Cuma hutbesi: Zekât ve fıtır sadakası
Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan ve Türkiye'nin 81 ilindeki camilerde okunacak bu haftaki hutbenin konusu zekât ve fıtır sadakasının önemi olarak belirlendi.
Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan ve Türkiye'nin 81 ilindeki camilerde okunacak bu haftaki hutbenin konusu zekt ve fıtır sadakasının önemi olarak belirlendi.
'Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır.' Ayetiyle başlayan haftalık hutbenin tamamı ise şöyle:
'Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imknlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekt ve fıtır sadakasıdır.
Aziz Müminler!
Zekt, İslam'ın beş temel esasından biridir. Zekt, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir. 'Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır.' ayetinde buyrulduğu üzere zekt, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Zekt, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekt, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar. Zekt vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekt, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in buyurduğu üzere, '…Zekt, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.'
Değerli Müminler!
Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir. Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı, merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilzirae dönüşmektedir.
Aziz Müslümanlar!
Zekt ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekt ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imknları ebedi kazanca dönüştürmektir. Hutbemizi Cenb-ı Hakk'ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: 'Namazı kılın, zektı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.'' (İLKHA)