Varlık Muhasebesi

Hepimiz, toplumun her kesimi noksansız olarak sürekli bir iç muhasebe yapar. Bu muhasebe genellikle dünyevi işlerle ilgili bir iç istişaredir. Kimimiz karıyı, kimimiz kızı, kimimiz anayı, kimimiz parayı... Sürekli bir, ne olacak ya da ne yapılmalı sorusu... Nasıl böyle oldular veya olmamalıydılar... Ben de dahil hepimizin aklı bu ve benzeri soru ve sorunlarla meşgul değil mi? Ömür dediğin şey böyle yitip gitmiyor mu? Uhrevi bir amelle meşgulken dahi sürekli olarak dünyevi bir meşguliyet içinde değil miyiz? Sahi kaçımız "acaba niye varız" diye sürekli soruyor kendine? Kaçımız "feey ne tezhebun" diyor, gidişatın sonunu sorguluyor? İnsanoğlu var olduğundan bu yana insanın kafasını meşgul eden en önemli sual varlığın nedeni değil midir? Hoş, ilkel zamanda daha çok sorulan bu tarz sorular modern çağda daha bir azaldı! Artık varlık muhasebesi bilim insanlarını ilgilendiren bir alan oldu. Peki böyle mi olmalıydı? Ahirete sevdalı insanlar böyle mi susmalıydı? İnsanlar iç sesini bile bastırarak mı cennete sevdalanmalıydı? Allah ağız tadını bozan ölümü çokca anın demiyor mu? O halde neden hala ağzımızın tadı yerinde? Sahi kaçımızın umurunda ölüm? Esas muhasebe bizim neyimize mi demeli? Bence yanlış giden bir şeyler var. İlkel çağlarda yaşayanlar kadar olamıyor muyuz? Neden bir de kendimizle meşgul olmuyoruz? Sahi kaçımız gerçek manada "ahiret yurdunu" önemsiyoruz? Her şeyin sonucunu merak eden bizler neden kendi sonumuzu düşünüyor muyuz? Allah-u Teala'nın bizi yaratmış olma sebebini biliyor muyuz veya bunun şuurunda hareket ediyor muyuz? Ödevlerimizi yapıp Rabb'e öyle teslim olmak bilincini taşıyor muyuz? İddia sonucunu bile heyecanla gözleyen yüzbinler..! Size soruyorum? Kaçımızın bir davası var? Veya kaçımız hak bir davayı can-ı gönülden savunuyoruz? Kaçımız bir terör örgütü mensubunun batıl davasına sadakati kadar İslam'a sahip çıkıyor, onu savunuyoruz? Hepsinden öte kaçımızın bir davası var? Hangimiz bir davanın eriyiz? Hak veya batıl... İyi bir Ateist veya Komünist olanınız var mı? Elhamdulillah Müslüman'ız'ı ben de sürekli tekrar ediyorum! Sürekli tekrar edip duran bizlerin İslam Davası'nın şiarlarından haberi var mı? Ya da haberi olanlar hayat sahalarında bunları tatbik ediyorlar mı? Sahi bu ve benzeri sorular kafamızı gerçekten meşgul ediyor mu? Şimdi de yaşanmış bir hikaye ile sizleri baş başa bırakıyorum! Gündüzbey'de bir mübarek... Adı Şeyh Hasan! Ömrünün son demlerinde...Azrail'le gezmekte! Bir gün yine cemaate namaz kıldıracak. Tam kamet getirilmiş namaza durulacak. Dönüp cemaate seslenir; -Ey cemaat! Yönünüzü kıbleye dönün! Cemaatte bir hırıltı, bir inilti, bir fısıldaşma... Galiba bizim Şeyh artık kafayı yedi, iyiden iyiye yaşlandı, derler. Cemaatin sürekli müdavimlerinden biri çıkıp sorar; -Ey Şeyh Hasan! Yönümüzü kıbleye dönmüşüz ya, der. Bunun üzerine Şeyh Hasan şu ibretlik cevabı verir; -Hayır! Hepinizin yönü Dünya ve Dünyalık da! Kiminiz eşeğin samanında, kiminiz zeytinin zammında! Bir kısmınız kızın çeyizinde, bir kısmınız davarın derdinde! Bari mescidde sahih olarak Allah'ı zikredin! Gerçek manada Ahiret Hayatı'nı ve kendinizi muhakeme edin! Muhasebesini gereği gibi yapıp, güzel bir sonuçla muhakeme olunmak temenni ve duasıyla...    
Son Yazıları Tüm Yazıları

EDİTÖR SEÇİMİ

SON DAKİKA

Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom