğunu ancak kontrol edilmesi gereken noktaların da bulunduğunu belirten Parlakpınar, teknolojik gelişmelerin insan sağlığının güvenliği gözetilerek kullanılması gerektiğini sözlerine ekledi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-parlakpinar-yapay-zeka_1791187229_E7KxYb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Parlakpınar: Yapay zeka ilaç geliştirme sürecini hızlandırıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-parlakpinar-yapay-zeka_1791187229_E7KxYb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[2 ilaç geri ödeme listesine dahil edildi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/2-ilac-geri-odeme-listesine-dahil-edildi/116467/</link>
            <description><![CDATA[Yenidoğan ve çocuk hastalarda ileri teknolojiyle uygulanan cerrahi işlemler ile erken evre meme kanseri ve göz siniri tutulumu gösteren nadir bir hastalığın tedavisinde kullanılan 2 ilaç geri ödeme kapsamına alındı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/2-ilac-geri-odeme-listesine-dahil-edildi/116467/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 13:40:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Yenidoğan ve çocuk hastalarda ileri teknolojiyle uygulanan cerrahi işlemler ile erken evre meme kanseri ve göz siniri tutulumu gösteren nadir bir hastalığın tedavisinde kullanılan 2 ilaç geri ödeme kapsamına alındı.</strong></p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete&#39;de yayımlandı.</p><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, etkin, sürdürülebilir ve erişilebilir sağlık hizmeti anlayışı doğrultusunda vatandaşlara yönelik çalışmaları sürdürdüklerini belirtti.</p><p>Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla Sağlık Uygulama Tebliği&#39;nde (SUT) gerçekleştirilen yeni düzenlemelerin Resmi Gazete&#39;de yayımlandığını hatırlatan Bakan Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Yenidoğan ve çocuk hastalar için ileri teknoloji ile gerçekleştirilen cerrahi işlemleri, erken evre meme kanseri tedavisinde kullanılacak bir adet ilacı, göz sinirinin tutulumuyla seyreden nadir bir hastalığın tedavisinde kullanılan bir adet ilacı geri ödeme kapsamına aldık. Ayrıca organ nakli bekleyen hastalarımız için hayati önem taşıyan organ koruma protokollerinin kesintisiz ilerlemesini sağlayacak düzenlemeleri de hayata geçirdik. Hastalarımıza acil şifalar temenni ediyor, hayırlı olmasını diliyorum.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/2-ilac-geri-odeme-listesine-da_1790937629_FoTHIs.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 2 ilaç geri ödeme listesine dahil edildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/2-ilac-geri-odeme-listesine-da_1790937629_FoTHIs.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlardan Ailelere Uyarı: Dil ve Konuşma Güçlükleri Sadece Konuşmayla Sınırlı Değil]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-ailelere-uyari-dil-ve-konusma-guclukleri-sadece-konusmayla-sinirli-degil/116335/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, çocuklarda dil ve konuşma güçlüklerinin yalnızca kelimeleri doğru söylemekten ibaret olmadığını belirterek; yönergeleri takip etme, detaylandırma, duyguları ifade etme, okuduğunu anlama ve sosyal iletişim gibi alanlarda yaşanan sorunlara dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-ailelere-uyari-dil-ve-konusma-guclukleri-sadece-konusmayla-sinirli-degil/116335/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 00:34:17 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Dil ve konuşma becerilerindeki güçlüklerin yalnızca çocuğun konuşmasıyla sınırlı olmadığını belirten uzmanlar, bazı çocukların kelime ve cümle kurabilmesine rağmen dili kullanma, yönergeleri takip etme, detaylandırma ve duygularını ifade etme alanlarında zorlanabileceğini söylüyor.</strong></p><p>Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Hazel Ezgi Dündar, çocuklarda dil ve konuşma becerilerindeki farklılıkların okuma-yazma, akademik başarı, sosyal iletişim ve kaygı üzerindeki olası etkileri ile hangi durumlarda dil ve konuşma terapisine başvurulması gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</p><p><strong>Konuşma sesindeki her güçlük okuma yazma sorununa yol açmıyor!</strong></p><p>Çocuklarda konuşma seslerindeki güçlüklerin okuma yazma problemlerine neden olup olmayacağı konusunda ailelerin endişe duyduğunu ifade eden Hazel Ezgi Dündar, 'Konuşma sesi bozukluğu dediğimiz bozukluğun içerisinde farklı düzeyler ya da farklı bozukluklar da yer alır.' dedi.</p><p>Çocuğun sadece sesi üretemiyor olabileceğini aktaran Dündar, 'Ancak bu sesin farkında olabilir. Sadece &#39;kapı&#39;ya &#39;tapı&#39; diyordur ama söylediğinin farkındadır. Normalde işitsel olarak &#39;kapı&#39; ile &#39;tapı&#39;yı ayırt ediyordur. Bu durumlarda okuma yazma güçlüğünü çok görmüyoruz.' şeklinde konuştu.</p><p><strong>Dil bozukluklarının zek ile doğrudan bir ilişkisi yok!</strong></p><p>Ancak farkındalıkların da gelişim esnasında artikülasyon becerileri gibi geriden gelmiş olmasının okuma yazma güçlüğüne sebep olabilme riski taşıdığına işaret eden Dündar, 'Bu ayrımı yapmak önemlidir. Şunu bilmek gerekir; dil bozukluklarının zek ile doğrudan bir ilişkisi yoktur.' dedi.</p><p>Çocukların bunu yapamamasının herhangi bir bilişsel kapasite problemi olmadığını vurgulayan Dündar, 'Çocuğun sadece o alanda desteklenmesi gerekir. Aileler çok kaygılanabiliyor, ancak stres yapmamalılar. Artikülasyon bozuklukları her düzeyde çok sistematik bir şekilde çözülebilen sorunlardır.' ifadelerini kullandı.</p><p><strong>Konuşmanın anlaşılmaması çocukta kaygıya ve sosyal geri çekilmeye yol açabilir!</strong></p><p>Çocuğun konuşmasında anlaşılırlık problemi olması durumunun da aileler tarafından endişeyle karşılandığını kaydeden Dündar, 'Aileler bu konuda iki şeyi soruyor; birincisi, akademik becerileri nasıl etkileyecek? İkincisi, hem arkadaşlarıyla hem öğretmeniyle iletişimini ve etkileşimini nasıl etkileyecek?' dedi.</p><p><strong>Bu noktada dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi veren Dündar, şunları söyledi:</strong></p><p>'Okuma yazma becerileriyle çok ilişkili olup olmadığına bakılmalı. Bunun haricinde çocuk; &#39;Ben anlaşılmıyorum, tekrar tekrar soruluyor. Bu bende kaygı yaratıyor. Bu sebeple de arkadaşlarımla çok etkileşim kurmak istemiyorum. Daha sessiz, daha geride kalıyorum. Sınıfta soruyu bilsem de anlaşılmayacağımı düşündüğüm için parmak kaldırmak istemiyorum&#39; diye düşünebilir. Her çocuk böyle bir durum yaşayacak diyemeyiz. Ancak gözlemlediğinizde böyle bir durum sezerseniz bu, çözmemiz gereken bir bozukluktur.'</p><p>Kekemelik yaşayan çocuğa konuşma şekline değil, söylediklerine odaklanarak yaklaşılmalı!</p><p>Okul hayatında ya da başka ortamlardaki heyecan ve stresin var olan sorunları tetikleyebileceğini dile getiren Hazel Ezgi Dündar, 'Özellikle kekemelik bu tür durumlarda ortaya çıkabilir. Burada şunu unutmamak gerekir; herhangi bir heyecan ya da stres sıfırdan kekemelik oluşturmaz. Bu zaten doğuştan yatkın olunan bir durumdur.' dedi.</p><p>Sorunun artması, kaygı geçtiği halde konuşmanın düzelmemesi ya da kasılmalar, zorlanmalar veya tekrarlı davranışlar gibi fiziksel belirtiler görülmeye başlanması durumunda müdahale edilmesi gereken bir problem hline gelmiş olabileceğine dikkat çeken Dündar, 'Ufak bir kaygıdan dolayı biraz artış olduğunda çocuğun nasıl söylediğine değil, ne söylediğine dikkat etmek gerekir. Bunu çocuğa hissettirmek çok önemlidir. Ne kadar takılırsa takılsın ya da nasıl takılırsa takılsın sonuna kadar dinleneceğini, bir problem olmadığını hissettirmek gerekir. Göz temasını kesmeden sonuna kadar dinleyerek, konuşma şekliyle ilgili değil konuşma içeriğiyle ilgili gerekli geri bildirimleri vermek çocuğun kendini daha güvenli bir alanda hissetmesini sağlar. &#39;Bir nefes al, biraz yavaşla, daha rahat söyle&#39; demek sanki ona zaman kazandırıyormuş gibi görünse de yavaşlatmaz, tam tersine hızlandırır. &#39;Hemen nefes almalıyım, hemen söylemeliyim, yapmalıyım&#39; hissi yaratarak daha büyük bir zaman baskısına ve var olan stresin artmasına yol açar; bundan kaçınılmalıdır.' açıklamasını yaptı.</p><p><strong>Çocuğun konuşması akranlarından belirgin şekilde farklıysa terapi için beklememek gerekiyor!</strong></p><p>Dil ve konuşma terapisine ne zaman başlanması gerektiğinin tek bir reçetesi olmadığına değinen Dündar, 'Harf hataları varsa, bunlar gelişim sürecinde yavaş yavaş düzelmiyorsa, artık akademik bozukluklara sebep olabilecek bir duruma geldiyse, çocuk bununla ilgili sosyal kaygılar yaşamaya başladıysa, çeşitli çekingenlikler ve kaçınmalar ortaya çıktıysa başvurulabilir. Dil becerileri yeterli değilse; yani akranlarından çok daha farklı bir şekilde konuşuyorsa, cümle kurmasına rağmen cümle niteliği 2-3 yaş küçük arkadaş gruplarına daha uygunsa ya da anlaşılırlığı daha küçük çocuklar gibiyse başvurulmalıdır.' dedi.</p><p>Yaklaşık 4,5-5 yaşında çocuğun konuşmasının anlaşılırlık ve nitelik olarak bir yetişkin konuşmasına benzemeye başladığını hatırlatan Dündar, şöyle devam etti:</p><p>'Okul çağı çocuğunda hl bunlar görülmüyorsa, bunlara bağlı kaygılar ve endişeler varsa, zorbalık ihtimalinden endişe ediliyorsa çok beklememekte fayda var. Farklı metotlar ve düzeyler bulunur. Terapist bazen bunun normal bir süreç olduğunu söyleyecek, bazen aileye ve öğretmene öneriler vererek ilerleyecek, bazen birkaç ayda bir takip edecek, bazen de sıklığı çocuğa göre belirlenen bir terapi sürecine başlayacaktır.'</p><p><strong>Dil ve konuşma becerileri sadece konuşmaktan ibaret değil!</strong></p><p>Kelimeleri olan, cümle kurabilen ama buna rağmen akranlarından farklı olan durumlar da olduğunu ifade eden Dündar, 'Akranlarına hafta sonu ne yaptığı sorulduğunda bütün bir günü, duygusunu ve detayları sıralı olarak anlatabilirken; bazı çocuklar sadece &#39;hafta sonu parka gittik&#39; diyebilir. Detaylandıramama, sıralandıramama ve duygularını ifade edememe durumlarında dil becerileri kelime bilmenin ya da anlaşılır söylemenin ötesinde geriden geliyor olabilir.' dedi.</p><p>Dil terapisinin yalnızca hiç konuşulmadığı zaman ihtiyaç duyulan bir alan olmadığını aktaran Dündar, 'Okul çağıyla beraber evde ya da okulda verilen yönergeleri çocuğun anladığı düşünülse de yerine getiremediği durumlar gözlemlenebilir. Bu bir dikkat problemi olabileceği gibi dille ilişkili bilişsel becerilerden biri olan işitsel bellek ile de ilgili olabilir. İşitsel bellek; birden fazla birim bilgiyi alma, işleme, hafızada tutma ve üzerine işlem yapabilme becerisidir. Çocuğa &#39;Matematik kitabını aç, 54. sayfanın sonundaki soruyu çöz&#39; dendiğinde sadece kitabı açıp devamını hatırlamayabilir. Ya da &#39;Cevap kırmızı mı, pembe mi, yeşil mi, sarı mı?&#39; dendiğinde yönergelerin tamamı işlenemediği için hep son söylenen ya da ilk söylenen hatırlanabilir. Bu durum dinlemek istememekten ya da dikkat probleminden kaynaklanmayabilir; dille ilgili bilişsel becerilerin henüz akran düzeyine erişmemesinden ileri gelebilir. Dil ve konuşma becerileri sadece ağız çevresiyle sınırlı değildir, beyinde pek çok bileşeni vardır ve oralardan desteklenebilir.' diye konuştu.</p><p><strong>Kitap okumaktan kaçınmanın nedeni dil güçlüğü olabilir!</strong></p><p>Çocuğun kitap okumayı sevmemesinin de pek çok nedene bağlı olabileceğini belirten Hazel Ezgi Dündar, 'Kitap okumanın keyfine henüz varılmamış veya ilgi alanı bulunamamış olabileceği gibi dil güçlüğü de söz konusu olabilir. Bir yabancı dili kelime düzeyinde bilip cümle kurarak günlük hayat sürdürülebilse de bir metin okurken devreye giren kurallar ve ekler nedeniyle yorulup sıkılma ve okumayı bırakma durumu ortaya çıkabilir. Bazı çocuklar bunu Türkçe içinde yaşarlar. Bildiği yapıların dışındaki detayların içinde kaybolabilirler; bu da onların çok daha efor sarf ederek okumasına neden olur. Okumaya devam etmek istememeleri veya dikkatlerinin dağılması normaldir. Bu beceriler desteklendiğinde metni anlamak ve keyif almak daha kolay hle gelecektir.' dedi.</p><p><strong>Ekranın kendisinden çok, çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı!</strong></p><p>Ekranın çok kullanılmasının da merak edilen bir başka konu olduğuna işaret eden Dündar, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Ekranın çocuğun hayatında neyin yerine geçtiğine bakılmalı. Tüm gelişim alanlarında olduğu gibi dil ve konuşma gelişiminde de çevresel uyaranlar ve sosyal etkileşim çok kıymetlidir. Çocuk ekran karşısındayken etkileşimden, temas kurmaktan, uyaran almaktan ya da uykusundan geri kalıyorsa bu durum gelişimin farklı alanlarında aksamaya yol açar. Zararlı bir şey vermekten ziyade yararlı bir şey hayatından çıktığı için gelişim olumsuz etkilenebilir. Ekran yerine sosyal etkileşim ve iletişim konulması tercih edilse de günümüz teknolojisinde maruz kalma durumunda neyden kaybedildiğine bakılarak bir dengeleme yapılabilir.' (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlardan-ailelere-uyari-dil_1790631256_UFvA2R.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlardan Ailelere Uyarı: Dil ve Konuşma Güçlükleri Sadece Konuşmayla Sınırlı Değil ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanlardan-ailelere-uyari-dil_1790631256_UFvA2R.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Tüp Bebek Ünitesinin İlk Bebekleri İkiz Oldu]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-tup-bebek-unitesinin-ilk-bebekleri-ikiz-oldu/116307/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi’nde yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürülen hizmet kapsamında ilk doğum gerçekleşti. İlk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde eden 37 yaşındaki Nihal Kalkan, biri kız biri erkek iki bebeğini sağlıkla kucağına aldı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-tup-bebek-unitesinin-ilk-bebekleri-ikiz-oldu/116307/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:27:11 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde tedavi gören 37 yaşındaki Nihal Kalkan&#39;ın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik süreci merkezde takip edilen Kalkan, biri kız biri erkek ikiz bebeklerini sağlıkla dünyaya getirdi. </strong><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde yaklaşık bir buçuk yıldır sürdürülen hizmet kapsamında ilk doğum gerçekleştirildi. Tüp bebek tedavisi için merkeze başvuran Nihal Kalkan&#39;ın ilk denemesinde ikiz gebelik elde edildi. Gebelik sürecindeki perinatoloji takipleri de merkezde gerçekleştirildi. Doğumun ardından biri erkek, biri kız olan ikiz bebekler sağlıkla dünyaya geldi. Bebekler, Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nin ilk bebekleri oldu. <br>'Merkezimizin ilk bebekleri'<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi Klinik Sorumlusu Doç. Dr. Pınar Kırıcı, hastanın ilk tüp bebek denemesinde ikiz gebelik elde edildiğini belirtti. <br>Kırıcı, gebelik sürecinin de merkezde takip edildiğini ifade ederek, 'Bugün hastamızın doğumunu gerçekleştirdik. Merkezimizin ilk bebekleriydi. Hastamız bize güveniyordu, biz de onun güvenini boşa çıkarmadık.' dedi. Yaklaşık bir buçuk yıldır hizmet veren ünitenin Malatya&#39;nın yanı sıra çevre illerden gelen hastalara da hizmet sunduğunu belirten Kırıcı, çocuk sahibi olmak isteyen hastaların merkeze başvurabileceğini söyledi. <br><strong>Birçok işlem ünitede gerçekleştiriliyor</strong> <br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde görev yapan Dr. Nihal Mavral da ünitede birçok yardımcı üreme işleminin gerçekleştirildiğini belirtti. Mavral, aşılama, yumurta büyütme, yumurta toplama, embriyo transferi ile embriyo dondurma ve saklama işlemlerinin ünitede yapılabildiğini ifade etti. Nihal Kalkan&#39;ın ikiz bebeklerinin sağlıkla dünyaya geldiğini belirten Mavral, 'Birinci bebeğimiz erkek, ikinci bebeğimiz kız olarak dünyaya geldi.' dedi. <br><strong>'Bebeklerimizi sağlıkla kucağımıza aldık' </strong><br>Tedavi sürecini anlatan Nihal Kalkan ise sürecin kendisi için zorlu olduğunu ancak hekimlerin desteğiyle tedaviyi rahat geçirdiğini söyledi. Nihal Kalkan, 'Bu süreç çok sıkıntılı bir süreçti ama beni motive ettiler, gayet rahat geçti. Emeği geçen tüm hocalarımıza ve ekibine çok teşekkür ederiz. Bebeklerimizi sağlıkla kucağımıza aldık.' ifadelerini kullandı. <br>Nihal Kalkan&#39;ın eşi Emrah Kalkan da dört yıllık evliliklerinin ardından tüp bebek tedavisine başladıklarını belirterek, süreç boyunca sağlık çalışanlarının kendilerine destek olduğunu söyledi. Eşinin tedavi sürecinde yaşadığı sıkıntılara şahit olduğunu ifade eden Emrah Kalkan, sağlık çalışanlarının ilgisi ve güler yüzünün kendilerini rahatlattığını belirterek, 'Bebeklerimizin de sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesine vesile oldular. Hepsine çok teşekkür ediyoruz.' dedi. <br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tüp Bebek Ünitesi&#39;nde çocuk sahibi olmak isteyen hastalara yönelik yardımcı üreme yöntemleri kapsamında hizmet verilmeye devam ediyor.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-tup-bebek-unitesini_1790584029_oT02VQ.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Tüp Bebek Ünitesinin İlk Bebekleri İkiz Oldu ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-tup-bebek-unitesini_1790584029_oT02VQ.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da 15 Kiloluk Dev Yumurtalık Kitlesi Ameliyatla Çıkarıldı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-15-kiloluk-dev-yumurtalik-kitlesi-ameliyatla-cikarildi/116208/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne karın ağrısı ve hızla artan şişkinlik şikâyetiyle başvuran hastanın sol yumurtalık kaynaklı olduğu değerlendirilen, 40 santimetreden büyük ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığındaki kitlesi başarılı operasyonla çıkarıldı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-15-kiloluk-dev-yumurtalik-kitlesi-ameliyatla-cikarildi/116208/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:00:44 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde karın ağrısı ve şişkinlik şikyetleriyle başvuran hastanın, sol yumurtalığından kaynaklandığı değerlendirilen ve 40 santimetrenin üzerinde büyüklüğe ulaşan yaklaşık 15 kilogram ağırlığındaki kitlesi başarılı bir operasyonla çıkarıldı.</strong></p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine karın ağrısı ve karında hızlı gelişen şişkinlik şikyetleriyle başvuran Fatma AVŞAR&#39;ın yapılan tetkiklerinde, karın içerisinde büyük bir kitle tespit edildi.</p><p>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Engin YILDIRIM, hastanın yaklaşık 1-1,5 aylık süreçte başlayan karın şişliği ve ağrı şikyetleriyle başvurduğunu belirtti. Yapılan muayene, görüntüleme ve diğer tanısal değerlendirmelerde, sol yumurtalık kaynaklı olduğu değerlendirilen, karın boşluğunu büyük ölçüde dolduran ve akciğerler üzerine baskı oluşturan yaklaşık 35 santimetrelik bir kitle tespit edildi. Kitlenin hızlı büyümesi nedeniyle cerrahi müdahale kararı alındı.</p><p>Gerçekleştirilen operasyonda kitlenin beklenenden daha büyük olduğu görüldü. Cerrahi sırasında kitlenin 40 santimetrenin üzerinde büyüklüğe ve yaklaşık 15 kilogram ağırlığa ulaştığı belirlendi. Kitle çıkarılarak patolojik incelemeye gönderilirken, karın içerisindeki diğer organlar da ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Hastanın diğer organları korunarak operasyon tamamlandı. Prof. Dr. Engin Yıldırım, bu büyüklükteki yumurtalık kaynaklı kitlelerin nadir görüldüğünü belirterek, çıkarılan kitlenin kesin tanısının patolojik inceleme sonucunda netleşeceğini ifade etti.</p><p><strong>'Yumurtalık Kitleleri Çok Hızlı Büyüyebilir'</strong></p><p>Yumurtalık kitlelerinin kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Engin Yıldırım, özellikle hızlı büyüyen ve karında belirgin şişlik oluşturan kitlelerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Engin Yıldırım, 'Yumurtalık kitleleri tahmin edilenden çok daha hızlı büyüyebilir. Büyüdüklerinde çok hızlı şekilde bası semptomlarına neden olabilir ve hiçbir belirti vermeden yalnızca karında bir şişkinlikle ortaya çıkabilir. Hızlı büyüyen, çok büyük<br>boyutlara ulaşan ve özellikle menopoz sonrasında ortaya çıkan kitleler, ileri değerlendirme gerektiren kitleler olarak kabul edilmelidir.' dedi.</p><p>Yumurtalık kaynaklı kitlelerin erken dönemde değerlendirilmesinin önemine işaret eden Yıldırım, karında yeni başlayan ve giderek artan şişkinlik ile ağrı gibi şikyetlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-15-kiloluk-dev-yumu_1790323242_iOKJdC.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da 15 Kiloluk Dev Yumurtalık Kitlesi Ameliyatla Çıkarıldı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-15-kiloluk-dev-yumu_1790323242_iOKJdC.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanından kemik erimesinin dikkat çeken belirtileri]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmanindan-kemik-erimesinin-dikkat-ceken-belirtileri/116179/</link>
            <description><![CDATA[Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla meydana gelen kırıkların kemik erimesinin habercisi olabileceğine dikkat çekti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmanindan-kemik-erimesinin-dikkat-ceken-belirtileri/116179/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:05:42 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Osteoporozun ileri yaşlarda ortaya çıkan ancak temelleri çocukluk dönemine kadar uzanan bir hastalık olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Reşit Sevimli, basit düşme ve zorlanmalarla meydana gelen kırıkların kemik erimesinin habercisi olabileceğine dikkat çekti.</strong></p><p>Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde görevli Prof. Dr. Reşit Sevimli, halk arasında 'kemik erimesi' olarak bilinen osteoporozun nedenleri, risk grupları, korunma yöntemleri ve kemik yoğunluğu ölçümü hakkında İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><br>Osteoporozun ileri yaşlarda kemik kalitesinin yavaş yavaş bozulması ve buna bağlı olarak kırık riskinin artmasıyla ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Sevimli, hastalığın temelinde çocukluk döneminden itibaren birçok faktörün bulunduğunu söyledi.</p><p>'Kemik kalitesini çocukluk döneminden itibaren etkileyen birçok faktör var'</p><p>Kemik kalitesinin yalnızca ileri yaşlarda değil, çocukluk dönemindeki beslenme ve yaşam tarzından itibaren şekillendiğini ifade eden Prof. Dr. Sevimli, 'Kemik erimesi aslında ileri yaşlarda kemik kalitemizin yavaş yavaş bozulması ve osteoporoz dediğimiz, kemik kalitesindeki bozulmadan dolayı meydana gelen kırık riskini ifade eder. Tabii bu kırık riskinin de bir temeli var. Aslında çocukluk çağındaki beslenmemizden tutun da spor aktivitemize, yaşam tarzımıza, hayat içindeki stresimize kadar birçok argüman ne yazık ki bu kemik kalitemizi etkilemekte.' dedi.</p><p>'Osteoporoz kadınlarda daha sık görülüyor'</p><p>Kadınlarda menopoz sonrasında, erkeklerde ise yaşla birlikte meydana gelen hormonal değişikliklerin kemik sağlığını olumsuz etkileyebildiğini belirten Sevimli, osteoporozun kadınlarda daha sık görüldüğünü ancak erkeklerde de görülebileceğini söyledi.</p><p>Sevimli, 'Özellikle bayanlarda menopoz dediğimiz hormonsal dengenin bozulmasından sonra kemik kalitesinde yavaş yavaş düşüşler meydana gelmekte. Erkeklerde de özellikle andropoz dediğimiz süreçte hormon değişikliklerinden dolayı kalsiyum emilimi yetersiz hale gelmekte ve kemik yapımızda bozulmalar, kırığa meyil ve kırık riski teşkil eden bir süreç başlamakta.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Basit düşmelerde oluşan kırıklara dikkat'</p><p>Osteoporozun en önemli göstergelerinden birinin basit travmalarla meydana gelen kırıklar olduğunu dile getiren Sevimli, özellikle el bileği, omurga ve kalça kırıklarının dikkate alınması gerektiğini belirtti.</p><p>Sevimli, 'Özellikle ileri yaşlarda hamur yoğururken teyzemiz &#39;Bileklerimde bir ağrı hissettim.&#39; diyor. Geliyor, bir bakıyoruz el bileklerinde çatlak var. &#39;Abdest alırken birden ayağım beni taşımadı. Yere düştüm, bacağımı kırdım.&#39; deyip gelen hastalarımız var.' diye konuştu.</p><p>Bu tür kırıkların her zaman ciddi bir travma sonucu oluşmadığını belirten Sevimli, 'Bunların hepsinin temelinde aslında bir travma yok, bir zorlama yok, bir düşme yok. Basit bir hareketle kemik kalitesi bozulduğu için ters bir dönmede ya da ufak bir yüklenmede kırık oluşmakta.' dedi.</p><p>'Kemik erimesinde en sık karşılaştığımız kırık tipleri el bileği, omurga ve kalça kırıkları'</p><p>Osteoporoz nedeniyle kemiğin sertliğini kaybettiğini ifade eden Sevimli, 'El bileği kırıkları, vertebra dediğimiz omurga kırıkları, kalça kırıkları en sık karşılaştığımız kırık tipleri kemik erimesinde.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Kemik erimesinden korunmada beslenme ve spor çok önemli'</p><p>Osteoporozdan korunmada çocukluk döneminden itibaren sağlıklı beslenmenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Sevimli, özellikle süt ve anne sütünün kemik gelişiminde önemli olduğunu söyledi.</p><p>'Anne sütü kemik kalitesi ve gelişim açısından çok önemli'</p><p>Sevimli, özellikle beslenmenin çok önemli olduğu, çocuk yaşta anne sütü, beslenme açısından, kemik kalitesi açısından ve gelişim açısından çok önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Orta ve ileri yaşlarda ise düzenli fiziksel aktivitenin kemik sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirten Sevimli, beslenme, spor en öncelikli argümanlar olduğunu ifade etti.</p><p>'Her yaş grubu yaşına uygun egzersiz yapması gerekir'</p><p>Her yaş grubunun yaşına uygun egzersiz yapması gerektiğini belirten Sevimli, özellikle her yaşta hastaların yürüyüş, egzersiz, yüzme gibi spor aktivitelerini hayatlarından çıkarmamalarını tavsiye ettiklerini söyledi.</p><p>'Kemik yoğunluğu ölçümü risk grubundakiler için önemli'</p><p>Kemik erimesinin tespitinde kemik dansitometrisi olarak bilinen DEXA ölçümünün kullanıldığını belirten Sevimli, özellikle ileri yaşlarda ve risk grubunda bulunan kişilerin kemik taraması yaptırmasının önemli olduğunun altını çizdi.</p><p>Sevimli, 'Genellikle 55-60 yaş sonrası, &#39;Tüm kemiklerimde ağrı var.&#39; diyen teyzeler, amcalar, genellikle romatizma yoksa temelinde bize başvurdukları zaman biz bu hastalarımızın kemik taramasını yapıyoruz.' dedi.</p><p>'Sporu hayatımızdan çıkarmamamız lazım'</p><p>Kemik yoğunluğu ölçümünün yanı sıra beslenme ve egzersizin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Sevimli, 'Beslenme, yoğurt, süt, peynir, yumurta gibi beslenme aktiviteleriyle, sebze ağırlıklı beslenme aktiviteleriyle kalsiyumun yerine konulmasını öneriyoruz. Sporu hayatımızdan çıkarmamamız lazım. Kemik kalitemizi korumamız lazım.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Erken tanı ve tedavi kırıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor'</p><p>Sevimli, osteoporoz açısından risk taşıyan kişilerin DEXA olarak bilinen kemik yoğunluğu taramasından geçirilmesinin önemli olduğunu vurgulayarak, erken tanı ve tedavinin kırıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><p>Malatya&#39;da başarılı bir tedavi sürecinin devam ettiğine dikkat çeken Sevimli, 'Malatya&#39;da 13 yıldır öğretim üyesi olarak ortopedi bölümümüzde hastalarımıza gerekli tetkik ve tedavileri başarılı bir şekilde yaptık. Bu süreçte Bursa&#39;da bir özel hastaneye geçiş dönemimiz söz konusu. Hastalarımızın hepsine acil şifalar diliyorum. Memleketimize hizmetimize devam edeceğiz. Herkesten helallik istiyoruz.' dedi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanindan-kemik-erimesinin-di_1790240741_T6frvH.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanından kemik erimesinin dikkat çeken belirtileri ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanindan-kemik-erimesinin-di_1790240741_T6frvH.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanı Uyardı: Alzheimer’da Erken Belirtilere Dikkat]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmani-uyardi-alzheimer-da-erken-belirtilere-dikkat/116105/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri hakkında önemli bilgiler verdi. Deniz, günlük yaşamı etkileyen unutkanlık şikâyetlerinde nöroloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmani-uyardi-alzheimer-da-erken-belirtilere-dikkat/116105/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 22 Sep 2026 14:05:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinde görev yapan Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, Alzheimer hastalığının belirtileri, risk faktörleri ve tedavi seçeneklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</strong> <br>Alzheimer hastalığının genellikle 60 yaş üzerindeki bireyleri etkilediğini belirten Deniz, hastalığın başta bellek olmak üzere bilişsel fonksiyonların ilerleyici kaybıyla karakterize olduğunu ve bunamanın en sık nedeni olduğunu söyledi. Yaşlanmayla birlikte hastalığın görülme sıklığının arttığını ifade eden Deniz, bu durumun hastaların yanı sıra bakım verenler ve sağlık sistemleri açısından da önemli yük oluşturduğunu kaydetti.</p><p><strong>'Unutkanlık en temel belirtilerden biri'</strong></p><p>Alzheimer hastalığında unutkanlık, adres ve mekn bulmada güçlük, yeni şeyler öğrenmede zorlanma ve hesap yapmada güçlük gibi belirtilerin görülebildiğini aktaran Deniz, hastalık riskinin azaltılmasında yaşam tarzının önemine dikkat çekti.  Damar sertliğine yol açan durum ve hastalıklar, zihinsel ve fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve düzensiz uykunun Alzheimer riskini artırabildiğini belirten Deniz, Akdeniz tipi sağlıklı beslenme, zihinsel ve fiziksel egzersiz ile düzenli ve sağlıklı uykunun ise riskin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.