Rodos'un Sessiz Bekçileri: Kayıp Dev Kolossos'un İzleri Yaşıyor

Doç. Dr. Devrim Alkaya, Rodos Mandraki Limanı'nda Antik Dünyanın Yedi Harikası arasında gösterilen Kolossos'un izlerini ve efsanelerin turizm üzerindeki etkisini değerlendirdi

Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Rodos'un Sessiz Bekçileri: Kayıp Dev Kolossos'un İzleri Yaşıyor

Doç. Dr. Devrim Alkaya, Rodos Mandraki Limanı’na ilişkin tarihi anlatılar ve kültürel mirasın turizm üzerindeki etkisine dikkat çekti. İnşaat Yüksek Mühendisi, TV programcısı ve kültürel miras uzmanı olan Alkaya, dünyanın en önemli antik miraslarından biri kabul edilen Kolossos efsanesinin bugün hâlâ bölge turizmine katkı sunduğunu ifade etti.

Rodos’a gelen ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri olan Mandraki Limanı; liman girişindeki geyik heykelleri, tarihi yel değirmenleri, Aziz Nikolaos Kalesi ve çevresindeki tarihi yapılarla dikkat çekiyor. Ancak bölgenin en güçlü çekim unsurlarından biri, Antik Dünyanın Yedi Harikası arasında gösterilen Kolossos’un hikâyesi olarak öne çıkıyor.

Alkaya, bugün liman girişinde yer alan Elafos ve Elafina isimli geyik heykellerinin yalnızca dekoratif figürler olmadığını belirterek, bunların kayıp bir medeniyet mirasının sembolü hâline geldiğini söyledi.

Tarihi kaynaklara göre MÖ 305 yılında Rodos’u kuşatan Makedon komutan Demetrios Poliorketes’in başarısız kuşatmasının ardından şehirde bırakılan savaş araçları eritildi ve elde edilen bronzlarla güneş tanrısı Helios adına dev bir heykel inşa edildi.

Yaklaşık 30–33 metre yüksekliğe sahip olduğu belirtilen Kolossos, dönemin mühendislik başarılarından biri olarak kabul edildi. Ancak MÖ 226 yılında meydana gelen büyük deprem sonrası heykel yıkıldı. Zaman içinde parçalarının da ortadan kaybolduğu ve geriye yalnızca anlatılarının kaldığı ifade ediliyor.

Alkaya, günümüzde limanın girişinde bulunan geyik heykellerinin yalnızca bir sembol olmadığını, aynı zamanda geçmiş ile bugün arasında bir bağ kurduğunu belirterek şunları söyledi:

“Turizm yalnızca tarihi yapıları göstermekle büyümüyor. İnsanlar hikâyelerin peşinden gidiyor. Efsaneler, kentlerin hafızasını canlı tutuyor ve ekonomik değere dönüşebiliyor.”

Anadolu’nun da benzer zenginliklere sahip olduğunu vurgulayan Alkaya, çok sayıda efsane, kültürel anlatı ve tarihsel miras unsurunun yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.

Alkaya, “Anadolu’nun içinde bulunan gizemli hikâyelerin ortaya çıkarılması, bunların belgesel, film ve kültürel projelerle anlatılması yalnızca kültürel bir görev değil, aynı zamanda ülke turizmi açısından önemli bir gerekliliktir. Edebiyatçılara, tarihçilere, halk bilimcilere, kültürel miras uzmanlarına ve medya dünyasına önemli görevler düşüyor” dedi.

Bülten

Bakmadan Geçme