• Haberler
  • Kültür-Sanat
  • Doç. Dr. Devrim Alkaya Selanik'te Bizans Müzesi'ni anlattı: 'Anadolu'nun kıymetini bir kez daha anladım'

Doç. Dr. Devrim Alkaya Selanik'te Bizans Müzesi'ni anlattı: 'Anadolu'nun kıymetini bir kez daha anladım'

Kültürel Miras ve Ekoturizm Uzmanı Doç. Dr. Devrim Alkaya, 'Suyun Öteki Yakası' programının 3. bölümünde Selanik Bizans Müzesi'ni ele aldı. Müzenin mimarisi, Bizans ve post-Bizans dönemine ait eserleri ile erken Hristiyanlık dönemi mezar kültürünü değerlendiren Alkaya, Selanik'teki tarihsel miras üzerinden Anadolu'nun binlerce yıllık kültürel zenginliğine dikkat çekti.

Malatya Cadde Haber kaynağını Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin!
Youtube Kanalı
Youtube Kanalı
Abone Ol
Doç. Dr. Devrim Alkaya Selanik'te Bizans Müzesi'ni anlattı: 'Anadolu'nun kıymetini bir kez daha anladım'

İnşaat Yüksek Mühendisi ve Kamu Yöneticisi, Kültürel Miras ve Ekoturizm Uzmanı Doç. Dr. Devrim Alkaya, Selanik’te bulunan Bizans Kültürü Müzesi’ni ziyaret ederek müzenin tarihsel ve kültürel önemini değerlendirdi. Alkaya, “Suyun Öteki Yakası” programının 3. bölümünde gerçekleştirdiği anlatımda, Selanik’teki Bizans mirasından Anadolu’nun çok katmanlı tarihine uzanan bir değerlendirme yaptı.

Ege’nin karşı kıyısında yer alan Selanik’in farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan önemli kentlerden biri olduğuna dikkat çeken Alkaya, bu kez kentin tarihsel mirasını farklı bir bakış açısıyla ortaya koyan Bizans Kültürü Müzesi’ni ele aldı.

Modern mimari ile tarih buluşuyor

Alkaya’nın aktardığı bilgilere göre müze binası, daha girişte mimari yapısıyla dikkat çekiyor. Yunan mimar, ressam ve şair Kyriakos Krokos’un ödüllü projesi kapsamında 1989-1993 yılları arasında inşa edilen yapı, 1994 yılında ziyaretçilere açıldı.

Krokos’un tasarımında tarihî yapıları doğrudan taklit etmek yerine modern ve sade bir mimari anlayışın tercih edildiğini belirten Alkaya, müze binasının modern mimari ile tarihî miras arasında özgün bir ilişki kurduğunu ifade etti. Yapının 2001 yılında tarihî anıt ve sanat eseri olarak tescil edildiğini de aktardı.

11 galeride Bizans ve post-Bizans mirası

Müzenin kalıcı sergisinin 11 galeriden oluştuğunu belirten Alkaya, koleksiyonda farklı dönemlere ait çok sayıda eserin bir arada sergilendiğine dikkat çekti.

Mozaikler, duvar resimleri, mermer mimari parçalar, mezar buluntuları, günlük kullanım eşyaları, ibadet araçları ve ikonaların Bizans ile post-Bizans kültürünün farklı yönlerini ortaya koyduğunu belirten Alkaya, müzenin yalnızca bir sanat koleksiyonu değil, aynı zamanda dönemin sosyal ve kültürel yaşamına ışık tutan önemli bir merkez olduğunu vurguladı.

Müzenin 2005 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’ne layık görüldüğünü de hatırlatan Alkaya, bunun bir Yunan kamu müzesine verilen ilk Avrupa Konseyi Müze Ödülü olması bakımından ayrıca önem taşıdığını ifade etti.

Ölüm ve defin kültürü dikkat çekti

Alkaya’nın müzede özellikle dikkatini çeken bölümlerden biri ise ölüm ve defin kültürünün anlatıldığı salonlar oldu.

Erken Hristiyanlık dönemine ait hipojelerde bulunan duvar resimlerinin dönemin inanç dünyasını anlamak açısından önemli ipuçları taşıdığını belirten Alkaya, müzedeki eserlerin Anadolu’daki arkeolojik mirasla güçlü bağlantılar kurmaya imkân verdiğini söyledi.

İznik’teki hipojelerden Efes’in Yamaç Evleri’ne, Zeugma mozaiklerinden Anadolu’nun farklı bölgelerindeki antik kentlere kadar uzanan kültürel mirasın benzer bir tarihsel bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

İkonalar ve altın yaldızlı eserler

Müzenin ikonaların ve altın yaldızlı rölyeflerin yer aldığı bölümlerinin de ziyaretçide güçlü bir etki bıraktığını ifade eden Alkaya, Meryem, İsa, azizler ve kutsal sahnelerin tasvir edildiği ikonaların yalnızca dinî sanat eserleri olmadığını belirtti.

Yüzyıllar boyunca gelişen sanat anlayışının izlerini taşıyan ikonaların, aynı zamanda dönemin kültürel ve toplumsal dünyasının önemli tanıkları olduğunu kaydeden Alkaya, müzeyi gezerken zaman algısının farklılaştığını ifade etti.

Selanik’ten Anadolu’ya uzanan tarih

Selanik Bizans Müzesi’ni gezerken Türkiye’deki müzeleri düşünmemenin mümkün olmadığını belirten Alkaya, Anadolu’nun insanlık tarihinin en zengin kültür coğrafyalarından biri olduğunu vurguladı.

Hititlerden Friglere, Lidyalılardan Helenistik döneme, Roma ve Bizans’tan Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine kadar çok sayıda medeniyetin Anadolu’da iz bıraktığına dikkat çeken Alkaya, Türkiye’deki önemli müzelerin bu tarihsel birikimin farklı katmanlarını gelecek kuşaklara aktardığını ifade etti.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Zeugma ve Antalya’daki müzelerin bu büyük kültürel mirasın farklı dönemlerini yansıttığını belirten Alkaya, Bizans tarihinin önemli merkezlerinin de Anadolu coğrafyasında bulunduğunu hatırlattı.

İstanbul’dan İznik’e, Kapadokya’dan Efes’e kadar uzanan geniş coğrafyanın Bizans döneminin mimari ve kültürel mirasında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Alkaya, Selanik’teki müze gezisinin de Anadolu ile Balkanlar arasındaki tarihsel ve kültürel bağları yeniden düşünme fırsatı sunduğunu belirtti.

“Anadolu büyük bir kültür atlasıdır”

Alkaya, değerlendirmesinde Anadolu’nun yalnızca geçmiş medeniyetlerin yaşadığı bir coğrafya olmadığını, insanlık tarihinin farklı dönemlerinin üst üste yazıldığı büyük bir kültür atlası olduğunu vurguladı.

Tarihî ve kültürel mirasın korunmasının gelecek kuşaklara karşı ortak bir sorumluluk olduğunu belirten Alkaya, Selanik Bizans Müzesi’nde yaptığı gezinin ardından Türkiye’nin sahip olduğu kültürel zenginliğin önemini bir kez daha hissettiğini ifade etti.

Alkaya, Selanik’te Bizans Müzesi’nde dolaşırken zihninde sürekli Anadolu’nun belirdiğini belirterek, sahip olunan tarihsel birikimin yalnızca geçmişin mirası değil, gelecek nesillere bırakılacak en değerli hazinelerden biri olduğunu vurguladı.

Bülten

Bakmadan Geçme