</p><p><strong>'Yeni nesil tedaviler umut veriyor'</strong></p><p>Hastalığı tamamen ortadan kaldıran tedavilerin mevcut olmadığını belirten Deniz, hastalık sürecini yavaşlatmaya ve belirtilerin kontrolüne yönelik ilaçların günlük uygulamada kullanıldığını söyledi. <br>Son yıllarda yeni nesil anti-amiloid tedavilere yönelik çalışmaların da hız kazandığını ifade eden Deniz, bu tedavilerle ilgili umut verici sonuçların gözlemlendiğini belirtti. Deniz, yakın gelecekte söz konusu tedavilerin günlük pratiğe girmesiyle Alzheimer hastalığının seyrini yavaşlatmaya veya hastalığı ortadan kaldırmaya yönelik yeni imknların ortaya çıkabileceğini kaydetti.</p><p><strong>Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Ziya Deniz, günlük yaşam aktivitelerinde zorluğa neden olan unutkanlık şikyeti bulunan kişilerin bir nöroloji hekimine başvurmalarını önererek, erken değerlendirme ve uygun takip sürecinin önemine dikkat çekti. </strong><br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-alzheimer-da-erk_1790075130_nd0yCF.JPG" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanı Uyardı: Alzheimer’da Erken Belirtilere Dikkat ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmani-uyardi-alzheimer-da-erk_1790075130_nd0yCF.JPG"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Çocuklar Sağlığı Eğlenerek Öğrenecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-cocuklar-sagligi-eglenerek-ogrenecek/115988/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Kenan Volkan Demirel, Malatya’da hafta sonu iki gün sürecek Sağlıklı Çocuk Festivali düzenleneceğini belirterek, çocukların etkinliklerle sağlık hizmetlerini tanıyacağını söyledi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-cocuklar-sagligi-eglenerek-ogrenecek/115988/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:05:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Kenan Volkan Demirel, Malatya&#39;da hafta sonu iki gün sürecek Sağlıklı Çocuk Festivali düzenleneceğini belirterek, çocukların etkinliklerle sağlık hizmetlerini tanıyacağını söyledi.</p><p>Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Kenan Volkan Demirel, Malatya ziyaretleri kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü ile gerçekleştirilen istişare ve değerlendirme toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.</p><p>Sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini artırmak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten Demirel, toplumda sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinin öncelikli hedefleri arasında yer aldığını ifade etti.</p><p>Sağlık Bilinci Küçük Yaşta Kazandırılacak</p><p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu&#39;nun öncülüğünde uygulanan 'koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli' doğrultusunda hareket ettiklerini kaydeden Demirel, sağlıklı nesillerin yetişmesi için çocukların ve gençlerin bilinçlendirilmesine önem verdiklerini söyledi.</p><p>Bu kapsamda Malatya&#39;da cumartesi ve pazar günleri Sağlıklı Çocuk Festivali gerçekleştirileceğini açıklayan Demirel, iki günlük programda eğitici ve eğlenceli etkinliklerin bir arada sunulacağını belirtti.</p><p>Festivalin amacının çocuklara ve gençlere sağlık okuryazarlığını anlatmak olduğunu vurgulayan Demirel, katılımcıların eğlenirken öğrenmelerini hedeflediklerini dile getirdi.</p><p>112, UMKE Ve Aile Hekimliği Tanıtılacak</p><p>Festival kapsamında çocuklara ve gençlere 112 Acil Sağlık hizmetleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve aile hekimliği sistemi tanıtılacak. Etkinliklerle katılımcıların sağlık hizmetlerini yakından tanımaları ve bu alandaki farkındalıklarının artırılması amaçlanıyor.</p><p>Türkiye&#39;nin sağlık alanında uyguladığı politikalar ve yatırımlarla önemli bir konuma ulaştığını ifade eden Demirel, vatandaşlara nitelikli ve erişilebilir hizmet sunmak için çalıştıklarını kaydetti.</p><p>Demirel, hafta sonu düzenlenecek Sağlıklı Çocuk Festivali&#39;ne tüm Malatyalıları davet etti.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-cocuklar-sagligi-eg_1789736717_X0Js5k.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Çocuklar Sağlığı Eğlenerek Öğrenecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-cocuklar-sagligi-eg_1789736717_X0Js5k.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Uzmanlardan Velilere Uyarı: Sağlıklı Beslenme Okul Başarısını da Etkiliyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-velilere-uyari-saglikli-beslenme-okul-basarisini-da-etkiliyor/115571/</link>
            <description><![CDATA[Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin, okul çağındaki çocuklarda yeterli ve dengeli beslenmenin yalnızca fiziksel büyümeyi değil; dikkat, hafıza, öğrenme ve okul başarısını da etkilediğini belirterek ailelere önemli tavsiyelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/uzmanlardan-velilere-uyari-saglikli-beslenme-okul-basarisini-da-etkiliyor/115571/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 13:17:18 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Uzmanlar, okul çağındaki çocuklarda sağlıklı beslenmenin yalnızca fiziksel büyüme açısından değil; dikkat, hafıza, öğrenme kapasitesi ve okul başarısı açısından da önem taşıdığını belirtiyor.</strong></p><p>Beslenme Uzmanı Öğr. Gör. Kübra Şahin,, okul çağındaki çocuklarda beslenmenin fiziksel ve bilişsel gelişim üzerindeki etkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Beslenme yalnızca boy ve kilo artışını etkilemiyor</p><p>Çocukluk döneminde beslenmenin yalnızca fiziksel büyüme üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öğr. Gör. Kübra Şahin, 'Çocukluk döneminde beslenme yalnızca boy ve vücut ağırlığı artışını destekleyen bir unsur değildir. Beyin gelişimi, bilişsel işlevler, dikkat, bellek ve öğrenme süreçleri de yeterli ve dengeli beslenmeden etkilenmektedir. Çocuğun uzun süre yetersiz veya dengesiz beslenmesi; yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve bilişsel performansta olumsuzluklarla ilişkilendirilebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yeterli ve dengeli beslenmenin çocuğun öğrenebilmesi için gerekli altyapının oluşmasına katkıda bulunduğunu kaydeden Şahin, 'Dolayısıyla yeterli ve dengeli beslenme, öğrenme için gerekli fiziksel ve bilişsel zeminin oluşturulmasına katkı sağlamaktadır. Dünya Sağlık Örgütü de çocukluk dönemindeki sağlıklı beslenmenin büyüme ve gelişmenin yanı sıra bilişsel gelişim açısından önemini vurgulamaktadır.' dedi.</p><p>Kahvaltının yalnızca yapılması değil, içeriği de önemli</p><p>Okula kahvaltı yapmadan gitmenin bazı çocuklarda ders performansını olumsuz etkileyebileceğini belirten Öğr. Gör. Kübra Şahin, 'Kahvaltı, gece boyunca süren açlığın ardından çocuğun güne başlaması açısından önemli bir öğündür. Kahvaltının atlanması bazı çocuklarda açlık, halsizlik, dikkat güçlüğü ve derse odaklanmada zorlanma gibi durumlara yol açabilir. Burada önemli olan sadece 'kahvaltı yapmak' değil, kahvaltının içeriğidir. İdeal bir kahvaltıda protein kaynağı, tam tahıllı bir karbonhidrat kaynağı, sebze veya meyve ve uygun bir süt ürünü bulunabilir. Örneğin; yumurta, peynir veya yoğurt gibi bir protein kaynağının yanında tam buğday ekmeği, yulaf veya başka bir tam tahıllı ürün; domates, salatalık gibi sebzeler ve meyve tercih edilebilir. Su da kahvaltının önemli bir parçasıdır.' diye konuştu.</p><p>Beslenme çantasına ne koymalı?</p><p>Okulda tüketilecek ara öğün ve öğünlerin çocukların günlük beslenmesinde önemli bir yer tuttuğunu söyleyen Öğr. Gör. Kübra Şahin, 'Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış peynirli veya yumurtalı bir sandviç, yanında meyve ve ayran; yoğurt, yulaf ve meyve; peynirli tam tahıllı tost ve meyve gibi seçenekler hazırlanabilir. Paketli gıdalar yüksek miktarda şeker, tuz veya doymuş yağ içeren ürünler oldukları için günlük beslenmenin temelini oluşturmamalıdır. Özellikle şekerli içeceklerin düzenli tüketimi azaltılmalıdır. Şekerle tatlandırılmış içeceklerin çocuklarda aşırı enerji alımı ve fazla kilo riskiyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Çocuğun temel içeceği su olmalı; süt veya ayran gibi seçenekler de günlük beslenmesinde yer almalıdır.' şeklinde konuştu.</p><p>Okuldaki yiyecek ortamı obezite riskini etkileyebilir</p><p>Çocukluk çağı obezitesinin tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Öğr. Gör. Kübra Şahin, 'Obezite; beslenme, fiziksel aktivite, uyku, genetik yatkınlık, çevresel koşullar ve sosyoekonomik faktörlerin bir araya geldiği çok faktörlü bir durumdur. Ancak okul çağında çocukların günün önemli bir bölümünü okulda geçirmesi nedeniyle okulda ulaşabildikleri yiyecek ve içecekler önemli hale gelmektedir. Şekerli içecekler, enerji yoğun atıştırmalıklar ve sık tüketilen yüksek kalorili ürünler toplam enerji alımını artırabilir ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının yerleşmesine katkıda bulunarak obezite ve insülin direnci gibi sağlık sorunlarına neden olabilir.' dedi.</p><p>Çocuğun kilosunu eleştirmek ters etki oluşturabilir</p><p>Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaya çalışırken kullanılan dilin de en az besin seçimi kadar önemli olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Kübra Şahin, 'Çocuğun kilosunu sürekli gündeme getirmek, başka çocuklarla karşılaştırmak, &#39;Şişmansın&#39;, &#39;Çok yiyorsun&#39;, &#39;Bunu yersen kilo alırsın&#39; gibi ifadeler kullanmak sağlıklı bir beslenme davranışı geliştirmek için doğru bir yaklaşım değildir. Çocukluk döneminde yeme davranışı yalnızca açlık ve toklukla değil; duygular, sosyal çevre, aile tutumları ve çocuğun kendi bedeniyle kurduğu ilişkiyle de şekillenir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Yiyecekleri 'iyi-kötü', 'yasak-serbest' diye ayırmayın</p><p>Yiyecekleri keskin biçimde kategorize etmenin çocukta sağlıklı bir beslenme ilişkisi kurulmasını zorlaştırabileceğini belirten Şahin, 'Yiyecekleri &#39;iyi-kötü&#39; veya &#39;yasak-serbest&#39; şeklinde keskin biçimde ayırmak yerine, sağlıklı seçimleri günlük yaşamın doğal bir parçası haline getirmek daha doğru olacaktır. Örneğin &#39;Bunu yeme, kilo alırsın&#39; demek yerine &#39;Vücudumuzun güçlü olması için farklı besinlere ihtiyacı var&#39; şeklinde konuşulabilir. Ebeveynlerin kendi beslenme davranışları da çocuk için güçlü bir modeldir.' dedi.</p><p>Sağlıklı beslenme yalnızca ailenin sorumluluğu değil</p><p>Okul kantinleri ve okul yemeklerinin çocukların beslenme tercihleri üzerinde önemli etkisi bulunduğuna dikkat çeken Şahin, 'Okul, çocuğun beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde son derece önemli bir çevredir. Çocuk yalnızca evde değil, günün önemli bir bölümünde okulda bulunmaktadır. Bu nedenle okul kantininde hangi ürünlerin bulunduğu, hangi yiyeceklerin daha kolay ulaşılabilir olduğu, okul yemeklerinin içeriği ve hatta yiyeceklerin nasıl sunulduğu çocuğun tercihlerini etkileyebilir.' diye konuştu.</p><p>Aile, okul ve kamu birlikte hareket etmeli</p><p>Çocuklarda sağlıklı beslenme alışkanlığı oluşturulmasının bütüncül bir yaklaşım gerektirdiğini vurgulayan Şahin, 'Sağlıklı beslenme konusunda sorumluluğu yalnızca aileye yüklemek doğru değildir. Aile, okul ve kamu birlikte hareket etmelidir. Aile sağlıklı beslenme alışkanlığını evde desteklerken okulun da çocukların sağlıklı seçeneklere ulaşmasını kolaylaştırması gerekir. Kamu politikalarının ise okullardaki yiyecek ve içecek ortamını sağlıklı hale getirecek standartları oluşturması ve bunların uygulanmasını denetlemesi önemlidir. Burada hedef çocuklara sürekli &#39;ne yememeleri gerektiğini&#39; söylemekten çok, sağlıklı seçimi çocuk için daha kolay ve ulaşılabilir seçenek haline getirmek olmalıdır.' şeklinde sözlerini tamamladı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/uzmanlardan-velilere-uyari-sag_1788776237_g7iAfn.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Uzmanlardan Velilere Uyarı: Sağlıklı Beslenme Okul Başarısını da Etkiliyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/uzmanlardan-velilere-uyari-sag_1788776237_g7iAfn.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Psikolojik danışmandan velilere yeni eğitim yılı öncesi önemli uyarılar]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/psikolojik-danismandan-velilere-yeni-egitim-yili-oncesi-onemli-uyarilar/115521/</link>
            <description><![CDATA[Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Batuhan Uzun, çocukların okul sürecine hazırlanırken baskı ve kıyaslamadan uzak tutulması, gerçekçi hedefler belirlenmesi ve ebeveynlerin çocuklarına doğru rol model olması gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/psikolojik-danismandan-velilere-yeni-egitim-yili-oncesi-onemli-uyarilar/115521/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 16:43:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Batuhan Uzun, çocukların okul sürecine hazırlanırken baskı ve kıyaslamadan uzak tutulması, gerçekçi hedefler belirlenmesi ve ebeveynlerin çocuklarına doğru rol model olması gerektiğini belirtti.</strong></p><p>Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala öğrencilerin okula uyum süreci ve velilerin bu süreçte izlemesi gereken yol önem taşıyor.</p><p>Beytepe Koleji Ortaokulu Müdür Yardımcısı ve Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen Batuhan Uzun, öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılına sağlıklı bir şekilde adapte olabilmeleri için uyku ve beslenme düzeninden akademik hazırlığa, teknoloji kullanımına kadar velilerin dikkat etmesi gereken noktaları İLKHA muhabirine anlattı.</p><p><br>Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmen Batuhan Uzun, öğrencilerin yaz tatilinde edindikleri rutinlerden sıyrılarak okul düzenine yeniden adapte olmaları gerektiğini belirterek velilere önemli tavsiyelerde bulundu.</p><p>Uzun, öğrencilerin öncelikle uyku ve beslenme düzenlerini kontrol altına almaları gerektiğini ifade ederek, yaz tatilinde daha rahat bir süreç geçiren çocukların okul döneminde yeniden düzenli bir rutine geçirilmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>'Uyku ve beslenme saatlerine dikkat edilmeli'</p><p>Öğrencilerin okula başlamadan önce uyku düzenlerinin kontrol altına alınması gerektiğini belirten Uzun, 'Öncelikle çocukların yaz tatilinde geliştirmiş oldukları bazı rutinler var. Bu rutinlerden sıyrılıp tekrar okul süresine adapte olmasını sağlamamız gerekiyor. Bu süreçte uyku ve beslenme saatlerine dikkat etmemiz gerekiyor. Çünkü yaz sürecinde çocuklarımız biraz daha rahat bir süreç geçiriyorlar. Ancak okul sürecinde bunların tekrar bir değerlendirilmesi ve düzenlenmesi gerekiyor.' dedi.</p><p>Akademik açıdan da öğrencilerin yaz tatilinin son günlerinde bir önceki eğitim yılını tekrar etmelerinin faydalı olacağını belirten Uzun, 'Başlayacakları yeni eğitim öğretim yılında kendilerine destek olacağını düşünüyorum.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Çocuklarımızı korkutmamalıyız'</p><p>Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin çocuklarına yaklaşımının da büyük önem taşıdığını dile getiren Uzun, öğrencilerin okula başlarken korkutulmaması gerektiğini söyledi.</p><p>Uzun, 'Velilerimizin üzerine düşen nokta ise eğitim öğretim yılında çocuklarımızın yola başlarken onları korkutmamalıyız. Daha çok yanlarında hissettireceğimiz mesajlar vermemiz gerekiyor. Yeni bir döneme başlıyoruz. Yeni hedefler belirleyelim. Bu hedefleri gerçekleştirirken &#39;Ben senin yanındayım&#39; şeklinde ifadelerle öğrencilerimizi okul sürecine daha rahat bir şekilde hazırlayacağımızı düşünüyorum.' diye konuştu.</p><p>Hedeflerin gerçekçi olması gerektiğini vurgulayan Uzun, yaz tatilinden dönen öğrencilerden uzun saatler boyunca ders çalışmalarını beklemenin doğru olmayacağını belirtti.</p><p>'Yaz tatilinin dönüşünde çocuklarımızdan çok uzun tempolar, çok uzun saatler ders çalışmalarını beklemek çok gerçekçi hedefler olmayacaktır.' diyen Uzun, kısa periyotlarla daha verimli ders çalışma programlarının uygulanmasını tavsiye etti.</p><p>'Sadece akademik gelişime odaklanılmamalı'</p><p>Öğrencilerin okula başlamasıyla birlikte yalnızca akademik gelişimlerinin değil, sınıf ve okul içerisindeki uyumlarının da takip edilmesi gerektiğini belirten Uzun, öğretmen ve velilerin gözlemlerinin önemli olduğunu ifade etti.</p><p>Uzun, 'Öğrenci henüz okula alışmamışsa, henüz sınıfına alışmamışsa akademik olarak yol katetmesini beklemek çok gerçekçi olmayacaktır. Bu noktada okul içerisindeki gözlemi öğretmenlerimiz, ev içerisindeki gözlemi de velilerimizin düzenli bir şekilde gerçekleştirmesini sağlamalıyız.' dedi.</p><p>'Ebeveynlerin telefon kullanımı konusunda evde nasıl bir rol model olacağı çok önemli'</p><p>Teknolojinin artık hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Uzun, bu noktada ebeveynlerin çocuklarına rol model olması gerektiğini söyledi.</p><p>Uzun, 'Teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak artık çok gerçekçi bir durum söz konusu değil. Bunu ebeveynlerimizde de yaşıyoruz. Öğretmenlerimizde de bu süreci yaşıyoruz. Ebeveynlerimizin evde nasıl bir rol model olacağı çok önemli. Ebeveynlerimizin de telefon kullanımlarını kontrol altında tutması gerekiyor ki öğrencilerimiz onları bir rol model olarak belirlesin.' ifadelerini kullandı.</p><p>Öğrencilerin ders çalışma alanlarında cep telefonu bulundurulmaması gerektiğini belirten Uzun, telefonların dikkat dağıtan ciddi bir unsur olduğunu söyledi.</p><p>Sosyal medya kullanımının da yaşa uygun şekilde gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çeken Uzun, velilerin çocuklarının sosyal medya kullanımını takip etmeleri gerektiğini ifade etti. Uzun ayrıca, uyumadan önce cep telefonu kullanılmasını tavsiye etmediklerini belirterek bunun verimli bir uyku geçirilmesini engelleyebileceğini kaydetti.</p><p>'Çocuklarımızı başkalarıyla kıyaslamamalıyız'</p><p>Velilerin çocuklarını arkadaşları, kuzenleri veya kardeşleriyle kıyaslamasının öğrenciler üzerinde ciddi baskıya neden olabileceğini belirten Uzun, bunun yerine öğrencilerle birlikte gerçekçi hedefler belirlenmesi gerektiğini söyledi.</p><p>'Baskıyla hedef belirleme arasında çok ince bir çizgi var.' diyen Uzun, şöyle devam etti:</p><p>'Velilerimizin bu süreç içerisinde öğrencilerimize baskı yerine hedef belirleyip, tırnak içerisinde öğrencilerle beraber hedef belirleyip, velimizin sadece kendi başına bir hedef belirlemesini doğru bulmuyoruz. Öğrencimizle beraber bir hedef belirlemesinde fayda var. Gerçekçi hedefler olmasında fayda var.'</p><p>Velilerin süreç boyunca çocuklarına 'Senin yanındayım' mesajını vermesi gerektiğini vurgulayan Uzun, öğrencilerin çabalarının takdir edilmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>Akran zorbalığına karşı farkındalık uyarısı</p><p>Akran zorbalığı konusunda farkındalık oluşturmanın da önemli olduğunu ifade eden Uzun, öğrencilerin günlük rutinlerinin dışında davranışlar sergilemeye başlamasının takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Uzun, 'Öncelikle akran zorbalığında farkındalık süreci çok önemli. Bu noktada çocuklarımızın günlük rutinlerinin dışında davranmaya başladığımızda bazı problemler olduğunu tespit edebiliyoruz. Okula gitmeye çekinebilir öğrencimiz. Arkadaşlarından uzaklaşabilir. İçe kapanma gibi davranışlar olabilir. Sıklıkla karşılaştığımız durumlardan biri materyallerini kaybetmek gibi bazı durumlar öğrencimizin akran zorbalığına maruz kaldığını işaret eden bazı temel özellikler.' dedi.</p><p>'Sorgulamak yerine yanında olduğumuzu hissettirmeliyiz'</p><p>Okullarda zorbalıkların yaşanması durumunda velilerin çocuklarına sorgulayıcı şekilde yaklaşmaması gerektiğini belirten Uzun, bunun yerine çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli bir ortam oluşturulmasını tavsiye etti.</p><p>Uzun, 'Kesinlikle sorgulayıcı bir şekilde yaklaşmamalıyız. &#39;Sana ne oldu? Senin neyin var?&#39; şeklinde öğrenciyi sorgulayıcı, üzerinde baskı oluşturucu sorulardan uzak durmamız gerekiyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Velilerin çocuklarına 'Son zamanlarda seni rahatsız görüyorum. Senin için yapabileceğim bir durum var mı? Sana yardımcı olabileceğim bir konu var mı? Okul içerisinde ya da sosyal hayatında benimle paylaşmak istediğin bir durum var mı?' şeklinde yaklaşmasının daha sağlıklı olduğunu belirten Uzun, bu yöntemin öğrencilerin kendilerini velilerine daha rahat açmalarını sağladığını söyledi.</p><p>Uzun, akran zorbalığının tespit edilmesinin ardından öğretmen, veli ve okul yönetiminin iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti.</p><p>'Okulu çocukların merak edeceği bir ortam haline getirmeliyiz'</p><p>Yeni eğitim-öğretim yılında öğrencilerin okula uyum sağlaması için okulun çocukların merak edeceği ve heyecanla geleceği bir ortam haline getirilmesi gerektiğini ifade eden Uzun, öğrencilerin başkalarıyla değil, kendi gelişimleri üzerinden değerlendirilmesini tavsiye etti.</p><p>Uzun, 'Okula her gün çocuklarımızın heyecanla geleceği, orayı merak ettikleri, orada neler yaşanacağından heyecanlanacağı bir ortam haline getirmemiz gerekiyor.' dedi.</p><p>Öğrencilerin gelişiminin değerlendirilmesinde bir önceki yılki durumlarının esas alınmasının daha doğru olduğunu belirten Uzun, 'Geçen seneki akademik durumuyla bu seneki akademik durumu arasındaki farkı kıyaslamak öğrencinin gelişimi açısından daha doğru olacaktır.' ifadelerini kullandı.</p><p>Uzun, öğrencilerin okula uyum sürecinde velilerin çocuklarının yanında olması, öğretmenlerin ise okulu daha eğlenceli ve akademik olarak daha verimli hale getirmek için özveriyle hareket etmesi gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/psikolojik-danismandan-veliler_1788615794_Fxhnse.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Psikolojik danışmandan velilere yeni eğitim yılı öncesi önemli uyarılar ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/psikolojik-danismandan-veliler_1788615794_Fxhnse.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Açık’tan sağlık bilgisi uyarısı: “Her duyduğunuza inanmayın”]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-acik-tan-saglik-bilgisi-uyarisi-her-duydugunuza-inanmayin/115430/</link>
            <description><![CDATA[Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Açık, Halk Sağlığı Haftası kapsamında dijital mecralarda hızla yayılan sağlık bilgilerine karşı uyarıda bulundu. Açık, özellikle “mucize çözüm” ve “herkese uygun” gibi iddialara karşı dikkatli olunması gerektiğini belirterek, sağlık bilgilerinin güvenilir kaynaklardan doğrulanmasını istedi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-acik-tan-saglik-bilgisi-uyarisi-her-duydugunuza-inanmayin/115430/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 12:53:46 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, son yıllarda dijital mecralarda hızla yayılan sağlık önerilerine karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. </strong>Mucizevi özellikler atfedilen bitki ve kürler ile ilaç ve takviye tavsiyelerinin sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirten Prof. Dr. Açık, 'İnternette karşılaşılan her sağlık bilgisi güvenilir olmayabilir. Bu nedenle bilgilerin kaynağının kontrol edilmesi, özellikle ilaç, takviye ve tedaviyle ilgili kararların hekim değerlendirmesiyle alınması gerekiyor' dedi. Prof. Dr. Açık ayrıca, internette karşılaşılan sağlık bilgilerinin beş temel soruyla değerlendirilmesini önerdi.</p><p>Günümüzde sağlıkla ilgili her türlü bilgiye ulaşmak artık son derece çok kolay. Bir belirtiyi arama motoruna yazmak, sosyal medyada bir uzmanın videosunu izlemek ya da yapay zekya soru sormak birkaç saniye sürüyor. Ancak bilgiye hızlı ulaşmak, o bilginin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Açık, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında dijital mecralardaki bilgi kirliliğine ve sağlık okuryazarlığının önemine dikkat çekti.</p><p>Sağlık okuryazarlığının bilgiye ulaşmanın yanı sıra bilgiyi anlamayı, güvenilirliğini değerlendirmeyi ve doğru biçimde kullanmayı kapsadığını söyleyen Prof. Dr. Açık, 'Dünya Sağlık Örgütü, sağlık okuryazarlığını sağlığın belirleyicilerinden biri olarak tanımlıyor. Bu konu ülkemizde de gündemde. Sağlık Bakanlığı&#39;nın 2024 yılı sonunda yayımladığı &#39;Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması&#39;na göre sağlıkla ilgili konularda en önemli bilgi kaynağı %69,1 ile aile hekimleri. Bununla birlikte nüfusun %63,7&#39;si sağlık bilgisine ulaşmak için internet arama motorlarını, %45,1&#39;i televizyonu, %29,6&#39;sı ise sosyal medyayı kullanıyor. Bu kaynaklara son yıllarda yapay zek araçları da eklendi. Dijital araçlar bilgiye erişimi hızlandırırken ulaşılan bilginin doğruluğunu değerlendirme sorumluluğunu da artırıyor' dedi.</p><p>'Doğal ürünler herkes için uygun olmayabilir'<br>Dijital mecralarda bazı bitkilerin, besinlerin ve karışımların hastalıkları önleyen veya tedavi eden mucize çözümler gibi sunulabildiğini belirten Prof. Dr. Açık, şöyle devam etti; 'Bir ürün gerçekten doğal olsa bile herkes için uygun olmayabilir. Çünkü her bireyin vücudu, sağlık durumu, ihtiyaçları ve tedavilere verdiği yanıt farklıdır. Bir kişi için yararlı ya da uygun olan bir tedavi, takviye veya uygulama başka bir kişi için aynı sonucu vermeyebilir, hatta sağlık açısından risk oluşturabilir. Örneğin bitkisel ürünler ve takviyeler kullanılan ilaçlarla etkileşime girebilir, bazı hastalıklarda ciddi sorunlara yol açabilir. &#39;Bu nedenle çevreden duyulan ya da dijital mecralarda karşılaşılan her öneriyi uygulamaya çalışmak doğru bir yaklaşım olmaz. Özellikle kesin sonuç&#39;, &#39;tek kürle çözüm&#39; veya &#39;herkese uygun&#39; gibi ifadeler önemli birer uyarı işaretidir. Ayrıca bir içeriğin çok izlenmesi, çok paylaşılması veya tanınmış bir kişi tarafından anlatılması onu güvenilir kılmaz. Bilgiyi kimin verdiğine ve hangi kaynağa dayandırdığına bakılmalı. Bu nedenle başta kronik hastalığı bulunanlar, hamileler, çocuklar ve düzenli ilaç kullananlar olmak üzere herkesin bu tür önerileri uygulamadan önce uzmanlara danışması gerekiyor.'</p><p>'Yapay zekdan bilgi alınabilir ancak karar hekime bırakılmalı'<br>Sağlıkla ilgili konularda yapay zek araçlarının kullanımına da değinen Prof. Dr. Açık, 'Yapay zek bir konuyu anlamaya veya güvenilir kaynaklara ulaşmaya yardımcı olabilir. Ancak aynı belirti farklı hastalıkların habercisi olabilir ve kişinin sağlık durumu yalnızca birkaç bilgi üzerinden değerlendirilemez. Bu nedenle tanı koyma, ilaç kullanımı veya mevcut tedaviyi değiştirme gibi konuları hekime bırakmak gerekiyor' diye konuştu.</p><p>Güvenilir sağlık bilgisi için beş soru<br>Prof. Dr. Yasemin Açık, internette karşılaşılan sağlık bilgilerini değerlendirirken şu beş sorunun sorulmasını önerdi:<br>1. Bilgiyi kim paylaşıyor? Kişinin veya kurumun bu alandaki uzmanlığı açıkça belirtiliyor mu?<br>2. İddia, bilimsel araştırmalara ve resmi sağlık kurumlarının güncel bilgilerine dayanıyor mu?<br>3. İçeriğin yayımlanma veya güncellenme tarihi bulunuyor mu?<br>4. Kesin sonuç, mucize çözüm ve herkese uygun gibi iddialı ifadeler kullanılıyor mu?<br>5. Öneri; ilaç bırakmayı, doz değiştirmeyi, tedaviyi ertelemeyi veya kontrolsüz takviye kullanmayı içeriyor mu?</p><p>Prof. Dr. Açık, 'Bu sorulardan biri bile kuşku yaratıyorsa bilginin uygulanmadan veya başkalarıyla paylaşılmadan önce Sağlık Bakanlığı ve DSÖ gibi güvenilir kaynaklardan kontrol edilmesi; kişisel <br>sağlık kararlarında ise hekime veya eczacıya danışılması gerekiyor' açıklamasında bulundu.</p><p>Sağlık Bakanlığı 7 günde 7 farklı konuya dikkat çekecek<br>Sağlık Bakanlığı&#39;nın Halk Sağlığı Haftası kapsamında 7 günde 7 farklı temayla anne ve çocuk sağlığından dijital bağımlılığa, sağlıklı yaşam alışkanlıklarından kanser taramalarına kadar pek çok konuyu gündeme taşıyacağını belirten Prof. Dr. Açık, 5 Eylül&#39;de &#39;Bilgiyi Sorgula, Kaynağı Doğrula, Sağlığını Aşı ile Koru&#39; temasıyla sağlık okuryazarlığının önemine dikkat çekileceğini söyledi. Prof. Dr. Açık sözlerini, 'Toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesi için gece gündüz emek veren tüm sağlık çalışanlarının Halk Sağlığı Haftası&#39;nı kutluyorum' diyerek tamamladı.<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-acik-tan-saglik-bilgis_1788429224_0fEC9d.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Açık’tan sağlık bilgisi uyarısı: “Her duyduğunuza inanmayın” ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-acik-tan-saglik-bilgis_1788429224_0fEC9d.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Okullar Açılmadan Önce Çocukların Göz Sağlığı Kontrol Edilmeli]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/okullar-acilmadan-once-cocuklarin-goz-sagligi-kontrol-edilmeli/115418/</link>
            <description><![CDATA[Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde çocukların göz sağlığının kontrol edilmesi gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Bülent Doğu, özellikle 5-6 yaş döneminde yapılacak kapsamlı göz muayenesinin akademik başarı ve sosyal gelişim açısından büyük önem taşıdığını belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/okullar-acilmadan-once-cocuklarin-goz-sagligi-kontrol-edilmeli/115418/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 03 Sep 2026 00:32:31 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Yeni eğitim-öğretim yılı başlarken çocukların fiziksel ve zihinsel hazırlıkları kadar göz sağlığı da büyük önem taşıyor. Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi hekimlerinden Op. Dr. Mehmet Bülent Doğu, okul öncesi dönemde yapılacak detaylı bir göz muayenesinin çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal gelişimini doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor.</strong></p><p>'Tahtayı Göremeyen Çocuk Odaklanamaz'</p><p>Birçok ebeveynin çocuklardaki ders isteksizliğini veya odaklanma sorununu yanlış değerlendirdiğini belirten Op. Dr. Mehmet Bülent Doğu, şu uyarılarda bulunuyor: 'Sınıfta tahtayı net göremeyen, okurken satır kaçıran ya da baş ağrısı çeken bir çocuğun derse odaklanması beklenemez. Okul çağındaki çocuklarda sıkça rastladığımız miyopi, hipermetropi, astigmatizma gibi kırma kusurları ile göz tembelliği (ambliyopi) zamanında fark edilmezse; çocuğun özgüvenini zedeler ve öğrenme sürecini olumsuz etkiler. Çoğu zaman &#39;öğrenme güçlüğü&#39; sanılan durumların arkasından tedavi edilebilir bir göz kusuru çıkmaktadır.'</p><p>Bu Belirtilere Dikkat!</p><p>Op. Dr. Doğu, ebeveynlerin çocuklarında gözlemlemesi gereken kritik işaretleri şöyle sıralıyor:</p><p>·        Televizyonu çok yakından izleme veya kitapları yüze yakın tutma</p><p>·        Gözleri sık sık ovalama, kısarak bakma veya tek gözü kapatma</p><p>·        Baş ağrısı, göz yorgunluğu ve çabuk yorulma</p><p>·        Sık sık düşme veya nesnelere çarpma gibi denge sorunları</p><p>İlk Muayene İçin Okul Çağını Beklemeyin</p><p>Göz sağlığı takibinin doğumdan itibaren başlaması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Doğu; ilk 6 ay içinde yapılan muayenenin doğumsal katarakt ve glokom gibi kritik hastalıkların erken teşhisi için vital önem taşıdığını ifade ediyor. 2-3 yaş kontrolünün ardından, 5-6 yaş yani okul öncesi dönemin mutlaka değerlendirilmesi gereken en kritik eşik olduğunun altını çiziyor.</p><p>Kapsamlı bir çocuk göz muayenesinde görme keskinliği, şaşılık, renk körlüğü ve gerekli hallerde göz içi basıncı ölçümlerinin titizlikle yapıldığını belirten Op. Dr. Doğu, erken teşhis edilen göz tembelliğinin uygun gözlük kullanımı veya kapama tedavileriyle tamamen kontrol altına alınabildiğini hatırlatıyor. Sağlıklı bir gelecek ve kesintisiz bir okul başarısı için tüm ebeveynleri, ziller çalmadan önce çocuklarını uzman bir göz hekimine götürmeye davet ediyoruz.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/okullar-acilmadan-once-cocukla_1788384750_4iv1TS.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Okullar Açılmadan Önce Çocukların Göz Sağlığı Kontrol Edilmeli ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/okullar-acilmadan-once-cocukla_1788384750_4iv1TS.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde EKT ve TMS dönemi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ekt-ve-tms-donemi/115381/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye dirençli psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere Elektrokonvülsif Terapi (EKT) ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) cihazları hizmete sunuldu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-egitim-ve-arastirma-hastanesi-nde-ekt-ve-tms-donemi/115381/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 12:54:38 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde tedaviye dirençli psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılmak üzere Elektrokonvülsif Terapi (EKT) ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) cihazları hizmete sunuldu.</strong><br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, psikiyatri alanında sunduğu tedavi seçeneklerini genişletiyor. Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği bünyesinde hizmete alınan Elektrokonvülsif Terapi (EKT) ve Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) cihazlarıyla, özellikle mevcut tedavilere yeterli yanıt vermeyen hastalar için yeni tedavi seçenekleri sunuluyor.<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde görev yapan Doç. Dr. Kerim Uğur, psikiyatri tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapinin önemli bir yer tuttuğunu belirterek, bazı hastalarda ise tedaviye direnç gelişebildiğini ifade etti.<br>Bu tür durumlarda farklı tedavi seçeneklerinin gündeme gelebildiğini belirten Doç. Dr. Uğur, hastanede kullanılmaya başlanan EKT ve TMS cihazlarının özellikle tedaviye dirençli depresyon, şizofreni, bipolar bozukluk ve obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıkların yanı sıra, intihar düşüncelerinin eşlik ettiği bazı psikiyatrik durumlarda tedavi sürecine katkı sağlayabileceğini söyledi. Hizmete alınan EKT cihazıyla gerçekleştirilen tedavinin genel anestezi altında ve anestezi hekimlerinin eşliğinde hastanenin ameliyathanesinde uygulandığını belirten Uğur, bu yöntemin uygun hastalarda uzman hekimlerin değerlendirmesi doğrultusunda kullanılacağını ifade etti.<br>Hastanede hizmete sunulan diğer cihaz olan TMS&#39;nin ise poliklinik ortamında uygulandığını belirten Uğur, yöntemin uygun hastalarda tedavi sürecine katkı sunmasının hedeflendiğini kaydetti. Doç. Dr. Kerim Uğur, EKT ve TMS uygulamalarının hastanede kullanılmaya başlanmasıyla psikiyatri alanındaki tedavi seçeneklerinin genişlediğine dikkat çekerek, 'Bu iki cihazın katkılarıyla hastalarımızın tedavisini bir basamak daha ileriye taşımaya başaracağımıza inanıyorum.' ifadelerini kullandı.<br>EKT ve TMS uygulamalarının her hasta için uygun olmadığına dikkat çekilirken, hangi hastalarda ve hangi koşullarda uygulanacağına ilişkin değerlendirmenin psikiyatri uzmanları tarafından yapılacağı belirtildi. Doç. Dr. Uğur, söz konusu tedavi yöntemleri hakkında bilgi almak isteyen vatandaşları Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği&#39;ne başvurmaya davet etti.<br>Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#39;nde EKT ve TMS uygulamalarının hizmete sunulmasıyla, psikiyatri alanında hastaların ihtiyaçlarına göre farklı tedavi seçeneklerinin değerlendirilebilmesine yönelik önemli bir imkn sağlanmış oldu.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1788342876_6qPZtL.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde EKT ve TMS dönemi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-egitim-ve-arastirma-ha_1788342876_6qPZtL.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prostat Kanserinde Erken Tanı Uyarısı: Belirti Olmadan da İlerleyebilir]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prostat-kanserinde-erken-tani-uyarisi-belirti-olmadan-da-ilerleyebilir/115377/</link>
            <description><![CDATA[Prostat kanserinin erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, erkeklere yaş, aile öyküsü ve genetik risklerin dikkate alındığı kişiselleştirilmiş erken tanı yaklaşımını önerdi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prostat-kanserinde-erken-tani-uyarisi-belirti-olmadan-da-ilerleyebilir/115377/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 00:55:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olmasına rağmen özellikle erken evrelerde herhangi bir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Türk Kanser Derneği Sağlık Direktörü Ezgi Polat, hastalığın yalnızca belirti ortaya çıktığında değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, kişinin yaşı, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin dikkate alındığı kişiselleştirilmiş bir erken tanı yaklaşımının önemini vurguluyor.</p><p>Eylül ayının prostat kanseri konusunda farkındalığın artırılması açısından önemli bir dönem olduğunu belirten Polat, dünya genelinde prostat kanserinin önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini ifade ediyor. IARC&#39;ın GLOBOCAN 2022 verilerine göre Türkiye&#39;de 2022 yılında 17.274 yeni prostat kanseri vakası görüldü. Prostat kanseri, erkeklerde akciğer kanserinin ardından ikinci sırada yer aldı.</p><p>Yaş ve aile öyküsü riski artırabiliyor</p><p>Prostat kanserinde yaş en önemli risk faktörlerinden biri. Birinci derece akrabalarında prostat kanseri bulunan erkeklerde ve bazı genetik özelliklere sahip kişilerde risk daha yüksek olabiliyor.</p><p>Bu nedenle erkeklerin aile öykülerini bilmeleri ve kendi risk durumlarını hekimleriyle değerlendirmeleri önem taşıyor.</p><p>2026 yılı itibarıyla Avrupa Üroloji Birliği&#39;nin yaklaşımında da kişiselleştirilmiş ve risk temelli erken tanı ön plana çıkıyor. Ortalama risk grubundaki erkeklerde erken tanı görüşmelerinin 50 yaş civarında başlaması önerilirken, aile öyküsü bulunan erkeklerde daha erken yaşlarda değerlendirme yapılması gündeme geliyor. BRCA2 gibi bazı genetik risklerin bulunduğu kişilerde ise erken tanı değerlendirmesinin daha da erken yaşlara çekilmesi öneriliyor.</p><p>PSA yüksekliği tek başına prostat kanseri anlamına gelmiyor</p><p>PSA testi prostat kanserinin değerlendirilmesinde önemli bir araç. Ancak PSA değerinin yüksek çıkması tek başına prostat kanseri olduğu anlamına gelmiyor.</p><p>İyi huylu prostat büyümesi, prostat enfeksiyonu ve başka bazı durumlar da PSA seviyesinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu nedenle PSA sonucunun kişinin yaşı, aile öyküsü, klinik bulguları ve hekim değerlendirmesiyle birlikte ele alınması gerekiyor.</p><p>Prostat kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir</p><p>Polat&#39;ın özellikle dikkat çektiği konulardan biri de erkeklerin yalnızca şikyetleri olduğunda doktora başvurmamaları gerektiği. Prostat kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir.</p><p>İdrar yapmada güçlük, idrar akışında zayıflama, gece sık idrara çıkma, idrarda veya menide kan görülmesi gibi belirtiler ortaya çıktığında mutlaka hekime başvurulması gerekiyor. Ancak bu belirtilerin bulunmaması da prostat kanseri olmadığı anlamına gelmiyor.</p><p>Sağlıklı yaşam alışkanlıkları genel sağlık açısından önemli</p><p>Düzenli fiziksel aktivite yapılması, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, dengeli beslenilmesi ve tütün ürünlerinden uzak durulması genel sağlık açısından koruyucu bir yaklaşım oluşturuyor.</p><p>Bununla birlikte herhangi bir besinin, vitaminin veya yaşam tarzı değişikliğinin prostat kanserini kesin olarak önlediği söylenemez.</p><p>'Kontrolü ertelemek, erken tanı açısından önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olabilir'</p><p>'Özellikle erkeklerin sağlık kontrollerini ertelememeleri gerektiğini düşünüyorum. Sağlık konusunda çekinmek, utanmak veya &#39;bir şeyim yok&#39; düşüncesiyle kontrolü ertelemek, erken tanı açısından önemli bir fırsatın kaçırılmasına neden olacaktır.'</p><p>Prostat kanserinde doğru yaklaşımın kişinin kendi risklerini bilmesi ve kendisi için uygun erken tanı planını hekimiyle birlikte oluşturması olduğunu ifade eden Ezgi Polat, Türk Kanser Derneği olarak prostat kanseri konusunda toplumsal farkındalığın artırılmasını, erkeklerin doğru bilgiye ulaşmasını ve sağlık kontrollerini zamanında gerçekleştirmesini önemsediklerini belirtiyor.</p><p>Polat, sözlerini şu çağrıyla tamamlıyor:</p><p>                                       </p><p>'Unutulmaması gereken en önemli nokta; prostat kanserinde erken tanının tedavi seçeneklerini ve hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilmesidir. Bu nedenle erkekleri risklerini öğrenmeye, sağlık kontrollerini ertelememeye ve prostat sağlığı konusunda hekimleriyle görüşmeye davet ediyorum.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prostat-kanserinde-erken-tani-_1788299704_ASUpg6.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prostat Kanserinde Erken Tanı Uyarısı: Belirti Olmadan da İlerleyebilir ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prostat-kanserinde-erken-tani-_1788299704_ASUpg6.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Aile hekimlerinin ilaç reçeteleme yetkisi genişletildi]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/aile-hekimlerinin-ilac-receteleme-yetkisi-genisletildi/115271/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık sistemini güçlendirmeye yönelik yeni düzenlemeyle aile hekimlerine Leflunomid reçeteleme yetkisi verildiğini, nörolojik hastaların enteral beslenme ürünlerine ilişkin rapor sürelerinin bir yıla çıkarıldığını açıkladı]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/aile-hekimlerinin-ilac-receteleme-yetkisi-genisletildi/115271/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 16:24:05 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık sistemini güçlendirmeye yönelik yeni düzenlemeyle aile hekimlerine Leflunomid reçeteleme yetkisi verildiğini, nörolojik hastaların enteral beslenme ürünlerine ilişkin rapor sürelerinin bir yıla çıkarıldığını açıkladı. Düzenlemeyle ayrıca 3 ilaç geri ödeme kapsamına alınırken, majistral ilaçlara verilen destek yüzde 40 artırıldı.</strong></p><p>Bakan Memişoğlu&#39;nun açıklamasına göre, yapılan yeni düzenleme kapsamında aile hekimlerine Leflunomid reçeteleme yetkisi tanındı.</p><p>Nörolojik hastaların kullandığı enteral beslenme ürünlerine ilişkin rapor süreleri de bir yıla uzatıldı.</p><p>Eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlara sağlanan desteğin yüzde 40 oranında artırıldığı bildirildi.</p><p>Ayrıca 2 Hemofili B ilacı ile bir kanser ilacı geri ödeme kapsamına dahil edildi.</p><p>Çocuk cerrahisi tarafından gerçekleştirilen yüksek zorluk derecesine sahip cerrahi işlemlerin de ödeme kapsamına alındığı belirtildi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/aile-hekimlerinin-ilac-recetel_1788009844_wyG4xb.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Aile hekimlerinin ilaç reçeteleme yetkisi genişletildi ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/aile-hekimlerinin-ilac-recetel_1788009844_wyG4xb.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[3 ilaç geri ödeme kapsamına alındı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi/115267/</link>
            <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan düzenlemeler kapsamında 2 Hemofili B ilacı ve biri yerli üretim olmak üzere 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-alindi/115267/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 16:05:55 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği&#39;nde yapılan düzenlemeler kapsamında 2 Hemofili B ilacı ve biri yerli üretim olmak üzere 3 ilacın geri ödeme kapsamına alındığını açıkladı.</p><p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan&#39;ın açıklamasına göre, Sosyal Güvenlik Kurumu aracılığıyla yapılan düzenlemeler kapsamında 2 adet Hemofili B ilacı ile bir adet kanser ilacı geri ödeme listesine alındı.</p><p>Geri ödeme kapsamına alınan 3 ilaçtan birinin yerli üretim olduğu belirtildi.</p><p>Eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlarda SGK tarafından karşılanan tutar yüzde 40 oranında artırıldı.</p><p>Çocuk cerrahisinde uygulanan işlemlerin kapsamının da genişletildiği bildirildi.</p><p>Kemik iliği nakli süreçlerinde de çeşitli iyileştirmeler hayata geçirildi. Nakil bekleyen hastalar için uygun verici bulunmasına yönelik tarama süreçlerinin güncellendiği, tedavi ve ilaç uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığı kaydedildi. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-al_1788008754_mKDbgO.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ 3 ilaç geri ödeme kapsamına alındı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/3-ilac-geri-odeme-kapsamina-al_1788008754_mKDbgO.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Özel Hastanelere Yeni Düzenleme: Akredite Kuruluşlara Denetim Muafiyeti]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/ozel-hastanelere-yeni-duzenleme-akredite-kuruluslara-denetim-muafiyeti/115258/</link>
            <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının yeni düzenlemesiyle TÜSKA tarafından akredite edilen özel hastanelere belge kategorilerine göre 1 ila 3 yıl olağan denetim muafiyeti getirildi. Fiziki standartlarda kabul edilen sapma oranı yüzde 2'den yüzde 5'e çıkarılırken, röntgen ve laboratuvar hizmetlerine ilişkin şartlar yeniden düzenlendi.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/ozel-hastanelere-yeni-duzenleme-akredite-kuruluslara-denetim-muafiyeti/115258/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 14:19:52 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Sağlık Bakanlığının yeni düzenlemesiyle TÜSKA akreditasyonuna sahip özel hastanelere olağan denetimlerden belirli sürelerle muafiyet getirildi. Fiziki standartlarda kabul edilen sapma oranı yüzde 2&#39;den yüzde 5&#39;e çıkarılırken, laboratuvar hizmetleri ve röntgen cihazı bulundurma şartlarında da değişikliğe gidildi.</p><p>Özel hastanelerin denetim, fiziki standart, laboratuvar ve sağlık hizmeti sunumuna ilişkin kurallarında yeni düzenlemeler yapıldı.</p><p>Sağlık Bakanlığınca hazırlanan Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmî Gazete&#39;de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p><p>Düzenlemeyle özel hastanelerin kalite akreditasyonu, denetim süreçleri ve bazı teknik yükümlülüklerinde önemli değişiklikler yapıldı.</p><p>Akredite hastanelere denetim muafiyeti</p><p>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından akredite edilen özel hastanelere, aldıkları belge kategorisine göre olağan denetimlerden muafiyet getirildi.</p><p>Buna göre platin veya altın kategorisinde belgelendirilen hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisinde belgelendirilenler 2 yıl, bronz kategorisinde belgelendirilenler ise 1 yıl olağan denetimlerden muaf tutulacak.</p><p>Ancak şikyet, ihbar veya gerekli görülen diğer durumlarda yapılabilecek olağan dışı denetimler bu muafiyetin dışında tutuldu.</p><p>Fiziki standartlarda yüzde 5 sapma</p><p>Yönetmelikte özel hastanelerin uyması gereken asgari fiziki standartlarda da değişiklik yapıldı.</p><p>Daha önce yüzde 2&#39;ye kadar izin verilen ölçü sapması, yeni düzenlemeyle yüzde 5&#39;e çıkarıldı.</p><p>Ayrıca 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılan özel hastaneler, yönetmelikte belirtilen fiziki şartlardan muaf tutuldu.</p><p>Bu muafiyet, 30 Ocak 2025 itibarıyla özel hastaneler tarafından yapılan değişiklikler ile yönetmeliğin geçiş hükümleri kapsamında bulunan hastaneler için uygulanmayacak.</p><p>Röntgen ve laboratuvar şartları yeniden düzenlendi</p><p>Özel hastanelerde bir adet seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulunması zorunlu olacak.</p><p>Röntgen cihazının yerinde hizmet alımı yoluyla hastanede bulundurulması halinde de bu şart yerine getirilmiş sayılacak.</p><p>Laboratuvar hizmetlerinde de esneklik sağlandı. Hastanelerde, kabul ve tedavi edilen uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve/veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarının bulunması zorunluluğu devam ederken, belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastaneler bu hizmeti yerinde hizmet alımı yoluyla karşılayabilecek.</p><p>Hastanenin söz konusu laboratuvarı açabilmesi için gerekli uzman tabip kadrosunun bulunmaması halinde ise talep üzerine Bakanlık tarafından ilgili uzmanlık dalında kadro verilebilecek.</p><p>Uzmanlık eğitimi programı bulunan hastanelere kadro düzenlemesi</p><p>Yönetmelikte özel hastanelerin akademik personel çalıştırmasına ilişkin hüküm de değiştirildi.</p><p>Buna göre, vakıf üniversitesiyle iş birliği protokolü bulunan hastaneler yerine, Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitimi programı bulunan özel hastaneler belirli şartlar çerçevesinde profesör ve doçent çalıştırabilecek. Bu kapsamda çalıştırılabilecek akademik personel sayısı, ilgili tabip ve diş tabibi kadrolarının yüzde 20&#39;sini geçemeyecek.</p><p>Muayenehane hastaları için başka hastanede işlem imknı</p><p>Muayenehaneden özel hastaneye gelen hastaya gerekli müdahalenin ilgili hastanede yapılamaması halinde, hekimin talebi doğrultusunda işlemin başka bir hastanede gerçekleştirilmesine vaka bazlı özel izin verilebilecek.</p><p>İzin, ilgili il sağlık müdürlüğü tarafından verilecek. İzin taleplerinin değerlendirilmesi, acil durumlarda, mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise Bakanlık tarafından belirlenecek.</p><p>Yönetmelikte yapılan değişikliklerin büyük bölümü yayımlandığı gün yürürlüğe girerken, özel hastanelerin fiziki şartlardan muafiyetine ilişkin düzenleme 30 Ocak 2025 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanacak. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/ozel-hastanelere-yeni-duzenlem_1788002390_ErNC3g.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Özel Hastanelere Yeni Düzenleme: Akredite Kuruluşlara Denetim Muafiyeti ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/ozel-hastanelere-yeni-duzenlem_1788002390_ErNC3g.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi?]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/bagisiklik-sisteminiz-gozlerinize-saldirabilir-mi/115209/</link>
            <description><![CDATA[Bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması, gözlerde ciddi sağlık sorunlarına ve kalıcı görme kayıplarına yol açabiliyor. Prof. Dr. Berna Başarır, gözlerin bağışıklık sistemiyle ilişkisini ve otoimmün göz hastalıklarında erken teşhisin önemini anlattı.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/bagisiklik-sisteminiz-gozlerinize-saldirabilir-mi/115209/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 22:30:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sisteminin bazen kendi dokularını hedef alabildiği biliniyor. Peki ya gözlerimiz? Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sistemi ile göz sağlığı arasındaki özel ilişkiyi ve otoimmün göz hastalıklarının bilinmeyenlerini anlattı.</strong></p><p>Vücudun savunma mekanizması olan bağışıklık sistemi, çoğu zaman bizi enfeksiyonlara karşı korusa da bazı durumlarda kontrolden çıkarak sağlıklı dokulara saldırabiliyor. Bu durum göz gibi hassas organlarda gerçekleştiğinde ise ciddi görme kayıplarına yol açabiliyor.</p><p>Gözlerin vücutta 'bağışıklık ayrıcalığına' (immuneprivilege) sahip özel alanlar olduğunu belirten Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Hekimlerinden Prof. Dr. Berna Başarır, bağışıklık sisteminin gözle olan karmaşık ilişkisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</p><p><br>'Gözlerimiz Bağışıklık Sisteminden Gizli Değil, Özel Olarak Korunuyor'</p><p>Halk arasında 'bağışıklık sisteminin gözlerin varlığından haberi olmadığı' yönündeki yaygın şehir efsanesine değinen Prof. Dr. Başarır, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Sanılanın aksine gözlerimiz bağışıklık sistemimizden tamamen saklanmış veya &#39;gizlenmiş&#39; değildir. Aksine, göz içinde makrofajlar, dendritik hücreler ve T hücreleri gibi özel bağışıklık hücreleri sürekli görev yapar. Göz, görme yetimizi koruyabilmek adına aşırı iltihabi (enflamatuar) reaksiyonları sınırlandıran özel bir koruma mekanizmasına sahiptir. Kan-retina bariyeri ve göz içi anti-enflamatuar ortam sayesinde bağışıklık yanıtları kontrol altında tutulur. Ancak bu hassas denge bozulduğunda ciddi sağlık sorunları ortaya çıkar.'</p><p><br>Koruma Kalkanı Ne Zaman Kırılır?</p><p>Gözün doğal koruma kalkanının bazı tetikleyiciler nedeniyle zayıflayabileceğini belirten Prof. Dr. Başarır,otoimmün süreçlerin nasıl başladığını şöyle özetledi:</p><p>'Genetik yatkınlık, geçirilmiş enfeksiyonlar, çevresel faktörler, ağır stres ve toksinler bağışıklık sisteminin toleransını bozabilir. Sistem, vücudun kendi göz dokularını yabancı bir tehdit gibi algılamaya başladığında otoimmün göz hastalıkları tetiklenir.'</p><p>Hangi Hastalıklar Gözü Hedef Alıyor?</p><p>Prof. Dr. Başarır,bağışıklık sisteminin kontrolden çıkmasıyla ortaya çıkan veya gözü etkileyen temel rahatsızlıkları sıraladı:</p><p> Üveit: Gözün orta  katmanının (üvea) iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmediğinde kalıcı görme  kaybına ve körlüğe neden olabilir.  Sjögren  Sendromu ve Şiddetli Kuru Göz: Bağışıklık sisteminin gözyaşı bezlerine  saldırması sonucu göz yüzeyinde ciddi kuruluk ve tahriş oluşur.  Graves  (Tiroit Göz) Hastalığı:Tiroit bozukluğuna bağlı olarak göz  arkasındaki dokuların ve kasların şişmesiyle gözlerin öne fırlamasına  (ekzoftalmi) yol açar.  Optik  Nörit (Multipl Skleroz İlişkili): Görme sinirinin iltihaplanması sonucu  ani görme kayıpları ve göz hareketleriyle oluşan ağrılar görülebilir.  Behçet  Hastalığı, Sarkoidoz ve  OtoimmünRetinopati: Üveitler içinde değerlendirilir. Damarları ve  ağ tabakayı (retina) etkileyen son derece ciddi otoimmün tablolardır.</p><p>Erken Teşhis Görme Yetinizi Kurtarır</p><p>Gözde oluşan ağrı, kızarıklık, ışığa karşı aşırı hassasiyet, bulanık görme, uçuşan cisimler veya kronik kuruluk gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Başarır, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Göz hastalıklarında erken teşhis, doku hasarı kalıcı hale gelmeden müdahale edebilmemiz açısından hayati önem taşır. Özellikle bilinen bir otoimmün rahatsızlığı olan veya nedeni açıklanamayan göz şikayetleri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden detaylı bir göz muayenesinden geçmesi gerekir. Günümüzde gelişen immunoterapi ve modern tedavi yöntemleriyle bağışıklık kaynaklı göz hasarlarının önüne geçmek mümkündür.'</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/bagisiklik-sisteminiz-gozlerin_1787859020_uEyc6U.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Bağışıklık Sisteminiz Gözlerinize Saldırabilir mi? ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/bagisiklik-sisteminiz-gozlerin_1787859020_uEyc6U.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Yılan Sokmalarında Risk Rastgele Değil: En Büyük Tehlike Tarlalarda]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/yilan-sokmalarinda-risk-rastgele-degil-en-buyuk-tehlike-tarlalarda/115054/</link>
            <description><![CDATA[Yüz binlerce yılan sokması vakasının incelendiği araştırmalar, riskin tesadüfi olmadığını ortaya koydu. Tarım alanlarında çalışanlar ve kırsal bölgelerde yaşayanlar en yüksek risk grubunda yer alırken, uzmanlar koruyucu ekipman ve çevre temizliği gibi basit önlemlere dikkat çekiyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/yilan-sokmalarinda-risk-rastgele-degil-en-buyuk-tehlike-tarlalarda/115054/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 16:17:04 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Yüz binlerce yılan sokması vakasının incelendiği araştırma, riskin rastgele olmadığını ortaya koyarken tarım alanlarında çalışanlar ve kırsal bölgelerde yaşayanların en yüksek risk grubunda bulunduğunu gösterdi. Uzmanlar, koruyucu ayakkabı ve eldiven kullanımından evlerin çevresindeki saklanma alanlarının temizlenmesine kadar alınabilecek basit önlemlere dikkati çekiyor.</strong></p><p>Yılan sokmaları uzun yıllar boyunca öngörülemeyen ve tamamen tesadüfi olaylar olarak değerlendirildi. Ancak geniş kapsamlı bilimsel çalışmalar, vakaların önemli bölümünün insanların günlük yaşamı, çalışma koşulları, yaşam alanları ve sağlık hizmetlerine ulaşma süresiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.</p><p>Araştırmada, farklı ülkelerden yüz binlerce yılan sokması vakasına ilişkin veriler incelenerek insanların hangi koşullarda daha fazla risk altında olduğu belirlendi. Bulgular, özellikle tropikal ve kırsal bölgelerde tarım faaliyetlerinin yılan sokmalarının başlıca risk alanlarından biri olduğunu gösteriyor.</p><p>En büyük risk tarlalarda</p><p>Çalışmanın baş araştırmacısı Jaideep Menon&#39;a göre en savunmasız grup, tropikal bölgelerde yaşayan ve açık havada çalışan kırsal kesim sakinlerinden oluşuyor.</p><p>Verilerde tarım, tarla ve çiftlik faaliyetlerinin vakaların önemli bir bölümünün meydana geldiği koşullar arasında öne çıktığı belirtildi.</p><p>Tarlalar, çay ve kauçuk plantasyonları ile ormanlara yakın alanların yılanlar için doğal yaşam alanları olması, bu bölgelerde çalışanları doğrudan risk altında bırakıyor.</p><p>Yılan sokmalarının büyük bölümünün bacak ve ayaklarda meydana gelmesi de dikkat çekiyor. Daha önce yapılan saha araştırmaları da alt ekstremitelerin en sık sokulan bölgeler olduğunu ve çıplak ayakla ya da uygun koruyucu giysi olmadan çalışmanın riski artırdığını ortaya koymuştu.</p><p>Yılanlar sadece gece ortaya çıkmıyor</p><p>Araştırmanın dikkat çektiği noktalardan biri de yılanların yalnızca geceleri aktif olduğu yönündeki yaygın inanışın gerçeği tam olarak yansıtmaması.</p><p>Verilerde sokmaların önemli bölümünün gündüz meydana geldiği, özellikle insanların tarla ve açık alanlarda yoğun olarak çalıştığı saatlerde vakaların arttığı belirtildi. Bununla birlikte geceleri meydana gelen vakaların da özellikle kırsal evlerde, yetersiz aydınlatma ve yerde uyuma gibi koşullarla bağlantılı olduğu kaydedildi.</p><p>Sri Lanka&#39;da yapılan bir saha çalışması da açık alandaki yılan sokmalarının çoğunlukla gündüz gerçekleştiğini, kapalı alanlardaki vakaların ise özellikle geceleri ve uyku sırasında görüldüğünü ortaya koymuştu.</p><p>Hindistan&#39;da 'Dört Büyükler' tehlikesi</p><p>Yılan sokmalarının ağır sonuçlara yol açtığı ülkelerin başında Hindistan geliyor. Ülkede zehirlenme vakalarının önemli bölümünden 'Dört Büyükler' olarak bilinen yılan türleri sorumlu tutuluyor.</p><p>Russell engereği ve testere pullu engerek gibi türlerin zehri kanın pıhtılaşma mekanizmasını bozarak ciddi kanamalara yol açabilirken, kobra ve krait türlerinin zehri sinir sistemini etkileyerek felce ve solunum yetmezliğine neden olabiliyor.</p><p>Özellikle kraitlerin geceleri aktif olduğu ve kırsal evlere girebildiği belirtiliyor. Bu türün sokmaları bazen ağrısız olabildiğinden, kişi belirtileri fark ettiğinde zehrin etkisi ilerlemiş olabiliyor.</p><p>Asıl yarış tedaviye ulaşmakla başlıyor</p><p>Yılan sokmalarında zaman kaybı, tedavinin başarısını doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor. Zehirlenme durumunda panzehir tedavisinin mümkün olan en kısa sürede uygulanması gerekiyor.</p><p>2026&#39;da yayımlanan ayrı bir sistematik derleme de özellikle çocuklarda hastaneye ulaşmada yaşanan gecikmelerin ağır sonuçlarla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya göre uygun olmayan ilk yardım uygulamaları ve hastaneye geç başvuru, ciddi zehirlenme ve ölüm riskini artırıyor.</p><p>Bu nedenle uzmanlar, yılan sokması sonrasında geleneksel ve zarar verici yöntemlere başvurmak yerine en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaşılması gerektiğini vurguluyor.</p><p>Korunmak için basit önlemler</p><p>Uzmanların önerileri arasında özellikle tarla ve açık alanlarda çalışanların uzun ve koruyucu ayakkabılar ile kalın eldiven kullanması bulunuyor.</p><p>Yoğun otların bulunduğu alanlarda yürürken bir çubukla çevrenin kontrol edilmesi, karanlıkta ise mutlaka fener kullanılması öneriliyor. Evlerde duvarlardaki çatlak ve açıklıkların kapatılması, ev çevresindeki ot ve çöp yığınlarının temizlenmesi de yılanların yaşam alanlarına yaklaşmasını önleyebilecek tedbirler arasında yer alıyor.</p><p>Kırsal bölgelerde yerde uyuyanların ise özellikle geceleri kullanılan cibinlikleri iyi kapatmaları tavsiye ediliyor.</p><p>Araştırmalar, yılan sokmalarının tamamen önlenemese bile riskin önemli ölçüde azaltılabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle uzmanlar, kırsal bölgelerde yaşayanlara yönelik eğitimlerin artırılması, sağlık merkezlerinin panzehire erişiminin güçlendirilmesi ve hızlı sevk sistemlerinin geliştirilmesini istiyor.</p><p>Bilimsel veriler, yılan sokmalarının kader veya tamamen rastlantısal bir olay olmadığını, çalışma koşulları, yaşam alanı, korunma yöntemleri ve sağlık hizmetine ulaşma süresi doğru yönetildiğinde önlenebilir bir halk sağlığı sorunu olduğunu ortaya koyuyor. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/yilan-sokmalarinda-risk-rastge_1787404622_i6PRjA.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Yılan Sokmalarında Risk Rastgele Değil: En Büyük Tehlike Tarlalarda ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/yilan-sokmalarinda-risk-rastge_1787404622_i6PRjA.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Psiko-Sosyal Çözülme: Vicdanın, Merhametin ve Değerlerin Enkazı]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-psiko-sosyal-cozulme-vicdanin-merhametin-ve-degerlerin-enkazi/114983/</link>
            <description><![CDATA[Uzman Klinik Psikolog Mehmet Demez, deprem sonrası Malatya’da ortaya çıkan psikolojik ve toplumsal tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-psiko-sosyal-cozulme-vicdanin-merhametin-ve-degerlerin-enkazi/114983/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:05:14 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın zaman geçmesine rağmen Malatya&#39;da depremin yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve toplumsal etkileri de tartışılmaya devam ediyor. Uzman Klinik Psikolog Mehmet Demez, kentte yaşanan değişimin yalnızca yıkılan binalar ve yeniden yükselen yapılar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, toplumdaki güven, dayanışma ve aidiyet duygusuna dikkat çekti.</p><p>Uzman Klinik Psikolog Mehmet Demez, deprem sonrası Malatya&#39;da ortaya çıkan psikolojik ve toplumsal tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulundu: Depremin üzerinden üç yıldan fazla bir zaman geçti. Malatya&#39;nın sokaklarında dolaşırken asıl yıkımın, insan ruhunda ve toplumsal dokuda gerçekleştiğini acı bir şekilde görüyoruz. <br>Sanki deprem sonrası o enkazın altından çıkanlar eski Malatyalılar değilmiş gibi... Ortada bambaşka bir insan profili var artık.<br>Afetler psikolojik olarak, insanların hayata ve birbirlerine duydukları temel güven duygusunu da zedeler. Büyük felaketler sonrasında bireylerde hayatta kalma refleksi kronikleşir. Bu refleks, ilk başta biyolojik bir savunma mekanizmasıdır; ancak zamanla ahlaki ve sosyal sınırları kemiren bir bencilliğe, bir doyumsuzluğa dönüşür.<br>Malatya&#39;da bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, tam anlamıyla derin bir psiko-sosyal çözülme sürecidir. İnsanlar, kaybettikleri güvenli alanın (evlerinin, geçmişlerinin, rutinlerinin) yarattığı derin boşluğu maddiyatla, aşırı kr hırsıyla ve biriktirme dürtüsüyle doldurmaya çalışıyorlar. 'Ben kazandım ya, başkası ne olursa olsun' zihniyeti, kentin köklü komşuluk kültürünü, ahilik geleneğini ve dayanışma ruhunu adeta buharlaştırdı.<br>Bir şehrin yıkımı sadece sarsıntının şiddetiyle ölçülmez. Asıl yıkım, sarsıntıdan çok sonra, o şehrin insanını ayakta tutan omurganın; yani vicdanın, merhametin ve köklü ahlaki değerlerin enkaz altında kalmasıyla başlar. Malatya&#39;da bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, tam anlamıyla derin bir psiko-sosyal çözülme sürecidir ve bu tablonun en acı yönü, insani değerlerin erozyonudur. Bu ruhsal ve toplumsal çöküşü birkaç başlık altında okumak mümkündür:<br>Biz bilincinden ben merkezliliğe geçiş oluştu. İnsanlar, ellerindeki kısıtlı güvenli alanı korumak için 'ben ve çekirdek ailem' kabuğuna çekilmiş, toplumsal dayanışma ruhunu unutup tamamen bencilce bir koruma refleksine kapılmışlardır.<br>Vicdan ve merhametin yerini fırsatçılık anlayışı aldı. Travma anlarında devreye giren 'bireysel hayatta kalma' güdüsü, empatiyi ve vicdanı körleştirir. Beynin tehlike altındaki alt bölgeleri, başkasının acısını görmezden gelmeyi bir savunma mekanizması olarak seçer. Evini kiraya verirken uçuk rakamlar talep eden, depremzedenin çaresizliğini bir ticaret fırsatı olarak gören zihniyet, merhametin yerini soğuk bir çıkarcılığın aldığının kanıtıdır. Vicdanın öldüğünün en net ilanıdır.<br>Ahilik ruhunun yerini doyumsuzluk ve vur-kaç kültürü aldı. Geleceğe dair duyulan belirsizlik ve kontrol kaybı, bireylerde 'elde edebildiğim kadar çok şey elde etmeliyim' hırsı oluşturur. Bu, psikolojide doymak bilmeyen bir güvenlik arayışı maskesi takmış açgözlülüktür. Herkesin birbirine rakip, hatta potansiyel bir düşman gözüyle baktığı, esnaf dayanışmasının bittiği bir yerde ticaret de insanlık da tekleşir. İnsanlar, komşusunu bir destek unsuru olarak değil, potansiyel bir tehdit veya ekonomik bir fırsat/tehlike olarak görmeye başladığında, toplumun omurgası kırılır.<br>Bugün Malatya sokaklarında dolaşan insanların en büyük şikyeti, birbirlerine yabancılaşmış olmalarıdır. Eski Malatyalılar gitti, sanki başkaları geldi cümlesi, toplumsal kimliğin ve değerler sisteminin uğradığı büyük depremin özetidir. Değerler; aidiyet, vefa ve dürüstlük gibi kavramlar, zorluklar karşısında ilk feda edilenler olur. Toplumun genelinde birbirinin acısına karşı geliştirilen bir 'duygusal uyuşma' hali hkim. Kimse kimsenin elinden tutmuyor, kimse kimsenin derdiyle hemhal olmuyor. <br>Malatya&#39;da betonarme binalar, çarşılar, meydanlar, yollar, geniş caddeler elbet bir gün tamamlanıp nihai şeklini alacaktır. Ancak psiko-sosyal çözülme tedavi edilmediği, vicdan, merhamet ve ahlaki değerler yeniden inşa edilmediği sürece, o yeni binalar sadece birbirine yabancılaşmış, mutsuz, öfkeli ve sürekli çatışma halinde olan insanlara ev sahipliği yapmaya devam edecektir.<br>Bu şehrin yeniden ayağa kalkması, ekonomik teşviklere ve kentsel dönüşüm projeleriyle birlikte; ruhsal bir rehabilitasyona, birbirimizin yarasını görmeye ve o yitirilen 'ortak vicdan' ile 'ahilik ruhunu' yeniden tesis etmeye bağlıdır. Asıl mesele, insanlığımızı ve vicdanımızı kurtarmaktır.<br>Şehirle birlikte insanı onarmak…<br>Hoşça bakın zatınıza...<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-psiko-sosyal-cozulm_1787223913_FV7gsT.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Psiko-Sosyal Çözülme: Vicdanın, Merhametin ve Değerlerin Enkazı ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-psiko-sosyal-cozulm_1787223913_FV7gsT.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Prof. Dr. Pekdemir'den kritik uyarı: Sıcaklık arttıkça kalp krizi riski artıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-pekdemir-den-kritik-uyari-sicaklik-arttikca-kalp-krizi-riski-artiyor/114963/</link>
            <description><![CDATA[Aşırı sıcakların özellikle kalp hastaları için ciddi risk oluşturduğunu, sıcaklık artışıyla birlikte kalp krizi, ritim bozukluğu ve ani ölüm riskinin artabileceğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir, kalp hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/prof-dr-pekdemir-den-kritik-uyari-sicaklik-arttikca-kalp-krizi-riski-artiyor/114963/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 17:14:15 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>Aşırı sıcakların özellikle kalp hastaları için ciddi risk oluşturduğunu, sıcaklık artışıyla birlikte kalp krizi, ritim bozukluğu ve ani ölüm riskinin artabileceğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir, kalp hastalarının sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.</p><p>İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir, aşırı sıcakların özellikle kalp hastaları üzerindeki etkileri, oluşturabileceği ciddi riskler ve hastaların sıcak havalarda alması gereken önlemlerle ilgili İLKHA muhabirine önemli açıklamalarda bulundu.</p><p>Sıcak havaların, koroner arter hastalığı, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp kapak hastalığı, ciddi akciğer basıncı yüksekliği ve ritim bozukluğu bulunan hastaları daha fazla etkilediğini belirten Prof. Dr. Pekdemir, sıcaklık artışıyla birlikte kalp krizi ve ani ölüm riskinin de yükseldiğini ifade etti.</p><p>'Sıcaklık arttıkça kalp krizi riski de artıyor'</p><p>Sıcak havaların kalp hastaları üzerindeki etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Pekdemir, sıcaklık artışıyla birlikte kalp krizi ve ani ölüm riskinde artış görülebildiğini belirterek, 'Özellikle sıcaklık artışı ile beraber kalp krizi geçirme riskinde her santigrat derece artışında yüzde 2-3 gibi ölüm oranları, ani ölüm oranları, kalp krizi geçirme oranları artar.' dedi.</p><p>Aşırı sıcakların vücutta ciddi sıvı ve elektrolit kaybına neden olabileceğini ifade eden Pekdemir, bunun da kalp hastalarında çeşitli komplikasyonları beraberinde getirebileceğini söyledi.</p><p>Pekdemir, 'Özellikle sıcak havalarda aşırı sıvı kaybı, yine aşırı sıcağın etkisi ile vücut dengesinin bozulması, ani tansiyon düşüşleri, sıvı kaybı ile beraber dehidratasyon dediğimiz vücutta sıvı kaybı ve kanın akışkanlığının azalması ve yine sıvı kaybı ve aşırı sıcakların etkisi ile ciddi vücutta elektrolit dengesinin bozulması; bunlar ciddi aritmiler, kalp yetmezliğinin kötüleşmesi, özellikle tansiyon hastalarının durumunun ağırlaşması ve kalp krizlerinde artışları birlikte getirebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Kalp hastalarına sıcak hava uyarısı</p><p>Kalp hastalarının özellikle günün en sıcak saatlerinde güneş altında bulunmaktan kaçınmaları gerektiğini belirten Pekdemir, mümkün olduğunca serin ortamlarda bulunulmasını tavsiye etti.</p><p>Pekdemir, 'Bu tür hastaların genellikle sıcak havalarda kendilerini serin ortamlarda korumaları, özellikle gündüz saat 11.00 ile 17.00 arasında çok güneş altında, aşırı sıcak ortamda bulunmamaları, mümkünse işlerini bu saatlerin dışında yapmaları gerekiyor. İhtiyaç olmadan, çok susamadan yine su içmeleri, sıvı takviyeleri yapmaları gerekir.' dedi.</p><p>Ancak kalp yetmezliği bulunan hastaların sıvı tüketiminde dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Pekdemir, fazla sıvı alımının bazı hastalarda kalp yetmezliğini ağırlaştırabileceğini belirtti.</p><p>'Kalp yetmezliği olanlar sıvı dengesine dikkat etmeli'</p><p>Özellikle ciddi ritim bozukluğu, hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği bulunan kişilerin sıcak havaların etkisinden korunması gerektiğini ifade eden Pekdemir, 'Mecbur kalmadıkça güneş altında fazla kalmalarını önermiyoruz.' diye konuştu.</p><p>Kalp yetmezliği bulunan ve yoğun ilaç kullanan hastalarda elektrolit dengesizliğinin daha önemli hale geldiğini belirten Pekdemir, aşırı sıcaklarla birlikte sıvı kaybının bu tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini söyledi.</p><p>Pekdemir, 'Eğer kalp yetmezliği varsa aşırı sıcak havalarda yine de sıvı dengesine dikkat etmesi gerekiyor. Aşırı su tüketmek bazen kalp hastalarına, kalp yetmezliği olan hastalara ciddi yük getirebilir, kalp yetmezliğini artırabilir. Bu türlü hastaların aldığı, çıkardığı dengesini koruyarak sıvı dengesini ona göre ayarlamasını istiyoruz.' ifadelerini kullandı.</p><p>Kalp krizi geçiren hastalar daha dikkatli olmalı</p><p>Yakın zamanda kalp krizi geçirmiş ve stent takılmış hastaların sıcak havalarda sıvı kaybına karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Pekdemir, dehidratasyonun ciddi riskler oluşturabileceğini belirtti.</p><p>Pekdemir, 'Yine koroner arter hastalığı, yüksek tansiyon olan hastalarda dehidratasyon çok önemli. Yakın zamanda kalp krizi geçirmiş bir hastaysa ciddi sıvı kaybı olduğu zaman kanın akışkanlığı artacağı için stentlerin trombozunda, stentlerin yerinden tıkanmasında veya kalp krizinin tetiklenmesinde biraz önce de bahsettiğim gibi yüzde 2-3 her santigrat derece artışında kalp krizinin tetiklenmesine arttığına dair yayınlar var.' dedi.</p><p>Bu hastaların terlemeyle kaybettikleri sıvıyı yerine koymaları gerektiğini belirten Pekdemir, susama hissinin oluşmasını beklemeden yeterli sıvı alınmasını tavsiye etti.</p><p>'İlaç kullanan hastalar doktor kontrolünde hareket etmeli'</p><p>Sıcak havalarda özellikle kalp yetmezliği hastalarının kullandığı idrar söktürücü ilaçlara da dikkat edilmesi gerektiğini belirten Pekdemir, sıvı kaybının arttığı dönemlerde ilaç dozlarının doktor tarafından yeniden değerlendirilmesinin gerekebileceğini söyledi.</p><p>Pekdemir, 'İlaç kullananlara önerimiz şu, sıcak havalarda kalp yetmezliği olanlarda sıvı kaybı fazla olacağı için idrar söktürücü ilaçların dengeli ayarlanması gerekir. Bazen çok sıcak havalarda dozunu azaltmak gerekebilir. Onun dışında ekstra normal rutinlerine devam etsinler. Yeter ki kaybettikleri sıvıları tekrar alsınlar.' ifadelerini kullandı.</p><p>'Göğüs ağrısı ve nefes darlığı geçmiyorsa hastaneye başvurun'</p><p>Sıcak havaya maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan bazı belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Pekdemir, dinlenme ve sıvı alımına rağmen geçmeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çarpıntının önemli bir uyarı işareti olduğunu söyledi.</p><p>Pekdemir, 'Çok aşırı bir hasta sıcak havaya maruz kaldığı zaman istirahat ettiğinde, dinlendiğinde, gölgeye geçtiğinde, sıvı aldığında geçmeyen göğüs ağrısı, geçmeyen nefes darlığı, geçmeyen çarpıntıları varsa, belli bir süre dinlendikten, sıvı aldıktan sonra bunlar düzelmiyorsa, özellikle de tansiyon düşüklüğü ve bilinç kaybına gidecek derecede bir halsizlik, bitkinlik oluşmuşsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalı.' uyarısında bulundu. (İLKHA)</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/prof-dr-pekdemir-den-kritik-uy_1787148854_oqEe5Z.jpg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Prof. Dr. Pekdemir'den kritik uyarı: Sıcaklık arttıkça kalp krizi riski artıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/prof-dr-pekdemir-den-kritik-uy_1787148854_oqEe5Z.jpg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Anadolu Sağlık Turizmi Zirvesi Konya’da Gerçekleştirilecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/anadolu-saglik-turizmi-zirvesi-konya-da-gerceklestirilecek/114959/</link>
            <description><![CDATA[Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu iş birliğinde düzenlenecek zirvede; sağlık turizmi, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri ele alınacak.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/anadolu-saglik-turizmi-zirvesi-konya-da-gerceklestirilecek/114959/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 15:52:19 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>MALATYA (MHA) - Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu iş birliğinde düzenlenecek zirvede; sağlık turizmi, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri ve uluslararası ekonomik iş birlikleri ele alınacak.</strong></p><p>Uluslararası Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKON) ile Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (SANKON) iş birliğinde düzenlenecek Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, 18–19 Eylül 2026 tarihlerinde Konya&#39;da gerçekleştirilecek.</p><p>Zirvede Türkiye&#39;nin sağlık turizmindeki güçlü potansiyelinin Anadolu şehirlerine yayılması, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi, sağlık turizmi yatırımlarının artırılması ve Türkiye&#39;nin küresel pazardaki konumunun güçlendirilmesi konuları değerlendirilecek.</p><p>Anadolu&#39;nun potansiyeli uluslararası alana taşınacak</p><p>SATKON Genel Başkanı Ali Altuntaş, yaptığı yazılı açıklamada Anadolu&#39;nun sağlık kuruluşları, üniversiteleri, sağlık profesyonelleri, termal kaynakları, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle sağlık turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirtti.</p><p>Bu potansiyelin uluslararası alanda daha etkin biçimde tanıtılması gerektiğini ifade eden Altuntaş, zirvede yeni iş birliği modellerinin de ele alınacağını kaydetti.</p><p>Yatırım ve ticaret başlıkları görüşülecek</p><p>Zirvede sağlık turizminin yanı sıra ekonomik iş birliği, yatırım, ticaret, sağlık teknolojileri, uluslararası hasta hareketliliği ve ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi de gündeme taşınacak.</p><p>Sağlık turizminin yalnızca sağlık hizmetlerinden oluşmadığına dikkat çeken Altuntaş, sektörün yatırım, istihdam, ihracat ve uluslararası ekonomik iş birliği bakımından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Altuntaş, Anadolu şehirlerinin bu süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.</p><p>'Zirve Anadolu&#39;ya önemli katkı sağlayacak'</p><p>SATKON Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haşmet Mesut Özsoy ise Türkiye&#39;nin nitelikli sağlık insan gücü, modern sağlık altyapısı ve bilimsel kapasitesiyle dünya sağlık turizminde önemli bir merkez olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti.</p><p>Konya&#39;da gerçekleştirilecek zirvenin sağlık turizminin Anadolu&#39;da daha güçlü şekilde gelişmesine katkı sağlayacağını aktaran Özsoy, organizasyonun uluslararası bağlantıların artırılması açısından da önemli olduğunu kaydetti.</p><p>Sürdürülebilir iş birlikleri hedefleniyor</p><p>Zirveyle Türkiye&#39;nin farklı bölgelerinde sağlık turizminin geliştirilmesi, uluslararası sağlık kuruluşları ve yatırımcılarla yeni bağlantılar kurulması ve sektörde faaliyet gösteren kurumlar arasında sürdürülebilir iş birlikleri oluşturulması hedefleniyor.</p><p>Anadolu Sağlık Turizmi ve Ekonomik İşbirliği Zirvesi, Türkiye&#39;nin sağlık turizmi vizyonuyla Anadolu&#39;nun ekonomik ve sosyal potansiyelini uluslararası platformda buluşturacak.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/anadolu-saglik-turizmi-zirvesi_1787143937_Ezg0xA.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Anadolu Sağlık Turizmi Zirvesi Konya’da Gerçekleştirilecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/anadolu-saglik-turizmi-zirvesi_1787143937_Ezg0xA.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Malatya’da Sağlık Alanında Bir İlk: Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi Düzenlenecek]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-saglik-alaninda-bir-ilk-uluslararasi-pediatrik-aciller-kongresi-duzenlenecek/114928/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Üniversitesi, ATUDER, Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğiyle düzenlenecek 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi, 28–30 Ağustos 2026’da gerçekleştirilecek. Kongrede 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150’den fazla sözlü sunum yer alacak.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/malatya-da-saglik-alaninda-bir-ilk-uluslararasi-pediatrik-aciller-kongresi-duzenlenecek/114928/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:45:30 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p><strong>Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER), Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi iş birliğiyle 28–30 Ağustos 2026 tarihleri arasında 1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi&#39;ni gerçekleştirecek. Deprem sonrasında Malatya&#39;da düzenlenecek sağlık alanında ilk uluslararası kongre olma özelliğini taşıyan organizasyonda 108 konuşmacı, 36 bilimsel oturum ve 150&#39;den fazla sözlü sunum yer alacak.</strong><br>Pediatrik acil tıp alanında çalışan ulusal ve uluslararası bilim insanlarını, akademisyenleri ve sağlık profesyonellerini aynı platformda buluşturacak kongre, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü&#39;nde gerçekleştirilecek.<br>ÖZKAN: 'AKADEMİK SÜREÇLERDE HIZLA İLERLİYORUZ'<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Selim Özkan, kongrenin üniversite ve Malatya açısından önemli bir akademik faaliyet olduğunu belirtti.<br>Prof. Dr. Özkan, 'Malatya Turgut Özal Üniversitesi, 28–30 Ağustos tarihleri arasında önemli bir akademik faaliyete ev sahipliği yapacak. İlk kez düzenlenecek Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi&#39;nin geniş katılımlı olmasını bekliyoruz. Üniversitemiz henüz genç olmasına rağmen akademik faaliyetlerde ve bilimsel süreçlerde oldukça hızlı ilerliyor.' dedi.<br>Kongrenin yurt içinden ve yurt dışından geniş katılımla gerçekleştirileceğini ifade eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:<br>'Üniversitemizin öncülüğünde ve Tıp Fakültemiz Acil Tıp Anabilim Dalının rehberliğinde gerçekleştireceğimiz kongrede ulusal ve uluslararası katılımcıları Malatya&#39;da ağırlayacağız. Tüm bilim insanlarını ve sağlık profesyonellerini bu önemli akademik buluşmaya davet ediyoruz.'<br>DEPREM SONRASI MALATYA&#39;DA BİLİMSEL BİR İLK<br>Malatya Turgut Özal Üniversitesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu Doç. Dr. Bilgehan Demir ise kongrenin deprem sonrasında Malatya&#39;da gerçekleştirilecek sağlık alanında ilk uluslararası kongre niteliğinde olduğunu vurguladı.<br>Doç. Dr. Demir, '28–30 Ağustos tarihlerinde Malatya&#39;da düzenleyeceğimiz kongre, deprem sonrasında kentimizde gerçekleştirilecek ilk uluslararası kongre olma özelliğini taşıyor. Yurt dışından yaklaşık 11, il dışından ise 46 katılımcının yer almasının beklendiği organizasyonda toplam 108 konuşmacı görev alacak. Kongre boyunca 36 bilimsel oturum gerçekleştirilecek ve 150&#39;den fazla sözlü sunum yapılacak.' ifadelerini kullandı.<br>Kongrenin kapsamlı bir bilimsel buluşma olacağını belirten Demir, 'Bilimsel aktivitelere gönül veren tüm sağlık neferlerini bu büyük bilim şöleninde aramızda görmek istiyoruz.' diyerek sağlık profesyonellerini Malatya&#39;ya davet etti.<br>PEDİATRİK ACİL TIPTA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR ELE ALINACAK<br>Kongrenin bilimsel programında çocuk acil tıbbındaki güncel yaklaşımlar, kritik hasta yönetimi, ECMO uygulamaları, resüsitasyon, travma, yoğun bakım süreçleri ve geleceğin sağlık teknolojileri multidisipliner bir bakış açısıyla ele alınacak.<br>Alanında deneyimli ulusal ve uluslararası konuşmacıların yer alacağı programda konferanslar, paneller ve interaktif oturumların yanı sıra uygulamalı REBOA ve ECMO kursları da düzenlenecek. Katılımcılara teorik bilgilerini uygulamayla destekleme ve farklı disiplinlerden uzmanlarla deneyim paylaşma imknı sunulacak.<br>BİLİMSEL PAYLAŞIM VE YENİ İŞ BİRLİKLERİ<br>Resmî dili Türkçe ve İngilizce olarak belirlenen kongrenin; bilimsel bilgi paylaşımının artırılmasına, mesleki dayanışmanın güçlendirilmesine ve yeni ulusal ve uluslararası akademik iş birliklerinin kurulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.<br>Üç gün sürecek organizasyonun, Malatya&#39;nın deprem sonrası akademik ve bilimsel görünürlüğüne katkıda bulunmasının yanı sıra kentin tarihî, kültürel ve doğal değerlerinin tanıtımına da destek olması bekleniyor.<br>KONGRE BİLGİLERİ<br>Etkinlik    1. Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi<br>Tarih    28–30 Ağustos 2026<br>Yer    Malatya Turgut Özal Üniversitesi Battalgazi Kampüsü<br>İş birliği    Malatya Turgut Özal Üniversitesi, ATUDER, Yeşilyurt Belediyesi ve Battalgazi Belediyesi<br>Kongre dili    Türkçe ve İngilizce<br>İnternet    www.pediatrikaciller44.com<br> </p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/malatya-da-saglik-alaninda-bir_1787057129_746Xkv.jpeg" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Malatya’da Sağlık Alanında Bir İlk: Uluslararası Pediatrik Aciller Kongresi Düzenlenecek ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/malatya-da-saglik-alaninda-bir_1787057129_746Xkv.jpeg"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
        <item>
            <title><![CDATA[Botoksun Estetik Dışındaki Yüzü: Spastisite Tedavisinde Kullanılıyor]]></title>
            <link>https://www.malatyacadde.com/botoksun-estetik-disindaki-yuzu-spastisite-tedavisinde-kullaniliyor/114854/</link>
            <description><![CDATA[Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi’nde uygulanan botulinum toksini tedavisiyle, nörolojik hastalıklar sonrası ortaya çıkan spastisitenin azaltılması ve hastaların hareket kabiliyetlerinin artırılması hedefleniyor.]]></description>
            <guid>https://www.malatyacadde.com/botoksun-estetik-disindaki-yuzu-spastisite-tedavisinde-kullaniliyor/114854/</guid>
            <category domain="https://www.malatyacadde.com/haberler/saglik/">Sağlık</category>
            <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 01:17:21 +0300</pubDate>
            <content:encoded><![CDATA[ <p>MALATYA (MHA) - <strong>Estetik uygulamalarla bilinen botulinum toksini, nörolojik hastalıklara bağlı gelişen kas sertliğinin tedavisinde de önemli rol oynuyor. Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde uygulanan tedaviyle hastaların hareket kabiliyetinin ve yaşam kalitesinin artırılması hedefleniyor.</strong></p><p>Botoks denildiğinde ilk akla gelen estetik ve gençleşme uygulamaları olsa da tıbbi adıyla botulinum toksini, fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında önemli bir tedavi yöntemi olarak kullanılıyor.</p><p>Malatya Turgut Özal Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Tülay Yıldırım tarafından uygulanan botulinum toksini enjeksiyonuyla özellikle nörolojik hastalıkların ardından gelişen spastisitenin azaltılması ve hastaların hareket kabiliyetlerinin artırılması amaçlanıyor.</p><p>Kaslardaki istemsiz sertliğe müdahale</p><p>Botulinum toksininin estetik dışında önemli bir tıbbi kullanım alanının bulunduğunu belirten Yıldırım, spastisitenin hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyebildiğini söyledi.</p><p>Spastisiteyi kaslarda gelişen istemsiz ve kontrol edilemeyen sertlik olarak tanımlayan Yıldırım, durumun özellikle nörolojik rahatsızlıklarda görüldüğünü ifade ederek, 'Spastik çocuklarda, inmelerde, beyin kanamalarına bağlı inmelerde, MS&#39;te ve bazen Parkinson&#39;da görülebiliyor. Kas istem dışı kasılıyor. Bu istemsiz hareket de hastanın hareketini engelliyor. Koldaysa kolunu kullanamaz, ayağındaysa yürüyemez hale gelebiliyor. Dolayısıyla hastanın yaşam kalitesini oldukça bozan ciddi bir sağlık sorunu' dedi.</p><p>Çevre illerden de hastalar geliyor</p><p>Botulinum toksini uygulamasının Turgut Özal Tıp Merkezi&#39;nde uzun yıllardır gerçekleştirildiğini kaydeden Yıldırım, hastaların tedaviye daha hızlı ulaşabilmeleri için randevu süreçlerini mümkün olduğunca kısa tutmaya çalıştıklarını belirtti.</p><p>Merkezin yalnızca Malatya&#39;ya hizmet vermediğine dikkat çeken Yıldırım, Adıyaman, Bingöl, Elazığ ve Kahramanmaraş başta olmak üzere çevre illerden de çok sayıda hastanın tedavi için başvurduğunu söyledi.</p><p>'Tek başına botulinum toksini yeterli değil'</p><p>Tedavinin yalnızca enjeksiyondan ibaret olmadığının altını çizen Yıldırım, botulinum toksini uygulamasının fizik tedavi ve egzersiz programlarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p><p>Yıldırım, 'Tek başına botulinum toksini enjeksiyonu bir işe yaramaz. Biz kasın sert kısmını gevşetiyoruz, sonrasında yoğun bir fizik tedaviyle kasın diğer kısmını güçlendirmeye çalışıyoruz. Hasta hareketini engelleyen sertliği yenip zayıf kasını çalıştırdığında, kullanamadığı kolunu kullanabilir hale gelebiliyor. Yürümesine engel olan durum da zaman içerisinde azalabiliyor' diye konuştu.</p><p>Tedavi tecrübe ve sabır gerektiriyor</p><p>Botulinum toksini uygulamasında hekim tecrübesinin ve düzenli hasta takibinin büyük önem taşıdığını ifade eden Yıldırım, her hasta için uygulanacak dozun ve enjeksiyon aralıklarının kişiye özel belirlendiğini söyledi.</p><p>Tedavinin sabır gerektiren bir süreç olduğunu aktaran Yıldırım, hastanın yaşadığı zorlukların yanı sıra hekim ve sağlık ekibinin de sürecin içerisinde aktif olarak yer alması gerektiğini belirtti.</p><p>Etkisi 6 aya kadar sürebiliyor</p><p>Botulinum toksini uygulamasının kalıcı bir tedavi olmadığını da hatırlatan Yıldırım, uygulamanın etkisinin 6 aya kadar devam edebildiğini, hastanın durumuna göre enjeksiyonun daha sonra tekrarlanabildiğini kaydetti.</p><p>Tedaviden fayda gören hastaların yeniden başvurduğunu ifade eden Yıldırım, 'Botulinum toksini fizik tedavi ve rehabilitasyon alanının önemli ajanlarından biri. Ancak mutlaka fizik tedavi, rehabilitasyon ve egzersiz uygulamalarıyla desteklenmesi gerekiyor. İhtiyacı olan hastalarda bu işin uzmanı bir hekim tarafından uygulanmalı ve hasta mutlaka takip edilmeli. Bir kere yapılıp bırakılacak bir tedavi değil' ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
            <media:content url="https://i.malatyacadde.com/c/60/1280x720/s/dosya/haber/botoksun-estetik-disindaki-yuz_1786832237_FRHL6z.png" type="image/jpeg" expression="full" width="1280" height="720">
                <media:description type="plain">
                    <![CDATA[ Botoksun Estetik Dışındaki Yüzü: Spastisite Tedavisinde Kullanılıyor ]]>
                </media:description>
                <media:thumbnail url="https://i.malatyacadde.com/c/60/370x208/s/dosya/haber/botoksun-estetik-disindaki-yuz_1786832237_FRHL6z.png"/>
                <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                    <![CDATA[ Malatya Cadde Haber ]]>
                </media:credit>
            </media:content>
            <dc:creator>Malatya Cadde Haber</dc:creator>
        </item>
    </channel>
</rss>